Oca
20
2008
|
Travma ve Akut Stres |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 1071 kez
Postravmatik Stress Bozuklugu (PTSB) ve Akut Stress Bozuklugu (ASB)
PTSB olarak siniflandirilmis hastalar için, hemen hemen herkes için travmatik olabilecek bir büyüklükte emosyonel bir stress yasamis olmalidir. Bu tip travmalar içinde savas deneyimi, dogal afetler, tecavüz, saldiri ve ciddi kazalar(otomobil kazasi veya bina yangini gibi) olmalidir.
( www.genbilim.com )
PTSB'u
1-Travma deneyimi ile ilgili düsünsel rüyalarin veya uyanik
düsüncelerin olmasi
2-Travmayi hatirlatici seylerden devamli kaçinma ve hatirlatici
seylere karsi tepkide donukluk
3-Devam eden asiri uyarilma
PTSB'lugu ile baglantili yaygin semptomlar depresyon, anksiyete ve
bilissel zorluklar (konsantrasyon zorlugu gibi) vardir.
DSM de PTSB semptomlarinin minimum süresi bir ay olmalidir.
DSM IV ASB u olarak isimlendirdigi yeni bir tani ile bizi
tanistirmistir. ASB deki hastalik semptomlari travmatik olaydan sonra
4 hafta içinde meydana gelmeli ve semptomlar iki gün ile 4 hafta
içerisinde sonlanmalidir.
Tarihçe
Otonomik kardiak semptomlarla kendini gösteren Amerikan iç savasinda
PTSB'un sendromuna benzeyen hastaliga asker kalbi ismi verilmistir.
1871 yilinda DA Costa'nin yayinladigi "On Irritabl Heart" çalismasinda
bu tip askerleri tanimlamaktadir.
1.Dünya savasinda bu sendrom "Shell Shock" olarak isimlendirilmis ve
bomba patlamalari sonucunda olusan beyin travmasinin nedeni ile
meydana geldigi hipotezi ileri sürülmüstür.
2.Dünya savasindan emekli askerler, nazi toplanma kamplarindan sag
kalanlar, Japonyada atom bombasina maruz kalanlardan sag kurtulanlar
da benzer semptomlar görülmüs. Bu duruma zaman zaman zorlama nevrozu
veya fiili tükenmislik isimleri verilmistir.
1900 yillarda psikoanalitik etkinin güçlü oldugu özellikle Amerika
Birlesik Devletlerinde travmatik nevroz tanisi, bu durumlar için
konulmustur.
Travmatik nöroz, travmatik olay vasitasi ile çözümlenmemis erken dönem
çatismalarinin tekrardan aktive olmasi ile izah edilmistir.
1941 yilinda Boston'da the Coronut Grove da, kalabalik bir gece
kulübünde, meydana gelen bir yangindan sag kalanlarda asiri
sinirsellik tükenmislik ve kabuslarin olusturdugu gösterilmistir.
Hastalik etkileri gecikmis olarak da ortaya çikabilmektedir. (Erikson
1976)
Vietnam savasinda sag kalanlarla baglantili psikiyatrik hastalik
kavrami bugün bilindigi gibi verimli bir sonuca olusarak PTSB'nin
kavramina gelinmistir.
Bütün bu travmatik durumlarda hastaligin görünümü stress etkeninin
büyüklügü ile yakindan korelasyon göstermektedir. En ciddi stresler
(mesela toplama kamplari) taniklarin %75 den fazlasinda sendromun
görülmesi ile neticelenmistir. (Herman ve van der Kolk 1987., Herman
ve ark. 1989., van der Kolk ve Saporta 1987., van der Kolk 1988)
Epidemiyoloji
PTSB'nin ömür boyu görülme prevelansi, toplam içinde %1-3 arasindadir.
Bu oran bozuklugu subklinik formlar da degerlendirilerek bakilirsa %5
ile 15 gibi bir rakama ulasmaktadir. (Helzer ve ark. 1987., Breslau ve
ark. 1991)
Travmatik olayi yasamis kisiler içindeki yüksek risk orani ömür boyu
prevelalans oranlari %5-7.5 arasindadir. Vietnamdan sag dönenlerin %30
u PTSB'u geçirmistir. Ilaç olarak bunlarin %25'nin de bozuklugu
subklinik formlarina girmistir. (Eitinger 1971., Krystal 1968.,
Chapman 1962)
PTSB herhangi bir yasta görülebilir. En yüksek oldugu dönem genç
adultlerdir. Presipite edici faktörlerin yapisi önemlidir. Hatta
çocuklarda PTSB'u geçirebilirler. Erkeklerdeki travma genellikle
zorlayici karakterdedir. Kadinlarda ise genellikle tecavüze veya
saldiriya ugrama seklindedir.
