|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 1694 kez
Kaygı, yaşamımızın normal ve çoğunlukla da olumlu bir parçasıdır. Orta-1’e giden bir çocuğun bir resmi tamamlamasını, fen projesini yapmasını sağlayan ya da liseli bir öğrenciyi İngilizce sınavı için fazladan yarım saat çalışmaya zorlayan kaygıdır.
Ancak fazla kaygı yaşamı olumsuz etkiler. Böyle bir durumda çocuğun akademik gelişimi ve toplumsal gelişimi sekteye uğrar.
( www.genbilim.com )
Hatta bazen
tamamen durur. Kaygı, yarardan çok zarar vermeye başladığında ne
yapacağınızı bilmek, insanı ileriye götürebilecek ya da uçuruma
itebilecek bu güçlü duyguyu sağlıklı bir şekilde kontrol etmek size ve
çocuğunuza faydalı olacaktır.
Hemen herkes kaygı terimi ve neler hissettiğini bilir. Çocukların
kaygıyı korkudan ayırt etmesi çok zordur. Ancak genellikle kaygı,
gelecekteki olaylara tasalanmak olarak kabul edilir. Korku ise tam
tersine, yaşanan bir duruma (bir hayvandan, sınıfın önünde konuşmak
gibi durumlarda) gösterilen tepkidir. Kaygı uzun süreli bir duygu
olabilir; örneğin çocuk, notlrı ve arkadaş sayısı ne olursa olsun
okuldaki durumu hakkında kaygılıysa, iyi bir öğrenci olup olmadığı,
öğretmeni ve arkadaşları tarafından sevilip sevilmediği hakkında daima
belirsizlik yaşabilir. Kaygı sadece belirli durumlarda da (örneğin
sınavlarda) ortaya çıkabilir.
Sonucunu kestiremediğimiz durumlarda kaygılı olmak normaldir.
Beynimize “tehlike için hazır ol” mesajı veren kaygıdır. Farklı
insanlar aynı duruma farklı yoğunlukta tepki verebilir.
Kim olursanız olun ya da aileniz nasıl yaşarsa yaşasın, eğer kaygı
çocuğunuzu okulda temel bir işi yerine getirmekten alıkoyuyorsa,
gereğinden fazla demektir. Bu, bazı çocuklar için yapacakları ve
herkesin kendilerine güleceği korkusuyla parmak kaldırmalarını
engelleyecek güçte bir kaygı olabilir. Bu yetişkine önemsiz şeyler
gibi gelebilir; ama bir çocuğun küçük bir olay için duyduğu kaygı tüm
gününü kaplarsa, bu durumla ilgilenme zamanı gelmiş demektir.
Ayrıca ilköğretim çağındaki bir çocukta şunlara da rastlanabilir:
q Sık sık okula gitmeyip evde kalmak istiyorsa
q Uyumakta güçlük çekme ve ana babasının yanında kalmasını isteme
q Sınav sırasında veya okul piyesinde nasıl görüneceği gibi henüz
gerçekleşmemiş olaylar hakkında aşırı bir endişe.
q Ödev teslim tarihini aşırı sorun yapma
q Ödevlerin kalitesi hakkında sürekli kaygı duyma
q İnsanların içine çıktığında ana babasının yanından ayrılmama
Bir çocuğun aşırı kaygılı olmasının bir çok nedeni vardır.
q Ana babanın beklentilerinin çocuk için ulaşılamaz olması
q Arkadaşları tarafından reddedilme
q Yeni bir arkadaş grubuna girme
q Yargılanma korkusunun yerleşmesine yol açan sürekli eleştiri
q Kendileri de kaygılı olan ve farkında olmadan çocuklarına da öğreten
ana babalar
NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Kaygılı bir çocuğa yardımcı olmanın en önemli ve etkili yollarından
biri çocuğun söylediklerini gerçekten dinlemek ve anlamaktır. Aktif
dinleme tekniği bu konuda yardımcı olabilir. Bu tekniği kullanırken
şunları yapmalısınız:
q Çocuğunuzu onu kaygılandıran şey hakkında açıkça konuşmaya teşvik
edin.
q Konuşmasını asla bölmeyin, asla onun adına konuşmayın.
q Söylediği veya hissettiği şeyler hakkında açıkça konuşmaya teşvik
edin.
q Asla “Bu şekilde hissetmemelisin” diyerek duygularını düzeltmeye
çalışmayın.
q Ara sıra başınızı sallayarak ve sessizce dinleyerek, söylediklerini
anladığınızı ve saygı duyduğunuzu gösterin.
Söylediklerini sakin bir şekilde dinleyip, hayatta birçok problemin
olabileceğini ancak bunlarla başetmek için uğraşmak gerektiğini
vurgulamanız, kaygının üstesinden gelmek için başlangıç noktası
olabilir.
Ayrıca sizi kaygılandıran sorunlarla nasıl başa çıktığınızı ona
anlatabilirsiniz. Çaresizlik, kaygının temel etmenlerinin biridir ve
en zor problemlerin bile çözümü olduğunu bilmek bu çaresizlik
duygusunu yok etmek için iyi bir adım olabilir.
q Hayal gücünü olumlu bir şekilde kullanmayı öğretin. Çocuklar kaygı
yaratan bir durumla karşılaşınca, sakin ve hoş bir anıyı hayal ederek
gevşemeyi çabucak öğrenebilir.
q Kendisiyle olumlu bir şekilde konuşmayı öğretin. Hepimiz kendi
kendimizle konuşuruz ve bu konuşma çoğu zaman olumsuz olur. Eğer çocuk
kendi kendine “Matematikte hiçbir zaman Ali gibi olamayacağım” ya da
“Her zaman en düşük notu ben alırım” gibi şeyler söylüyorsa, kaygı
hissetmesi çok doğaldır. Kendi kendine “Yapabileceğimin en iyisini
yapacağım ve önemli olan da bu” gibi olumlu şeyler söylemesi için
yüreklendirin.
q En çok kaygılandığı konuları size açması için teşvik edin. Bu
kaygıları inceleyerek çözüm yollarını birlikte araştırın.
Son olarak, fiziksel yakınlığın etkisini sakın küçümsemeyin. Kimi
çocuklar için konuşmanın bir adım ötesinde, sarılma ve kucaklamalarla
yanında olduğunuzu hissettirmeniz oldukça güven vericidir. Bu, birinci
sınıfa giden bir çocuktan liseli gençlere kadar geçerlidir. Liseli
çocuğunuz dizinize oturmak için çok büyük olsa da, kanepe yanına
oturup sarılmanızı engelleyecek kadar küçük değildir.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Kaygı Nedir?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |