Oca
20
2008
|
Reaktif Psikozlar |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 440 kez
REAKTİF PSİKOZLAR ve REAKTİF DURUMLAR
Reaktif psikozlar ve durumlar adı altında tanımlanan hastalıklar, psikojen kaynaklı bozukluklardır. Bu patolojik durumların oluşmasında ruhsal travmalar sarsıntılar önemli rol oynar. İkinci önemli etken ise sinir sisteminin genetik özellikleridir.
Bu gruba aşağıdaki hastalıklar dahil edilir.
1. Psikojen affektif-şok reaksiyonları (Reaktif stopor ve reaktif
eksitasyon)
2. Histerik psikozlar (Pseudodemensiya, puerilizm, bilincin histerik
alakaranlık durumu)
3. Reaktif depresyon
4. Reaktif Sanrılar (Paranoid)
5. İatrogenialar.
1. Psikojen Affektif Şok Reaksiyonları:
Güçlü ruhsal sarsıntılar, meselâ savaşlar, deprem, yangın, trafik
kazaları, kitlesel olaylar v.s. sonucunda çok miktarda insan ölümüne
şahit olmakla meydana gelebilir. Psikomotor bozuklukların özelliğine
göre iki tip; hipokinetik ve hiperkinetik şok olarak ikiye ayrılır.
Reaktif stopor olarak isimlendirilen hipokinetik şok reaksiyonunda
sanki emosyonel felç ortaya çıkar. Hasta oturduğu veya durduğu yerde
donup kalır. Etrafında oluşan tehlikeden kaçmak, hatta ona reaksiyon
göstermeğe sanki muktedir değildir. Hareketlerin inhibüsyonu ile
birlikte konuşmanın inhibisyonu da ortaya çıkar. Reaktif stopor
durumu, genellikle, uzun sürmemekte, birkaç dakikadan veya 1-2 saatten
sonra geçip gitmektedir. Ancak bazen 2-3 güne kadar devam edebilir.
Hasta bu durumdan çıktıktan sonra tam amnezi ve bir kaç hafta devam
eden astenik vaziyet tesbit edilir.
Hiperkinetik reaksiyon veya reaktif eksitasyon hastanın aktifliğini,
kaotik, içeriksiz eylemlerle birlikte gözlenir. Kreşmer'in "Hareket
Kasırgası" olarak isimlendirdiği bu tip bozukluklarda kişi herhangibir
yere kaçar veya huzursuz bir halde anlaşılmaz hareketler yapar. Bilinç
bozulduğundan kendini ve çevreyi algılama yeteneği (oryantasyonu)
normal değildir. Bu duruma düşmüş kişi bazen seyir halindeki araçlara,
ateşe, suya doğru yönelebilmekte, kendini yüksek bir binadan
atabilmekte veya diğer zarar verici eylemlerde bulunabilmektedir.
Etrafındakiler bu durumda olan hastaya vaktinde müdahale
edebilirlerse, bir felaketin önüne geçmek mümkündür. Çünkü 15-20
dakikadan sonra hastanın bilinci açılır ve şuursuz otoagressif
hareketler yapmaz.
2. Histerik Psikozlar:
Ağır ruhsal travmalar sonucunda meydana gelen ve kısa süre (bir kaç
hafta) devam eden bu psikozların bir kaç klinik subgrubu vardır. Bu
psikozlar esasen kötü şartlarda veya savaş dönemlerinde ortaya çıkması
ve bazı şahıslar tarafından simulasyonu (kendini hasta gibi
göstermek), onların adlî psikiyatrideki rolünü ciddi bir problem
olarak önümüze koymaktadır.
Pseudodemensiya veya yalancı akıl zayıflığı, akut olarak ortaya çıkan
aklî yetmezlik belirtileri ile ortaya çıkan ruhsal bozukluktur.
Hastanın demansının, davranışının bozukluğu, anlaşılması ve ızdırap
verici olması, onu tanıyanların hayretine neden olur. Öyle ki, yüksek
tahsilli, zengin hayat tecrübesi olan yaşlı şahıs kendini çocuk gibi
görür, dilini dışarı çıkararak çocuklara mahsus hareketler yapar,
sesler çıkarır, ellerini yere koyarak hayvan gibi yürür (vahşileşme
sendromu) v.s. Bu tip hastalar için karakteristik sayılan önemli bir
belirtiyi de kaydetmek gerekir. Bu, hastanın, verilen suallere yanlış
cevap vermesidir. Onlar, en basit suallere bile düzgün cevap
verememektedir. Elli yaşında bir hastadan sorulduğunda "Kaç
yaşındasınız?" "-Beş" diye cevap vermiştir. Kaç çocuğunuz var? - Beş.
