Oca
20
2008
|
Özgül Fobi ve Sosyal Fobi |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 2487 kez
Fobilerle ilgili yakin zamanlarda yapilan epidemiyolojik çalismalar, Birlesik Devletler'de en yaygin görülen mental bozukluk olarak tesbit edilmistir. Populasyonun yaklasik %5-10 u zaman zaman bu hastaliga yakalanmakta ve bu problemlerle ugrasmaktadirlar. Daha az ilimli yaklasimlarda bu oran, populasyonun %25 ve daha fazlasini içerdigi tahmin edilmektedir. Sosyal fobide ortalama baslangiç yasi 19'dur (Amies ve ark. 1983., Marks ve Gelder 1966) Özgül fobinin hayvan tipinde baslangiç yasi 4.4 olarak bulunmustur.
(Marks 1969) Fobilerle
baglantili olan stress durumu (ki özellikle mental bir bozukluk olarak
kabul edilmemis ve taninmamis olan) daha ciddi psikiyatrik
komplikasyonlara neden olabilir. Bunlarin arasinda diger anksiyete
bozukluklari, majör depresif bozukluk, madde kullanimi bozuklugu
özellikle alkol kullanim bozuklugu vardir. (Heimberg ve ark. 1990b)
Fobileri tanimanin altinda özellikle basarisizlik ve çaresizlik vardir.
Son zamanlarda yapilan çalismalarda fobilerin genellikle tedaviye
cevap verdikleri bulunmustur. Bu tedaviler arasinda bilissel
davranissal psikoterapiler ve spesifik farmakoterapiler vardir.
Farmakoterapide trisiklik ilaçlar, MAOI leri ve b- adrenerjik reseptör
antagonistleri kullanilmaktadir.
Bir fobi, bilinçli bir sekilde korkulan objeden aktiviteden ve
durumdan kaçma sonucu ortaya çikan irrasyonel bir korku durumudur.
Beklentisel olarak ortaya çikabilecek veya su anda olusabilecek fobik
antiteler rahatsiz sahista ciddi stress kaynagi meydana getirecektir.
Böyle bir sahis uç reaksiyonlarla taninabilir. Bununla birlikte, fobik
reaksiyon kisinin yasam içindeki fonksiyon kabiliyetlerinin bozulmasi
ile sonuçlanabilir.
Agorafobiye ilaveten DSM IV e diger iki fobi çesidi, özgül ve sosyal
fobi ilave edilmistir. Özgül fobi DSM III da basit fobi olarak
isimlendirilmistir. Sosyal fobi ise, sosyal anksiyete bozuklugu olarak
isimlendirilmistir. Sosyal anksiyete bozuklugu, çesitli sosyal
ortamlardaki sikinti duyma veya utanilacak duruma düsmeden asiri
korkma ile karakterizedir. Bu ortamlar arasinda toplumsal konusmalara
katilma, toplu mekanlarda beklerken tuvalet hissi veya belirgin
günlerde konusma zorlugu vardir. Sosyal fobinin yaygin tipinde
genellikle kronik bir durum ve yetersizlik duygusu vardir. Bu
durumdaki kisi çogu sosyal etkinliklerden bir fobik kaçinma ile
karakterizedir. Sosyal fobinin bu tipini çekingen kisilik
bozuklugundan ayirt etmek oldukça güç olabilir.
Yukarida da bahsedildigi gibi, fobiler en yaygin mental hastaliklardir.
Fobik sahislarin büyük bir kismi fobilerini tedavi ettirme için bir
klinisyene gelmezler veya onlar tibbi yardim talep etmek için müracaat
ettiklerinde de yanlis teshis ile karsilasirlar.
Özgül Fobi
Özgül fobi, sosyal fobiden daha yaygindir. Özgül fobi kadinlar
arasinda en yaygin görülen mental bozukluktur. Ikincil olarak erkekler
arasinda yayginligi vardir. Ikincil olarak sadece madde lkullanim
bozukluklari mevcuttur. Özgül fobinin alti aylik prevelansi her yüz
kiside % 5-10 civarindadir. Ömür boyu prevalansi % 12.5 'tir. (Regier
ve ark. 1988) Kadin erkek orani ikiye birdir. Kan, enjeksiyon ve yara
tipinde bu oran bire birdir. (Eaten ve ark. 1991)
Baslangicin pik yasi, doga olaylari, kan, enjeksiyon ve yara tipinde 5
ila 9 yaslari arasidir. Baslangiç daha sonraki yaslarda da olabilir.
Bunun tersi olarak, durumsal tipte (mesela yükseklik korkusu)
baslangiç yasi daha yüksektir, ortalama 20'li yaslarin ortasidir.
Agorafobinin baslangiç yasi daha küçüktür. Korkulan objeler ve
durumlar, özgül fobide görünüm sikligina göre hayvanlar, yaralanma,
firtinalar,yükseklik, hastalik ve ölümdür. (Curtis ve Thyer 1983.,
Fyer ve ark. 1990., Himle ve ark. 1991., Ost 1987)
Sosyal Fobi
Sosyal fobinin alti aylik prevelans çalismasi ortalama olarak yüz
sahista %2-3 civarindadir. Epidemiyolojik çalismalarda, kadinlar
erkeklere göre bu bozukluga daha çok yakalanmaktadirlar.Fakat klinik
örneklerde bunun tersi de gözlemlenmektedir. Bunun nedenleri
bilinmemektedir.
Sosyal fobinin baslangiç yasinin pik yaptigi dönem 13-19 yaslari
arasidir. Buna ragmen 5-35 yaslari arasinda da baslayabilmektedir.
Etyoloji
Özgül fobi ve sosyal fobinin her ikisi de tiplere sahiptir. Bu
tiplerin kesin sebepleri birbirinden farkli gibi görünmektedirler.
