Oca
21
2008
|
Çatşma ve Stres |
|
|
|
Cüneyt Birkök
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 1371 kez
Polis memuru olmaya karar verirken bu mesleğin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordunuz. Söz konusu tehlike üstesinden gelebilmek için eğitimini aldığınız ve günlük hayatta karşılaşabileceğiniz fiziki bir tehlikedir. Fakat karşılaşacağınız çok önemli bir başka tehlike türünden pek kimse bahsetmemişti. Bu, polislik mesleğinin neden olduğu stres tehlikesidir. Hiçbir şekilde mesleki stresin eğitimini almadınız. Hiç kimse boşanma oranlarından, alkolizmden, fiziki hastalıklardan veya intihar oranlarından bahsetmemişti.
( www.genbilim.com )
Halen de
mesleğin getirmiş olduğu bu tür problemlere karşı mücadele etmek için
ne bir eğitim verilmektedir, ne de destek sağlanmaktadır. Problemin
büyüklüğünü anlamak için sadece İngiltere’de yıllık olarak 8 milyar
sterlin maliyetindeki 360 milyon işgücünün stres nedeniyle
kaybedildiğini hatırlamak yeterlidir.[1] Böylesine büyük bir kayba
rağmen gelişmiş ülkelerde bile konuyla ilgili kanuni bir düzenleme
yoktur. Kontrol edilmeyen stresin sonuçları ise son derece iç
karartıcıdır. İnsan kaynaklarıyla ilgili raporlardan çıkarılan
sonuçlara göre çalışanların %60’ı işten ayrılma, iletişim bozukluğu,
verimlilik kaybı gibi stres kaynaklı problemlere mahzar
olmaktadırlar.[2] Öte yandan kısa dönemli rahatsızlıkların neden
olduğu stresle ilgili vakaların son on yılda on misli arttığı
gözlenmektedir. Nihai olarak stresin Kuzey Amerika ekonomisine
maliyeti, yıllık olarak 150-300 milyar dolar arasında olduğu tahmin
edilmektedir. Bu rakamların da ötesinde hayat şartlarında büyük
düşüşler, bozulan sosyal ilişkiler, alkol ve uyuşturucu müptelalığı,
ağır hastalıklar ve çeşitli depresyon türleri görülmektedir.[3]
Stresin, migren, uykusuzluk, ülser ve yüksek tansiyona sebep olması
veya artırmasının yanı sıra vücuttaki bağışıklık sistemini bozduğu da
bilinmektedir. Bu durum ise soğuk algınlığına, çeşitli enfeksiyonlara
ve bazı kanser türlerine karşı mücadeleyi engellemektedir. Amerikan
Tıp Birliği, tüm sağlık problemlerinin %75’inin stresle ilgili
olduğunu hesaplamıştır. Bir başka kaynağa göre yetişkinlerdeki
hastalıkların %43’ü doğrudan stres kaynaklıdır. Doktora gidenlerin
şikayetleri %75-90 stresle ilgilidir. Polislerdeki altı yaygın ölüm
sebebinin kaynağı olarak stres gösterilmektedir.[4] Bunlar kalp krizi,
kanser, ciğer hastalıkları, kazalar, siroz ve intihardır. Öte yandan
kalp krizi, psikolojik hastalıklar, uykusuzluk, vücudun dirençsizliği,
alerjiler gibi değişik guruplarda veya türlerde hastalıklara da sebep
olmaktadır. Görevde şehit olan polis memuru sayısının iki misli kadarı
intihar etmektedir[5]. Yine polis memurlarındaki en yüksek ölüm
sebepleri kanser, intihar ve kalp krizidir. Bütün bunların sebebi de
yüksek seviyeli strestir.
Stres Nedir?
Stres, yorgunluk, bitkinlik, baş ağrısı veya yüksek tansiyon gibi bir
takım belirtilerin ötesinde bir problemdir. Bundan dolayı, mücadele
için sadece gevşeme teknikleri gibi tedbirlerin alınması
yetmemektedir. Stres, kendi yapısı itibariyle kötü veya yıkıcı
değildir. Yalın bir ifadeyle durumlara, olaylara veya insanlara karşı
tabii bir reaksiyondur. Başka bir deyişle insanın günlük hayatında
başka insanlarla veya olaylarla etkileşimidir. Esasen hayatı ve
mutluluğu tam olarak yaşamak veya hissetmek için pozitif ve tabii olan
insan iradesini yansıtmaktadır. Bir problemle karşı karşıya
kalındığında insan düşüncesini ve enerjisini bu konuyu çözmeye sevk
etmektedir. Daha sonra zihin ve vücut bu amaç için harekete geçmekte
ve gereken faaliyeti yerine getirmektedir. İşte zihnin ve vücudun bu
tür bir hal içinde bulunmasına stres denmektedir. Kısaca stres zihin
ve vücudun canlılığına ilişkin bir haldir ve eğer hayat varsa,
faaliyet varsa ve canlılık varsa, stres de vardır ve hissedilecektir.
Bu durumda stresi bir oran olarak ölçümlendirmek gerekmekte ve çok az
veya çok fazla olması negatif bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır.
Çok az stres, gayretin ve güdünün olmamasını ifade etmektedir. Çok az
bir stres seviyesinde insan sabah yataktan kalkması için bile herhangi
bir sebep bulamaz. Böyle bir durumda hayattaki hiçbir şey mücadele
etmeye değmemektedir. Çok fazla miktardaki stres ise aşırı bir çabayı
ve az bir tatminin olduğunu göstermektedir. Çok fazla ve çok az
gerilimlerin ortasındaki bir stres seviyesi ise sağlığın, motivasyonun
ve hareketin dengeli olduğunu ifade etmektedir.
Dövüş veya Kaç Tepkisi
Stresin, karşılaşılan durumlara vücudun ve zihnin gösterdiği bir tepki
olması dolayısıyla yaşayan her insanda tabii olarak bulunduğunu ve
böylece ilk insanla birlikte ortaya çıktığını kabul etmek yanlış
olmayacaktır. İlkel insan, bir sonraki yiyeceğini nereden bulacağı
veya bir başka canlıya gıda olup olmayacağı gibi bir sorun karşısında
bulunmaktadır. Hayatını tehdit eden böyle bir durum karşısında iki
seçeneği vardır; ya hayatını korumak için dövüşecektir ya da alt
edemeyeceği bir güç karşısında kaçacaktır. Her iki alternatif için de,
hayatı koruma temel güdüsü, insan vücudunun biyolojik unsurlarını
karşılaşılan problemle mücadele etmeye ve üstesinden gelmeye
hazırlamak için bir takım değişiklikler yapmaktadır. Vücut kaçmaya
veya dövüşmeye hazırlanmaktadır. Hayatta kalmak için tüm sistemler
alarma geçirilmekte ve maksimum hareketliliğe çıkarılmaktadır. Kan
dolaşımı hızlanmakta, kaslar gerilmektedir. Dövüş veya kaç tepkisi
beyni, tüm vücudu ve duyguları etkilemektedir. Böylece bir stres
hissedildiğinde, aslında, vücudun hayatı tehdit eden bir duruma karşı
mücadele için yapmış olduğu hazırlığı hissedilmektedir.
İlk insandan günümüze doğru ilerledikçe, karşılaşılan tehditlerin
değiştiği, çeşitlendiği ve arttığı görülmektedir. Bugün artık vahşi
bir hayvana yem olma ihtimali çok nadir şartlara bağlı iken, kurallara
uymayan bir sürücünün trafikte aniden yolu kapatarak tehdit etmesi
modern insanda dövüş veya kaç tepkisinin ortaya çıkmasına, yani
adrenalin seviyesinin yükselmesine, kan basıncının artmasına ve
kasların gerilmesine, kısaca strese sebep olmaktadır.
