Oca
20
2008
|
Hipnoz nedir? |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 645 kez
HİPNOZUN SÖZLÜK ve MİTOLOJİK ANLAMLARI
Hypnos'e kelimesini ilk defa İngiliz doktor Braid kullanmıştır. Kendisine bu konuda yunan mitolojisi kaynaklık etmiştir.Yunan mitolojisinde Hypnos kelimesi şu şekilde geçmektedir. " Yunan mitolojisinin uyku tanrısı 'HYPNOSE' Gece'nin Oğlu ve Ölüm 'ün (Thanatas) kardeşidir. (Resim) Kardeşi ile birlikte Hades'in ölüler diyarında yaşar.
( www.genbilim.com )
Kanatlı bir genç şeklinde tasvir edilen hypnos, yorgun
insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları
ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici
bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir. Thanatos'da kanatlı bir
ruh halinde tasvir edildiğinden aynen hypnos'a benzer. Hypnos'un
oğullarından biri ise, rüyalar tanrısı "Morheus" dur. Resim:Rüyalar
tanrısı Morfeus'un babası Hypnos'un roma devrinden kalma bronz
heykeli.
Hypnos'un tanrılar üzerinde dahi etkisi vardır. Homer'e göre Hypnos ,
Herav'ın ricası üzerine bir gece kuş şekline bürünerek, Zeus'u ida
dağı üzerinde uyutmuştur.
Dr. Kriton Dinçmen tarafından yazılan "Psykhiatria ve Mythos" isimli
eserinde ise Hypnos şu şekilde tanımlanmaktadır: "Uyku ilahıdır Hypnos.
Ölüm ilahı olan Thanatos ile beraber gece-Nyx' ten babasız olarak
doğmuştur.
İnsanların ve genellikle tüm yaratıkların fizyolojik işlevlerinin
ayarlanmasında esas rolü oynayan "Cyrcadian Cyclus-24 saat tanzimi "
hadisesinde, uyku hypnos olayının temelini oluşturur. Fahrettin Kerim
Hocanın "Uyku sinir sisteminin mimarı ve mimarıdır." sözü galiba bu
konuda dünya tıp literatüründe söylenmiş en manalı ifadedir.
Ana tanrıçalardan Hera, Çanakkale yöresindeki İda Dağında Zeus ile
sevişmek ister.Galiba Zeus Hera'ya pek yüz vermemiş olacak ki, Hera,
Hypnos'dan hatta ona cilveli Kharit'lerden birini peşkeş çekeceğine de
söz verir- gelip Zeus'u uyutmasını rica eder. Zeus'da, yarı uykuda
iken o sersemlik hali içinde "He" der.(Dinçmen)
Hypnos'un sözlüklerdeki anlamları da şu şekilde geçmektedir.
Hyp-no-sis / isim (çoğulu-ses) Bir şahıs tarafından diğer bir şahsın
hareketlerini kontrol edebilir şekilde derin uykuya benzer bir duruma
sokulması halidir.(Hornby)
Hypnos: Yunan mitolojisinde uyku tanrısı. Erebas ile Nyx'in (gece)
oğlu, Thanatos ile birlikte, Memnon'u, Sarpedon'u veya destan
kahramanlarını mezara yerleştirirken görür; Bazen ciddi ve tatlı,
şakak ve omuzlarında kanatları olan bir delikanlıdır. (Helenistik bir
heykel, Hypnosu uyutucu bir sıvıyı bir boynuzdan boşaltırken
gösterir.) (Madrid Müzesi)
Hipnoz: İ. Fr. Hypnose Yun.
1. Psik: Sözle, bakışla telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit
uyku hali . Bu halde uyuyan kimse (denek) uyutanın etki ve
telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı
kapalıdır. (Osmanlıcası Nevm-i Sınai; İngilizcesi Hypnosis)
2. Tıp: Mekanik, fiziksel veya ruhsal yollarla yahut kimyasal
maddelerle sağlanan suni uyku. (Kimyasal maddelerle yapılan hypnosa
genellikle narkoz adı verilir.)
Eşanlamlı : İpnoz.(Tuğlacı)
Hipnoz yanlış inanç, mistisizm ve ihmal tarafından sıklıkla gölgelenen
ve tahrip edilen büyüleyici bir konudur. Eğlence ve zevk için yapılan
hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle
olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pek çok kişinin
aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirir.
Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu
hemen ayıplarlar.
Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa Hıristiyanlığın ortaya
çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada
uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ
tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda
olan tek konu değildir.
Hipnoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir
multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta
kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taraftar
toplamıştır.
Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik
(tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.
Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz
gibi hızlı ve yararlı sonuçlar vermez.
Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik)
amaçla, hem de hastalık sebepleri olan (etiyolojik faktör olan)
bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla
kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde
etmede çok kıymetli fayda sağlar.
Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını
söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir
ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da
herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.
Akıl ve vücut öylesine iç içe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir
refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi,
vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan
dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin
üstüne biner.
HİPNOZUN TABİATI
Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktı,
hipnozitörün gözlerinin parlaklığı ve tesir edici ışıkları, güzel
bayanı hipnozitörün büyüsü altına götürdü. Hipnozitör sessiz bir
şekilde konuştu "Uykunuz geliyor... Göz kapaklarınızın ağırlaştığını
hissediyorsunuz... Bütün vücudunuzu zayıf ve kuvvetsiz
hissediyorsunuz... Şu andan itibaren benim emrimdesin... Sesim seni
kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin..."
1930'lı yıllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanılıyordu ve şov
malzemesi yapılıyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri
doğrultusunda genç güzel kadınları kullanıyorlar, kendi isteklerini
onlara zorla yaptırıyorlardı.
Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarını emebilmek için hipnoz
etmişti.
Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alınıp, sihirli
bir tılsım, şeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarına sebep oldu.
Hakikaten hiçbir şey gerçek yolundan bu kadar saptırılamazdı.
Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altında olmak saçmadır, yardımsız
transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düşünmenin ve insan
aklını kullanmanın doğal bir yolu olarak düşünülüyor ki; bu düşünme
muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçının düşüncesi gibidir.
Bilim toplumunda hala bilim adamı, sanatçıdan çok itibar görür. Bu tür
düşünce teşvik edilmelidir. Çünkü böyle düşünceler hipnozun tehlikeli
ve doğal olmadığı düşüncesini yöneltiyor.
1950'li yıllarda T.R. Sarbin'in ve bu günlerde Dr. T.X Barber'in
araştırmaları şunları göstermiştir;
Hipnoz, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkilidir.
Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir.
Tüm hipnotik translar esasında oto (self) hipnozdur.
Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için ritüalistik
(gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur.
Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrübe etmek için kendinden
geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır.
HİPNOZUN YAPISI
Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti
çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız. Herkes
bu marifetleri öylesine doğal hissedebilir ki; siz bu marifetler
hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyeceksiniz. Yani bu
marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza
olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok
sıradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman
düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kullanıyor gibi
öğreneceksiniz, tabi ki onun olmasını isteyecek ve pratik
yapacaksanız.
Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını
hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi.
Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince
güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.
Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok dereceler
geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının
arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir
karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması
telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi
yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda
mevcuttur.
Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta ara
sıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını
hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar
yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu
gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs,
dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin
konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo
ve televizyonu fark etmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.
Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar
ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan
genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle
dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon
çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli
düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik
durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili
olamaz.
Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir,
hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle
bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal
bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar
gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir
veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler
yapabilir.
Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketler, terleme,
mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel
siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı
telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken
mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku
kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazen, bir
analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları
gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.
Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek
harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın
telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı
hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine
bağlıdır. Hastanın bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve
emirle yöneltilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir
veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine
karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin
mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır.
Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle
yönetilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya
kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle
normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta
hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma
olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı
olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.
Yaptığı fenomenleri hipnozun nasıl ve niçin meydana getirdiğini çok az
izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel
kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler işe karışır ve fizyolojik
faktörlerin önemli bir rol oynadığı (Muhtemelen bazı kortikal beyin
değişiklikleri olduğu) konusunda pek çok kanıt vardır.
Kanıtlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diğer korteks sahalarında
bağımsız olarak çalışabilen bazı korteks sahalarını ilgilendirdiğini
gösteriyor.
HİPNOZUN TARİHİ
Hipnoz eski bir sanattır, ilk olarak, kutsal kitaplardan önce, büyü,
din ve tıp bir ve aynı olduğu zamanlarda dînî ayinlerde kullanıldı.