Tiplerin hepsi bir grup altinda toplanmis olmasina ragmen, bütün
mental bozukluklarda oldugu gibi heterojen bir nedensellige
sahiptirler. Fobilerin patagonezi baslangiçta anlasilmistir. Fobilerin
patogenezinde bir tarafta biyolojik ve genetik faktörlerin rolü
varken, diger tarafta çevresel olaylarin rolü mevcuttur. (Seligman
1971)
Kan, enjeksiyon, yara tipli özgül fobilere yakalanan sahislarda,
özellikle kuvvetli vazovagal reflekslere sahiptirler. Fobik
emosyonlarla baglantilidir.
Genel Prensipler
Davranissal Faktörler
1920 yilinda John B. Watson "Sartlanmada Emosyonel Reaksiyonlar"
isminde bir makale yayinladi. Bu makalede, o , küçük Albert'le ilgili
tecrübelerini nesretti. Küçük Albert tavsanlardan ve siçanlardan
korkan bir bebekti. S. Freud'un küçük Hans olgusunda oldugu gibi ,
onun gelisiminin tabi seyri içinde fobik semptomlara sahipti.
Küçük Albert, laboratuar hayvanlarinda sartlanma cevabini basariyla
temin eden iki psikologun bilimsel deneyimlerinin direk sonuçlarinin
zorlugunu ve sikintilarini yasiyordu. Bu dogal gelisen bir fobi
degildi.
Watson'un formulasyonuna göre, fobinin olusumunu açiklamak için sartli
refleksin klasik pavlovien uyaran-cevap modelli uygulanmasi
gerekiyordu. Böylece de, anksiyete dogal korku verici uyaranla
olusmaktaydi. Dogal korku verici uyarani ikincil olarak ortaya
çikarilan nötral stimulus vasitasiyla olusturuluyordu. Böyle bir
çalismada iki stimulus eslestirilir ve basarili bir sekilde
tekrarlanirsa, nötral degere sahip uyaran bir müddet sonra anksiyete
olusturan bir uyaran haline dönüsmektedir. Bu sekilde anksiyete
olusturmak için, nötral bir uyaran sartli bir uyarana dönüstürülmüs
olmaktadir.
Fobik semptomlarda, harici kuvvetler harici uyaranlarla ortaya
çikmazsa, yillar içinde semptomun kayboldugunu görmekteyiz.
Kosulsuz uyaranin, periyodik olarak tekrarlanmasi vasitasi ile o
güçlendirilmemisse, klasik uyaran cevap teorisinde, bir müdddet sonra
sartli uyaran büyük oranda potansiyel gücünü kaybeder.
Kosullu sartlandirma teorisi fenomenlerini izah eden bir teori ortaya
konmustur. Kosullu sartlandirma teorisinde, anksiyete, aci verici,
zarar verici etkilere karsi organizmanin olusturdugu bir dürtüsel
cevap seklindedir. Onun rastgele olusan davranisinin gelisim seyrinde,
organizma anksiyete olusturan kaynaklardan kaçinmaya yönelik bir
ögrenme süreci içine girer. Bu kaçinma kaliplari, zamanin uzun
periyotlari içinde stabilleserek kalir. Bu durumda bireyler
yapabilecekleri aktivitelerden kaçinarak, bu durumu kalici hale
getirirler. Bu model insanlarin fobileri nedeniyle niçin kaçinma
davranislari sergiledigini bize izah eder.
Öyle kaçinma davranislari vardir ki, hasta bu konularda fikse olmustur.
Çünkü hasta fobik anksiyeteden kaçinmak için bu sekilde kendisi için
yararli kaçinma davranis kaliplari olusturmustur.
Ögrenme teorisi, fobik semptomlarin çok çesitli görünümlerini basit ve
mantikli olarak izah etmeyi saglar ve fobi ile iliskisini açiklar. Bu
teori semptomlarin yüzeysel anlamlarini izah etmede bize çok yararli
bilgiler sunmaktadir. Ancak bilinçaltinin kompleks psisik süreçlerini
ve semptom olusumunu izah etmede yetersiz kalmaktadir. Bu süreçleri
psikanalitik teori ile daha iyi anlayabiliriz. (Nemiah 1981)
Psikanalitik Faktörler
Sigmund Freud fobik nevrozun formülasyonunu bize sunmustur. Sosyal ve
özgül fobiyi analitik yaklasim tarzi ile izah etmistir. (Freud
1895b[1894]/1962)
Freud'un hipotezine göre; anksiyetenin major fonksiyonu egoya
ulastirilmaya çalisan bir sinyal niteliginde olmasidir. Bilinçdisina
baskilanmis dürtülerin, bilince çikmak için yaptigi baskinin ego
tarafindan hissedilmesidir. Içten gelen tehdit edici güçlere karsi,
ego desarj mekanizmalarini gelistirir, onlari bir düzene kor ve
kuvvetlendirerek degistirir.
Freud'a göre fobiler (uzun anksiyete histerisi) çocukluk döneminde
çözülememis ödipal sürecin üzerine oturmus çatismalarin sonucudur.
Çünkü, cinsel dürtüler, gençlik döneminde kuvvetli ensest duygularla
devam eder. Cinsel arzu ve istekler, bir kastrasyon korku
özelliklerinin sahip olan anksiyete hissini alevlendirme egilimi
gösterir.
Represyon savunmasi yetersiz olursa, ego yardimci savunma
düzeneklerini devreye sokar. Fobik hastalarda birincil olarak gelisen
savunma düzenegi yer degistirmelidir. Kisideki cinsel çatismalar bu
sekilde sahistan baska alanlara yönlendirilmistir. Bu sekilde sanki
sahis önemsiz gibi görünen çatismalarin etkisi altindadir. Bu sekilde
objelere, durumlara karsi bir fobi gelisir.
