Okunma: 1204 kez
ETNİK KİMLİK ve ETNİKLİK KAVRAMLARI
Etnik kimlik, ferdîn içinde yaşadığı toplumdaki yaygın kültür unsurlarından farklı olarak, orijinal bir kültürel sistemin yapı özelliklerini nitelik itibariyle taşımasıyla ortaya çıkan bir kimlik türüdür. Millî kimliğe olan bağlılık azaldıkça başka kimlik arayışları artmakta, etniklik önem kazanmaktadır. Etnik özellikler, kültürel entegrasyonun sağlanamadığı, kültürle arası mesafenin[1] (inner cultural distance) olduğu toplum yapılarında görülebilecek potansiyel bir sosyal tabakalaşma unsurudur.
( www.genbilim.com )
Tümüyle homojen bir toplumsal yapıya rastlamak oldukça zordur. Sosyal
yapı çeşitli türlerde sosyal tabakalaşmadan, veya onu meydana getiren,
birbirinden farklı niteliklere sahip alt guruplardan oluşmaktadır.
Zaten aksi takdirde de toplumsal tabakalaşmayı fark etmek mümkün
olamazdı. Ancak, sosyal gurupların hepsinde de, toplumun tümünde
görülebilecek, ortak sosyal değerler, ortak amaçlar, ortak bir geçmiş,
halihazırda da devam etmekte olan tarihî süreç içinde mevcuttur.
Toplumsal bütünlüğü meydana getiren bu gibi temel unsurlardan
uzaklaştıkça, etnik farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
1. Etniklik
Genel anlamda bir sosyal gurubun ırk, dil veya millî kimliğidir.
Kolektif kimliğin dini, millî, kültürel ve alt-kültürel gibi çeşitli
formlarını bünyesinde toplayabilir. Terimin orijinal Yunanca anlamı
ethnos, kabile veya ırktır. Sosyal bilimlerde bu kavram, kültürel
mecranın biyolojik ve genetik belirleyiciliği dışına çıkarak, "ethos"
(bir kavmin veya toplumsal bir kurumun özellikleri) ve "âdet" (sosyal
öğrenme ve sosyal miras) anlamlarında kullanılmaktadır. Irk ve kültür
unsurlarının mümkün bileşimleri, sosyal analizlerde bağımsız değişken
olarak alınmaktadır[2]. Etnik farklılıklar sosyal olarak üretilmekte
ve korunmaktadır.[3]
Millî ve etnik kimlikler bir ölçüde ırk faktörünün belirleyiciliğine
dayanırlar. Ancak, diğer unsurlardan tecrit edilmiş yalnızca bir
faktöre dayalı bir kimlik yapısı düşünülemez. Meselâ, Kıbrıs’ta
yaşayan Türk ve Rum kesimi ırk, kültür, din, sosyal, ve linguistik
kimliklerinin tümüyle ele alınmaktadır.[4] Bundan dolayı salt Müslüman
veya Türk kimliği yoktur. Mutlaka bu unsurların ve değerlerinin tarihî
süreç içinde bir yorumu ve kombinasyonu gereklidir. Böylece millî
kültürden bağımsız millî bir kimlik düşünülemez.
Etniklik, diğer bir yaklaşımla, siyasî etniklik ve kültürel etniklik
olarak iki değişik mânâda ele alınabilir. Bunlardan ilki, etnik
çerçevedeki bir gurubun siyasî hareketliliğini veya şuurunu, öbürü
ise, başka kültürel değerlere olan bağlılığını veya uygulamalarını
işaret eder.[5] Her iki türde de ortak özellik, gurubun sahip olduğu
farklılık bilincidir.
Siyasî ve kültürel etniklik, ırk gurupları, etnik azınlık statüsü, alt
guruplar gibi birbirinden farklı anlamlarda analiz edilebilmektedir.