Mısır'da kabile rahiplerinin başarılı tedaviler yaptığı uyku
tapınakları vardı. Eski Yunanistan'da tıp tanrıları tapınaklarında
hayaller gösterilirdi ve şifalar meydana getirilirdi. Hipnotik
anestezi; çivili yatakların üzerine rahatça uzanan veya kızarmış
kömürlerin üzerinde yalınayak yürüyen Hint fakirleri tarafından
yüzyıllardan beri uygulanmaktadır. Eskiden transın kutsal olduğuna
inanılırdı. İlk Hristiyan inanışına göre, hipnoz büyücülüğün bir şekli
olarak değerlendirildi. Fakat on sekizinci yüzyılın sonuna doğru,
neticede faydalı bir tedavi vasıtası olarak tarif ve kabul edildi.
1779'da "canlı magnetizm" (animal magnetizm) teorisini ileri süren
Viyanalı Dr. Franz Mesmer bir bakıma modern hipnoterapinin babası
kabul edilebilir. Dr. Mesmer, hipnozun hipnotistten hastaya doğru akan
bir magnetizm şekli olduğuna inandı. Bu magnetizma akışının
yöneltilmesiyle hastalıkların tedavi edilebileceğini iddia etti.
Birçok faydalı sonuçlar göstermesine rağmen, Mesmer'in teorileri
Viyanalı meslektaşları tarafından kabul edilmedi. Bu muhalif
yaklaşımlardan bıkan Mesmer 1778'de Paris'te çalışmaya başladı ve
Fransız soyluluları arasında "Mesmeric" tedavileri hızla popüler
yaptı. Hipnozu etkili bir tedavi vasıtası olarak kullandı, fakat aynı
zamanda Marie Anteinette'in sarayındaki halkı eğlendiren bir
vaudeville oyuncusu oldu. Mesmer'in etkili usulü ve mistik çevresi
onun tedavilerini üzerine düşülen bir merak konusu yaptı.
Tedavilerinin Fransız Akademisi tarafından incelenmesi yolundaki
isteği dikkate alınmadı. Daha sonra, Fransız Hükümeti tarafından
teşkil edilen (Benjamin Franklin'in de içinde bulunduğu) bir komisyon
onun çalışmalarını incelemek istediği zaman bir sorgulamaya razı
olmayı reddetti. Yüzlerce başarılı tedavisine rağmen, komisyon
Mesmer'in bir sahtekar olduğunu bildirdi. Mesmer'in yaptığı inkar
edilemez birçok tedaviler, öteki bütün tedavi usûllerinin başarısız
olduğu ispatlanmış vakalardı, fakat onun eleştirenlere göre, Mesmer'in
teorilerinin akla yakın olmadığı gözden uzak tutulmamalıydı. Bir
komite üyesi daha fazla araştırma isteyen küçük bir rapor düzenledi
fakat dikkate alınmadı. Bu olayla Mesmer itibardan düştü, Paris'ten
ayrıldı ve 1815'de anlaşılmadan öldü. Mesmer'in öğrencileri onun
tekniklerini değiştirerek gözden geçirerek teorilerini canlı tuttular
ve bunlara "Mesmerism" ismi verildi.
Mesmer, diğer tıbbi tedavilere cevap vermeyen bazı hastaların
tedavisinde hipnozun faydasını ve etkisini başarıyla gösterdi. Kabul
edilebilir bir tıbbi işlem olarak hipnozun tedavide kullanımının
temellerini attı.
1841'de, İngiltere'de çalışan İskoçyalı bir hekim, Dr. James Braid,
Mesmer ve onun takipçilerinin mistik iddialarını reddetti. Çok şüpheci
biri olarak, Mesmer'in tıbbi tedavi iddialarının bilimsel anlayışa
yönelik bir hakaret gibi görerek kabul etmedi. Merakını yenemeyen Dr.
Braid birkaç mesmerism gösterisine katıldı ve magnetizma teorisini
ciddiye almamasına rağmen, transa benzer durumun birçok hastaya
faydalı olduğunu gördü. Tecrübesiyle, gözleri zorlamak ve yormak için
bir deyneği, onun üstüne ve önüne tespit edilmiş parlak bir cisme
baktırarak trans benzeri bir durumun meydana getirilebildiğine inandı.
İlkin, gözlerin parlak bir cisim üzerine tesbit edilmesinin transı
meydana getirdiğine inandı. Fakat daha sonra onun sadece bir dikkat
çekme vasıtası olduğunu, hipnozu meydana getirici bir özelliği
olmadığını anladı. Braid, böylece (Mesmeric) etkinin magnetizmle
ilgisi olmadığını fakat bütünüyle subjektif olduğunu gösterdi.