Fobik obje veya durum, çatismanin primer kaynagi ile direk bu
baglantiya sahip olabilir. Böylece, içsel çatisma sembolizasyon
savunma düzenegi kullanilarak objeye veya duruma dönüstürülmüs olur.
Daha da ilerisi, durum veya obje genellikle kisinin ondan
korunabilecegi seylerdir. Bu sekilde de kaçinma savunma düzenegi
ortaya çikar. Sahis bu sekilde ciddi anksiyeteden korunmak için
kaçabilir.
Freud fobik formasyonun teorik formülasyonunu ilk defa meshur vakasi
olan küçük Hans hikayesinde tartisti. Bilindigi gibi Hans 5 yasinda
olan ve atlardan korkan bir çocuktu. (Freud 1909/1955)
Teoristler fobilerin kaynagini kastrasyon anksiyetesine baglamis
olmalarina ragmen, (Michels ve ark. 1985) yine psikanalist
teorisyenler anksiyetenin daha baska kaynaklari olabilecegini de ileri
sürmüslerdir. Mesela agorafobide ayrilma anksiyetesi temel rolü
oynarken, eritrofobi (yüz kizarmasi) ise süperego anksiyetesinin bir
sonucudur.
Klinik gözlemler fobilerle baglantili olan anksiyete olusumunun
çesitli tipleri ve kaynaklari olabilecegini göstermistir.
Fobiler, çevresel stressör etkenlerle, yapisal genetik faktörlerin
birbirleri arasindaki iliskiler sonucunda ortaya çikmaktadir.
Longitudinal çalismalar da, fobilere yapisal olarak yatkinlik gösteren
belirli tip çocuklarin bulundugunu telkin etmektedirler. Çünkü, bu
çocuklar, yabancilara karsi davranissal bir inhibisyon gelistiren
bilinen spesifik bir özellikle dogmuslardir. Bu çerçevede, kronik
olarak devam eden çevresel stressörlerin bazi tiplerinde,
yaratidilislarina uygun olarak fobi ortaya çikmaktadir. Bu stressörler
arasinda aile bireylerinden birinin ölümü, aileden ayrilma daha büyük
kardesler tarafindan elestirilme ve utandirilma ve ev içinde zorlama
ve siddete maruz kalma bulunmaktadir. Bu sartlar çocuktaki gizli
olarak davranis bozuklugunu aktive edebilmektedir. Böylece çocuk
semptomatik bir hale dönüsmektedir.
Fobik Karsiti Davranis
Otto Fenichel, fobik anksiyete olgusunu, inkar savunma düzenegi
vasitasi ile tutum ve davranis kaliplarinin saklanmis veya gizlenmis
olabilecegini ileri sürdü. Bu durumda da korkulan obje ve durumlarin
korkunçlugunun veya onun korku boyutunun inkar edilmesi söz konusudur.
Bu fenomenin temelinde durumun ters-yüz edilmesi vardir. Bu durumda
dis çevrenin pasif gözlemine karsi, korkuya galip gelmek ve ona gögüs
germek gibi aktif bir tesebbüs vardir.
Fobik karsiti hareket eden sahis, tehlikeki durumlari arastirir ve
onlara dogru korkusuzca saldirir. Potansiyel olarak tehlikeli sporlara
adanmislik veya müptela olmak, mesela parasütle atlamak ve kayaliklara
tirmanmak konturfobik davranislara örnek olarak verilebilir. Bazi
davranis kaliplari fobik anksiyeteye sekonder olarak gelismis olabilir
veya gerçekten tehlikeli durumlarin inkari normal anlami olarak
kullanilmis olabilir. Çocuklarin oyunlari fobik karsiti ögeler
tasiyabilir
Özgül Fobi
Özgül fobinin gelisimi, panik ve korku duygulari olusturan spesifik
durum ve objelerin bir araya gelmesi sonucunda olusabilir. Bir
birlesme için çesitli mekanizmalar üzerine hipotezler olusturulmustur.
Genelde, korku ve anksiyete spesifik olmayan bir takim davranis
kaliplarinin bir takim olaylarla anlam kazanmasi sonucu ortaya çikar.
Mesela spesifik bir olgu olan otomobil kullanma eylemi, trafik kazasi
gibi emosyonel bir deneyim ile bir araya gelirse o zaman bir sartlanma
ortaya çikacaktir.
Bu durumda sahis sürekliligi devam eden emosyonel bir baglantiya sahip
olacaktir. Bu baglanti otomobil kullanmak veya tasitlar ile korku veya
anksiyete arasinda olusacaktir. Emosyonel deneyim kendi kendine dis
bir uyarana karsi cevap olarak da olusabilmektedir. Dis bir olayi bir
trafik kazasi olarak belirtirken, içteki internal bir olayida en
yaygin sekilde panik atak olarak yasar.
Herhangi bir sahis bir PA tekrar hiç yasamamis olabilir ve PB'u teshis
kriterlerini karsilamamis olabilir. Böyle bir sahis otomobil
kullanmakla ilgili genel bir korkuya sahip olabilir. Araba sürerken
PA'a sahip olmakla ilgili ifade edilmis bir korkusu da olmayabilir.
Fobik emosyonlar ve fobik objeler arasindaki baglantilarin diger
mekanizmalari modelleme sistemini içerir. Modelleme''e göre de bir
sahis digerlerinin (mesela ailesinin) reaksiyonunu gözlemler ve
bilgiyi transfer eder. Artik bu sahis bazi spesifik objelerin (mesela
yilanlarin) tehlikeleri hakkinda görüslere ve düsüncelere sahiptir.
Genetik Faktörler
Özgül fobi aile içerisinde yaygin olarak görülme egilimindedir. Kan,
enjeksiyon, yara tipi özgül fobiler aile içinde yüksek bir egilime
sahiptir. (Fyer ve ark. 1990)
Ikiz ve evlat edinme çalismalari bizlere yeteri kadar bilgi
vermemistir.