Bugün haftanın hangi günüdür? -Beş v.s. Sanki, hasta "beş" sözünden
başka bir şey bilmemektedir.
Pseudodemensiyanın iki tipi belirlenmiştir.
1. Depressif Tip
2. Ajiteli Tip
Depressif tipte hastalar ezgin, hareketleri azalmış, ajiteli tipte ise
huzursuz, şaşkın ve hareketli görünürler. Hapishane şartlarında,
tutsaklar arasında rastlanan pseudodemensiya onu ilk kez tanımlayan
Alman bilim adamı Z. Ganser'in adı ile (Ganser Sendromu, 1898)
isimlendirilir.
Pseudodemensiya, genellikle, devamlı olmamakta, onu oluşturan ruhsal
travma kalktıktan sonra süratle geçip gitmektedir. Ruhsal travma devam
ederse aylarca uzayabilmektedir.
Püerilizm:
Psikojen histerik psikozların diğer bir tipide püerilizmdir. Bu
sendromun başlıca özelliği hastaların kendilerini çocuk gibi
görmeleridir. (latince pueriles, çocuğa benzer demektir) Böyle bir
durum geçiren şahıs çocuk gibi hareketler eder; ata binme-inme, el
çırpma, çocuk sesi ile büyüklerin onunla oynamasını çukolata, oyuncak
almalarını ister v.s. Kendinden hayli küçük çocuklara emmi, dayı,
teyze, hala diye konuşur. İsteğini yerine getirmediğimizde gözlerini
ovuşturur, dudaklarını büzer, çocukça bakışlarla etrafı süzerek
ağlamaya başlar.
Bazı bilim adamlarının düşüncesine göre puerilizm ayrı bir hastalık
tipi değil pseudodemensiyanın bir subgrubudur.
Bilincin Histerik Alakaranlık Hali:
Bu hastalığın oluşma dinamiğine ve klinik belirtilerine göre, affektif
şok reaksiyonlarından çok az farklılık arzeder. Bilincin daralması
neticesinde hastanın kendine ve çevreye karşı oryantasyonunun
bozulması, muhtelif illüzyonlar ve hallüsinasyonları ortaya çıkması
söz konusudur. Kavrama bozukluklarının içeriği ruhsal travmanın
içeriği ile ilgilidir. Hasta kendini rahatsız, bazen ise ızdırap
içinde hisseder. Bazen ağlar, bazen güler bazen de odanın bir
köşesinde saatlerce sanki donmuş vaziyette durup kalır. Hastalık,
genellikle, 5-10 günden fazla sürmemektedir. Düzelme tedricen ortaya
çıkar. Hasta düzeldikten sonra kısmî veya tam bir amnezi halinde
bulunabilir.
3. Reaktif Depresyon:
Psişik orjinli hastalıkların en yaygın tipi olup başlıca belirtisi
depressif sendromdur. Diğer hastalıklarda karşılaşılan depresyonlardan
farkı hastanın şikayetlerinde, davranışlarında psişik etkenin
"vurgulanmasıdır." Ruh halinin düşmesi kişinin karakterine bağlıdır.
Öyle ki, siklotimik karaktere sahip olan insanlarda hastalık oldukça
ağır geçer. Depresyon hali bazı vejetatif ve oldukça ağır geçer.
Depresyon hali bazı vejetatif ve somatik belirtilerle (periferin
soğuması, kalp-damar sisteminin bozulması, kabızlık, genel yorgunluk
v.s.) ağırlaşabilir. Bazen hastalarda obsessif-kompulsif fikirlerin
(kendini suçlama, intihar), hipokondrik şikayetler, uykusuzluk gibi
belirtiler ön plana çıkar. Daha ağır geçen reaktif depresyonlarda
psişik travmanın içeriğine uygun hallüsinasyonlarda meydana çıkabilir.
Hasta ölmüş çocuğunun sesini işitir, önünde silüeti canlanır.
Reaktif depresyon uzun sürse de (2-3 ay veya daha çok), genellikle,
şifa ile sonuçlanır. Ancak bazı durumlarda daha da ağırlaşarak endojen
tipli depresyonlara dönüşebilir.
4. Reaktif Sanrılar:
Psişik kaynaklı sanrıların klinik deneyimde daha çok karşılaşılan iki
tipini belirtmek mümkündür, reaktif paranoid ve indüklenmiş sanrılar.
Literatürde bu konu ile ilgili diğer sanrılar, meselâ, cezaevi
paranoidi, demiryol paranoidi, savaş paranoidi v.s. bilgi
verilmektedir.
