Oca
21
2008
|
Hayek ve Liberalizm |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 561 kez
Bütün bilim adamlarını, filozofları, eleştirmenleri, mucitleri hasılı insanlar için bir şeyler yapma sevdasında olanları anlayabilmek için öncelikle onların hangi ortamda ve hangi şartlarda yaşadıklarına bakmak gerekmektedir. Böyle bir yol ve gidişat izlersek inceldiğiniz veya anlamaya çalıştığımız kişiyi tanımada kolaylık sağlamış oluruz.
Friedrich August Von Hayek'i de bu çerçevede incelemeye çalıştığımızda
onun yaşadığı dönemde ikinci dünya savaşı ve öncesi fikri
tartışmaların sosyalizm ağırlıklı olduğunu görürüz. Dönemim
konsensüsü, iktisadi planlama, iktisadi büyüme için hedefler koyma,
tam istihdam politikası, devletin kapsamları refah hizmetleri ve
gelirin yeniden dağıtımından yanaydı. Oysa ki Hayek bu konsensüse hiç
katılmamaktaydı.
Hayek'in The Road to Serfdom adlı kitabında ortaya koyduğu fikirler
bir çok fikir ve eylem adamının görüşlerinde önemli ve gözle görülür
değişiklikler meydana getirmiştir.
Bir yandan yukarıda belirtilen konsensüsün olumsuz ve tahripkar
etkileri kendini gösterirken, Hayek, özgür toplumun ilkelerini
açıkladığı The Constitution of Liberty ile özgür toplumdan yana
olanlara güçlü bir silah sunmuş ardından Law Legislation and Liberty
de, liberal sosyal düzenin hassas yapısını güçlendirmek için gereken
hukuki ve anayasal çerçeveyi ortaya koymuştur.
Hayek bütün büyük sosyal hareketlere politikacılar tarafından değil,
düşünce adamlarınca önderlik edildiği görüşüne sahiptir. Öyle ki dünya
politikasının önde gelen bir çok şahsiyeti onun çalışmalarını yalnız
okumakla kalmamış onlardan etkilenmişlerdir de.
Hayek, özellikle liberalizmin yeniden yorumlanmasından ve liberalizmin
Avusturya ekolünün başı olmasından tanınır. O sadece ekonomik teori ve
politikaları konusunda değil, çok çeşitli konularda faaliyet gösterdi.
Bunların arasında yöntem bilim, felsefe, psikoloji ve tarihi
sayabiliriz.
HAYEK ve LİBERALİZM
1 - Hayek'in Hayatı ve Eserleri
a) Hayek'in Hayatı
Hayek, 8 Mayıs 1899'da Viyanada doğdu. Tabi bilimler alanında kökü
geleneği olan bir aileye mensuptu. Büyükbalarından biri zoolog, diğeri
de istatistikçi olup Avusturya İstatistik Komisyonu Başkanı idi.
Babası da tıp doktoru olan Hayek'in kardeşlerinden biri Viyana'da
anatomi profesörü, diğeri bir başka yerde kimya profesörü idi.
Kendisinin tabi bilimler sahasından ayrı kalmasına rağmen aile
geleneği devam etti. Kızı biyolog oğlu bakteriyolog oldu.( 1)
Hayek, şüphesiz entellektüel çevresinin büyük yararını görmüştür. Daha
ekonomi kelimesinin anlamını öğrenmeden babasının arkadaşı Eugen Von
Böhm Baverk gibi büyük iktisatçıları tanımıştı. Bu sıfatla Viyana
Üniversitesine girmesi yine hukuk (1921) ve siyasal bilim (1923)
alanlarında iki doktora payesi alması gayet normaldi.
Hayek John Maynard Keynes ile ilk defa 1928'de Londra'da tanışmıştır.
1950 ye kadar kaldığı Londra Üniversitesi'ne İstatistik ve İktisat
Profesörü olarak atandı. İngiltere'de gördüğü itibar onu o kadar
etkiledi ki, Alman kuvvetlerinin doğduğu ülke olan Avusturya'yı
işgalinden hemen bir kaç hafta önce, 1938'de Britanya tabiiyetine
geçti. Hayek'in Keynes ile arkadaşlığı savaş yılları boyunca sürdü.
Hayek in pür İktisat teorisi üzene incelemeleri 1941 deki The Pure
Theory, of Capital gibi çalışmalarla devam etti. Toplumun yanlış
anlaşılmasına dayanan ve tatbik kaabiliyeti olmayan sosyalist ütopyacı
ideallerin o zamanki Britanya'da güç kazanmakta oluşundan etkilendiği
için 1942'de Road The Serfdom'u yazdı.(2 )
En verimli çağının ozuzbir yılını İngilizce konuşulan bir dünyada
geçiren Hayek, 1962'de Freiburg Üniversitesi'nde iktisadi politika
profesörü olarak görev aldı. 1967'de emekli olunca kendisine,
anavatanı Avusturya'da Salzburg Üniversitesi'nin fahri Profesörlüğü ve
o güne kadar felsefe, ekonomi ve siyasal bilim alanlarında yaptığı
çalışmalardan dolayı dünyanın her yanından gelen diğer ünvanlar tevdi
edildi. Kazandığı şöhret ona 1964 de Tokyo Rikkyo Üniversitesinden
fahri doktora payesi getirdi. Arkasından 1971'de Viyana Üniversitesi
onu senatör yaptı. 1971'de İsveç'li iktisatçı Gunnar ile ortaklaşa
Nobel İktisat Ödülünü kazandı.
Nobel ödülünü aldığı zaman, iktisat teorisi, siyaset ve hukuk
felsefesi, düşünce tarihi ve hatta psikoloji alanlarında 25 kitap
yazmış bulunuyordu. 10 kitapçık ve 130'dan fazla makale sahibiydi.
Nobel ödülünden sonra da dünyanın dört bir yanında verdiği çok sayıda
derslerin basılmış versiyonları dahil daha bir çok yayını çıktı.
b) Hayek'in Başlıca Eserleri
— Prices and Production, 1931.
— Monetary Theory and The Trade Cycle, 1933.
— Profits, İnsert and İnverstmen, and Other Essays on The Theory of
İndustrial Fluctuation, 1939.
— The Pure Theory, of Capital, 1941.
— Low Legislation and Liberty, I-II-III.
— The Road to Serfdom, 1944.
— The Sensory Order, An İnguiry İnto The Foundations of Theoretical
Psychology, 1976.
— The Constitution of Liberty, 1960.
— The Counter–Revolution of Science, 1952.
— İndividualism and Economic Order, 1948.
— The Counter Revelution of Science, 1952.
— Studies, in Philosophy, Politics and Economics and the History of
İdeas, 1978.
— The Fatal Conceit,
— New Studies in Philosophy, Politics, Economic and The History of
İdeas, 1978.
— Capitalism and the Historians, 1954.
— Choice in Currency, 1976.
— Collectivist Economic Planning, 1976.