Sosyal Fobi
Bazi çalismalarda, davranissal inhibisyon içerikli kaliplarda
karakterize bazi çocuklarda mümkün gözlenen özellikler rapor
edilmistir. Bu özellikler PB'a sahip ailelerin çocuklarinda belirgin
olarak yaygin olabilmektedir ve çocugun ileri yaslara dogru gelisim
çizgisinde ciddi çekingenlikler gelistirebildigi tesbit edilmistir. En
azindan, sosyal fobili sahislarin bazilarinda çocukluk döneminde
davranissal inhibisyon gösterilmis olabilir. Belki bu özellikle
baglantili olarak, (biyolojik bir temeli de düsündürüyor) psikolojik
bazi verilerin üzerine bu rahatsizlik bina edilmis olabilir. SF li
sahsin ailesinde, bir grup olarak, daha az bakim, daha çok dislama ve
çocuklari üzerinde diger ailelere nazaran daha fazla korumaci bir
tavir sergiledikleri tesbit edilebilir.
Bazi SF arastirmalarinda, boyun egmek özelliginden hakim olmaya dogru
olusan bir spektrumda tercih özelliginin bulundugu bildirilmistir.
Hayvanlar arasindada ayni özellikler görülmektedir. Mesela, baskin
insanlar çenelerini havaya kaldirarak yürüme egilimindedirler ve
gözleri ile tesbit yaparlar. Çekingen insanlar ise çenelerini düsürme
ve gözlerini kaçirarak yürüme egilimindedirler.
Nörokimyasal Faktörler
SF nin tedavisinde farmakoterapinin basarisi, SF in iki tipi ile
ilgili olarak iki spesifik nöro kimyasal hipotez dogurmustur.
Özellikle, b-adrenerjik antagonistlerin (mesela, propranol)
kullanildigi performans fobisi için (mesela, toplum içinde konusmama)
adrenerjik teori gelitirilmistir. Performans fobisi hastalar daha
fazla NE ve E salgilamaktadirlar. Her ikisi de ( NE, E ) merkezi ve
periferik olarak salinmaktadir. Diger normal bireylerde bu durum söz
konusu degildir veya bu tip hastalar, adrenerjik uyarinin normal
seviyesine karsi hassas olabilmektedirler. MAOI'leri ile yapilan
gözlemlerde, genellesmis sosyal fobinin tedavisinde trisiklik
ilaçlardan daha yararli bulunmustur. Bu durum preklinik verilerle
birlestirildiginde, hastaligin patogenezi ile baglantili olarak
dopaminerjik aktivite hipotezlerine bazi arastirmacilari götürmüstür.
(Liebowitz ve ark. 1984b)
Genetik Faktörler
Sosyal fobili sahislarin birinci dereceden akrabalari, mental
hastaligi olmayan sahislarin birinci dereceden akrabalarindan, sosyal
fobiye yakalanma riski yaklasik üç kat daha fazladir.(Kendler ve ark.
1992b)
Bazi çalismalarda monozigot ikizlerin, dizigot ikizlere göre hastalik
konusunda daha fazla konkordans içerdikleri tahmin edilmistir.
Teshis
Özgül Fobi
Özgül fobinin DSM III-R deki ismi basit fobi idi. Bu isim ICD 10 daki
degisiklikle birlikte DSM IV de degistirildi.
Birkaç ilave degisiklik , özgül fobinin kriterlerinde DSM III-R ile
DSM-IV arasinda yapilmistir.
A. Özgül bir nesne ya da durumun (örn. uçakla seyahat etme, yükse
yerler, hayvanlar, enjeksiyon yapilmasi, kan görme ) varligi ya da
böyle bir durumla karsilasacak olma beklentisi ile baslayan, asiri ya
da anlamsiz, belirgin ve sürekli korku.
B. Fobik uyaranla karsilasma hemen her zaman birden baslayan bir
anksiyete tepkisi dogurur, bu da durumu bagli ya da durumsal olarak
yatkinlik gösterilen bir Panik Atagi biçimini alabilir. Not:Çocuklarda
anksiyete, aglama, huysuzluk gösterme, donaalma, sikica sarilma olarak
disavurulabilir.
C. Kisi, korkusunun asiri ya da anlamsiz oldugunu bilir. Not:
Çocuklarda bu özellik bulunmayabilir.
D. Fobik durum(lar)dan kaçinilir ya da yogun anksiyete ya da
sikintiyla bun(lar)a katlanilir.
E. Kaçinma, ansiyöz beklenti ya da korkulan durum(lar)da sikinti
duyma, kisinin olagan günlük islerini, mesleki (ya da egitimle ilgili)
islevselligini, toplumsal etkinlilerini ya da iliskilerini bozar ya da
fobi olacagina iliskin belirgin bir sikinti vardir.
F. 18 yainin altindaki kisilerde süresi en az 6 aydir.
G. Özgül bir nesne ya da duruma eslik eden anksiyete, Panik Ataklari
ya da fobik kaçinma, Obsesif-Kompulsif Bozukluk (örn. bulasma ile
ilgili obsesyonu olan birinin kir ve pislikten kaçinmasi),
Posttravmatik Stres Bozuklugu (örn. agir bir stres etkenine eslik eden
uyaranlardan kaçinma), Ayrilma Anksiyetesi Bozuklugu(örn. okula
gitmekten kaçinma), Sosyal Fobi (örn. utanacak olma korkusu yüzünden
toplumsal durumlardan kaçinma), Agorafobi ile birlikte Panik Bozuklugu
Öyküsü Olmaksizin Agorafobi gibi baska bir mental bozuklukla daha iyi
açiklanamaz.
Tipini belirtiniz:
Hayvan Tipi: Korkuyu hayvanlar ya da böcekler baslatiyorsa. Bu alt tip
genellikle çocuklukta baslar.