Sekonder bir bilincin varlığını kabul etti ve magnetistlerin fantastik
teorilerini ayıklayarak hipnozun bilimsel bir temelini formüle etti.
Yunancada uyku anlamına gelen "Hypnos"dan hypnosis kelimesini türetti.
Braid'in tedavi raporları saçma olarak damgalandı ve Britanya Tıp
Birliği önünde bu konuda konuşmak isteği geri çevrildi.
Mesleki ününü İngiltere'de hipnoza deste sağlamak için sonuçsuz bir
teşebbüse harcadı ve bu çabaları sebebiyle tıp çevrelerince bir sahte
doktor ve şarlatan olarak nitelendirildi.
Hindistan'da, Calcutta'da çalışan bir İngiliz cerrahı Dr. James
Esdaile ile 1840'dan 1845'e kadar hipnoanesteziyle operasyon yaptı.
Bu, anestetik ajanların keşfinden önceydi, bağıran ve çırpınan cerrahi
hastalarının operasyon masasına kayışla bağlandığı zamandaydı. Esdaile,
hipnozu binlerce küçük ve büyük operasyonda başarıyla anestezi için
kullandı. Hastaları tarafından takdir edilmesine rağmen, kıskanç
arkadaşları onu bir şarlatan olarak nitelediler. Gözden düşerek
İngiltere'ye döndü ve Britanya Tıp Derneği tarafından cerrahlık
yapmaktan menedildi.
Sahasında en ünlü olan nörolojist Jean Charcot, hipnozu bir tedavi
tekniği olmaktan ziyade, histeri için bir tanı kriteri olarak
değerlendirdi. Hipnotizma işlemi sırasında aktive olan görünmez bir
sıvının işlemdeki etkili ajan olduğuna inandı.
Bir Fransız hekimi, Liebeault, Braid'in çalışmalarını öğrendi ve
hipnozla mükemmel sonuçlar elde etmeyi de başardı. Bütün zamanını
hipnoterapiye vakfetti ve onun gelişiminde birçok önemli katkılarda
bulundu. Braid gibi, o da, hiphotik transın meydana getirilmesinde
primer faktörün magnetism değil telkin olduğuna inandı.
HİPNOZ TEKNİKLERİ
Hipnotizmanın tarihçesini işlerken gördüğümüz gibi; hipnotizma yapmak
için bir çok usul kullanılmaktadır. Hatta her hipnotist kendi
kişiliğine uygun bir usul tespit ederken; sujenin durumunu da göz
önüne alarak bu usulünde zaman zaman değişmeler yapabilmektedir. Belli
başlı hipnotistlerin kullandıkları usulleri ve metodları yeri geldikçe
izah ctmeye çalışacağız. Ama esas vermek istediğimiz kendi kullandığım
metodun ayrıntılarını burada sizlere sunabilmektir. Yılların
araştırmalarının vermiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimini burada
satırlara dökmeye çalışacağım. bu arada literatür bilgisi ile çatışan
veya desteklenen yerleri de özellikle belirteceğim. Şimdilik aşağıda
ismi belirtilen araştırmaların usul ve metodlarını ve bu arada kendi
usulümüzü aktarmaya çalışacağım. Bunlar;
1 - Kendi Usulümüz «Bakışla Tespit, Sözle Telkin»
2- DELEUZE USULÜ
3-Tester USULÜ
4- NOİZET USULÜ
5- ESSDAİL USULÜ
6- FARİA USULÜ
7- BRAİD USULÜ
8- CHARCOT USULÜ vardır.
9- LIEABEAULT USULÜ
10- BERNHEIM USULÜ
1- KENDİ USULÜMÜZ: BAKIŞLA TESPİT, SÖZLE TELKİN METODU:
Metodumuz temelde diğer tekniklerden pek farklı değildir. Bütün
teknikler temelde aynı fizyolojik kanunlardan hareket ederek belirli
sonuçlara ulaşmışlardır. Temelde aynı olan metodlar ve teknikler
kullandıkları yol itibarı ile birbirinden ayrılmaktadırlar.
Metodumuzun giriş kısmını Hipnotaabilite: (Suggestibilite) testlerini
izah ederken kısmen değinmiştik. Burada konuyu daha detaylı ve etraflı
olarak inceleyeceğiz.
Şahsıma yapılan müracaatların çoğu. hipnotizmayı nasıl yaptığım ve bu
işin püf noktasının ne olduğu etrafında idi. Durum bu merkezde olunca;
elbette ki bende bu konuya fazla eğileceğim ve bu suallere tatminkar
bir cevap vermeye çalışacağım.