— Confusion of Language in Political Thought.
— The Denationalization of Money, 1978.
— Economic Freedom and Representative Government,
— Full Employment at Any Price, 1975.
— Monetary Nationalism and İnternational Stability, 1964.
— The Reactionary Character of the Socialist Conseption, 1978.
— Unemployment and Monetary Policy, 1979.
Hayek'i tanıyan herkes, onun esas ilgilendiği hususun siyaset ve
akademik hayatın şiddetli kavgaları değil, fikirleri olduğunu kabul
etmektedirler. Hayek gerek yazıları gerek şahsiyeti itibariyle uslubu
fevkalade olarak değerlendirilebilir. Binaenaleyh muhaliflerine
entelektüel hataların ötesinde hemen hemen hiç bir şey izafe
etmemiştir.(3)
2 - Toplumun İşleyişine İlişkin Anlayışı
Hayek sosyal hayatın ve ekonominin kurumlarının insan dizaynı ve
planlamasının mahsulü değil, aslında insan eyleminin mahsulü olduğunu
ileri sürer. Toplumu şekillendiren kurumlar, insan dizaynı ve planlama
ürünü olmanın aksine; insanlar yüz yüze gelip mübadelede bulunurken,
tamamen kendiliğinden ortaya çıkar.
Hayek yazılarında, toplumsal kurumların işleyiş tarzı konusunda,
yaygın ama yanlış olan bir görüşe işaret etmektedir. Basitçe ifade
edilecek olursa, bu, toplum ve uygarlık müesseselerini (yasalar,
ahlaki kurallar ve toplumsal kurumlar gibi) insanoğlu kendisi
yarattığına göre, bunları arzu ve isteklerini karşılayacak surette,
dilediği gibi değiştirebilmesi gerektiği fikridir.
(Çoğu) sosyal kurallar, ahlak kodları, gelenekler ve yasalar aynen bu
şekilde, çok geniş bir makul davranışlar kümesine dokunmadan, belli
bir fiilleri yasaklayarak işler. Ortak maksatlara gelince, patika
örneğinde görüldüğü gibi, faydalı bir neticenin ortaya çıkması için
ortak maksatların varlığına gerek yoktur.(4)
Problem bireysel kurallar ve ortaya çıkan genel düzen arasındaki
ilişkinin, hangi kurallar dizisinin işleyip hangilerinin
işlemeyeceğini önceden söyleyemeyeceğimiz ölçüde karmaşık ve içinden
çıkılamaz mahiyette olmasıdır.
Kendi tercihimiz olan kurallara göre işleyen toplumsal
organizasyonları inşa etmemiz tabii ki mümkündür ama bunlar, alan ve
ölçek bakımından zaruri olarak sınırlı olmak durumundadırlar.
Hangi yeni düşünceler ve düzenlemelerin gelecekte yürüyeceğini önceden
bilecek kadar zeki değilizdir.
Hiç bir akıl kendisinden daha kompleks bir şeyi açıklayıp kontrol
edemeyeceği için merkezi olarak yönetilen bir toplum komplekslik
itibarıyle belli bir üst sınırın tehdidi altındadır.
a) Kurumların Demokratik Temeli: Hayek kurumların insanlar tarafından
var edildiğini, öyleyse onların değiştirilebileceği görüşünü toplumsal
hayatın ve kurumların gerçek temellerinin son derece yanlış
anlaşılmasına dayandığını bu düşüncenin toplumun yeniden inşasının, bu
bakımdan çok büyük hata olacağını savunur.
Toplumsal kurumlar inşa edilmiş bir görünüme sahip olmakla birlikte,
önceden planlanmış veya icat edilmiş değildirler. Bir arazi boyunca
bir patikanın oluşması, bireysel fiilin nasıl faydalı ama önceden
düşünülüp planlanmamış neticeler doğurabileceğinin diğer bir
örneğidir. Binaenaleyh bireylerin güdüleri tamamen bencil olmakla
beraber, bu güdüler yine de kooperatif görünümde zuhur eden bir
durumun hasıl olmasına hizmet etmektedir. Bireysel davranış ve onun
meydana getirdiği sosyal kalıp arasındaki ilişki, bu nedenle hiç de
basit ve yalın bir ilişki değildir.
Bu çerçevede topluma rasyonel şekilde yeniden biçim vermeye
kalkışmadan önce onun işleyişini kavramak gerekir.
b) Bireysel Özgürlüğün Önemi
Hayek özgürlük kavramıyla, kişinin, başkasının keyfi idaresinin
icbarına maruz kalmadığı durumu kasteder. Hayek'in amaçladığı liberal
veya serbest toplum, içinde bireyleri diğerlerinin iradesine tabi
kılma ve zor kullanmanın en aza indirildiği bir toplumdur.(5)
Kişi özgürlüğünün ortadan kaldırılması ve toplumun bir merkezî plana
göre düzenlenmesi bazı yararlar vaat edebilir ama bunların felaket
getirmesi daha muteberdir.
Özgürlüğün amacı öngörülebilir, tahmin edilebilir gelişmeler değil,
yeni ve beklenmeyen gelişmelerdir. Hayek, özgürlüğün herhangi bir
şekilde eksik savunulmasının, özgürlüğün asıl temellerini saldırıya
maruz bırakacağına inanır.
Özgür bir toplum için gerekli olan zorlayıcı güç, halkı belli bir
şekilde davrandırma gücü değil, vatandaşların kuralları ihlal
etmelerini önleme ve bu türlü fiillere teşebbüsten men etme gücüdür.
İnsanlar kural-rehberliğindeki davranış sırları içinde serbest olup,
sadece kuralları ihlal edenler zorlamaya maruz kalır.
c) Özgür Bir Toplumun Hukuki Çerçevesi
Özgür bir toplum, iktidardakiler tarafından komuta edilmeyip,
üyelerinin genel davranış kurallarını kabul etmelerine ve onların
hangi fiillerin adil veya gayri adil olduğu hususundaki hakim
kanaatlerine dayanır. Hayek gerçek anlamıyla yasanın, bu genel
kurallar manzumesinden doğduğunu ifade eder. Zira bu anlamda yasa,
hükümet idaresine matuf emirler değil, adil davranış kurallarının
belirlenmesi ve keşfine dairdir.( 6)
Toplumlar gelişip emirlere daha az, genel kurallara daha çok istinat
ederken, şefin veya esas otoritenin bu yargısal işlevi artacaktır.
İhtilaf konuları zuhur edecek ve gittikçe daha çok yargı kararı tesisi
gerekecektir. Bu tür yargı kararlarını meşrulaştırma haklı bir temele
kavuşturma teşebbüsü, kuralları kelimelerle ifade teşebbüsüne yol
açacaktır. Böylece eskiden kurallar bariz ve bilinir olmaktan
ibaretken, şimdi, insanlar kuralların tam olarak gerçekten ne
olduklarını ifade etmeye çalışmaktadır.
Yargıç kuralların ne olduğunu ortaya koymaya ve bu kurallar kifayetsiz
olduğunda, onlara ilişkin düşüncelerimizi tadile çalışmak
durumundadır. Yargıç tutup yeni kurallar sunamaz, çünkü bunların genel
düzen için tahripkar olup olmayacağını, hiç bir şekilde söyleme
imkanına sahip değildir. Hükümetin bizatihi kendisi genel kurallarla
sınırlandırılmalıdır.
Özgür bir toplumu özgür olmayandan ayıran, birincisinde, her bireyin
tanınmış ve geniş bir alana, hükümet otoritesinin müdahale etmediği
korummuş bir sahaya (protected domain) sahip olmasıdır.(7)
d) Hayek'in Merkeziyet ve Adem-i Merkeziyet Görüşü
Hayek merkeziyet ve adem-i merkeziyetten bahsederken daha çok federe
ve federal devletten bahsetmiştir. Hayek fakir bölgelerin kendi
amaçları bakımından, daha zengin bölgelerin zenginliğini sızdırma
hakkına sahip bulunması için ne milli nede milletlerarası düzeyde
ahlaki bir zemin olmadığını söyler. "Yine de zengin bölgedeki
insanların çoğu daha fakir bölgelere yardım için para tedarik etmeye
istekli olduklarından değil, fakat çoğunluk bir çoğunluk olmak için,
daha geniş birimin zenginliğinden pay almaktan yararlanan bölgelerin
ilave oylarına ihtiyaç duyduğundan merkeziyetçilik
ilerlememektedir.(8)
3 - Hayek'in Muhafazakarlık Görüşü
Hayek bize bütün geleneksel kural ve değerlerimizi terk edip toplumu
sıfırdan başlayarak yeniden şekillendirme girişiminin tehlikeli
olduğunu, çünkü sosyal kurumların, bizim ancak mübhem şekilde
idrakinde olduğumuz 'bilgi' ya da 'hikmet' içerdiklerini hatırlatır.
Hayek, kural ve değerlerimizin statik kalması gerektiği veya bunları
eleştirmenin hiçbir zaman mümkün olmadığı fikrinde değildir ve bunda
çok dikkatli olup, bize içinde planlanmamış, (spontane), büyümüş (grown)
bir toplumun değiştiği ve değişebileceği bir mekanizma sunmaktadır.
Önemli olduğunu düşündüğümüz diğer kural ve değerlerle çatışma
içindeyse, bazı kuralları bırakmak ve bazı moral değerleri feda etmek
zorundayızdır. Bu bakımdan kuralları daime gözden geçiririz. Bunu,
mevcut kuralların arka planına karşı da yaparız.
Hayek'in fikrine göre, insan aklının, uygarlığımızı aşmamıza ve
değerlerimizi bilimsel veya objektif tarzda yargılamamıza imkan
verecek güçte olduğunu ve kuralları bütünüyle dizayn ederek daha
mükemmel bir uygarlık meydana getirebileceğimizi düşünmek bir
yanılsamadır.
Hayek sosyalist planlamanın bir panzehiri olarak muhafazakarlığa
güvenme husunda çok ihtiyatlı olup, bunu şöyle ifade etmektedir:
Muhafazakarlık, istikrarlı her toplum için gerekli bir unsur olmakla
beraber, sosyal bir program değildir. Paternalistik, nasyonalistik ve
iktidar-hayranı eğilimleri bakımından gerçek liberalizmden daha
ziyade, sosyalizme yakındır ve gelenekselci mahiyeti, anti-entelektüel
ve çoğunlukla mistik tabiatıyla muhafazakarlık, gençlere ve -eğer bu
dünyada daha iyi bir yer olacaksa bazı değişikliklerin arzuya şayan
olduğuna inanan diğer insanlara, kısa hayal kırıklığı dönemleri hariç,
hiçbir zaman çekici gelmeyecektir.
4 - Sosyal Adaletin Eleştirisi
Hayek'in 'sosyal adalet' diye adlandırılan şeyin anlamını keşfetmesi,
on yıldan fazla bir süre zamanını almıştır. Ancak Hayek'in eleştirdiği
ateşli sosyalizm muhtemelen artık maziye ait şey olmakla beraber ona
ait bir takım kavramlar, Batı'daki insanların zihinlerinde
derinlemesine yer etmiştir.
En başta bir kere adalet moral bir kavramdır der Hayek 'sosyal adalet'
için. Örneğin çok çalışan biri çok kaybedebilir veya sevimsiz
karakterli olarak görülen birisi piyasının en büyük payını ele
geçirebilmektedir. Böyle bir gayrı adil bir duruma isyan
edebiliriz.(9)
Sosyal adalet fikri toplum konusundaki yanlış bir anlayıştan
kaynaklanmaktadır. Toplum, kompleks fakat planlanmamış değerler ve
eylemler sistemi olup, paylaşılmış değil, üzerinde uzlaşılmış
amaçların bir örgüsüdür.
Cadılar ve hayaletlere herkesin inanması onların var olduğunu
göstermez. İşte sosyal adalet kavramı da bu anlamda bir "cadı"dır.
Bir hemşire ile bir kasabın, kömür madencisi ile bir yüksek mahkeme
hakiminin, bir dalgıç ile bir lağım temizleyicisinin, yeni bir
endüstrinin kurucusu ile bir jokeyin, vergi müfettişi ile hayat
kurtaran bir ilaç mucidinin, jet pilotu ile matematik profesörünün
nispi ücretlerinin ne olması gerektiğini sorduğumuzda "sosyal adalete"
müracaatın bu konularda karar verme hususunda bize en küçük bir
yardımı olmaz.
Piyasa da kişinin ödülü / karşılığı ne gösterdiği kişisel çabalar ve
hizmeti üretmek için katlandığı zahmet ve eziyetlerin; ne de kişinin
moral meziyetlerinin bir fonksiyonudur. Genellikle insanlar
başkalarına onların gösterebilecekleri büyük gayret ve çabadan ziyade,
sahip oldukları bir takım tabi kabiliyetlerden dolayı değer bulur.
Bir insanın hizmetinin değerinin başkaları nazarında ne olduğunun onun
ne kadar çaba harcamaya hazır olduğu ile bir alakası yokur. Nitekim
bazı insanlar işlerini öyle severler ki onu bedava bile yapabilirler.
Gerçekten bir üreticinin işinin ne kadarının onun becerisinden ne
kadarını şanstan kaynaklandığını hesaplamanın muhtemelen bir yolu
yoktur.
Hayek sosyal adalet kavramının menşeini sorgulamakta ve bazı endişe
verici gerekçeler ortaya koymaktadır. Bunlardan biri genel piyasa
düzeninde karşı temel şikayetlerden biri, piyasanın değişen
şartlarının bazı insanları eski durumlarından daha kötü bir duruma
bıraktığıdır. Sosyal adalet nosyonunun ikinci kaynağı, şüphesiz saf
kıskançlıktır.