Dogal Çevre Tipi: Korkuyu, firtina, yüksek yerler ya da su gibi dogal
çevredeki nesneler baslatiyorsa. Bu alt tip genellikle çocuklukta
baslar.
Kan- Enjeksiyon-Yara Tipi: Korkuyu, kan, yara görme ya da enjeksiyon,
diger bin invaziv tibbi islem yapilmasi baslatiyorsa. Bu alt tip ileri
dercede aileseldir ve çogu zaman güçlü bir vazovagal tepki ile
belirlidir.
Durumsal Tip: Korkuyu, toplu tasima araçlarinda bulunma, tüneller,
köprüler, asansörler, uçakla uçma, araba kullanma ya da kapali yerler
gibi özgül bir durum baslatiyorsa. Bu alt tipin baslangiç yasi
dagilimi iki kez doruga ulasir; birinci doruk çocuklukta, diger doruk
yirmili yaslarin ortalarinda olur. Bu alt tip, cinsiyetler arasi oran,
bozi ailelerde çok daha fazla görülme ve baslangiç yasi özellikleri
ile Agorafobi ile Birlikte Panik Bozukluguna benzerlik göstermektedir.
Diger Tip: Korkuyu diger uyaranlar baslatiyorsa. Bu uyaranlar,
korkmaya ya da solugun kesilmesine, kusmaya ya da bir hastaliga
yakalanmaya yol açabilecek durumlardan kaçinmaya neden olabilir; "bosluk"
fobisi (yani kisi duvarlardan ya da diger fiziksel destek
kaynaklarindan uzak durursa asagi düsecek olmaktan korkar) ve
çocuklarin yüksek seslerden ya da özel giysili masal kahramanlarindan
korkmasi.
Kriter A ve B, fobik uyaranla karsilasmanin bir PA'la sonuçlanacagi
düsüncesine izin vererek yeni kelimelerle ifade edilmektedir. Bunun
tersi yönünden PB ise, özgül fobide panik atak özgül fobik uyarana
bagli olarak durumsal bir sekilde bulunabilir denmistir.
Fobinin özgül içerigi ve iliskinin siddeti (sirada beklemek veya
beklememek gibi), uyaran ile PA arasinda bir baglanti bulunmasi
ihtiyacini da gerektirmektedir.
Çünkü özgül fobi ile ilgili literatür taramasinda çesitli
baglantilarin bulundugu tesbit edilmistir. Bu baglantilar arasinda;
Baslangiç yasinin çesitliligi
Cinsiyetlerin Orani
Aile hikayeleri
Fizyolojik cevaplar vardir
DSM IV özgül fobinin farkli tiplerini tanimlamistir. Bunlar, hayvan
tipi, dogal çevre tipi (firtinalar), kan-enjeksiyon yara tipi,
durumsal tip (mesela, otomobiller) ve diger tipler (özgül fobinin dört
tipinin disindaki tipler).
Elde edilen verilere göre dogal çevre tipi en yaygin olarak 10 yasin
altindaki çocuklarda görülmektedir. Durumsal tip ise 20 yasindan önce
görülmektedir.
Kan-enjeksiyon-yara tipi ise, bütün fobilerde yaygin olarak görülen
tasikardiden sonra ortaya çikan bradikardi ve hipotansiyon ile
digerlerinden farklilasmistir.
Kan-enjeksiyon-yara tipi özgül fobili bir ailenin tamami veya
üyelerinin çogu ayni rahatsizliga bulasmis gibi görünmektedir.
Özgül fobinin özel bir tipide bosluk fobisidir. Bu hastalar
yaslanabilecekleri veya dayanabilecekleri bir destek yanlarinda
olmadiginda düsüceklerinden korkarlar. Onun için bir duvar veya
sandalye ararlar.
Bu hastalarin sag hemisferlerinde anormal bir fonksiyon bozuklugu
tesbit edilebilir. Viziospatial bölgede bir lezyon bulunabilir.
Sosyal Fobi
DSM IV de sosyal fobi için teshis kriterleri DSM III R dan
degistirilerek hazirlanmistir.
A. Tanimadik insanlarla karsilastigi ya da baskalarinin gözünün
üzerinde olabilecegi, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir
eylemi gerçeklestirdigi durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma.
Kisi, küçük duruma düsecegi ya da utanç duyacagi bir biçimde
davranacagindan korkar ( ya da anksiyete belirtileri gösterir). Not:
Çocuklarda, tanidik kisilerle yasina uygun toplumsal iliskilere
girebilme becerisi olmali ve anksiyete, sadece eriskinlerle olan
etkilesimlerinde degil, yasitlariyla karsilastigi ortamlarda da ortaya
çikmalidir.
B. Korkulan toplumsal durumla karsilasma hemen her zaman anksiyete
dogurur, bu da duruma bagli ya da durumsal olarak yatkinlik gösterilen
bir panik atagi biçimini alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, aglama,
huysuzluk gösterme, donakalma ya da tanidik olmayan insanlarin oldugu
toplumsal durumlardan uzak durma olarak disavurulabilir.
C. Kisi, korkusunun asiri ya da anlasiz oldugunu bilir. Not:
Çocuklarda bir özellik bulunmayabilir.
D. Korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçeklestirildigi durumlardan
kaçinilir ya da yogun anksiyete ya da sikintiyla bunlara katlanilir.
E. Kaçinma, anksiyöz beklenti ya da korkulan toplumsal ya da bir
eylemin gerçeklestirildigi durumlarda sikinti duyma, kisinin olagan
günlük islerini, mesleki (ya da egitimle ilgili) islevselligini,
toplumsal etkinliklerini ya da iliskilerini bozar ya da fobi olacagina
iliskin belirgin bir sikinti vardir.
F. 18 yasinin altindaki kisilerde süresi en az 6 aydir.
G. korku ya da kaçinma bir maddenin (örn. kötüyekullanilabilen bir
ilaç, tedavi için kullanilan bir ilaç) ya da genel bir tibbi bir
durumun dogrudan fizyolojik etkilerine bagli degildir ve baska bir
mental bozuklukla dapa iyi açiklanamaz (örn. Agorafobi ile ya da
Olmadan Panik Bozuklugu, Ayrilma Anksiyetesi Bozuklugu, Vücut
Dismorfik Bozuklugu, Yaygin bir Gelisimsel Bozukluk ya da Sizoid
Kisilik Bozuklugu).
H. Genel bir tibbi durum ya da basak bir mental bozukluk varsa bile A
tani ölçütünde sözü edilen korku bununla iliskisizdir, örn. korku,
Kekemelek, Parkinson hastaligindaki titreme ya da Anoreksiya Nervoza
ya da Bulimia Nervozadaki yemek yeme davranisi ile iliskili degildir.
Varsa Belirtiniz:
Yaygin: Korkular çogu toplumsal durumu kapsiyorsa ( örn. söylesileri
baslatma ve sürdürme, küçük topluluklara katilma, karsi cinsle çikma,
üstleriyle konusma, partilere gitme). Not: Çekingen Kisilik Bozuklugu
ek tanisini koymayi da düsününüz.
Çünkü SF, PA'larla bagintilidir. DSM IV ün B ve F tani kriterleri
tekrardan düzenlenmistir.
DSM IV SF'e yaygin tipi de ilave etmektedir. Yaygin tip klinik seyir,
prognoz ve tedaviye cevap için kullanilabilir.
DSM IV'de G maddesinde psikiyatrik ve tibbi nedenlere bagli ortaya
çikan korku ya da kaçinma davranislarini dislamaktadir.
Klinik Belirtiler
Fobiler, spesifik durum veya obje ile karsilastiklarinda ciddi
anksiyete hissinin yasanmasi ile karakterizedirler veya bu sikinti,
durum ve objeyle beklentisel bir yüzlesme olabilme ihtimalin de ortaya
çikabilir.
DSM IV, sosyal ve özgül fobili hastalarda sikça meydana gelebilecek
muhtemel panik ataklar üzerine de vurgu yapar. Fakat, bu panik ataklar
ilki belki hariç tutulmak kaydi ile beklenmedik bir sekilde ortaya
çikmistir. Fobik uyaranla yüzyüze kalma veya beklentisel olarak onun
beklenmesi panik ataga egilimli sahislarda panik atagin daima degismez
bir sekilde sonuçlarini ortaya çikarir.
Fobili hastalar, fobik uyarandan kaçinmaya çalisirlar. Bazi hastalar
anksiyete uyaran durumlardan kaçinmak için büyük problemlerin içine
girerler. Mesela, fobik bir hasta uçaga binmek yerine bir otobüsle
seyahati tercih etmeye mecbur kalabilir. Çünkü hasta fobi olan bir
uçak ile temas kurmaktan kaçinmaya çalismaktadir. Fobik uyarandan
kaçmanin belki de diger bir yolu, çogu fobik hastada oldugu gibi madde
kullanimi bozukluguna yönelmesi, özellikle alkol kullanim bozuklugu
olusturmasidir. Herseyin üzerinde, sosyal fobili hastalarin üçte biri
major depressif bozukluga sahiptirler.
Mental durum muayenesindeki major bulgular, spesifik durum, aktivite
veya objeye bagli olarak hissedilen korkunun ego distonik ve
irrasyonel olmasidir.
Hastalar, fobik uyaranla temas kurmaktan nasil kaçindiklarini
tanimlayabilirler. Depresyon, yaygin olarak mental durum muayenesinde
tesbit edilen ve fobik hastalarin yaklasik üçte birinde gözlenebilen
bir durumdur.
Ayirici Tani
Özgül fobi ve sosyal fobiyi normal çekingenlik ve uygun korkudan
ayirtetmek gerekir. DSM IV, hastanin fonksiyonlarinin kabiliyetini
bozan semptomlarin uygun olup olmadigini ayirabilmesine yardim eder.
Panik ataklarda çarpinti, gögüs agrisi ve basinç hissi daha fazla
görülürken, SF'de terleme, yüz kizarmasi ve agiz kurumasi daha sik
görülmektedir. (Amies ve ark. 1983., Reich ve ark. 1988)
Fobi gelistirebilecek olan psikiyatri disi tibbi durumlar, madde
kullanimini (özellikle hallüsinasyonlar ve sempatomimetikler) M.S.S. i
tümörleri ve serebrovasküler hastaliklari içermektedir. Bu örneklerde
fobik semptomlarda fiziksel, nörolojik ve mental durum muayenesi
üzerinde ilave subjektif bulgular yoklugu tesbit edilir.
Sizofreni de, özgül ve SF in her ikisinden de ayirici tanisi
yapilmalidir. Sizofrenik hastalarda psikozlarin bir parçasi olarak
fobik semptomlara sahip olabilirler. Fobik hastalar korkularinin
anlamsiz oldugunu idrak ederler. Ayrica sizofreni de görülen diger
psikotik semptomlar ve bizar hezeyanlar yoktur.
Özgül ve sosyal fobinin ayirici tanisinda klinisyenler PB'u, agorafobi
ve çekimser kisilik bozuklugu üzerinde durmalidirlar. DSM IV bu
durumlarda PB, Agorafobi, SF ve özgül fobinin ayirici tanisinda
bireysel vakalarin zor olabilecegi ve klinisyenin bu durumlarda klinik
becerisini kullanmasini tavsiye etmistir. PB'u ve atipik depresyonu da
bulunan hastalarda MAOI'leri daha yararli bulunmaktadir. (Liebowitz ve
ark. 1985b)
Genellikle, özgül fobili veya yaygin olmus sosyal fobilerde, fobik
stimulusla karsilasir karsilasmaz ortaya çikan anksiyeteye egilim
vardir. Daha da ilerisi, onlarin anksiyete veya panikleri belirli
durumlarla sinirlandirilmistir ve genelde, hastalar fobik stimulusla
karsilasmadigi veya beklentisel bir uyaranin olusmadigi durumlarda
anormal bir anksiyeteye girmezler.