Yaygın kullanımı son derece genel bir mânâ ifade etmekte, ve bu yüzden
de büyük bir kavram kargaşası meydana gelmektedir[6]. Bu durum, belli
bir gurubun sosyal yapı içinde, ne tür bir yer işgal ettiğini de
belirlemekte güçlük çıkarır. Nitekim, Amerikan kültürü içindeki Yahudi
nüfusun durumu, bazen etnik gurup, bazen ırk gurubu, bazen de alt
gurup olarak adlandırılmaktadır. Bu örneklerden en dikkat çekeni
zencilerin durumudur. Amerika'daki zenci nüfusu tümüyle yaygın kültür
içinde eritilmiş olmasına ve ırk farklılığından başka bir özellikleri
kalmamış olmasına rağmen "ırk gurubu" olarak değil, etnik gurup olarak
adlandırılmaktadırlar[7].
Batı ülkelerinde, kavramın işlenme süreci ve ifade ettiği anlam,
toplum yapısı ve iktisadi gelişme farklarından dolayı, bazı
değişiklikler arz etmektedir[8]. Bunların en önemlilerinden biri, bu
ülkelerin gelişme süreçleri boyunca, sömürge memleketlerden aldıkları
göçtür. Böyle bir sosyal hareketliliğin belli başlı saiklerinden
birisi, göç eden insanların bu yeni ülkenin bazı özelliklerini tercih
etmeleridir. Tercih unsurunun oynadığı rol, bir süre sonra söz konusu
gurubun, yaygın toplumsal yapı içinde erimesine ve neticede orijinal
kültürel unsurlara katkıda bulunucu bir çeşni haline dönüşmesine sebep
olmaktadır. Kısaca, yeni bir kimlik edinilmektedir.
Göç niteliğindeki toplumsal hareketlilikler etniklik bilincini
artırır. Sanayileşme ve şehirleşme sürecinde, büyük nüfus kitleleri
daha önceden belli bir dengeye oturmuş olan mevcut sosyal yapılarını
bozmak zorunda kalarak göç etmekte, ve şehirlerdeki yeni iktisadi ve
sosyal düzen içinde kendilerine bir yer bulmaya, kimlik edinmeye,
çalışmaktadırlar. Böyle bir değişim süreci neticesinde, ferdî tutum ve
davranışlarda iki değişik seçenek müşahede edilebilir; ya karşılaşılan
yeni düzenin kültürel özelliklerini özümseyerek yaygın kimlik tipi
benimsenecek , ya da sahip olunan geleneksel niteliklerin varlığından
bir toplumsal güç elde etmek amacıyla bir araya gelinerek etnik gurup
oluşturulacaktır. Genel olarak etnik farklılıkların korunmasının ve
zaman zaman ön plâna çıkarılmasının, bu anlamda, fert veya gurubun
tümü hakkında aslında bir avantaj teşkil ettiğini vurgulamak gerekir.
Bir yandan etnik kimlik hâkim kültür içinde eritilirken, öte yandan
devam eden göç etnik kimlikte meydana gelen erozyonu gidermektedir.
Önceden göç etmiş olanlar bir süre sonra hâkim kültüre uyum sağlamakta
ve kültürel mesafeyi daraltmaktadırlar. Yaşayan etnik farklılıklar
giderek azalmaktadır. Ancak, göçün devam etmesi halinde, yeni
gelenlerle birlikte bu kesime etnik kültür akışı sürmektedir.[9]
Böylece devam eden göç, aslında etnikliği besleyen bir hayat kaynağı
olmaktadır.
2. Gurup Şuûru
Bilgi sosyolojisi açısından etnik gurubun meydana gelmesinde en önemli
faktörlerden biri farklılık bilincidir. Bu bilinç, ırk, renk, din veya
genel olarak kültür gibi değişik şekillerde var olduktan sonra, bir
sosyal mesafe yaratmakta, böylece mevcut farklılıkları korumakta ve
geliştirmektedir. Meselâ, Amerikan zencilerindeki renk faktörü, beyaz
Anglo-Saxonlarla kültürel bir ayrılık olmamasına rağmen, farklılık
bilincini korumaktadır.
Etnik gurup üyeliğinde anahtar element olarak, gurubun ayırt edici
kültürel özelliklerinin farkında oluşu ve paylaşılan kültürel
değerlerin önemini vurgulamak gerekir.[10] Yalnız başına gurup şuuru,
etnik gurubun belirleyici bir özelliği değildir. Dikkat edilirse bu
"farkında oluş" kavramında "gurup bilinci"'ne nazaran daha köklü bir
sosyal süreç yatmaktadır. Bu aynı zamanda etniklikteki gurup
bilinciyle sosyal yapıdaki diğer gurup bilinci arasındaki farkları da
ortaya koymaktadır. Nitekim Amerika’daki etnik guruplar arasında
yapılan araştırmalarda bu husus ortaya konmuştur. Bu ülkeye gelen
gurupların kültürel elementleri (din, ırk, dil, vs..) yerleşik olan
başka bir kültürle karşılaşınca farklılığını hissetmekte ve çoğunluk
gurupla birlikte yaygın bir kültür üretmektedir. Bundan dolayı yeni
bir etnik gurup bilinci gelişmektedir.[11]
Farklılık bilinci, gerçek bir farkın müşahedesine dayanabildiği gibi,
sunî olarak da üretilebilir. Bu konuda ülkemizde etnik bir gurup
olarak yaratılmaya çalışılan Kürt kesimini örnek olarak almak
mümkündür. Bu gurubun tek belirleyici özelliği Türkçe'den ve bölgedeki
öbür dillerden derlenmiş kelimelerden oluşan bozulmuş bir
lisandır.[12] Din, tarih, sosyal âdetler gibi kültürün diğer tüm
özellikleri itibariyle hiç bir farklılık bulunmamasına rağmen siyasî
tutumlarla sunî olarak sosyal bütünlük parçalanmaya çalışılmaktadır.
Görüldüğü gibi gurup bilinci herhangi bir veya birkaç değişebilir ve
yüzeysel faktörün, suni de olsa mevcudiyeti sonucu
oluşturulabilmektedir. Çabucak meydana getirilebilir ve yine aynı
çabuklukta kendiliğinden, veya söz konusu faktörlerin değişmesiyle,
ortadan kalkabilir. Meselâ, çalışma şartlarının iyileştirilmesini gaye
edinen bir gurup insan bir araya gelebilir. Bu amaç, aynı zamanda var
olduğu sürece gurubu oluşturan bilinçtir, ve onların belli tarzda
hareket etmelerini öngörür. Çalışma şartları iyileştirildikten sonra
gurup ortadan kalkar.
Gurubun yaşadığı bu süreci sosyal hayattaki güçler sağlamaktadır.
Sosyal hayattaki oluşumlardan meydana gelen bu güçler sürekli
değiştiklerinden, gurupların mevcudiyeti ve nitelikleri üzerindeki
etkileri de buna bağlı olarak farklılık arz etmektedir. Kültürel
özelliklerin farkında oluş ise, esasında süreklilik arz eden toplumsal
bir prosestir ve temel kültürel öğelere bağlıdır. Bunu sağlayan
faktörlerin devamlı veya çok uzun süreli var olması sonucu ancak bu
kavramdan söz etmek, gurup farkındalığını belirlemek mümkündür.
Herhangi bir iktisadî, sosyal veya siyasî menfaat, ilgili insanları
bir araya getirerek gurup bilinci oluşturabilir. Gurubun, kültürel
öğelerinin de müşterek olması şart değildir. Dikkat edilirse bu
noktadaki bilinç, amaç etrafında teşekkül etmiş ve ona bağlıdır.
Amacın sağlanması, veya gurup üyelerinin herhangi diğer bir yolla
tatmin olmaları sonucu, gurup bilinci kendiliğinden ortadan kalkar.
Etnik gurubun kültürel özellikleri, sosyal ilişkiler ve davranışların
oluşturduğu kompleks sınırlar ve organizasyonların bir sonucu olarak
uzun sürede meydana gelmektedir. Bu ayrıca, kapsayıcı ve dışlayıcı
fonksiyonları olan sosyal bir süreçtir de. Gurup üyeleri hem
kendilerini etnik sınıflandırmanın terimleriyle kimliklendirirler, hem
de gurubun dışındakiler tarafından bunlarla tanınırlar[13].
Farklılıkların net sınırlarla tanınması ve kültürün temel
seviyelerinde yerleşik olması gerekmektedir. Etnik birimlerin
devamlılığı, sosyal sınırların korunmasına bağlıdır.
Kısaca gurup bilinci, şuurunda olunan öğelerin neler olduğuna
bağlıdır. Eğer gurubun şuurunda olduğu öğeler ayrı bir ırk, din,
lisan, coğrafya, kültür gibi toplum yapısını belirleyici temel
unsurlardan kaynaklanıyorsa etnik guruptan, aksi takdirde, herhangi
bir sosyal guruptan söz etmek mümkündür. Bu noktada özellikle
vurgulanacak bir husus, bu unsurlardan herhangi birinin veya
birkaçının tek başına -farklı bir kültüre sebep olmadan- toplum içinde
mevcudiyeti bir anlam ifade etmemektedir. Bir toplumda ırk olarak
farklı olmasına rağmen sosyal yapı içinde tamamen aynı kültürel
özelliklere sahip olunabilmektedir.
Esasen kültür, toplumu meydana getiren insanların top yekun
katkılarıyla oluşturdukları bir süreçtir. Yukarıdaki faktörler farklı
birer kaynak olarak alındığında bile, kültür akışının tabii mecrası
içinde toplumsal kültüre katkıda bulunmakta, zenginleştirmekte, kısaca
onu üretmektedirler. Bu bakımdan herhangi bir unsurun, sosyal zeminde
mevcudiyeti veya bu zemindeki yaygın kültüre zıt, çatışmacı bir
özelliği olmadıkça etnik olduğundan bahsetmek mümkün değildir.
3. Etnik İşaret
Ayrı bir gurup kimliğini sürdürmek amacıyla kullanılan ve korunan,
etnikler arasındaki sınırları işaret eden özelliklerdir. Bunlar, etnik
guruplar arası farklılığı vurgulayan bölge, tarih, lisan, sembol, gibi
unsurlar olabilirler. Hatta, dini yasaklamalar veya guruplar arası
evlilik bile etnik işaretlerden sayılabilir[14].
4. Etnik Gurup ve Irk Gurubu
Farklı bir tarihî kolektif şuurdan kaynaklanan kimliğin oluşturduğu
bir tür sosyal guruptur. Etnik guruplar kendi kültür, âdet, norm,
inanç ve geleneklerine sahiptirler[15]. Ancak, ırk farklılıkları bu
tür gurupların belirleyici bir özelliği olmakla beraber, gurup
üyelikleri evlenme veya sosyal olarak kabul edilmiş diğer yollarla
değişebildiğinden, "etnik gurup" kavramı "ırk gurubu" kavramıyla eş
anlama gelmemektedir[16].
Etniklik kavram olarak "ırk gurubu"'ndan farklı bir anlam ifade
eder[17]. Etniklik belli bir ırk özelliğine dayanabileceği gibi
kültürel veya siyasî faktörlerden de oluşabilir. Ancak ırk özellikleri
ağırlık kazandıkça, etnik gurup yerine, ırk gurubu terimini kullanmak
daha doğrudur. Bu durumda ırk gurubu kavramının eş anlamlısı etnik
azınlık gurubu olmaktadır.
Bazı kereler ırk özellikleri belirleyici veya güçlü bir faktör
değildir. Meselâ, Amerikan zencileri beyaz Anglo-Saxon ırkından
olmamalarına rağmen toplumda, bu kültürden ayrı kendilerine has farklı
bir sosyal hayatları yoktur. Bu bakımdan, sosyoloji açısından
kullanılabilir genel bir ölçü ancak, gurubun kültürel faktörlerle
yansıttığı görünümü, başka bir deyişle kültürel uygulamalarıdır. Bir
ırk, toplum hayatında birdenbire var olmaz. Yüzlerce, hatta binlerce
yıllık orijinal geçmişin meydana getirdiği bir bünyenin (ve kültürün)
mevcut olması gereklidir.