5 - Hayek'e Göre Liberal Bir Düzenin Kurumları
Liberalizm öncelikli olarak dini inançların söz konusu olduğu
hallerde, politik faaliyette ve ekonomik hayatta bireyciliği,
özgürlüğü ve toleransı benimsemiş akımları belirten genel terimdir.
Dini sorunlarda liberalizm vicdan özgürlüğünü savunmuş, bağnazlığa
karşı çıkmış, kişisel inançlara saygı gösterilmesini istemiştir.
Politikada demokrasi ilkelerini desteklemiştir. İnsan haklarının
savunuculuğunu yapmıştır. Vatandaşların kanun önünde eşit olmalarını
genel oy hakkının kutsallığını savunmuştur.
Liberallerin politik doktrin akımlarındaki yerleri, statükonun
sürekliliğini arzulayan muhafazakarlar ile düzen değişikliği özlemini
duyan radikaller arasındadır. Liberalizm, halk içinden çıkmış, "halkla
beraber olan ve halk için çalışan" anayasal iktidar düzenlerini
benimsemiş bir doktrindir.
İktisadi liberalizm, dışalım serbestliğini, gümrük vergilerinin
indirilmesini, serbest rekabeti savunmuş ve devletin ekonomiye
müdahalesine karşı çıkmıştır. "Bırakınız yapsınlar bırakınız
geçsinler" sözü iktisadi liberalizmin bir sloganıdır. İktisadi
liberalizmin öncülüğünü yapmış ilk iktisatçılar, iş adamları ve
politikacılar şunlardır. Adam Smith, Ricardo, Richard Cobden, John
Bright ve John Struart Mill.
a) Piyasa Yapısı
Ayakkabı imalatçısı, Jones, ayakkabıya ihtiyaç duyduğunu bildiği için
ayakkabı üretmez. Düzinelerce tüccar (ya da daha doğrusu bunların mal
verdiği perakendeci), imalatçının tanımadığı binlerce Jones'in
ayakkabı satın almak istediğini bildiği için, değişik fiyatlardan
belli sayıda ayakkabı satın alacaktır. İşte imalatçı bunu bildiği için
ayakkabı üretir.(10) Fiyat mekanizması Hayek'in belirttiği gibi
harikulade bir şeydir.(11)
Mekanizma üzerinde anlaşmaya varılan hedefler veya çıkarılacak
talimatlar gerektirmemekle, herhangi bir bilince sahip olmamakla
beraber binlerce muhtelif malı en verimli kullanım terkibine yöneltir.
Piyasa sistemi, insanların 'çok çalışmasına' değil insanların,
tüketicileri tatmin edecek doğru yer ve zamanda ve diğerlerinin
arzularıyla en az çatışacak bir tarzda diğer insanların arzu ettikleri
şeyleri üretmelerine dayanır.
Piyasanın verdiği ödüller, bir malın ve o malı arz eden bireyin
çabalarının, diğer insanlar nazarındaki değerini yansıtır. Bu ödüller
biylece diğer insanların da fayda temin edeceği ilerdeki faaliyetler
için bir itici unsurdur.
Marx gibi bazı düşünürler, ürünün değerinin ona harcanan emek
miktarınca belirlendiğini iddia eden, (malların üretimine hiç emek
sarfetmediği ve muhtemelen böylece onlara hiçbir değer katmadığı
görünen kapitalistlerin kamulaştırmasını meşrulaştırmak için
kullanılan) bir 'emek-değer' teorisini kabul etmişlerdir. Tabi ki bu
Hayek'in nazarında gerçeğin tam tersidir. Fiyatlar üreticiye ürünün ne
kadar emek ve beceri koymaya değer olduğunu bildirir ve bunu bir
şekilde anlayamazsanız, kaçınılmaz olarak piyasanın işlevini idrak
etmeniz hiç bir zaman kabil olmayacaktır.
Hayek'in piyasa karşılığının tahsisi konusunda vardığı netice şudur:
Ortak amaçlar hiyerarşisine hizmet etmeyen ama her kişinin kendi
bireysel amaçlarını takipte ancak bu şekilde karşılıklı
yardımlaşabilecekleri için birbirleriyle işbirliği yapan çok sayıda
aktörün bulunduğu bir sistemin işleyişinden daha fazlasını istemek
elbette makul olmaz.
Fiyat mekanizması da insanın farkında olmadan tesadüfen bulduktan
sonra kullanmayı (tam olmasa da) öğrendiği bir çok sistemden biridir.
Üreticiler ve tabi ki tüketiciler arasındaki rekabet, piyasa sürecinin
bir diğer asli parçasıdır.
b) Geleneksel Tam Rekabet Modeli ve Hayek'in Eleştirileri
İktisat kitapları başlangıçta genellikle, 'tam rekabet' kavramını ele
alır. Tam rekabetin tasavvur edilen avantajları piyasa yanlılarının
argümanlarında; tasavvur edilen dezavantajları da piyasa
muhaliflerinden gelir. Hayek'in fikrine göre, her ikisi de yanlış
olup, rekabetin bir çok avantajı şükür ki hiç bir şekilde onun 'tam'
olmasına dayanmaz.
Geleneksel tam rekabet modeli, ekonomik hayatın dar bir kesimi dışında
mevcut olmayan temellere dayanır. Modelin temel varsayımı kesin
çizgilerle tanımlanmış herhangi bir mal veya hizmetin çok sayıda
üretici tarafından aynı maliyette maksimum miktarda tüketiciye
sunulabildiği ve neticede onlardan hiç birinin bilinçli olarak fiyatı
belirleyemediği varsayımıdır. Bu modelde fiyatını yükselten her
üretici müşterisini kaybedecek fiyatını düşüren her üretici
rakiplerinin mukabil hareketiyle karşılaşacaktır. Fiyatlar bu nedenle
mümkün olduğu kadar düşüktür.
— Mevzubahis tüm hadiselerin tam olarak bilinebileceği (tam bilgi
varsayımı) ve üretim sürecine girmede engellerin olmayışı
varsayımıdır.
Hayek bu geleneksel görüşü eleştirisi bu görüşün vuku bulmasının hiç
olası olmadığı noktasından ibaret olmayıp, geleneksel görüşün, statik
bir durumdan çok bir faaliyet (action) olan rekabet düşüncesini
tamamen saptırdığını da belirtir. Hayek'e göre her iktisadi problem -
örneğin bir malı arzı veya onu yeni kullanımının keşfi gibi - bazı
şeyler değiştiği için ortaya çıkmaktadır. İktisat çalışması bu sürekli
değişen dünyada intibakların nasıl yapıldığının incelenmesi olup,
geleneksel ders kitapları yaklaşımının yaptığı gibi bir resmi zaman
içinde bir noktada dondurmak bize tam olarak hiç bir şey söylemez.