Bozukluk evlenmemis, bosanmis, dul kalmis, ekonomik handikapi ve
sosyal çekilmesi olanlarda en sik olarak ortaya çikmaktadir.
Etyoloji
Stress Etkeni
Bilinmektedir ki PTSB'in gelisiminde birincil nedensel faktör
stresstir. Ancak her travmatik olaydan sonra herkes PTSB'a
yakalanmamaktadir. Belki stressör gerekli bir kosuldur ancak
hastaligin olusmasi için yeterli bir kosul degildir. (Horowitz ve ark.
1980)
Klinisyenler, bireysel biyolojik uyarici faktörler, uyarici
psikososyal faktörleri ve travmadan sonra ne oldugu üzerine düsünmeli
ve tartismalidir. Mesela, felaketi yasayan grub üyelerinden bir kismi,
bu yasadigi olayi baskalari ile paylasma imkanina sahipse. travma ile
basa çikabilme imkanina sahip olabilmektedir.
Bazen hayatta kalanlarin suçlu olmasi, PTSB'u basarisini
karistirabilmektedir.
Yapilan arastirmalara göre PTSB'da en önemli vurgulanan konu, stressör
etkinin ciddiliginden ziyade, kisinin stressöre verdigi yanitin durumu
önem arzetmektedir. (Breslau ve ark. 1991., McFarlane 1990)
PTSB'un semptomlari, stress etkeninin ciddiyeti ile direkt orantili
oldugu düsünülmektedir. Ampirik çalismalarda böyle oldugunu
göstermistir.
Sonuç olarak, herkesin istirak ettigi ortak nokta stress etkeninin
hasta tarafindan belirlenen subjektif degeri, bu bozuklukta büyük
öneme sahiptir.
Karsi konulmaz bunaltici travma ile yüzlesildigi zaman halkin büyük
bir kismi PTSB'un semptomlarini yasamaz. Bazi sahislara bu tip olaylar
olagan veya daha az dehsetli gelirken, bazilari bu olaylara subjektif
anlamlar yükledikleri için PTSB semptomlari gelistirirler.
Hastaligin gelisiminde rol oynayan predispozan faktörler vardir. (Lindy
ve ark. 1984)
1-Çocukluk döneminde travma geçirme. (va der Kolk ve ark 1991.,
McFarlane 1989)
2-Borderline, paranoid, bagimli ve antisosyal kisilik bozukluguna
egilimi olanlar
3-Yetersiz destek sistemine sahip olanlar
4-Genetik yapisal olarak psikiyatrik hastaliklara yatkinligi olanlar (Scrignar
1984., Breslau ve Davis 1992)
5-Yakinda yasanan stress dolu yasam degisiklikleri (Horowitz ve ark
1980)
6-Kontrolün internal odakli algilama duyusu yerine kontrolün external
odakli olarak algilanmasi (Breslau ve ark. 1991)
7-Yakin dönemde yogun alkol alimi.
Ciddi psisik travma geçiripte hayatta kalan sahislarda yapilan
psikodinamik çalismalar da yaygin bir belirti olarak alexitymia
bulunmustur.
Çocukluk döneminde psisik travma meydana gelmisse, bu genellikle
emosyonel gelisimin daralmasi ile neticelenir. Eger travma adult
dönemde meydana gelmisse genellikle emosyonel regresyon olusur.
Vakalarda travmadan sonra, sag kalanlarda genellikle internal
emosyonel duygulari kullanilmayarak, sinyal olarak psikomatik
semptomlar çikabilir. Bu insanlar, stress altina girdiklerinde kendi
kendilerini yatistirmaya muktedir olamazlar.
Psikodinamik Faktörler
PTSB'un kognitif modelinde, bozuklugu presipite eden travmayi
rasyonalize etmeye veya süreci anlamaya yönelik bir pozisyon alir.
Onlar süreci denemeye devam ederler ve kaçinma tekniklerini kullanarak
stresle tekrar karsilastiklarindan kaçinma yönünde davranis
sergilerler.
PTSB'un davranisçi modeli, hastaligin gelisimini iki fazdan izah eder.