5. Etnik Milliyetçilik
Yirminci yüzyılda önem kazanan milliyetçilik çerçevesinde etnik
milliyetçiğin ayrı bir karakteristiği vardır. Genel olarak
milliyetçilik, millet kavramına ve ortak millî kültür temeline
dayanmasına rağmen etniklik çerçevesinde sadece gurubun ayırt edici
özelliklerine dayandırılmaktadır. Esasen millet kavramı bazı yazarlara
göre genişletilmiş aile yapılarına benzetilerek katılımlarla oluşan
bir form olarak tasvir edilmektedir.[18]
Kellas'a göre, müşahede edilen milliyetçilik tipleri şöyle
özetlenebilir:[19]
Etnik milliyetçilik; milletlerini zümre terimleriyle adlandırmakta ve
doğuştan bu özelliklere sahip olmayanı dışlamaktadırlar. Genellikle
ortak ırk özelliklerine dayalıdır. Bu tür milliyetçilikte dışarıdan
bir kimse ne gurubun kültürüne adapte olabilir, ne de guruba üye
olabilir. Yahudi milliyetçiliği bir örnektir.
Sosyal milliyetçilik; Kendini sosyal bağlarla ve ortak kültürle tarif
eden bir milletin milliyetçiliğidir. Ortak millî kimlik, topluluk ve
kültür vurgulanır; dışarıdan herhangi bir fert her zaman bu unsurları
kabul ettiğinde milletle bütünleşebilir. Irk ayniyeti şart değildir.
Etnik milliyetçiliğin dışlayıcı özellikler arz etmesine karşılık
sosyal milliyetçilik kapsayıcıdır.
Resmî milliyetçilik; etniklik, millî kimlik ve kültür özelliklerine
bakmaksızın vatandaşlık hukuku çerçevesinde kapsayıcı olan devlet
milliyetçiliğidir. Temelde vatanseverliğe dayalıdır; kültürel ve etnik
temeller gerektirmez.
6. Bağımsız Değişkenler ve Etniklik
Din, dil, ırk gibi esas kültürel öğelerin daha bağımsız ve belirleyici
rolleri vardır. Özellikle dinî unsurlar, her tür toplumda siyasî ve
sosyal bir sorumluluk yüklenerek farklı bir kimliğin teşekkül etmesini
sağlayabilmektedir.[20] Bu tür öğelere bağlı olarak ortaya çıkan gurup
bilinci sürekli, yaygın toplumsal temellere dayalı, ve gurup sınırları
dışına taşmaktadır.
Bu normlar çerçevesinde ortak bir toplumsal payda söz konusu
olmaktadır. Bir kere şekillendikten sonra, artık gurubun farklılığını
ortaya koyan orijinal bir unsur olarak gurup bilincindeki varlığını
sürdürmeye devam eder. Meselâ, "...Yugoslavya'da yaşayan Boşnaklar,
Slav kökenli, Sırpça ve Hırvatça konuşan, fakat Müslüman kültüre sahip
kimselerdir. Kosava'daki Arnavutlar gibi Bosnalılar da Hırvat ve
Sırplarla ortak dili konuşmalarına rağmen kendilerini ne Yugoslav ne
Sırp ve ne de Hırvat olarak kabul etmiyorlar, sadece Müslüman olarak
algılıyorlardı. Bu insanlar, linguistik açıdan Sırplardan ve
Hırvatlardan ayırt edilmemelerine ve onları farklı kılan inancın artık
etkisini kaybetmiş bulunmalarına rağmen kendilerini bir etnik gurup
olarak gören Bosnalı, Slav eski Müslümanlardı; kendilerini "Müslüman
diye tanımlamayı seçtiler en azından sonunda buna resmen izin
verildi."[21] Bu hadisede din unsuru, bağımsız bir değişken olarak
ortak paydayı sağlamış ve ayrı bir toplum yaratmıştır.
Etniklik konusundaki mevcut literatür bu fenomenin ne yakında tamamen
ortadan kalkacak ve ne de gittikçe güçleneceğini ifade etmektedirler.