— Üreticilerin piyasalarının tam bilgisine sahip olduğu 'tam rekabet'
varsamıyımı gerçekleşmemektedir. Kimse tam bilgiye sahip olmadığı için
dir ki bilgiyi ortaya koymaya matuf bir metod -iyi- ama şüphesiz
mükemmel olmaktan uzak bir metod olarak fiyat sistemine güveniriz.
Herkesin her şeyi bildiğini varsaydığımızda hiç bir şeyin
çözülmeyeceği; ve asıl meselenin daha ziyade mevcut bilginin mevcut
olduğu kadar çoğunun kullanılmasının nasıl sağlanabileceği meselesi
olduğu ortaya çıkacaktır.(12)
— Tükektici tercihinin 'veri' olması mümkün değildir. Bir tüketicinin,
önüne tercih konuluncaya kadar o tercihe yönelik nasıl tepki
göstereceğini bilemeyiz.
Herhangi bir ürünün tamamen homojem olabileceği -yani tüketicilerin
hangi arz kaynağını seçecekleri konusunda tamamen kayıtsız kaldığı-
varsayımı aynı şekilde olası değildir.
— Rekabetin fonksiyonu üreticileri ayırmak, bir üreticinin diğer rakip
üreticilerinden daha iyi olduğu konusunda onları kanaat sahibi
kılmaktır.
— Mevcut üretim metodları ve üretim maliyetleri konusundaki tam bilgi
bu nedenle anlamsız bir varsıyımdır.
c) Hayek'in Para ve Enflasyon Üzerine Düşünceleri
Enflasyon, kaynakların yanlış tahsisine sebep olur. Hayik'in
ekonomideki parayı analizindeki en önemli özellik, paranın nötr
olmadığı hususudur. Para arzındaki bir artış, sermaye ve işgücü
istihdamında reel değişiklikler ortaya çıkarır. Enflasyon, işgücü ve
sermayeyi, yukarı doğru yükselme seyrini sürdürdüğü sürece ancak
ortaya çıkan istihdam alanlarına yöneltir.
Basit miktar teorisi para miktarındaki bir artışın, uzun ve kararsız
bir gecikmeden sonra, genel fiyat seviyesinde eşit bir değişiklikle
sebep olacağını ileri sürmektedir. Fakat Hayek'in görüşüne göre genel
fiyat düzeyinden söz etmek, enflasyonun ekonomik faaliyetlere zarar
verme yönünde nasıl işlediğini göz ardı etmektir. Bu genel fiyat
seviyesi fikri, eleştirmenlerin, işsizliğin enflasyonun (er ya da geç)
zaruri bir sonucu olmadığı varsaymalarına imkan tanır.
Veri enflasyon oranı beklentisi bir kez başlayınca ancak yeni kredide
yeni bir artış sinyali (yanlış olmakla birlikte) istihdam ve yatırımı
daha ileri hareket ettireceği için, enflasyon artık uyarıcı etkide
bulunmaz. Hiç bir 'orta doz' ana kesintisiz enflasyon politikası
anlamlı değildir ve tabii ki işsizliğe kesinlikle çözüm de değildir.
Hayek yükselen fiyatların, ne var ki enflasyonun nedeni değil sadece
tezahürü (neticesi) olduğunu ifade eder.
Enflasyon ne kadar uzun süre devam ederse iş gücündeki yanlış tahsis
de o kadar büyük olacaktır. Fakat Hayek' e göre bu işsizlik
enflasyonun kaçınılmaz neticesidir. Ve işsizliğin tohumları
enflasyonun tabiatında mevcuttur. Enflasyonun uyarıcı etkisini ya
yavaşça ya da çabucak ortadan kaldırmayı ve nispi olarak kısa bir süre
için çok yüksek oranlı işsizliği seçebilirsiniz.
Eğer enflasyonun üstesinden gelinecekse gerekli ilk şey işlerin arz
fazlası olan işlerden sıkıntının olduğu yerlere kolay hareketine izin
veren işleyen bir emek piyasasıdır.
Hayek'e göre enflasyon belki de, bir tür hükümet faaliyetinin gittikçe
daha çok hükümet kontrolünü zaruri kıldığı bu fasid dairede en önemli
biricik faktördür. Bu nedenle artan hükümet kontrolüne doğru gidişi
durdurmak isteyenler, çabalarını para politikaları üzerine
yoğunlaştırmalıdırlar.
6 - Hayek'in Sosyalizm Eleştirisi
Demokratik sosyalizm, imkansız bir şeydir ve yalnız bununla da kalmaz.
Bu ütopya için çabalarken o kadar farklı bir durum ortaya çıkmaktadır
ki, bu gün demokratik sosyalizme taraftar olanlardan pek azı bu
neticeye katlanmayı göze alacaktır.(13)
Hayek'in ikazı ılımlı bir sosyalizmin başarılabileceği ve bunun
istikrarlı bir toplumun temeli yapılabileceğine inanan, demokratik
sosyalist entelektüellerdedir. Bunun başarılması ve toplumun temeli
yapılması mümkün değildir. Sosyalistin iktidarı sınırlanmamalı, çünkü
onun için sadece netice önemlidir. Kısaca sosyalist, hukuk hakimiyeti
ilkesine tamamen muhaliftir.
a) Hayek'e Göre Planlama
Bir firmanın 'optimum ölçeği' konusundaki karar, politikacı veya
ekonomistlerce tespit edilemez. Firma, piyasadaki talebi test ederek,
en etkin ölçeği sadece kendisi ortaya çıkarabilir ve kendini bu düzeye
göre düzenleyebilir. Çoğu aklı başında şirket planlamacılarının
stratejisi, risklerini birçok piyasaya dağıtmak ve yaymaktır. Büyük
firmaların fiyatları kontrol etme güçleri bu bakımdan genellikle
abartılır.
Merkez bu gün için kullanışlı ve ucuz görünen bir ürünün üretilmesi
veya kullanılması konusunda karar alabilir. Ancak ürünler çok kısa bir
sürede demode ve pahalı olabilir.
Hayek'e göre teknoloji bizi şümullü ekonomik planlamaya zorlamaz, ama
bu teknolojiyi kontrol edecek bir merkezi otoriteye korkunç bir güç
tevcih eder. Hayek bu yüzden de özellikle müteyakkız olunması
gerektiğine inanır.
Planlama lehinde ileri sürülen diğer argüman şudur. Modern ekonomi bu
gün o kadar karmaşıktır ki, bu yüzden kaynakların tahsisi problemine
ancak merkezi planlama çözebilir.
Hayek ise durumun tamamen farklı olduğuna inanır. Toplum ve iktisadi
süreç bu gün o kadar komplekstir ti herhangi bir planlamacının ya da
planlamacıların kavrama kapasitelerini tamamen aşmaktadır. Fakat bu
bir tek aklın alabileceğinden daha fazla enformasyonu ihtiva eden
işleyen ve kullanan piyasa düzeninin aleyhinde bir durum değil; onu
destekleyen bir durumdur.