Reaktif paranoya, aynı şahsa yönelmiş tehlike, sorumsuz hareket, aile
tartışmaları ve diğer sebeplerle ilgili olarak oluşan sanrılara
denmektedir. Hastanın yanlış düşünceleri, yüksek değere haiz idealar
veya sanrısal idealar olarak ortaya çıkar. Birinci örnekte şahsın
yanlış algılamaları kolaylıkla izah edilir ve hasta tarafından
objektif değerlendirilebilir. İkinci örnekte ise şahıs yanlış
fikirlerinin etkisinden kurtulamamaktadır. Bu tip hastalar herkesi
inandırmağa çalışırlar ki, onları birileri takip etmekte, daima
izlemekte, mektuplarını, telefon görüşmelerini kontrol altında
bulundurmaktadırlar. Hastalık durumu daha da şiddetlenirse
hallüsinasyonlar ve illüzyonlar meydana çıkar. Hastalığın
karakteristik yönlerinden biri psikopatolojik belirtilerin içeriğinin
psişik travma ile ilgili olması ve affektif reaksiyonlarla
seyretmesidir.
Hastalık, genellikle, bir kaç aydan fazla sürmemekte ve psişik etken
ortadan kalktıktan sonra kısa bir süre içinde kaybolmaktadır.
İndüklenmiş sanrılar ise psişik hasta ile yakın ilişkide olan
(genellikle, aile bireyleri) adamlar arasında gözlenir. Hastanın
sanrısal fikirleri hakikata yakın, inandırıcı olursa diğer şahsın bu
fikirlerin etkisi altına düşme ihtimali bir o kadar artar. Tecrübeler
göstermiştir ki, "etki altına düşme", genellikle, sinir sistemi zayıf
olanlar arasında meydana gelmektedir.
İndüklenmiş sanrıları, aynı şahsı hastalığı oluşturan ortamdan
ayırmakla, amaca yönelik psikoterapi ile kısa sürede tedavi etmek
mümkündür.
5. İatrogenik Sanrılar:
Latince iatrus-hekim, genes-oluşturulan, meydana çıkan demektir.
Hekimlerin deontolojik prensipleri gözönüne almadan söylediği sözler,
hastanın katılımı ile yapılan diagnostik tartışmalar, onun sorularına
belirsiz, müphem, karmaşık cevaplar iatrogenik ruhsal hastalıklara
neden olabilir.
Röntgen uzmanı, bir kişiyi profilaktik muayeneden geçirirken sorar.
"Sizin yakın akrabalarınız arasında kanser hastalığına tutulan var
mı?" Kişi "Yoktur" diye cevap verir. Doktor hiçbir bilgi vermeden ona
giyinip gitmesini söyler. Kişi elbisesini giyip odadan çıkana kadar
doktor iki kişiyi daha muyaneden geçirir, ancak onlara hiç bir sual
sormadığını farkeder. bundan sonra bu şahısta çeşitli belirtiler;
iştahın bozulması, mide bölgesinde ağrılar, zayıflama gibi belirtiler
ortaya çıkar. Üç ay içinde 16 kg. kaybeder, kendinin günden güne
kötüleşmiş hisseder. Haftalarca işe gitmez. Çeşitli tıbbî kitaplar
okuyarak öyle bir kanaate gelir ki; onda artık kanser hastalığı
vardır. Aslında tam sağlam olan bu şahsı tedavi etmek için doktorlar
oldukça gayret göstermek zorunda kalmışlardır.
AYIRICI TEŞHİS
Reaktif psikozların teşhisi, genellikle, zorluk oluşturmamaktadır. Bu
tip bozuklukların oluşmasına neden olan psişik etken (şahsın hayatında
ortaya çıkmış facialı hadiseler, doğal felakete uğramak, mahkum olmak,
vazifesini kaybetmek korkusu v.s.) tesbit edildikten sonra konu açığa
çıkmıştır ve tam bir teşhis konabilir. Hastalığa tutulmuş şahsın
karakterinin, sinir sistemi tipinin de önemi vardır. Meselâ, histerik
şahıslarda Ganser Sendromu, puerilizm, affektif-şok reaksiyonları,
şizoid tipe mensup olanlarda ise reaktif sanrılar daha çabuk ortaya
çıkmaktadır.