Bu konudaki ilk görüş, genellikle önceki dönemlerde araştırmalar
yapmış liberal akademisyenler arasında yaygındır. Eşitlikçi ve açık
toplumda etnik farklılıkların gereksiz görülerek öneminin giderek
azalacağı, kısa süre sonra ortadan kalkacağı beklentisi şeklinde
özetlenebilir. Muhafazakar akademisyenler ise, etnikliğin sessizce
varlığını devam ettirdiğini, daha sonraki dönemlerdeki çeşitli ampirik
bulgulara dayanarak öne sürdüler.[22] Etniklik sosyal yapıdaki
faktörlere ve değişmelere bağlı olarak toplum içindeki mevcudiyetini
aktif veya pasif bir şekilde sürdürmektedir. Zaman içinde etnik
özellikler şiddetlenmekte veya silikleşmektedir.
Etnikliğin zaman içinde artmasını veya azalmasına sebep olan faktörler
başlıca sosyal, siyasî, ekonomik, ve kültürel nitelikli
olabilmektedir. Bazı ekonomik çalkantılar ve dar boğazlar etnik
dayanışmanın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Etnikliğin
konjonktürel olarak alevlendiği konusunda henüz belirgin bulgular
yoktur.
Ancak, ekonomik zorluklara bağlı olarak şiddetlendiği Yancey ve
diğerleri tarafından 1976 yılında yapılmış olan bir araştırmada ortaya
konulmaktadır.[23] Araştırmacılar, belirli karakteristikleri olan bir
kültürel mirasın aktarımı şeklindeki klasik etniklik yaklaşımına karşı
çıkmaktadırlar. Onlara göre, etnikliğin sürekliliği ve gelişmesi,
şehirlerde, özellikle sosyal yapıdaki gurupların pozisyonlarını
karakterize eden yapısal şartlara bağlıdır. Araştırma, genel olarak
hangi şartlar altında etnik kültürün ortaya çıktığı, özellikle de
hangi sosyal güçlerin etnik kimliklenmeyi ve dayanışmayı geliştirmekte
ve artırmakta olduğu sorusu üzerinde yoğunlaşmıştır. Elde edilen
sonuca göre etniklik, zaman zaman ortaya çıkan bir fenomen olarak
toplumdaki gurupların ve fertlerin değişen pozisyonları ile birlikte
varlığını sürdürmeye ve gelişmeye devam etmektedir. Ancak, toplum
değiştikçe etnik kültürün eski formları yok olup gitmekte, fakat yeni
formlar üretilmektedir.
Yalnız başına biyolojik faktörün etnik bir özellik doğurduğunu
söylemek doğru değildir. Başka bir deyişle kültürel nitelik taşımayan
sadece biyolojik farklılık etnik bir gurup yaratmaya yetmemektedir. Bu
durumun aksi gibi gözüken Amerikan zencilerinin sahip oldukları
şartlar aslında beyazlar tarafından renk faktörüne atfedilmiş olan
ırkçı normlardır.
Diğer taraftan hiçbir farklılığın olmadığı siyah beyaz karışımı bir
toplumda ortak kültürel bütünlük içinde her ırktan insan bir arada
yaşayabilmektedir. Esasen sosyal olaylarda ortak bir tek özellik belli
yapıda -özellikle etnik gurup boyutlarında - bir sosyal netice
üretmeye muktedir değildir. Ferdîn bütün özelliklerinin toplumun geri
kalan insanlarıyla aynı olduğu fakat sadece bir tek özelliğinin
-(meselâ, coğrafî şartlardan kaynaklanan)- farklı olduğu durumunda onu
toplumun bütünlüğünden ayırmak mümkün değildir. Ortak sosyal
özellikler toplumu meydana getiren son derece güçlü bağlardır. Bir tek
farklılığın bu güçlü bağı kırması sosyal realitede mümkün değildir.
Bizce toplum içinde bu tür (etnik özellikli) alt gurupların meydana
gelmesi, bu insanların ortak özelliklerinin birleştiriciliğinin yanı
sıra, toplumun onların farklı normlarını görerek dışlamasıdır. Her alt
gurup için bu durum geçerli olmayabilir. Bazı menfaat gurupları belli
bir çıkara yönelik olarak teşekkül etmişlerdir. Kısaca, birden fazla
kültürel farklılığın bulunması ve bunların da yaygın sosyal
fonksiyonları yerine getiriyor olması gerekmektedir. Böylece bu
sistematik özellik, gurubu toplumun geri kalan üyelerinden ayıran bir
özellik olma vasfına sahip olabilir.