Çalışmalarımızda esas elde etmek istediğimiz amaç süjelerimizin bize
olan itimat ve güvenlerini sağlamaktır. Bunun için de bir çok hileli
yola başvurmaktayım. Tarafımızdan bilinen bir çok fizyolojik illüzyon
ve halusinasyonlardan yararlanarak; süjelerimızin itimadını
sağlamaktayız. Süjelerimizin itimadını temin ettik-ten sonra onlan
yavaş yavaş istediğimiz yöne kanalize etmekte ve bu arada oluşan
telkin alma kabiliyetindeki artmadan da yararlanarak onları hipnotize
etmekteyiz.
Herhangi bir süjemle hipnoz konusunda anlaşmaya vardıktan sonra daha
önceki bölümlerde gördüğümüz; «Hipnoza Hazıriık» safhasında gerekli
olan tüm şartları yerine getirmeye çalışırım.
Hipnoza hazırlık safhasında belirttiğim Genel Faktörler ve Özel
Faktörlerden ne kadar fazla yararlanabilirsem başarı da o oranda
artmaktadır. Ama bunun yanında bu bahsettiğimiz kolaylaştırma
faktörlerin çoğuna sahip olmadan da çok başarılı hipnotizma seansları
yaptığımızı burada belirtmek isterim. Yeri geldikçe bu seanslarla özel
durumlarını izah etmeye çalışacağım.
Belirttiğimiz çevre şartlarını da sağladıktan sonra süjemle hipnoz
odasında karşı karşıya geliriz. Odada bulunan şahıslar ve süjem pür
dikkat, hareketlerimi takip etmektedir. Bu andan itibaren biraz
occuttik (gizemci), biraz esrarengiz tavır ve cümlelerle seansıma
başlarım.
Şimdiye kadar bir kaç seansım hariç bakışla hipnotizma yapmış değilim.
Dr. Braid'in yapmış olduğu metodun bir benzerini uygulamaktayım.
Bahsettiğim hipnoz odasının sade ve düz olan duvarına 20 x 20 cm.
ebadında bir beyaz veya saman kağıdını bir selobantla yapıştırın Bu
yapıştırma olayı rast gele bir olay değildir. Yaptığımız her hareketin
ya occuttik bir anlamı veya fizyolojik bir temeli vardır. Kağıdı
yapıştırdığımız yer süjemin göz hizasından 30-40 cm. yukarıda bulunur.
Yaptığım çeşitli denemelerde en uygun şartın bu olduğunu gördüm.
Süjemm gözüyle aynı seviyede tutulmuş, kağıt yapıştırma çalışmalarının
sonucu daha başarısız oldu.
Sıra süjemin kağıda olan uzaklığın tespite geliyor. Sujemin kağıda
olan uzaklığı 1,5-2 metre kadar olmalıdır. Daha uzak ve daha yakın
mesafelerde aynı şekilde daha başarısız sonuçlar verdiğini gördüm.
Süjemizi uygun bir kanepeye oturturum. Oturma işlemi de çok önemlidir.
Süje otururken adalelerinden hiçbirinin kasılmaması gerekir. Çünkü
sabit bir şekilde uzun süre durmasını isteyeceğimiz süjenin dikkati,
bir müddet sonra adalelerinin ağrısı ve kasılması sonucu dağılabilir.
Bu da bizim işimizi bozar. Onun için süjemi diş hekimlerinin
kullandığı tipten bir ayarlanan koltuğa oturtmak en iyi yoldur. Şayet
kullandığımız koltuk bu ise bu koltuğu 30-40 derecelik bir eğim
yaptırtılarak, arkaya yatırılması sağlanır. Burada dikkat edilecek
önemli noktalar-dan biride süjenin boyun adalelerinin boşta kalmasına
mani olmaktır. Bu tip koltuklarda süjemizin başını destekleyecek
düzenekler bulunduğun-dan pek problem olmamaktadır. Şayet böyle bir
koltuk imkânına sahip değilsek, 'ahat ve arkası uzun olan bir
kanepeden yararlanabiliriz. Kanepenin arkasının (sırt dayanacak
kısmın) uzun olmasının amacı; süjen'm başını destekleme imkanına sahip
olmamızdandır. Şayet böyle bir koltuğumuz yoksa seansımızı basit bir
karyola üzerinde de yapabiliriz.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Hipnoz nedir?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|