İnsanın hayatında ortaya çıkmış psişik travmalar bir çok durumlarda
ağır psikozların meydana çıkmasına tekrar neden olabilir ve hastalığın
başlangıç aşaması reaktif psikozlar gibi cereyan eder. Bu bakımdan
ilgi doğuran hastalıklardan şizofreni, endojen depresyonu özellikle
belirtmek gerekir. Hasta yapmamak için hastalığın gelişim dinamiğini,
psikopatolojik semptomların spesifikliğine, özellikle affektif
belirtilerin tip ve içeriğine dikkat etmek gerekir. Uzun süre
depressif belirtilerle süren reaktif durumların teşhisi nisbeten zor
olur. Şizofrenide depresyonun karakteri kendine mahsus sönük ve
içeriksiz olur. Hasta ile psişik iletişim zor olur, sıkıntılarını
ifade etmek istemez, ilgi alanı daralır. Reaktif psikozlarda sanrısal
fikirleri ancak psişik etken etrafında toplanır; şizofrenide ise
gittikçe karmaşıklaşır, anlaşılmaz ve ızdırap içerik ifade etmeye
başlar.
Uzun süreli depresyonlar olursa hastalığın seyri daha çok sakin
gidişli şizofreniyi hatırlatabilir. Bu durumlarda tam anamnez almak,
hastayı uzun süre gözlem altında tutmak gerekir. Hastalık öncesi
dönemde bazı patolojik karakter özelliklerinin olması, meselâ, iş
kabiliyetinin azalması, içe kapanma ve şüphecilik gibi belirtilerin
olması şizofreniden şüphelenmeye neden olur.
Reaktif psikozların teşhisini belirlerken aşağıdaki şartları dikkate
almak gerekir;
1- Hastalığın psişik travmalarla ilgili olarak meydana gelmesi.
2- Psikopatolojik belirtilerin psikojen etkenle örtüşmesi
3- Hastalığı oluşturan sebeb (psişik travma) kalktıktan sonra
psikopatolojik belirtilerin kısa bir süre içinde geçip gitmesi.
Tedavi ve Profilaksi:
Ağır reaktif durumlar geçiren bir çok hasta hekime başvurmadan, kısa
süre içinde düzelir. Bu psişik travmanın ortadan kalkması, yani
hastayı kuşatan çevrenin sağlıklı olması ile bağlantılıdır.
Ağır psişik reaksiyonları tedavi etmek amacı ile nöroleptiklerden (haloperidol
5-10 mgr/gün, aminazol 50-150 mgr, tizersin 50-75 mgr. v.s.)
yararlanılabilir. Bu maddeleri ilk günlerde enjeksiyon şeklinde, sonra
ise oral veya damla şeklinde vermek uygundur. Stopor durumunu ve
depresyonu tedavi etmek için antidepresantlardan ve nöroleptiklerden (amitriptilin,
ludiomil 50-100 mgr, herfonol 100-150 mgr.) yararlanmak uygundur.
Sanrılarla seyreden reaktif psikozlarda trisedil (4-5 mgr.) stellazin,
trifazin (10-20 mgr.) verilir.
Tedavi yalnız psikoformakolojik preparatlarla değil, diğer maddelerle
de yapılır. Genel destekleyen, vitaminler (Glukoz, Kalsiyumklor i.v.,
Vitamin C, B1, B12, PP v.s.) tedaviyi daha da süratlendiren
araçlardandır.
Reaktif psikozların bütün tiplerinde psikoterapiden (amaca uygun, izah
edici, analitik, hipnosujjesyon v.s.) yaygın olarak yararlanılır.
Psikoterapinin esas amacı psişik etkenleri ortadan kaldırmak ve
hastayı onların zararlı etkisine direnç göstermesine alıştırmaktır. Bu
amaçla bazen hastanın iş yerini değiştirme, aile içi problemlerini
halletmek tavsiye edilir. Gerekirse hastanın yakın akrabaları, iş
arkadaşları, sosyal kurumlar tedavi sürecine yardımcı olabilirler.
Psişik travmalara direnç göstermek, onlara karşı sebatlı olmak ve
ağırlaşmanın önüne geçmek amacıyla tranklizanlardan, sedatif
maddelerden (seduksen, tozepam, fenazepon, melleril, klarprotiksen
v.s.) psikoterapi yöntemlerden istifade etmek gerekir.
Hastalığın prognozu, genellikle, iyidir. Ancak kronik etki eden psişik
travmaların olması, uzun süren depressif durumlarla seyreden hastalık
tiplerinde tedavi az yararlı olabilir.
ADLÎ PSİKİYATRİ BİLİRKİŞİLİĞİ
Suç işlemiş hastaların bilinçli veya bilinçsiz olmalarını tesbit
ederken psişik travmanın karakteri, psişik faaliyetin bozulma derecesi
gözönüne alınmalıdır. Reaktif psikoz durumunda olan hasta tüm
iyileşene kadar doktorun gözlemi altında olmalı ve tedavi almalıdır.
Suç işledikten sonra hastalanan şahıslarda tedaviye alınmalı, ancak
tedavi olduktan sonra mahkemeye çıkarılmalıdır.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Reaktif Psikozlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|