[1]A. Gonzalez, "'participation' at WMEX-FM: Interventional Rhetoric
of Ohio Mexican Americans." Western Journal of Speech Communucation,
v.53, n.4, Fall 1989, s.398-410.
[2]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A Dictionary of The Social
Sciences, J. Gould ve W. L. Kolb (ed.), The Free Press, New York,
1964, s. 244.
[3]H. Eidheim, "When Ethnic Identity is a Social Stigma." in Ethnic
Groups and Boundaries: The Social Organization of Culture Differance,
F. Barth (ed.), Brown and Company, Boston, 1969, s. 39.
[4]UN Chronicle. "I Set of ideas endorsed as 'appropriate basis' for
overall agreement on Cyprus." v. 29, Sept. 1992, s. 32-3.
[5]D. Jary ve J. Jary, 'ethnicity' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York,
1991, s.151.
[6]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A Dictionary of The Social
Sciences, J. Gould ve W. L. Kolb (ed.), The Free Press, New York,
1964, s.243-4.
[7]bkz. (M. F. Ashley Montagu, Man's Most Dangerous Myth, Colombia
University Press, New York, 1942), zikreden: M. M. Tumin, 'Ethnic
Group' maddesi, A Dictionary of The Social Sciences, J. Gould ve W. L.
Kolb (ed.), The Free Press, New York, 1964, s.244.
[8]bkz. (R. Peach, Ethnic Segregation in Cities, Croom Helm, London,
1981), zikreden: D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The
Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper
Perennial, New York, 1991, s.151.
[9]A. B. Anderson; D. K. Stasiulis, "Canadian Multiculturalism: A
Critique." Paper presented at the Conference on "Ethnicity, Power and
Politics in Canada," the Biennial Conference of the Canadian Ethnic
Studies Association, (Vancouver, Canada, October 11-13, 1979), s.1-54.
[10]bkz. (R. Narroll, "Ethnic Unit Classification", Current
Anthropology, 5, 1964.), zikreden: D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group'
maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology. E. Ehrlich (ed.),
Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[11]A. M. Greeley, Ethnicity in the United States. John Willey and
Sons, N.Y. 1974, s.309.
[12]E. Öksüz, "Körfez Savaşı Sonrasında Kuzey Irak Meselesi ve Dış
Politika Girdaplarımız." Türk Dili ve Millî Bütünlüğümüz, Açık
Oturumlar Dizisi:12, Aydinlar Ocağı Yayını, İstanbul, 1991, s. 16-8.
[13]bkz. (F. Barth, Ethnic Groups and Boundaries - The Social
Organization of Cultural Difference, Allen and Unwin, London, 1970.),
zikreden: D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper
Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial,
New York, 1991, s.150.
[14]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic marker' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York,
1991, s.152.
[15]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York,
1991, s.150.
[16]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York,
1991, s.150.
[17]D. Jary ve J. Jary, 'ethnicity' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York,
1991, s.151.
[18]J. G. Kellas, The Politics of Nationalism and Ethnicity. MacMillan,
Hong Kong, 1991, s.20.
[19]J. G. Kellas, The Politics of Nationalism and Ethnicity. MacMillan,
Hong Kong, 1991, s.51-2.
[20]R. N. Bellah, "Elite failure." The Christian Century. v. 109, July
15-22 1992, s. 672-3.
[21]E. Gellner, Uluslar ve Ulusculuk, 1992, s. 129-130. zikreden: O.
Türkdoğan, "Türkiye'de Etnik Guruplar", Türk dünyası Tarih Dergisi,
s.78, Haziran 1993.
[22]M. Gordon, Human Nature, Class and Ethnicity. Oxford University
Press, N.Y., 1978, s. 202-3.
[23]W. Yancey, E. P. Ericksen, R. N. Juliani, "Emergent Ethnicity: A
Review and Reformulation." American Sociological Review, Vol. 41, (June
1976), s. 391-403.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Etnik Kimlik
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |