Oca
20
2008
|
Genel Olarak Psikoloji |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 21 Ocak 2008 |
Okunma: 717 kez
1. PSİKOLOJİNİN KONUSU
Psikoloji insan davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. İnsan merak eden, öğrenme ihtiyacında olan bir varlıktır. Hem kendini hem de kendi dışındaki dünyayı anlamak ister. Elde ettiği bilgiler de onun çevresine uyumunu kolaylaştırır. İnsan yalnızca çevresini, dış dünyayı değil, kendisi ile ilgili olayları da merak eder. İnsan nedir? sorusuna cevap arar.
Bu sorunun cevabını aslında bildiğini zanneder.
Oysa insan hakkında bilgimiz düşündüğümüzden de azdır. İnsan,
felsefenin, dinlerin, antropoloji, etnoloji, biyoloji, sosyoloji gibi
çeşitli alanların konusu olmuştur. İnsanı inceleyen alanlardan biri de
psikolojidir. Psikoloji, insanın neden, niçin ve nasıl davrandığını
araştırır.
PSİKOLOJİNİN TANIMI
Psikoloji psyche (Nefes, ruh, zihin) ve logos (düzenli söz, bilgi)
kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Kelime anlamı ruh
bilgisidir ancak değişik tanımlar verilmesine rağmen o, en genel
anlamında organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir.
Tanımda geçen kavramları kısaca açılayalım:
Organizma: Geniş anlamıyla her türlü canlıdır. Psikolojinin organizma
teriminden anladığı hayvan ve insandır. Psikolojinin asıl amacı insanı
incelemektir. Bazı nedenlerle (deney aracı olarak, insan
davranışlarıyla karşılaştırmak amacıyla) hayvanlar da psikolojinin
konusu olmuştur.
Davranış: Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm
etkinlikleridir. Yürümek, koşmak, ağlamak gülmek, yemek, içmek,
bisiklete binmek, saz çalmak, konuşmak gibi eylemler birer
davranıştır. Bu davranışlar doğrudan doğruya gözlenebilir. Rüya
görmek, öğrenmek, hayal kurmak, düşünmek, duygulanmak gibi bazı
davranışlar da dolaylı olarak gözlenebilir; rüyanın anlatılması,
düşüncenin konuşmayla açıklanması gibi.
İşte “bu davranıştır” dediğimiz; insanların yapıp etmeleri, davranışın
gözlenebilir yanıdır. Davranışın ortaya çıkması için insanın zihninden
birşeylerin (düşünme, problem çözme, duygulanma anlama algılama vb.)
geçmesi gerekir. İşte bu işlemlere zihinsel oluşumlar adı verilir.
Bilim: Belirli bir alanda bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar
sonucu elde edilen organize bilgiler kümesi düzenli bilgiler elde
etmek sürecidir. Tanımda belirtildiği gibi bilim sadece olmuş bitmiş
bilgiler yığını değil, aynı zamanda devam eden çalışmaları da içerir.
Belirli alanda elde edilen her bilgi bilim değildir. Bilgilerin bilim
olabilmeleri için bazı koşullara uygun olması gerekir.
* Her bilimin kendine has konusu vardır.
* Her bilim bilimsel yöntemlerle araştırmasını gerçekleştirir.
* Bilim objektiftir. Elde edilen bilgiler başka araştırmacılar
tarafından test edildiğinde de aynı sonuçlara varılır.
* Bilim genellemelere varmayı amaçlar. Bu genellemeler bilimsel yasa
veye bilimsel teori olarak ifade edilirler.
Fizik, kimya, biyoloji, psikoloji, sosyoloji gibi olguları deneysel
yöntemlerle açıklayan bilimlere pozitif bilim denir.
2. PSİKOLOJİNİN AMAÇLARI
* Her bilim dalının bir amacı vardır. Örneğin fiziğin amacı farklı
olayları en genel yollarla matematik ifadelerle açıklayan doğa
yasalarını yada temel ilkelerini ortaya çıkarmaktır. Psikolojinin de
amacı organizmanın özellikle insanın davranışlarını inceleyerek genel
yasalara varmaktır.
* Her bilim dalının belirli çalışma alanı vardır. Psikolojinin çalışma
alanı insan davranışlarıdır. İnsan davranışlarının ne olduğunu, nasıl
olduğunu, niçin olduğunu araştırmak, araştırma sonuçlarından hipotez,
yasa, teorilere varmak psikolojinin görevidir.
* İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ister. Psikoloji de
elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını
açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana
çevresine uyum sağlamasında yardımcı olabilir.
* Günümüzde psikolojinin bulgularından, çok değişik alanlarda
yaralanılır. Eğitim, tıp, endüstri, ekonomi gibi olaylarda psikolojik
bilgiler, insanların daha başarılı olmasını sağlamaktadır. Büyüme,
gelişme, yetenekler, ilgi, zeka, heyacan, bellek, düşünme, öğrenme
konularında elde edilen psikolojik bilgilerin eğitim alanında
kullanılması ile bu alanda başarı yükselmiş, daha sağlıklı, daha
modern bir eğitim anlayışı gelişmiştir.
3. PSİKOLOJİDE EKOLLER VE YAKLAŞIMLAR
1879’da Alman psikolog WILHEIM WUNDT tarafından Leipzig’de kurulan
psikoloji laboratuvarı ile psikoloji, deneysel bilim dalı olma
ünvanını kazanmıştır. İlk psikoloji deneyleri burada yapılmıştır.
Psişik olaylar fizik olayları gibi incelenmeye çalışılmıştır. Daha
sonra Avrupa`nın değişik yerlerinde ve Amerika` da da bir çok
psikoloji laboratuvarı açılmıştır.
Psikoloji felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim haline geldikten sonra
-kısmen de olsa- bazı filozofların düşünce biçimlerinin etkisinde
kalmıştır. Sistem ve ekol halinde gelişen psikoloji akımları ortaya
çıkmıştır. Ekoller genellikle tek yanlı görüşlerdir. İncelemek
istedikleri konuyu temel ögeler açısından ele alırlar. Determinist
anlayıştadırlar. Psikolojinin belli başlı ekolleri Strukturalizm
(yapısalcılık zihin yapısı ile ilgili), Fonksiyonalizm (İşlevselcilik
-zihin göreviyle ilgili psikoloji), Behaviorizm (davranış
psikolojisi), Psikanalitik Psikoloji,Gestalt psikolojisidir.
20. yy. psikolojisi zihinsel süreçleri açıklamak için iç gözlem
yöntemini kullanan yapısalcılıkla başladı, daha sonra psikanalitik
psikoloji gelişti. Yapısalcılığa karşı olan davranışçılık ve Gestalt
psikolojisi gibi akımlar ortaya çıktı. Daha önceki okulların tek yanlı
determinist (belirleyici) görüşlerine tepki olarak da hümanistik
(insancıl) psikoloji doğdu. 2. Dünya Savaşı sırasında ise ekoller
önemini kaybederek, görüşler yavaş yavaş birbirine yaklaştı.
Teorisyenler ve araştırmacıların aynı miktarda katkıda bulunduğu
çoğulcu anlayış, ekollerin tek yanlı anlayışı yerine geçti.
Psikolojinin günümüzdeki durumunu daha iyi anlamamız için ekol ve
yaklaşımcıları kısaca gözden geçirelim:
STRUKTURALİZİM (YAPISALCILIK ):
1879 da Wilhelm Wundt’un psikoloji laboratuvarını kurması ile deneysel
psikolojinin temelleri atılmıştır. Wundt ilk çalışmalarında duyum ve
imgeleri araştırdı. O ve izleyenler karmaşık zihinsel yaşantıların
yapısını incelemeye çalışmıştır. Bu nedenle bu ekole yapısalcılık
denir. Örnek aldıkları bilim dalı kimyadır. Kimyada, nasıl birleşik
maddelerin yalın elementlerden oluştuğu çözümleme ile anlaşılıyorsa
karmaşık bilinç olaylarının yapısal açıdan çözümlenmesi ile de psişik
olayların daha iyi anlaşılıp açıklanabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Onlara göre psikolojinin amacı, bilincin karmaşık yapısını çözümlemek
zihnin en yalın öğelerini araştırmak ve bunlar arasındaki ilişkileri
bulup yasalar halinde formüle etmektir. Artık duyumlar, algılar,
anılar laboratuvarda incelenmeye başlanmıştır.
Yapısalcıların araştırmalarında kullandıkarı yöntem iç gözlem ve
deneydir. Temsilcileri Wundt ve Titcher’dir.
FONKSİYONALİZİM (İŞLEVSELCİLİK):
William James, James B. Angell ve John Dewey gibi Amerikan
filozoflarının ve eğitimcilerinin oluşturduğu ekoldür.
Fonksiyonalistler, yapısalcıların görüşlerine karşı çıktılar; onlara
göre bilincin ne olduğundan çok, ne için olduğunu bilmek önemlidir.
Yani bilincin amacı ve işlevini bilmek asıl amaç olmalıdır. Bunlara
göre insan davranışlarını anlamak için sadece bilinç olaylarını
çözümlemek yoluyla incelemek yeterli değildir. Bilinç incelenmelidir
ama bunun yanında insanın çevresine uyumunda yardımcı olacak, öğrenme
gibi duyum davranışları da incelenmelidir. İşlevselcilik davranışı,
çevreye uyum süreci olarak tanımlamıştır. Bu ekolün amacı algılama,
düşünme, duygulanma gibi içsel eylemlerin, hayatta karşılaşılan
çeşitli problemlerin çözümlenmesine nasıl yardım ettiğini
açıklamaktır. İşlevselciler eyleme ve yararcılığa dönüktür.
Fonksiyoncular, yöntem olarak içgözlem ve gözlemi kullanmışlardır.
Davranışları özel olarak da öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır.
BEHAVİORİSİM (DAVRANIŞÇILIK):
Birinci Dünya Savaşı sıralarında behaviorist denilen bir grup Amerikan
psikoloğu, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmışlardır.
Bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmışlardır.
Bilinç hallerinin değil, ama davranışların, gözlenebilir durumların
incelenmesi gereklidir. Psikolojinin bilim haline gelebilmesi için
gözlenebilir, ölçülebilir fenomenlerin doğa bilimlerinde kullanılan
objektif ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerekir. Gerek
yapısalcıların, gerekse işlevselcilerin kullandıkları iç gözlem
yönteminin kullanılması bilime aykırıdır. Davranışçıların önde gelen
temsilcileri Watson, Pavlov ve Dashil’dir. Bunlar bilinç kavramını bir
yana bırakıp davranışları incelemişlerdir. Davranışçılara uyaran (stimulus)
-tepki (response) psikologları da denir. Davranışçılara göre objektif
tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılara, insanların bu
uyaranlara karşılık gösterdikleri tepkilerdir. Davranışçılar gözlem ve
deney yöntemini kullanırlar. Davranışçılar, organizma ve çevre
ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu
kanısındadırlar. Bu nedenle hayvanlar üzerinde psikolojik araştırmalar
yapmışlardır. Örneğin Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler
üzerinde yapmıştır.
PSİKODİNAMİK YAKLAŞIM (PSİKOANALİTİK PSİKOLOJİ):
19. yy sonunda S. Freud öncülüğü ile bir grup hekim akıl ve ruh
hastalıklarını psikolojik açıdan incelemeye çalışmışlardır. Zira bu
hastalıklardan bir çoğunun fiziksel veya organik kaynakları
bulunamıyordu. Hastalıkların kaynaklarının bulunmasında önce hipnoza
başvurulmuştur, daha sonraları da psikanaliz yöntemi geliştirilmiştir.
Freud akıl hastalıklarının psikolojik nedenlerini incelerken
“Bilinçaltı” nı keşfetmiştir. Freud ve arkadaşları psikoz ve
nevrozların coğunun, kişinin çocukluktan itibaren tatmin edilmemiş
olan arzu ve ihtiyaçlarının baskı altına alınmasından, bilinç dışına
itilmesinden meydana geldiğini öne sürmüşlerdir. Kliniklerde
yaptıkları deneylerde bunu kanıtlamaya çalışmışlardır Freud’a göre
içsel yaşantılar bilinçlilik bakımından birbirinden farklı üç düzeyde
bulunurlar. Bunlardan tam bilinç düzeyinde kişi, anılar, düşünceler,
duygular gibi içsel yaşantıların farkındadır. Bilinç tam olarak
aydınlıktır. İkinci düzey bilinç öncesidir, burası bilince yakın olan
anıların, arzuların bir deposu gibidir. Kişi bunların farkında
değildir, ama istediği anda bilinç alanına çıkabilir. Üçüncü düzey ise
bilinçaltıdır. Burada kişinin istediği zaman bilinç alanına
çıkaramadığı varlıklarından bile haberdar olmadığı duyguları,
düşünceleri, anıları, dürtüleri bulunur. Bilinçaltında bulunan bu
düşünceler yok olmazlar. Kişiyi rahatsız eder, davranışlarını şu yada
bu şekilde etkilerler. Bilinçaltı düşünceleri rüya ve hayallerde
ortaya çıkar. Freud’a göre anormal davranışlar, aslında insanların
ruhsal çatışmalarından kurtulabilmek için başvurdukları çabalardır. Bu
nedenle bu davranışlar asla anlaşılmayacak olan davranışlar değildir.