Birincisi, travma (sartsiz bir uyarandir), sartli stimulusla, klasik
sartlandirmada oldugu gibi çiftlestirilmistir. Burada sartli uyaran
travmanin fiziksel veya mental hatirlaticilaridir. Ikincisi ögrenme
teorisi perspektifinde, hastanin sartli ve sartsiz uyaranlarin her
ikisinden kaçinma kaliplari gelistirirler.
Hastaligin psikanalitik modelinde travma, çözülmemis psikolojik
çatismalarin tekrar reaktive olmasi olarak kabul edilir. Çocukluk
dönemi travmasi tekrardan aktive olmussa, bu durum regresyon ile
sonuçlanir. Burada bastirma, inkar ve yap-boz savunma düzenekleri
devreye girer. Ego olayi tekrar yasar ve böylece anksiyeteyi azaltmayi
ve üzerinden gelmeye çalisir. Hatta dis dünyadan sekonder kazançlar
elde etsede yaygin kazanimlar kompenzasyonlar ile ilgilidir. Dikkat ve
sempati artmistir, bagimlilik ihtiyacinin tatmini söz konusudur. Bu
kazanimlar bozuklugu ve onun direncini artirir.
PTSB'un bilissel görünümü olayi bloke eden ve kabullenen alternatif
periyodlari vasitasi ile provoke edilmis travma ile ilgili bilgilerin
yogunluk derecesinin süreci üzerine çalisilmasidir.
Biyolojik Faktörler
Biyolojik teorilerin, PTSB'a bakisi hayvanlarla preklinik dönemde
yapilan bilimsel çalismalar ve PTSB'lu klinik popülasyon biyolojik
degiskenlerle ölçümlerinin her ikisine birden bakilarak
gelistirilmistir. Bu çalismalarda elde edilen verilere göre,
bozuklukta bir çok nörotransmiter sistemlerinin etkili oldugu tesbit
edilmistir. (van der Kolk ve van der Hart 1989)
Hayvanlardaki preklinik olarak yapilan çalismalarda elde edilen
duyarlilasma, hassaslasma ve ögrenilmis mutsuzluk modelleri, bizleri
hipotalamus-pitütüer-bez ve adrenal-baz arasindaki eksene
ulastirmaktadir. (Pavlov 1957/1960) Bu eksende görev alan
nörotransmiterler, NE, depamin, endojen opiyatlar, ve benzodiaspin
reseptörleridir.
Klinik populasyonda, veriler nöroadrenerjik ve endojen opiyat
sistemleri hipotezleri ile desteklenmistir. (Kosten ve ark. 1987)
Adrenerjir hiperaktivite üzerinde durulmustur. (Kolb ve ark. 1984)
Alfa 2 adrenerjik reseptör duyarliligi üzerine çalismalar yapilmis
kronik noradrenerjik hiperaktivite olabilecegi iddia edilmistir. (Perry
ve ark. 1987) Bu insanlardan, hipotalamus-pitütüer bez-adrenal ekseni
de söz konusudur. Bunlardan (PTSB) bazilarinda bu sistemlerde
hiperaktivite mevcuttur.(Anisman ve ark. 1980) Laktat ve yohimbin
sistemleri üzerine durulmustur. (Rainey ve ark. 1987., Southwick ve
ark. 1987) Growt hormon (Hansenne ve ark. 1991), düsük idrar kortizol
oranlari (Mason JW ve ark. 1986), artmis idrar norepinefren/kortizol
orani (Mason JW ve ark. 1988), kortikorelesing hormona cevap vermeyen
ACTH (Smith ve ark. 1989) üzerinde durulmustur.
Diger büyük biyolojik bulgular otonomik sinir sisteminin cevap verme
yeteneginin ve aktivitesinin artmis olmasidir. Bunun delilleri de
artmis kardiak degerler, ve kan basinci yüksekligi (Kolb 1987., Pitman
ve ark. 1987) ve anormal uyku özellikleridir.(mesela uykunun
parçalanmaz ve uyku latensinin artmasi söz konusudur.) Para sempatik
sistem üzerine çalismalar vardir. (De la Pena 1984) Sempatik sistem
üzerine çalismalar vardir. (van der Kolk ve Saporta 1991., Davidson ve
ark. 1991., McDougle ve ark. 1991., Shay 1992) Pozitif belirtileri
limbik sistem bozuklugu ile izah eden çalismalar da vardir. (Liper
1990) Negatif belirtiler üzerine de teoriler gelistirilmistir. (Mairer
ve Seligman 1976., Kelly 1982., Maier ve ark. 1980, Pitman ve ark.