Agorafobik bir hasta ekseriya anksiyete uyaran durumda diger bir
sahsin bulunmasi ile teselli bulur ve yatisir. SF li sahis ise, diger
insanlarin bulunmasi ile daha çok anksiyete içine girer.
PB da ve agorafobide solunum düzensizlikleri, bas dönmesi, bogulma
hissi ve ölüm korkusu hissederken, SF li sahislarda ise kizarmak,
utanmak, kas segirmeleri ve dikkatle incelenmeye bagli semptomlari
tasir.
Çekimser kisilik bozuklugu ile SF in ayirici tanisi zor olabilir ve
ilave görüsmeler ve psikiyatrik anamnez gerektirir.
Özgül Fobi
Özgül fobinin ayirici tanisinda diger hastaliklarda gözönünde
bulundurulmalidir. Bunlar arasinda hipokondriazis OKB, ve paranoid
kisilik bozuklugu bulunur.
Hipokondriazisde bir hastaliga sahip olmaktan korkulurken, özgül
fobide hastaliga yakalanmis olmaktan duyulan bir korku vardir.
OKB'lu bazi hastalarda açik davranislar varken, özgül fobinin
davranislari müphemdir, karisiktir. Mesela, OKB'lu bir hasta,
biçaklardan kaçinabilir. Çünkü bu hastalar çocuklarinin
öldürebilecekleri ile ilgili kompulsif bir düsünceye sahiptirler.
Özgül fobili hastalarda ise kendi kendilerini kesme korkusu nedeni ile
biçaklardan kaçinirlar.
Paranoid kisilik bozuklugu özgül fobiden ayristirilmalidir. Paranoid
kisilik bozuklugundaki hastalarin genellesmis bir korkulari vardir.
Sosyal Fobi
Sosyal fobi iki ilave hastaliktan ayirici tani yapilmalidir. Bunlar
major depressif bozukluk ve sizoid kisilik bozuklugudur. Sosyal
uyaranlardan kaçmak, depresyonun bir semptomudur.
Sizoid kisilik bozuklugunda, sosyalizasyon istenmez , sosyal olmaktan
korkulmaz, bu durumda kisiye kaçingan sosyal davranislara götürür.
Klinik Seyir ve Prognoz
SF ve özgül fobinin klinik seyri ve prognozuyla ile ilgili detayli
bilgiler yoktur. Çünkü bu hastaliklar son yillarda göreceli olarak
önemli mental hastaliklar kategorisine alinmistir. Fobilerin
farmakoterapiler ve özgül psikoterapiler ile tedavi ile bilgilerden
sonra klinik seyir ve prognoz hakkinda ancak bilgi sahibi
olunabilecektir. Maalesef ileri tedavi stratejileri için kontrollü
çalismalar yoktur.
Fobik bozukluklar, daha önceden kabul edilen daha çok morbiditeye
sahiptir. Fobik davranisin derecesi ile ilgili olarak, sahsin
fonksiyon kabiliyeti ile yakindan iliskilidir. Bu tip sahislar
ekonomik olarak baskalarina bagimli olabilir. Mesela adultler bu
durumdadir ve bu ekonomik bagimlilik onlarin sosyal hayatlarinda
beklentisel basarilarini, toplumla iliskilerini ve okul
performanslarini çesitli derecelerde bozmaktadir.
Madde kullanim bozukluguna bagli olarak da, prognoz ve klinik seyir
degisiklikler arzetmektedir.
Tedavi
Içgörü Yönelimli Psikoterapi
Psikanalizin gelisiminin baslangiç dönemlerinde ve dinamik yönelimli
psikoterapide, teorisyenler fobik nevrozun tedavisinin ancak bu
metodlarla yapilmasi gerektigine inanirlardi. Çünkü bu bozuklugun
kaynaginda ödipal çatismanin yattigini düsünmekteydiler.
Son zamanlarda, hernasilsa, terapistler kabul ettiler ki, bilinçdisi
çatismalarin analizi ve açiga çikarilma gelismeleri sürecinde,
hastalar süratli bir sekilde fobik semptomlarindan kurtulmaktadirlar.
Herseyin üzerinde fobik uyarandan kaçinmaya devam etmek suretiyle,
anksiyetelerini hastalar belirli derecede disari da
birakabilmektedirler.
Freud ve Sandor Ferenczi'in her ikisi de bu durumu kabul etmislerdir.
Yapilanmis olan bu semptomlar analiz süreci içerisinde gelisirse,
terapistler analitik rollerinin ötesine geçmeli ve aktif bir sekilde
fobik hastalarini zorlamali ve içgörü ile sonuçlanan anksiyete
tecrübelerini ve fobik durumlarin disini arastirmaya sevketmelidir. O
zaman, psikiyatristler genellikle terapistin rolünün derecesinin
boyutlarini tartismislardir. Çünkü terapist basarili sekilde fobik
anksiyeteyi tedavi etmeyi istemektedir.
Psikodinamik içgörü yönelimli psikoterapi tekniginin temel özelligi,
olayin yalniz basina fobik semptom üzerine oturmamis olmasidir. Fakat
bu tedavi yönteminde tedavi metodunun kullanimi ile yasam kaliplari
hastanin ego yapisini pozitif bildirimleri üzerine de yapilanmistir. (Gabbard
1990)
Içgörü yönelimli tedavi hastanin fobisinin kaynagini anlamasina
yardimci olur. Ayrica elde edilen sekonder kazançlar, direncin rolünü
ve anksiyete olusturan uyaranlarla birlikte saglikli yasam yollarinin
arastirilmasini hastaya gösterir.
Diger Terapiler
Hipnoz, destekleyici tedavi ve aile tedavisi fobilerin tedavisinde
yararli olabilir. Hipnoz, fobik objenin tehlikesiz oldugu ile ilgili
terapistin telkinlerini güçlendirmesinde kullanilmistir. Ayrica
otohipnoz ile fobik objenin olusturdugu olumsuz duygular ortaya
çiktiginda relaksasyon metodunun kullanarak düsüncesini degistirebilir.
Destekleyici psikoterapi ve aile terapisi tadavi esnasinda fobik
objeye karsi aktif bir sekilde karsi gelmek isteyen hastanin yardim
istegine genellikle yardimci olmaktadir. Bu terapi yönteminde sadece,
hastanin tedavisine ailenin yardimini ortaya çikarmaya yönelik bir
aile terapisi yapilmayip ailenin de hastanin problemlerinin tabiatini
anlamasina yardimci olunmaktadir.
Özgül Fobi
Özgül fobi için en yaygin olarak kullanilan tedavi yöntemi, Ekspojure
(yüzlestirme) tedavisidir. Bu tedavi Joseph Wolpe tarafindan
gelistirilen davranis terapisinin bir tipidir. Terapist hastayi
duyarsizlastirir. Bu asamali bir sekilde uygulanir ve fobik uyaranla
kendi kendine yüzlesmesi saglanir. Terapist hastasina anksiyete ile
basetmenin çesitli tekniklerini ögretir. Bunlar arasinda relaksasyon
yöntemleri, solunumun kontrol edilmesi durumlarina karsi bilissel
yaklasimlari içerir.
Bilissel yaklasimlar, güvenlik içerisinde durumun realizasyonu ile
kuvvet kazanmayi içerir. Basarili davranissal terapinin temel
anahtarlari sunlardir:
1-Hastanin tedavi için kesin kararli olmasi
2-Problemleri ve objeleri açik bir sekilde ortaya koymasi
3-Hastanin duygulariyla bas etmesi için alternatif stratejiler
gelistirilmesi.
Kan, enjeksiyon, yara fobisi gibi özgül durumlarda bazi terapistler,
ekspojure tedavisi esnasinda hastalarin vücutlarindaki gerilimi
hissetmelerini salik verirler.Bu sekilde bu esnada bulundugu yerde
oturarak ekspojure etkinliginin devam ettirmesinin ve bu esnada fobik
uyarana bagli vazovagal reaksiyondan olusabilecek bayilmanin önüne
geçilmesine yardimci olunur.
Son dönemlerde yapilan bazi yayinlardan özgül fobinin tedavisinde b-adrenerjik
antagonistlerin yararli olabilecegi bildirilmistir. Özgül fobi, PA'la
birlikte seyrediyorsa farmakoterapi veya psikoterapi PA'ya direkt
olarak yararli olabilir.
Sosyal Fobi
S.F. in tedavisinde farmakoterapi ve psikoterapi birlikte
kullanilirlar. (Mavissakalian ve Michelson 1986b., Telch ve ark.
1985., Zitrin ve ark. 1980) Performans durumuna bagli tabi ve yaygin
sosyal fobi için çesitli yaklasim tarzlari gelistirilmistir. Bazi
çalismalarda, yalniz basina uygulanan psikoterapi veya farmakoterapi
ile her ikisinin birlikte uygulandigi kombine terapiler
karsilastirilmistir. Kombine terapilerin daha yararli oldugu iddia
edilmistir. (Gelertnter ve ark. 1991., Wlazlo ve ark. 1990., Mattick
ve ark. 1989))
Bu sonuçlar bütün hastalar ve bütün durumlar için söz konusu degildir.
Birkaç iyi kontrol edilmis çalismada MAOI leri, özellikle phenelzine(Nardil),
sosyal fobinin yaygin tedavisinde yararli oldugu tesbit edilmistir. (Liebowitz
ve ark. 1992) Diger ilaçlarin da iyi sonuçlar verdigi rapor edilmistir.
Bunlardan çok iyi kontrol edilmis çalismalar degildir. Bunlardan
alprazolam (Xanax), traylcypromine (Versiani ve ark. 1988), klonezepam
(Klonopin) ve SSRI (seratonin spesifik Reuptake Inhibitörü) ler
mevcuttur. Bu ilaçlarin dozu depresyonda kullanilan dozlarin aynisidir
ve bu ilaçlarda cevaplar 4 ila 6 hafta içinde alinir. Bazi bilgilere
göre trisiklik antidepresanlar ve buspiron (Buspar) sosyal fobide
etkin bulunmamistir. Bu bilgiler de yetersizdir.
SF in yaygin tipinde pikoterapi genellikle bilissel davranissal tedavi
yöntemlerinin kombinasyonu olarak uygulanir. Bu yaklasimlardan
bilissel açiklama, duyarsizlastirma, seans esnasinda prova yapmak ve
ev ödevleri vermek teknikleri uygulanir.
Performans durumu ile baglantili SF nin tedavisinde genellikle, fobik
uyarana yüzlestirmeden önce kisa süreli b-adrenerjik reseptör
antagonistleri kullanilmasi uygulanmaktadir. En yaygin olarak
kulanilan iki bilesik atenolol (tenormin) performansdan bir saat önce
veya her sabah alinan 50-100 mgr. major dozunda, propranolol ise 20-40
mg dozunda kullanilir.
Bilissel, davranissal ve ekspojure teknikleri performans durumlarinda
kullanisli olabilir.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Özgül Fobi ve Sosyal Fobi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
Sponsor Bağlantılar

|
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı. |
|