Tehlikeye karşı koyma tepkisi, bilinçli bir şekilde kontrol edilmediği
takdirde hayatın kendisine karşı tehdit edici bir şekle dönüşmektedir.
Bu nedenle dövüş veya kaç tepkisini yönlendirmek ve üstesinden gelmek
gerekmektedir. Yükselen adrenalin, olumlu fiillerin enerjisi olarak
kullanılmalıdır. Duyguları birer uyarı sinyali olarak kabul edip,
yanlışlıklar bulunup düzeltilmelidir.
Stres hakkındaki yanlış düşünceler
Bu nokta son derece önemlidir. Stres yönetiminde konuyla ilgili yanlış
bilgiler problemin çözümünü zorlaştırmaktadır. Bilinçsiz bir çabanın
yarardan çok zararı olacağı, hatta sorunu bir kısır döngüye sokacağı
açıktır. Öte yandan bu yanlış kanaatlerin giderilmesi, doğru
yaklaşımların oluşturulmasını da sağlayacaktır. Stresle ilgili yaygın
olan bazı yanlış düşünceler aşağıdaki gibi özetlenebilir[6]:
1. Stresin herkes için aynı olduğu zannı tamamen yanlıştır. Bir insan
için çok stresli olan bir olay başka biri için hiç bir şekilde strese
neden olmayabilir. Her insanın olaylar karşısındaki tavrı farklılık
göstermektedir.
2. Stresin daima kötü bir şey olduğu kanaati de doğru değildir. Böyle
bir durumda hiçbir stresin, yani gerginliğin olmamasının, insanı
tamamen mutlu ve sağlıklı yapacağı var sayılmaktadır. Oysa uygun bir
miktardaki gerilim yaşamak için asgari şarttır. Mesela bir müzik
aletinin tellerinin belli bir sesi çıkaracak miktarda gerilmediği
takdirde herhangi bir müziğin çalınmasının mümkün olmaması gibi,
insanın da sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşayabilmesi için
motivasyonunu sağlayacak oranda bir gerilime ihtiyacı vardır. Sıfır
gerilimdeki bir telin hiçbir sesi çıkaramayacağı gibi sıfır
gerilimdeki insanın da hareket edebilmesi mümkün değildir. Akortlu bir
sazın mükemmel bir müzik sesi sağlaması gibi uygun bir şekilde motive
edilen insan tüm sorunlarının üstesinden gelebilecektir.
3. Her olayda stresle karşılaşıldığı ve dolayısıyla yapılacak bir
şeyin olmadığı düşüncesi de hatalıdır. Bu sorun aslında bir planlama
meselesidir. Faaliyetler uygun bir şekilde planlandığı takdirde
olaylar herhangi bir stres yaratmayacaktır. Olaylardaki öncelikleri
belirlemek, önce basit problemleri çözerek daha sonra zor ve karmaşık
olanlara yönelmek gibi tedbirlerle stres yönetilmediği takdirde bir
çaresizlik içine düşmek mümkündür.
4. Stresle en iyi mücadele şeklinin en yaygın teknik olduğu düşüncesi
de yanlıştır. İnsanların nitelikleri, yaşadıkları olaylar ve
tepkilerinin birbirinden farklı olduğu gibi mücadele şekillerinin de
farklı olacağı göz önüne alınmalıdır.
5. herhangi bir belirtinin görülmediği durumlarda stresin de
olmadığını zannetmek hem yanlış hem de tehlikelidir. Çeşitli
özellikler veya ilaçlar gibi sebeplerle stresin belirtileri ve uyarı
sinyalleri gizlenmiş veya engellenmiş olabilir.
6. Sadece büyük belirtilerin dikkate alınarak harekete geçilmesi,
küçük sinyallerin ihmal edilmesi ise son derece hatalıdır. Baş ağrısı,
mide asidinin yükselmesi gibi küçük belirtiler halihazırda mevcut olan
bir bozukluğun ilk habercileridir. Dikkate alınmadığı taktirde büyük
sorunlara yol açmaları kaçınılmazdır.