1990., Gold v eark., Spiegel ve Cardena 1990)
Bazi arastirmacilar PTSB'un diger iki psikiyatrik bozukluk olan PB ve
M.depressif bozukluga olan benzerlikleri üzerinde durmuslardir.
Teshis
PTSB'un DSM IV tani kriterleri DSM III- R da birkaç kriter halinde
açikça yazilmistir. Ilk kez, DSM III R stressör tanimini "alisilmis
insan davranisinin disinda" olan sey olarak tanimlamistir. DSM IV de
ise stressörün tanimi "A" maddesinde açiklanmistir. DSM IV de "B" de
spesifik özellikler, DSM III-R de oldugu gibi korunmustur. Burada
travmatik olayi tekrardan yasamaya direnç gösteren kisiyi hastanin
özelligi olarak anlatilmistir.
Kriter C ve D, DSM IV ve DSM III R de hemen hemen aynidir. Bu maddeler
belirli durumlardan spesifik devamli kaçinmayi ve hastanin uyarilma
yükselisini anlatir.
DSM IV spesifize edilen semptomlarin ki, bunlar, yeniden yasama,
sürekli kaçinma, artmis uyarilmislik durumunu, bir aydan daha uzun
sürmesini belirlemistir. Semptomlar bir aydan daha kisa sürmüsse bu
durumda ASB a tanimi konmaktadir. (Tablo 12) DSM-IV de PTSB (Tablo 13)
için tani kriterleri,klinisyene hastaligin akut mu yoksa kronik mi
oldugu konusunda yardimci olur. Akut durumlarda semptomlar üç aydan
önce sona ererken kronik durumlarda semptomlar üç ay ve daha fazla
sürmektedir.
A. Asagidakilerden her ikisinin bulundugu bir biçimde kisi travmatik
bir olayla karsilasmistir:
(1) Kisi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, agir bir yaralanma ya da
kendisinin ya da baskalarinin fizik bütünlügüne bir tehdit olayini
yasamis, böyle bir olaya tanik olmus ya da böyle bir olayla karsi
karsiya gelmistir
(2) kisinin tepkileri arasinda asiri korku, çaresizlik ya da dehsete
düsme vardir
B. sikinti doguran olayi yasarken ya da bu olayi yasadiktan sonra
kiside asagidaki dissosiatif semptomlardan üçü (ya da daha fazlasi)
bulunur:
(1) öznel uyusukluk, dalginlik duyumlari ya da duygusal tepkisizlik
(2) çevrede olup bitenlerin farkina varma düzeyinde azalma (örn.
"afallama").
(3) derealizasyon
(4) depersonalizasyon
(5) dissosiatif amnezi (yani, travmanin önemli bir yanin animsayamama)
C. Travmatik olay sunlardarn en az biri yoluyla sürekli olarak yeniden
yasanir: Göz önüne tekrar tekrar gelen görüntüler,rekürran düsünceler,
rüyalar, illüzyonlar, "flashback" epizodlari, o yasantiyi yeniden
yasar gibi olma ya da travmatik olayi animsatan seylerle karsilasinca
sikinti duyma.
D. Travma ile ilgili anilari uyandiran uyaranlardan belirgin kaçinma
(örn. düsünceler, duygular, konusmalar, etkinlikler, yerler,
insanlar).
E. Belirgin anksiyete ya da artmis uyarilmislik semptomlari (örn.
uyumakta zorluk çekme, irritabilite, düsüncelerini yogunlastirma
güçlügü, hipervijilans, asiri irkilme tepkisi gösterme, motor
huzursuzluk)
F. Bu bozukluk klinik açidan belirgin bir sikintiya ya da toplumsal,
mesleki alanlarda ya da islevselligin önemli diger lanlarinda
bozulmaya neden olur ya da bireyin travmatik yasantisini aile
bireylerine anlatarak kisisel destek kaynaklarini harekete geçirmek ya
da yardim almak gibi gerekeni yapmasinin pesinde kosma yetisini bozar.
G. Bu bozukluk en az 2 gün, en fazla 4 hafta sürer ve travmatik
olaydan sonraki 4 hafta içinde ortaya çikar.
H. Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüyekullanilabilen bir ilaç,
tedavi için kullanilan bir ilaç ya da genel tibbi bir durumun dogrudan
fizyolojik etkilerine bagli degildir, Kisa Psikotik Bozukluk olarak
açiklanamaz ve daha önceden var olan bir eksen I ya da Eksen II
bozuklugunun sadece bir alevlenmesi degildir.
A. Asagidakilerden her ikisinin de bulundugu bir biçimde kisi
travmatik bir olayla karsilasmistir:
(1) kisi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, agir bir yaralanma ya da
kendisinin ya da baskalarinin fizik bütünlügüne bir tehdit olayini
yasamis, böyle bir olaya tanik olmus ya da böyle bir olayla karsi
karsiya gelmistir
(2) kisinin tepkileri arasinda asiri korku, çaresizlik ya da dehsete
düsme vardir. Not: Çocuklar bunlarin yerine dezorganize ya da ajite
davranisla tepkilerini disavurabilirler
B. Travmatik olay asagidakilerden biri (ya da daha fazlasi) yoluyla
sürekli olarak yeniden yasanir:
(1) olayin, elde olmadan tekrar tekrar animsanan sikinti veren anilari;
bunlarin arasinda düslemler, düsünceler ya da algilar vardir. Not:
Küçük çocuklar, travmanin kendisini ya da degisik yönlerini konu alan
oyunlari tekrar tekrar oynayabilirler.
(2) olayi, sik sik, sikinti veren bir biçimde rüyada görme. Not:
çocuklar, içerigini tam anlamaksizin korkunç rüyalar görebilirler.
(3) travmatik olay sanki yeniden oluyormus gibi davranma ya da
hissetme ( uyanmak üzereyken ya da sarhosken ortaya çikiyor alsa bile,
o yasantiyi yeniden yasiyor gibi olma duygusunu, illüzyonlarini,
hallüsinasyonlarini ve dissosiatif "flashback" epizodlarini kapsar).
(4) travmatik olayin bir yönünün çagristiran ya da andiran iç ya da
dis olaylarla karsilasma üzerine yogun bir psikolojik sikinti duyma
(5) travmatik olayin bir yönünün çagristiran ya da andiran iç ya da
dis olaylarla karsilasma üzerine fizyolojik tepki gösterme
C. Asagidakilerden üçünün (ya da daha fazlasinin) bulunmasi ile
belirli, travmaya eslik etmis olan uyaranlardan sürekli kaçinma ve
genel tepki gösterme düzeyinde azalma (travmadan önce olmayan)
(1) travmaya eslik etmis olan düsünce, duygu ya da konusmalardan
kaçinma çabalari
(2) travma ile ilgili anilari uyandiran etkinlikler, yerler ya da
kisilerden uzak durdma çabalari
(39 travmanin önemli bir yönünü animsayamama
(4) anemli etiknliklere karsi ilgjnin ya da bunlara katilimin belirgin
olarak azalmasi
(5) insanlardan uzaklasma ya da insanlara yabancilastigi duygulari
(6) duygulanimda kisitlilik (örn. sevme duygusunu yasayamama)
(7) bir gelecegi kalmadigi duygusunu tasima (örn. bir meslegi,
evliligi, çocuklari ya da olagan bir yasam süresi olacagi beklentisi
içinde olmama)
D. Asagidakilerden ikisinin (ya da daha fazlasinin) bulunmasi ile
belirli, artmis uyarilmislik semptomlarinin sürekli olmasi:
(1) uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük
(2) irritabilite ya da öfke patlamalari
(3) düsüncelerini belirli bir konu üzerinde yogunlastirmada zorluk
çekme
(4) hipervijilans
(5) asiri irkilme tepkisi gösterme
E. Bu bozukluk (B, C ve D Tani Ölçütlerindeki semptomlar) 1 aydan daha
uzun sürer.
F. Bu bozukluk, klinik açidan belirgin bir sikintiya ya da toplumsal,
mesleki alanlarda ya da islevselligin önemli deger alanlarinda
bozulmaya neden olur.
Varsa Belirtiniz:
Akut: Semptomlar 3 aydan daha kisa sürerse
Kronik: Semptomlar 3 ay ya da daha uzun sürerse
Varsa Belirtiniz:
Gecikmeli Baslangiçli:Semptomlar, stres etkeninden en az 6 ay sonra
baslamissa
DSM IV klinisyene hastaligin baslangiç süresi ile ilgili de yol
göstericidir. Bozukluk travmatik olaydan sonra, alti ay içinde
baslayip baslamadigina göre iki kategoriye ayrilmaktadir.