Bütün bilgilerin bir tek zihne/ akla verilebileceğini düşünmek
meseleden uzak olmak ve gerçek dünyada önemli olan her şeyi göz ardı
etmektir.(14)
Piyasa düzeni bilinçli planlama ile tasarlanmış veya dizayn edilmiş
bir şey değildir. Piyasa düzeni karşılıklı menfaatleri ölçüsünde
diğerleriyle işbirliği yaparak kendi amaçlarının peşinden koşan
milyonlarca bireyin kalıbı/örüntüsü mahsulüdür. Bu düzen kaynakları
yönetmek için tasarlanmış olmayıp, halkın ekonomik faaliyetlerinin
sorucu, onların bireysel faaliyetlerinin kalıbıdır.
Halkın faaliyetlerine rehberlik eden, mülkiyet ve sözleşme yasaları
gibi genel kurallar çok karmaşık bir genel düzenin ortaya çıkmasını
mümkün kılar. Bu düzen o kadar karmaşıktır ki tek başına bir aklın
idrakini aşmaktadır.(15)
Hayek piyasa yapısının üretim tüketim ilişkileri ve akışının merkez
tarafından planlanmasını planlamacılardan daha fazla abartmıştır. Oysa
ki planlama ile ilgili işleri yürütürken merkezde bir tek kişi bu
görevi üslenecek değildir. Nihai olarak planlamayı yapacak kişiler
veya kurullar demokratik yollarla göreve gelmesinden dolayı
yadırgayacak bir şey olmasa gerek. Bu kişiler veya kurulların isabetli
karar alamayacağına gelince Hayek'in demokrasi eleştirilerinde de
bahsettiği gibi çoğunluğun her zaman isabetli karar vermeyeceği
iddiası ortadadır. Toplumda her zama sonsuz sınırsız bir özgürlük
ortamının olması –bu özgürlük ortamının her ne kadar serbest piyasa
ilkeleri gereği düzenlenmiş olsa da– toplumun çok anormal
adaletsizliklere yol açmaması için koordine ve gidişatın tayin
edilmemesi anlamına gelmemektedir.
Ancak Hayek'in merkezi planlamayı Marksist ekonomik düzen paralelinde
eleştirmesi (ki öyledir) yani 'merkezi planlama' yı işletmecilik
mantığından ayrı olarak düşünmesi eleştirilerinin büyük ölçüde haklı
olduğunu gösterir. Ama Hayek'in de bu eleştirilerinde bile fazla ileri
gittiğini söyleyebiliriz.
İnsanların planın gayesi üzerinde anlaşmaya varmaksızın sadece merkezi
planlamanın lüzumu konusunda uyuşmaları durumu, tıpkı bir grup insanın
nereye gitmek istedikleri hususunda bir anlaşmaya varmadan birlikte
seyahate çıkmağa kalkmalarına benzer. Netice şudur: Bu insanların
hepsi, içlerinden çoğunun hiç de istemediği bir seyahat yapmağa mecbur
olacaktır.(16)
Merkezi planlamanın ve sosyalist ideallerin olduğu bir toplumda
çökecek ilk şey, hükümetin kendisinin sınırlanması gerektiği
şeklindeki klasik liberal ilkedir.
Planlamacılar hedeflerine ulaşmak için muayyen kaynakları, muayyen
maksatlara tahsis etmek zorundadırlar. Planlı ekonomi, piyasa
ekonomisi gibi genel kuralların işleyişine değil muayyen neticeler
elde etmek kaynakların bilinçli bir şekilde tahsisine dayanır.
Planlamacılar kaynakları bir sektörden ekonominin diğer sektörüne
kaydırırlarken sürekli en çok kimin görüşünü kaale alınması
gerektiğine, kimin önerilerinin kabul edileceğine ve kabul edilen
planda istihdam ederken kimlerin uygun olduğuna karar vermek
zorundadırlar.
...sınai gelişmenin hükümetçe kontrolü gibi görünürde son derece masum
bir prensibin, bir baskı ve ayrım siyaseti hususunda adeta sınırsız
imkanlar doğurduğu fazlasıyla ispatlanmıştır.
Bütün bu eleştiriler büyük ölçüde isabetlidir. Aslında Hayek ve dahası
liberalizmin en tutarlı ve gerçekçi ilkesi olan bireysel çıkarların
koordine edilmesi insan doğasının bir sonucu olan homo ekonomik insanı
gerektirmesidir. Ancak bu homo ekonomik insanın dizginlenmemesi de
karşımızda vahşi kapitalizmi çıkarmaktadır.
Totaliter iktisadi plan halkın seçilen hedeflere inanmasını
icabettirir. Bunu sağlamanın geleneksel yolu, alternatifler konusunda
mevcut enformasyonunun kontrolü olmuştur. Burada moral konu, seçilen
hedefin iyi veya kötü olması değil, propagandanın gerçeğe saygıyı
yavaş yavaş erozyona uğratması problemidir.
b) Hayek'in Sosyalizm Eleştirisinin Tesiri
Hayek'in The Road the Serfdom adlı eseri zamanın çoğu
entelektüellerinin ütopyacı sosyal teorilerini ektisiz hale getirmek
için çok şey yaptığı açık olarak görülmüştür.
Bir kısım sosyalist iktisatçının piri Lord Keynes bile kitap hakkında,
kendini hemen hemen onunla hemfikir; hatta sadece hemfikir olmayıp
ondan derinden etkilendiği bir fikir birliği içinde gördüğünü
yazabiliyordu.
7 - Hayek'e Göre Liberal Bir Devletin Kurumları
Liberalizm toplumun temel düzeyinin tasarımlı kontrolünü ayrıntılarını
önceden bilemeyeceğimiz bir kendiliğinden düzenin oluşumu için zaruri
olan kurallar gibi genel kuralların tatbikiyle sınırlandırır.
Toplumların gelişmesi buna uygun şartları oluşturmamızı gerektirir.
Sosyal düzenin mahiyeti daha ziyade bizim inşa edemediğimiz ama ona
müsait koşulları sağlayarak gelişmesine imkan sağladığımız tabiatta
mevcut diğer bir çok düzene benzer. Örneğin atomları tek tek bir araya
getirerek hiç bir zaman karmaşık bir kristal elde edemeyiz ama
atomların kendilerini kristal oluşturacak bir şekilde tanzim
edecekleri şartları oluşturmak kolaydır.
Hükümetin görevi, bireylerin ve grupların başarılı olarak karşılıklı
amaçlarını gerçekleştirebildiği bir çatı yaratmak ve bazen şu ya da bu
şekilde piyasanın arz edemediği hizmetleri sunmak için gelir temini
maksadıyla zorlayıcı gücünü kullanmaktır.
Hayek'e göre kamu sektörünün büyüklüğü onun meşruiyetinin ölçütü
değildir. Meşruiyet, tamamen hükümetin zor kullanımının kurallarla
sınırlı olup olmadığına yürürlüğe koyduğu kuralların eşit tatbike
sahip olup olmaması ve sosyal düzenin pürüzsüz işleyişine yardım edip
etmediğine dayanır.