Stresin Yararlı Etkileri
1. Motivasyonu, sevk ve idareyi artırmaktadır
2. Uyanıklığı ve canlılığı sağlamaktadır
3. Yüksek bir enerji hissi vermektedir
4. Detaylara dikkat edilmesini sağlamaktadır
5. Heyecan ve umut hisleri vermektedir
6. Kendine güveni artırmaktadır
7. Amaç ve hedef duyusu sağlamaktadır
Stresin Zararlı Etkileri[7]
Vücutta:
1. Yüksek kan basıncı, hızlı kalp atışı
2. Kaslarda gerilim ve titreme
3. Uykusuzluk
4. Midede kramp ve bulantı
5. Baş ağrısı, baş dönmesi
6. Aşırı yorgunluk, bitkinlik
7. Mide bulantısı
8. Göğüs ağrısı
9. Göz seğirmesi
10. Ağız kuruması
11. Zayıflık
12. Zor nefes almak
13. Dişlerin sıkılması
14. Aşırı terleme
15. Bağırsakların bozulması
Düşünmede:
1. Konsantrasyonda zorluk
2. Kendine güven kaybı
3. Hafıza kaybı
4. Karar vermede zorluk
5. Baskı altında olduğu hissi
Duygularda:
1. Kızgınlık, öfke
2. Umutsuzluk, endişe, kaygı, tasa
3. Huysuzluk
4. Suçluluk
5. Korku
6. Yadsıma
7. Sinirlilik
8. Panik
9. Belirsizlik
10. Depresyon
11. Ajitasyon
12. Evham
Davranışlarda:
1. İçki ve sigara tüketiminde artış
2. İnsanlardan kaçınma
3. Sürekli konuşma
4. Yerinde duramamak
5. Devamsızlık
6. İçe kapanıklık
7. Durgunluk
8. Duygusal patlamalar
9. Sosyal olmayan hareketler
10. Şüphecilik
11. Gevşeyememe
12. Faaliyetlerde değişme
Poliste Stresin Kaynakları
Poliste stres kaynaklarını çeşitli şekillerde tasnif etmek mümkündür.
Konunun daha rahat bir şekilde açıklanması ve gerekli tedbirlerin
alınabilmesi için kaynağı itibariyle bir sınıflandırma yapmak
gerekecektir. İlk akla gelen genel ve mesleki stres kaynakları
şeklinde bir ayrım yapmaktır. Ayrıca fiziki ve sosyal stres kaynakları
şeklinde bir başka ayrım daha yapılabilir. Ne tür bir tasnif yapılırsa
yapılsın sonuç itibariyle her bir kaynağın hayati tehlike arz ettiği
ortadadır. Davranış biçimleri, kişilik, kendine güven, rol
çatışmaları, çoklu roller, rollerdeki belirsizlikler, siyasi ve
iktisadi kültürel özellikler, ergenlik, doğum, ölüm emeklilik gibi
hayattaki büyük değişiklikler gibi olayları sosyal ve psikolojik
kaynaklar olarak; çevre şartları, alınan gıdalar, ilaçlar ve kimyasal
maddeler, fiziki hastalıklar, doğumdan gelen bozukluklar gibi
faktörleri ise fiziki kaynaklar olarak ele almak mümkündür.[8] Tüm
bunların yanı sıra son derece önemli olan mesleki faktörler de vardır.
Polisin farklılığı ve bu farkın onların streslerine etkileri aşağıdaki
gibi özetlenebilir[9]:
1. Polis memurları devlet gücünün sembolü olarak görülürler. Bu
sebeple insanlar da onlara görevde olmadıkları zamanlar bile farklı
bir şekilde davranırlar. Bir problem ortaya çıktığı zaman herkes polis
memurunun “görevini yapmasının” ve “problemi çözmesini” bekler. Görev
dışındayken bile polisin kendisi de bu eğilimdedir. Bir problemin
sorumluluğunu veya görevi yüklenmekle bir miktar pasif durum izlemeyi
birbirinden ayırmak polis için oldukça zordur ve stres kaynağıdır.
2. Polis memuru bazı bakımlardan toplumdan izole bir haldedir. Bir
polis rozeti taşımak, üniforma giymek ve silah taşımak onu toplumdan
ayırmaktadır. Araştırmalara göre bu ayırım olumsuz kişilik özellikleri
şeklinde bir takım psikolojik etkilere sebep olmaktadır. Mesela
psikolojik araştırmalar göstermektedir ki bir üniforma giymek üniforma
giymeyenleri kendisi dışında saymaya sebep olmaktadır. Bir polis
rozeti veya silah taşımak daha agresif davranmasına sebep olmaktadır.
Üniforma, rozet veya silah genel olarak bunlara sebep olmaktadır ve
dolayısıyla poliste de bu etkileri söz konusudur. Bazı memurlar
aslında üniformayla bir “rol” oynadıklarını veya üniformanın bir
“maske” olduğunu düşünmektedirler. Bu roller arasındaki fark veya
çatışma onun özel hayatını olumsuz olarak değiştirmektedir.
3. Polis memurları yarı askeri yarı kurumsal özelliklere sahip bir
örgütte çalışmaktadırlar. Böylece hem “yarı askeri” hem de “kurumsal”
yapıların sebep olduğu psikolojik problemler görülmektedir. Askeri
organizasyonlar ferdin toplum uğruna feda olmasını gerektirir. “Fert”
önemli değildir, gurubun “amacı” esastır, veya yücedir. Askeri
organizasyonlar ferdin standartlara uymadığı takdirde
cezalandırılmasına yoğunlaşırlar. Bu durum insanın sadece bir
makinenin parçası olarak değer taşıması şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Kurumda ise durum benzeri olmakla birlikte bir adım ileridir ve
görevli kişi kurumun amacından ve ferdiyetten daha önemli olan bir
düzenin veya sistemin içinde hapsedilmiştir. Mesela bir memur çok
önemli bir iş yapmış (mesela bir hayat kurtarmış) olduğu halde
dosyalama işini eksik yapmışsa, raporu hatalı yazmışsa kınanır. Bir
kurum için bürokratik şeyler meydana gelen olayın kendisinden daha
önemlidir. Polis örgütünün hem yarı askeri hem de bir kurum özelliğini
bir araya getirmesi ruh sağlığı açısından ağır strese neden
olmaktadır.
4. Vardiya usulü çalışma hayatı son derece anormaldir. Çalışma
saatlerinin değişmesi insan biyolojisindeki düzeni devamlı alt üst
etmektedir. Yemek, uyku, uyanıklık zamanı sabit bir düzende olmadığı
takdirde ruhsal ve fiziki denge bozulmaktadır. Çalışma programının
sürekli değişmesi aynı zamanda özel hayatı da alt üst etmektedir.
Mesela sağlam bir aile hayatı sağlamak zamanında ve yerinde yapılan
bir takım ritüellere bağlıdır. Bunlar olamadığı takdirde boşanmalar,
çocuk yetiştirmede problemler ortaya çıkmaktadır.
5. Dostluk, polis için iki ucu keskin bir kılıçtır. Kanunu koruma işi,
tabiatı icabı gurup çalışmasını, tim çalışmasını ve diğer iş
arkadaşlarıyla bütünleşmesini gerektirir. Bu şekilde guruplaşmak bir
polise işiyle ilgili tehlikeli durumlarda ihtiyaç duyduğu desteği
sağlayabileceği bir emniyet duygusu verir. Ayrıca aidiyet duygusu
üreterek “biz ve onlar” şeklinde insanları ikiye ayıracağı bir bakış
açısı yaratır. Bu durum kanun uygulayıcılarını bir klik haline
sokmakta ve böylece gelişmelerini önlemektedir. Gurup üyelerinin içine
düştükleri kötü durumları kabullenmek de zorlaşmaktadır. Böyle bir
durum büyük bir stres kaynağıdır.
6. “Ani stres” polisin sıkça karşılaştığı bir durumdur. Her şey normal
seyrederken aniden çok tehlikeli bir durum ortaya çıkabilmektedir. Bu
tehlikeye veya strese karşı hazırlıklı olmak şansı bulunmayabilir. Bu
tür stresle mücadele etmek son derece zordur.
7. Duyguları kontrol etme mecburiyeti vardır. Son derece
heyecanlansalar bile tamamen sakin olarak hareket etmek zorundadırlar.
Gerçek duygularını ifade etmeyerek bastırmaları büyük bir ruhsal güç
harcamalarına sebep olmaktadır. Böyle bir güç kaybı kendilerini zayıf,
enerjisiz hissetmelerine sosyal, mesleki ve özel hayatlarında isteksiz
olmalarına sebep olmaktadır.
8. Polis işinde her şey yazılı kanunlara dayalıdır. Doğru ve yanlış
standartlar tarafından belirlenmiştir. Kanun bir şeye doğru demişse
doğru, yanlış demişse ise yanlıştır. Oysa gerçek dünyada gerçek
doğrular ve yanlışlar göründükleri gibi değildir veya insan kendi
görüşüne dayalı olarak farklı bir hüküm verebilir. Gerçekte siyah ile
beyaz arasındaki gri tonunun varlığı strese neden olmaktadır.
9. Polisiye işler son derece negatif olaylardır. Kanunların ihlali,
suç gibi toplumun kötü yüzünü görmektedirler. Böyle bir görüntü
polisin insan hakkındaki düşüncelerini oluşturmaktadır. Sahtekar,
birbirini yiyen insanlarla uzun süre uğraştıktan sonra insanlara
güvenmek ve olumlu davranış beklemek son derece zordur. Bu güvensizlik
daha sonra sosyal ilişkilere ve aileye yansımaktadır.
Stresle mücadelenin genel ve polislik mesleğine özgü şartları
Polislik mesleğinde başarılı olmak arzusu hem stres yaratan hem de
stres önleyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurallara
dikkat edildiği ve mesleğin kendine has özel kurallarına uyulduğu
takdirde mücadelede başarı kazanılmaktadır. Başarı için bir işin doğru
yapılması gerekmektedir. Doğru yapıldığı ve dolayısıyla başarı
sağlandığı takdirde başarısızlığın getireceği stres önlenecektir. O
halde bir işi doğru yapmak için prensipler, ölçütler neler olmalıdır?
Ben doğru olanı yaptım diyebilmek için veya doğru olanı yaptığından
emin olmak için nelere uyulmalıdır? Doğru davranışın bazı anahtarları
şunlardır[10]:
1. Dürüstlük ve güvenilirlik. Prensip sahibi olunmalı ve daima
korumalıdır. Duruma göre değiştirilmemelidir.
2. Sebat etmek. Düşünceler mutlaka başarı sonuçlar alınacağı şeklinde
yapılandırılmalıdır. Hiçbir şeyin engel olmasına izin verilmemelidir.
Engel çıktığı takdirde durum yeniden değerlendirilmeli problem
çözülmeli ve kararlı bir şekilde yola devam edilmelidir.
3. Açık olmak. Düşünceler, bakış açısı, görüş ufku diğer insanlara,
başka fikirlere, yeni durumlara açık olmalıdır.
4. Planlı olmak. Herhangi bir olay için program yapılmalı ihtiyaç
duyulduğu takdirde değiştirilebilmekle birlikte ve sadık bir şekilde
uyulmalıdır.
5. Zaman yönetimi. Bir işi şimdi yapmak prensibi uygulanmalıdır.
Disiplinli bir zaman kullanımı bir şeyin tamamlanması için en önemli
unsurdur.
6. Fedakar olmak. Diğer insanları anlamak ve yardım etmek aynı zamanda
insanın bilgisini artırır, potansiyelini geliştirir ve böylece başarı
için gereken gücü sağlar.
Öte yandan polislik mesleğiyle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken
bir takım tehlikeli hatalar da mevcuttur:
1. Kişisel problemlerin etkilerini görevdeyken de sürdürmek
davranışlarda bozukluklara ve telafi edilemez sonuçlara neden
olabilir.
2. Tedbirsiz ve gereksiz cesaret hemen her zaman zor durumlara
düşülmesine neden olur.
3. Yeterince dinlenmeden görev yapmak herkesi tehlikeye atmaktadır.
4. Görevin gerektirdiği kurallara uymamak veya gevşek davranmak
Sonuç ve Stresle mücadelede pratik uygulamalar
Gerek mesleki gerekse diğer türden stresle mücadele için bir takım
pratik prensiplerin yararı vardır. Bunların uygulanması günlük hayatta
ve görevdeki pek çok sorunun üstesinden gelmeyi sağlayacak ve uzun
vadede büyük problemlere dönüşmesini engelleyecektir. Ancak hiçbir
zaman unutulmamalıdır ki bir depresyon söz konusu olduğunda mutlaka
profesyonel bir müdahale gereklidir. Mesleki, kültürel ve ahlaki
kurallara uymak, gevşeme, nefes teknikleri, hipnoz gibi stresle
mücadele metotlarını uygulamak son derece yararlı olacaktır. Ayrıca
kurumların da bu büyük tehlikeye karşı en kısa zamanda ciddi tedbirler
alması gerekmektedir. Tekrar dikkatlerin çekilmesi gereken bir noktayı
ifade etmekte yarar vardır. Mesleğin yarattığı stres nedeniyle görev
başında şehit olanların iki katı sayısında polis memuru intihar
etmektedir.
Kaynakça
[1]Jennıfer Smıth, “Stress At Work '99” Internatıonal Stress
Management Assocıatıon UK, Report from a conference organised by
Industrial Services in association with Occupational Health Review,
London, May 1999 http://www.isma.org.uk/ , (16 Ocak 2000)
[2] “Police Officers and Post Trauma Stress Disorder”, http://pw1.netcom.com/~jpmock/ptsd.htm,
(16 Ocak 2000)
[3]“Alcohol and Stress”, National Institute on Alcohol Abuse and
Alcoholism No. 32 PH 363 April 1996, http://silk.nih.gov/silk/niaaa1/publication/aa32.htm,
(16 Ocak 2000).
[4] Daniel A. Goldfarb ve Gary S. Aumiller, “The Heavy Badge”,
http://www.heavybadge.com/index.htm#t4, (16 Ocak 2000).
[5] Dan Goldfarb,” The Effects Of Stress On Polıce Offıcers”,
http://www.heavybadge.com/efstress.htm, (16 Ocak 2000).
[6] Wesley Sıme, “New Concepts In Stress Management”, Internatıonal
Stress Management Assocıatıon, http://www.isma.org.uk/newconcepts.htm
, Stress News April 1998 Vol.10 No.2, (16 Ocak 2000)
[7] John Petrozıello, “Stress: Knowıng The Enemy Wıthın”,
Internatıonal Stress Management Assocıatıon http://www.isma.org.uk/enemywithin.htm
, Charny,OC, Canada, Stress News January 2000 Vol.12 No.1, (16 Ocak
2000).
[8] “Living With PTSD Police Officers and Posttraumatic Stress
Disorder”, http://expage.com/page/livingwithptsd/ , (16 Ocak 2000).
[9] “10 Reasons Cops Are Dıfferent And How These Differences İmpact On
Their Stress!”, The Thin Blue Line, http://www.thethinblueline.org/10res.htm,
(18 Ocak 2000).
[10] Timothy J. O™Brien , “the Institute for Stress Management “,
http://www.hyperstress.com ,. Copyright 1999, (18 Ocak 2000).

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Çatşma ve Stres
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|