Klinik Belirtiler
PTSB'un belirgin klinik belirtileri, olayin aci verici bir sekilde
yeniden yasanmasi, kaçinma davranisi ve emosyonel uyumsuzluk hali,
asiri uyarilmislikla seyreden korku halidir. Bozukluk travmatik
olaydan aylar veya yillar sonra da gelismeyebilir. (Scrignar 1984.,
Burstein 1986) Mental durum muayenesinde suçluluk duygusunun açiga
vurulmasi, reddedilme " utanma duygulari bulunur." Hasta dissosiyatif
durumlar veya panik ataklar tanimlayabilir. Illüzyon ve
hallisünasyonlar olusabilir. Bilissel testlerde hafiza ve dikkat
bozukluklari oldugu ortaya çikabilir.
Birlikte gözlenen sempomlar arasinda, agresyon, tecavüz, impuls
kontrol zayifligi, depresyon ve madde kullanim bozukluklari da
olabilir. Hastalarda MMPI testinde SC,D,F,Ps skorlari yükselmis
bulunur. Ronschack testinde aggressivite ve tecavüz materyalleri
bulunabilir.
Ayirici Tani
PTSB'un ayirici tanisinda gözönünde alinmasi gereken en önemli durum,
travma esnasinda hastanin kafa injürisi geçirmis olmasidir. Diger
organik durumlardan epilepsi, alkol kulllanimi ve diger madde kullanim
bozukluklari da bunlara neden olabilir.
Akut intaksikasyonlar veya bazi maddelerin yoksunluk belirtileri, o
anda klinik görünüm olarak karsimizda olabilir. Bu durumda ayirici
tani zorlasir. Bu durumda maddenin etkisinin geçmesi beklenir.
PTSB'u yaygin olursa bazi diger mental hastaliklarla karistirilarak
yanlis teshise neden olmaktadir. Bu durumun uygun tedavisi yapilarak
sonuçlandirilir.
Klinisyenler, PTSB'deki hastalarin, agri bozuklugu, madde kullanimi
diger anksiyete bozukluklari ve duygudurum bozukluklari içinde de
olabilecegini düsünmelidir.
Genelde PTSB'u diger mental bozukluklarlaridan, bu hastalarin
geçirilmis ciddi bir travmalarinin oldugunu olmasi ve semptom yapisini
buna uygunluk arzetmesi vasitasi ile ayrilir.
Sinirda kisilik bozuklugu, dissosiyatif bozukluklari, yapay
bozukluklara, ve temaruz durumlarla gözönünde bulundurulmalidir.
Sinirda kisilik bozuklugun PTSB da ayristirilmasi zordur. Bu iki durum
birbiriyle nedensellik bagi ile bagli olabilir veya komarbidite
gösterir.
Dissosiyatif bozukluklu hastalarda, kaçinma davranislarinin derecesi
genellikle yoktur. Ayrica otonomik asiri uyarilma veya PTSB'lu
hastalarin travma hikayeleri yoktur.
PTSB'u basin ve kamuoyu da popüler bir etkiye sahip oldugundan dolayi
klinisyenler temarüz ve yapay bozuklugunu ayri gözönünde tutmalidir.
Klinik Seyir ve Prognoz
PTSB'u genellikle travmadan bir süre sonra gelisir. Açiga çikmasi, bir
hafta ile 30 yil arasinda olabilmektedir. Semptomlar zaman içinde
dalgalanmalar gösterebilir ve stress periyodu esnasinda en yogundur.
Hastalarin yaklasik %30'u tamamiyla iyilesir,%40'inda orta seviyede
semptomlar devamlilik gösterir, %20 si ilimli semptomlara sahip olur,
%10 u degismeden oldugu gibi kalir veya daha kötü olur.
Iyi prognoz; semptomlarin ani baslangiçli olmasi, semptomlarin alti
aydan daha kisa süreli olmasi, hastalik öncesi fonksiyonlarin iyi
olmasi, kuvvetli sosyal destekler, diger psikiyatrik tibbi, veya madde
kullanimi bozuklugunun olmamasi ile belirlenir.
Genelde çok genç ve çok yaslilarda travmatik olay, orta yasli
insanlara göre daha zordur. Mesela, yanik injürisi bulunan genç
çocuklarin %80 i baçlangiç injürisinden bir veya iki yil sonra PTSB'u
göstermektedir. Benzer injüriye sahip olan adultlerin %30 u bir yil
sonra PTSB'na sahip olmaktadir. Galiba genç çocuklarin travmanin
fiziksel ve emosyonel sonuçlariyla açik bir sekilde basa çikabilme
mekanizmalari henüz yeteri kadar gelismemistir. Bunun yaninda daha
yasli popülasyon, genç çocuklarla karsilastirildiginda, travmanin
etkilerine esnek bir yaklasimla daha az etkilenmekte ve daha siki basa
çikabilme mekanizmalarina sahip olabildikleri gözlemlenmektedir.
Dahada ilerisi, travmanin etkiler çesitli faktörlere bagli artirilmis
olabilir. Bu nedenler arasinda geç hayatin fiziksel bozukluklarinin
özellikleri, özellikle CVS ve sinir sistemi bozukluklari vardir. Öyle
ki beyin kan akimi düzenlenmesi, çarpinti, görme kaybi ve
aritmilerdir.
Psikiyatrik bozukluk çikmadan önce herhangi bir kisilik bozuklugu veya
daha ciddi durumlar, belirli stressörlerin etkilerini artirabilir.
Sosyal desteklerin mevcudiyeti PTS bozuklugun gelisimini, ciddiyetini
ve süresini etkiler. Genelde, sosyal destek sistem agi ile
desteklenmis hastalar, bozukluga yakalananmazlar veya bozuklugun ciddi
forumlarini geçirmezler.
Tedavi
Belirli bir travma ile karsilasmis bir hasta ile bir klinisyen yüzyüze
geldiginde, major yaklasimlar destek vermek, olayi tartismaya
cesaretlendirmek , basetme meknizmalarini (relaksasyon gibi)
ögretmektir. Sedatif ve hipnotik kullanimi da yararli olabilir. Simdi
veya geçmiste yasadigi bir olay nedeni ile PTSB'una yakalanan bir
hasta ile karsilastiginda bir klinisyen hastaligin, hem psikoterapik
hem de farmakoterapik olarak, bozuklugun tedavisi ve onunla basetme
egitimi üzerine vurgu yapmalidir. Hastalar ve aileler için ek destek,
PTSB'u olan hastalar için olusturulan bölgesel ve ulusal destek
gruplari vasitasi ile yapilabilir.
Farmakoterapi
Imipramine (Tofranil) ve amitriptyline (elavil, laroxyl) etkinligi,
PTSB tedavisinde iyi kontrollü klinik çalismalarla desteklenmistir. (Bleich
ve ark. 1986., Davidson ve ark.1990) Iki ilaçla yapilan çalismalarda
negatif bulgulara sahip olundugu tesbit edilmistir. Bu çalismalarin
çogu, ciddi belirgin kusurlara sahiptir ve çok kisa süreleri
içermektedir.
Imipramine ve amitriptylinin dozajlari, depresyon tedavisinde
kullanilan dozla aynidir. Yeterli yanit almak için gerekli minimum
süre 8 haftadir. Iyi cevap alan hastalar muhtemelen ilaci kesmeden
önce en az tedaviye bir yil süre ile devam eden hastalardir. (Burstein
ve ark. 1984., Kauffman ve ark. 1987., Marshall 1975) Desipramini
plasebo ile karsilastiran bir çalismada etkin sonuçlar alinmistir. (Reist
ve ark. 1989)
Bazi çalismalarda, depresyon, anksiyete ve asiri uyarilmislik
durumlarindaki tedavi sonuçlari, kaçinma, inkar ve emosyonel
durumlrindakinden daha iyi bulunmustur. PTSB'dan tedavisinde
adrenerjik blokerler, lityum, (van der Kolk 1983) klonidin, fenelzine
(Davidson ve ark 1987., van der Kolk 1983., Frank ve ark. 1988),
SSRI'lar (Davidson ve ark. 1991., McDougle ve ark. 1991., Shay 1992),
MAOI'leri (Hogben ve Cornfield 1981) ve antikonvulzonlari (karbamazepine,Vaprade)
(Lipper ve ark. 1986., Wolf ve ark. 1988., Szymanski ve Olympia 1991)
gibi diger ilaçlar yararli bulunmustur. Baszi hastalarda kombine
kullanimin yararlari da gösterilmistir. (Kolb ve ark. 1984., Kinzie ve
Leung 1989)
Bazi bireysel çalismalarda PTSB'da alprozolam (Xanax) da yararli
bulunmustur. Bu ilacin kullanimi, ilaç verildikten sonra semptomlarin
tekrardan baslamasi tehlikesi nedeniyle ve hastalikli sahislarda madde
kullanimi bozuklugu ile yüksek baglanti gibi komplikasyonlari
içermektedir.
Hastalarda antipsikotik ilaç kullnimi ile ilgili pozitif veriler
yoktur. Bu ilaçlar, ciddi aggresyon ve ajitasyon kisa süreli kontrolü
için kullanmak durumu hariç, kullanmaktan kaçinmalidir.
Psikoterapi
Psikodinamik psikoterapi, PTSB'u geçiren hastalarin çogunun
tedavisinde yararli olabilir. Bazi vakalarda katarzis ve abreaksiyon
vasitasi ile travmatik olaylarin yeniden yapilandirilmasi yararli
olabilir. Psikoterapi bireysel olmalidir. Çünkü bazi hastalar
travmalarin tekrardan yasatilmasinin yolu ile bunaltilabilirler,
altindan kalkamazlar.
PTSB için psikoterapik görüsmeler davranis terapisi, kognitif terapi
ve hipnozu içerir. (Fairbank ve Keane 1982) Çogu klinisyenler travma
magdurlari için zamanla sinirlandirilmis bir psikoterapi önerirler.
Bu tip terapiler genellikle, bilissel yaklasim da içerir ve güvenlik
ve destegi de temin eder. Psikoterapilerin kisa süreli yapisi
kronisiteyi ve bagimlilik riskini minimize eder. Süphe ve paranoya
konulari ve güven ekseriya ters bir sekilde uyumu etkiler. Terapist,
travmatik olayi hastanin inkar etmesini durdurmalidir, relaks ederek
cesaretlendirmeli, ve stres kaynagindan onlari uzaklastirmalidir.
Hastanin uykusu bozulmus olabilir, gerekse ilaç verilmelidir. Çevreden
(arkadas v.d) destek temin edilmis olabilir. Hasta, travmatik olayla
ilgili yasadigi hisleri ifade etmede ve anlatma da cesaretlendirilmeli
ve gelecekle ilgili planlar yapilmalidir.
Travmatik olaydan sonraki psikoterapiyle krize müdahele modelini
uygulamalidir. Buna göre, krize müdahele, destek, egitim ve basetme
mekanizmalarinin gelistirilmesi ve olayin kabullenilmesini
içermektedir.
PTSB'u gelistigi zaman, iki büyük psikoterapik yaklasim uygulanmalidir.
Birincisi imajinasyon teknikleri kullanilarak veya in vivo
yüzlestirmeler yapilarak travmatik olayla bireyin yüzlestirilmesidir.
Expojure yogun olmalidir. Sanki hücum tedavisi(implosive) veya
derecelendirme sanki sistematik duyarsizlastirma gibi uygulanmalidir.
Ikinci yaklasim, hastaya stress ile basetme yollarini ögretmektir.
Bunlarin arasinda, relaksasyon yöntemleri ve stressin üzerinden
gelmenin bilissel yaklasimlari vardir. Son dönemlerdeki bazi veriler
özellikle stressle basetme tekniklerinin ekspojure tekniklerinden daha
hizli yarar sagladigi seklindedir. Yüzlestirme tekniklerinin sonuçlari
daha uzun süre sonra alinmaktadir. (Herman ve ark. 1989., Krystal
1968., van der Kolk 1987b., Embry 1990))
Bireysel tedavi tekniklerine ilave olarak, grup ve aile terapilerinin,
PTSB'u vakalarinda yararli olduguna dair raporlar mevcuttur. Ilaçlarla
kombine terapinin de yararli oldugu görülmüstür. (Bleich ve ark. 1986)
Grup tedavilerinin avantajlari çesitli travma deneyimleri alanlarin
birbiri ile paylasmasi ve grup üyelerinin birbirlerini
desteklemesidir.Grup terapileri Vietnam'da savasanlar üzerinde etkili
olmustur. Aile terapisi genellikle bozuklugun neden oldugu evlilik içi
problemlere yönelik olarak uygulanabilir. (van derKolk 1987a)
Hastahaneye yatirma, semptomlar belirgin bir ciddiyet arzederse veya
intihar riski veya diger hayati riskler varsa gerekebilir.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Travma ve Akut Stres
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|