8 - Hayek'e Göre Liberal Bir Devletin Anayasası
Yasa özgür insanlardan oluşan bir toplulukta ortaya çıkmaktadır. Yasa
neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki genel kanaate dayanan
geniş ölçüde bir mutabakatı gerektirir.
Hayek'e göre adalet kuralları kral tarafından yapılmış olmayıp
yargıçlar tarafından keşfedilmiştir. Hakimin amacı özel bir sonuca
ulaşmak veya toplumun kaynaklarını özel bir amaca yöneltmek değil,
düzeni korumaktır.
Yasa diye adlandırılan bir çok şey bu gün, adaleti korumak için değil,
idari mekanizmayı çalıştırmaya matuf olarak dizayn edilmiş, bu tipte
idari yasama faaliyetidir.
Hayek yasaları seçimle gelen yöneticilerin eline bırakmak, krema
kavanozunu kedinin sorumluluğuna bırakmaya benzer. Kısa süre sonra hiç
bir yasa -en azından hükümetin keyfi iktidarını sınırlaması anlamında
bir yasa- kalmayacağının aşikar olacağını söyler.
Hayek'in de kendini dahil ettiği liberal gelenek, çoğunluk yönetiminin
bir tiranlığa sapması önlensin diye, çoğunluğun kendilerine oy verdiği
iktidarlara sıkı sınırlar koyar.
Yasama kesin olarak yürütmeden ayrılmalıdır. Yoksa yürütme hiç bir
zaman kendi aleyhine kendini sınırlayıcı yasa yapmayacağı açıktır.
— Hayek'in Demokrasi Eleştirisi
Demokrasi, esas itibariyle iç barışı ve bireysel özgürlüğü korumaya
matuf fayda gayesi güden bir aygıt, bir usuldür. Bu bakımdan hatadan
salim veya mutlak değildir.
Hayek demokrasinin gerçekten takdire şayan bir kurum olduğunu, fakat
en ateşli demokratlar bile onun sınırsız genişlemesinden yana
olmayacağını ifade eder. Çocuklara, diğer ülkede mukimlere, delilere
ve diğer bir çok gruplara oyu yaygınlaştırma yararlı olmaktan uzaktır.
Aynı şekilde, demokrasiyi genişletmenin diğer yolu olarak üzerine oy
kullanılan konuların kapsamını genişletme, her zaman hayırlı olacağa
benzemez.
Genellikle çoğunluk kararları bireysel kararlardan daha az akıllıca
olacaktır. Çoğunluk kararları, hadiseleri daha kaba taslak nazarı
dikkate almak ve neticeler hakkında daha az düşünmekle yetinir.(17)
Bir demokraside politikacının görevi uzak bir gelecekte çoğunluğun
görüşü olabilecek yeni kanaatlere revaç buldurmak değil, geniş
kitlenin sahip olduğu kanaatleri ortaya koymaktır.(18)
İktidarın bir şekilde sınırlandırılması esastır. O da hukuk ve
yasaların olması ve yasama ve yürütmenin ayrılmasıdır. Ancak Hayek
güçlerin ayrılmasını da yeterli görmemektedir. Hayek'e göre önemli
olan, güçlerin (yasama-yürütme) zapt-ü rapt altına alınmasıdır. Bu
açıdan en büyük felaket sınırsız hükümettir ve hiç kimse, sınırsız
iktidara sahip olma ve hükmetme vasfıyla mücehhez değildir.(19)
Hukukun üstünlüğü ilkesi, hükümetin zorlayıcı gücünün genel kurallara
uygunluk dışında kullanılmamasını kuralların bilinmesinin ve kesin
olmasını insanlara eşit muamele edilmesini yani yasaların kişileri
dikkate alarak uygulanmaması gerektiği üzerinde durur Hayek.
9 - Sosyal Bilimler ve Yönetim Bilimlerinin Anlamı
Hayek reel değerlerle izafi değerleri kıyaslar, sosyal bilimlerin tabi
bilimlerle ayırıcı özelliğini açıklarken. Örneğin para fizik veya
kimya terimleriyle tanımlanamaz. Gerçek şu ki, paranın genellikle
basılmış kağıttan veya yuvarlak metal disklerden yapılmış olması
iktisatçıyı hiç ilgilendirmez. İktisatçı sadece halkın paraya
atfettiği değrle ve kendisiyle değişik yapılabilecek muhtelif mal ve
hizmetlerle ilgilenir.
İktisatta veya diğer herhangi bir sosyal bilimde sanaliz etme
durumunda olduğumuz hammaddeler, insan amaçlarına yollamada
bulunmaksızın objektif bir tanımlaması kabil fiziki nesneler değildir.
Sosyal bilimlerin hammaddeleri insanlar ve insanlara göründükleri
şekliyle eşyadır. Bu nedenle, grup içindeki insanların davranışını,
insanların kendi saik ve tutumlarıyla alakalandırmaksızın yapılacak
herhangi bir açıklama girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sosyal bilimler alanında istatistiklerin yetersizliğini anlamak için
fiili uygulamalara bakmak zorundayız. İstatistikler, bireyler
mecmuunun vasıflarını özetler.
Hayek belli bir zaman sonra iktisat ve sosyal bilimlerde Avusturya
Okulu' içinde yer alan meslektaşlarının çizgisinden ayrılmıştır.
Geleneksel Avusturya'cı düşünce hiç bir sosyal olayı tahmin etmenin
mümkün olmadığı, iktisat ve diğer sosyal çalışmaların bilimselliği
iddiasının bu nedenle aldatıcı olduğu şeklindedir. Ancak daha sonraki
çalışmalarında Hayek, sosyal veya ekonomik hadiselerin menkul
kıymetler piyasasındaki fiyat düzeyleri gibi) tahmin edilememekle
beraber, hadiselerin diğer –daha genel– kalıplarının (fiyatların
kontrolü durumunda mal darlığının ortaya çıkması gibi) tabii ki tahmin
edilebileceğini ifade eder. Bu nedenle sosyal bilimler, teorileştirme
sahaları sınırlı olmakla birlikte, gerçek bilimler olarak
adlandırılabilir.
Bu açıdan hiç bir ekonomist, gelecekteki fiyatların bilimsel
tahminlerini temel alıp, mal ve hizmet alım satımıyla zengin olabilmiş
değildir.Hayek'e göre, sosyal bilimler bu nedenle asla spesifik
hadiselerin kestirimini amaçlamış. Fakat bu bilimler, belli bir düzen
veya kalıp hasıl edecek mekanizmaları açıklayıp anlamamıza yardım
edebilir.
Hayek'in analizinin bütünüyle tatminkar olmadığı belirtilmelidir. Zira
hayek, doğru teorileştirme ile, güven vermeyen, temelsiz spekülasyon
arasındaki sınırın kesin çizgilerini vermez.
Hayek'in yaptığı, sosyal bilimcilere, topluma ilişkin bilimsel
bilginin bir yerlerde bir hattı ve hududu olduğunu hatırlatmak ve
onların tutturmayı umdukları tahminlerin mahiyeti hususunda mütevazı
olmalarını istemektir.
SONUÇ
Sosyal ve siyasal bilimlerin görevi, bireysel düzeyde ne tür
eylemlerin gerçekten pürüzsüz şekilde işleyen bir sosyal düzen ortaya
çıkaracağını tespit etmektir.
Hayek'in The Road to Serfdom adlı kitabında ortaya koyduğu fikirler
bir çok fikir ve eylem adamının görüşlerinde önemli ve gözle görülür
değişiklikler meydana getirmiştir.
Bir yandan yukarıda belirtilen konsensüsün olumsuz ve tahripkar
etkileri kendini gösterirken, Hayek, özgür toplumun ilkelerini
açıkladığı The Constitution of Liberty ile özgür toplumdan yana
olanlara güçlü bir silah sunmuş ardından Law Legislation and Liberty
de, liberal sosyol düzenin hassas yapısını güçlendirmek için gereken
hukuki ve anayasal çerçeveyi ortaya koymuştur.
Hayek bütün büyük sosyal hareketlere politikacılar tarafından değil,
düşünce adamlarınca önderlik edildiği görüşüne sahiptir. Öyle ki dünya
politikasının önde gelen bir çok şahsiyeti onun çalışmalarını yalnız
okumakla kalmamış onlardan etkilenmişlerdir de.
Hayek, özellikle liberalizmin yeniden yorumlanmasından ve liberalizmin
Avusturya ekolünün başı olmasından tanınır. O sadece ekonomik teori ve
politikaları konusunda değil, çok çeşitli konularda faaliyet gösterdi.
Bunların arasında yöntem bilim, felsefe, psikoloji ve tarihi
sayabiliriz.
Hayek'in eserlerinde genellikle tabi bilimlerle sosyal bilimler
mukayesesinin eğilimini görürüz. Bunu Hayek'in içinden geldiği ortamla
paralel olarak düşünürsek anlayabiliriz.
Hayek'in Sosyalizme getirdiği eleştirilerle kalmamış liberalizme de
değişik bakış açılarından yapıcı müdahalelerde bulunuştur. Bu açıdan
Hayek'in sentezlerindeki isabet gücü artmıştır. Onun bu özelliğinde de
çok farklı bilimlerle iç içe onları soluklayarak büyümesi etkendir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Akyüz, Müfit, Ertel, Nesrin; Ansiklopedik Ekonomi Sözlüğü, (II.Baskı)
Dünya Yayınları, İstanbul, 1989.
Butler, Eamon; Hayek, Çev. Yusuf Ziya Çelikkaya, Liberal Düşünce
Topluluğu Yayınları, İstanbul, 1996.
Büyük Ekonomi Ansiklopedisi, Sabah Gazetesi Yayınları, İstanbul, 1992.
Hayek, Friedrich A. Von; Hukuk, Yasama ve Özgürlük, Özgür Bir Toplumun
Siyasi Düzeni, (Çev. Mehmet Öz), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,
Ankara, 1993.
Hayek, Friedrich A. Von; Hukuk, Yasama ve Özgürlük, Kurallar ve Düzen,
(Çev. Atilla Yayla), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara,
1993.
Hayek, Friedrich A. Von; Kanun, Yasama Faaliyetleri ve Özgürlük,
Sosyal Adalet Serabı, Çev. Mustafa Erdoğan, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Ankara, 1993.
Hayek, Friedrich A. Von; The Road to Serfdom, Routledge Paperback,
London, 1994.
Hayek, Friedrich A. Von; Low Legislation and Liberty, Volume I, The
Mirage of Social Justice, The University of Chicaco Press, London,
1973.
Hayek, Friedrich A. Von; Low Legislation and Liberty, Volume II, The
Political Order of a Free People, The University of Chicaco Press,
1976.
Hayek, Friedrich A. Von; Low Legislation and Liberty, Volume III, The
Political Order of a Free People, The University of Chicaco Press,
1979.
Hayek, Friedrich A. Von; The Constitution of Liberty, University of
Chicago Press, Chicago, 1960.
Yayla, Atilla; "Liberalizm", Türkiye Günlüğü, İstanbul 1996.
(1) Butler, Eamon; Hayek, Çev. Yusuf Ziya Çelikkaya, Liberal Düşünce
Topluluğu Yayınları, İstanbul, 1996, sh. 2.
(2) Age. sh. 5.
(3) Butler; Age, sh. 2.
(4) Butler, sh. 22.
(5) Hayek'in özgürlüğü tanımı ve savunması hususunda bkz. özellikle
The Constitution of Liberty, I. böl.
(6) Butler; Age, sh. 35.
(7) Hayek, The Contitution of Liberty, (Zikr. Eamonn Butler ) sh.
139-140. University of Chicago Press, 1960, sh. 81. Hayek aynı konuyu
Rules and Order, sh. 106-110 da daha veciz ama daha müşahhas şekilde (procted
domain) olarak kullanmaktadır.
(8) Hayek, Friedrich A. Von; Hukuk, Yasama ve Özgürlük, Özgür Bir
Toplumun Siyasi Düzeni, (Çev. Mehmet Öz), Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Ankara, 1993, sh. 198-200.
(9) Hayek, Friedrich A. Von; Kanun, Yasama Faaliyetleri ve Özgürlük,
Sosyal Adalet Serabı, Çev. Mustafa Erdoğan, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Ankara, 1993.sh. 115-119
(10) Butler; Age, sh. 57.
(11) Hayek, İndivudualism and Economic Order, sh. 87, (Zikr. Butler;
Age, sh. 2.)
(12) Hayek, İndividualism and Economic Order, 1948. sh. 95, Zkr.
Butler; Age, sh. 65.
(14) Hayek, İndividualism and Economic Order, 1948., sh. 83. 1944, sh.23,
(Zikr. Butler; Age, sh. 90.)
(15) Hayek, İndividualism and Economic Order, 1948., sh. 83. 1944, sh.23,
(Zikr. Butler; Age, sh. 91.)
(16) Hayek, The Road to Serfdorm, 1944. sh. 46. 1944, (Zikr. Butler;
Age, sh. 95.)
(17) Hayek tarafında demokrasinin en ayrıntılı ele alınışı The
Constitution of Liberty nin 7. bölümünde bulunabilir.)
(18) Hayek,The Contitution of Liberty, sh. 112. 1944, (Zikr. Butler;
Age, sh. 163..)
(19) Hayek, Friedrich A. Von; Hukuk, Yasama ve Özgürlük, Kurallar ve
Düzen, (Çev. Atilla Yayla), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,
Ankara, 1993.sh. 207.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Hayek ve Liberalizm
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|