Normal davranışlarla aralarında yanlızca bir derece fark vardır. Freud
ayrıca kişilik konusunda da yeni bir görüş getirmiştir. İnsanın
id-ego-süper ego denilen üç yanını ve bunların etkileşimini
incelemiştir. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Psikanalitik
psikologlar (Freud, Adler ve Jung) akıl hastalıklarını ve bilinçaltını
klinik yöntemlere ve gözleme başvurarak incelemişlerdir. Psikolojinin
bulgularını hekimlik alanında kullanmışlardır.
GESTALTÇI YAKLAŞIM (BÜTÜNLÜK PSİKOLOJİSİ):
Max Wertheimer, Kurt Kofka, Kurt Lewin gibi Alman psikologlarından
oluşan psikoloji ekolüdür. Algı ve bellek konusunda inceleme
yapmışlardır. İç gözlem, gözlem ve deney yöntemlerinden
yararlanmışlardır. Görüşleri özellikle eğitim alanında kullanılmıştır.
Gestalt psikolojisinin temsilcileri davranışların bir bütün olduğunu,
bunun parçalara ayrılamayacağını savunmuşlardır.
Gestalt psikolojisine göre parçaların bir bütünlük içinde anlam
kazanması önemlidir. Örneğin bir tablo, tuval, boya ve renklerin
toplamından çok daha farklı bir şeydir. Tek tek anlamı olmayan
parçalar bütünlük halinde anlam kazanır.
HÜMANİST (iNSANCI ) YAKLAŞIM:
Çağdaş bir psikoloji akımıdır. Kurucuları Gestaltçılardan
etkilenmiştir. Varoluşçu felsefe akımının görüşlerini
benimsemişlerdir. Bu yaklaşımın öncü ve temsilcileri Rogers, Maslow,
Sartre, Charolette Bühler, Frankl, Binswagner’dir. Davranışçı ve
psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır. Özellikle insanı ele
alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre
insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzeninin yada iş
örgütüdür, aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden,
davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı
kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin
kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar
etmeyecektir. Geçmiş yada gelecek değil, içinde yaşanılan an
önemlidir.
İnsan için bilim amaç değil, ancak araç olabilir. İnsanı tanırken
dogmatik görüşlerden kaçınmak gerekir. İnsan davranışlarını denetim
altına almak yerine, daha çok özgürlüğe yer verilmelidir. İnsanı
anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için içgözleme baş
vurmak zorunludur. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan
bakılarak davranışları yordanamaz. Bu akım insanı inceleme yöntemini
getirmiştir. Psikolojiyi bir bakıma yeniden felsefeye yaklaştırmıştır.
Psikolojinin amaçlarından biri insan davranışlarını kontrol etmektir.
Oysa Hümanistik yaklaşımda olanlar, psikolojik kontrolün insanlığın
zararına kullanılabileceği inancındadırlar. Örneğin, iyi insan
yetiştirmek doğru amaç gibi gelebilir. Ancak bu konuda çok çeşitli
görüşler ortaya atılabilir.
BİLİŞSEL (COGNİTİVE) YAKLAŞIM:
Bilim ve biliş (cognition) olguları hep insanın ilgisini çekmiş,
değişik yaklaşımların konusu olmuştur. Bilgi edinme ve bilinçli duruma
gelme sürecinin öğrenme, davranış üzerindeki etkileri psikolojinin
konusunu oluşturur. Çağdaş biliş anlayışında iki yaklaşım göze çarpar.
Bunlardan biri Bilgi işlemi yaklaşımdır. Bunda düşünceyi ve usavurma
(akıl yürütme) süreçlerini açıklamak amaçtır. Bu yaklaşım insan
zihnini çeşitli programlara göre bilgi edinmek, bilgiyi işlemek,
depolamak ve kullanmak üzere tasarlanmış gelişkin bir bilgisayar
sistemi olarak ele alır. Diğer yaklaşım Jean Piaget’nin çalışmalarına
dayanan yaklaşımdır. Gelişme psikolojisi alanındaki çalışmaları ile
tanınan Piaget, çocuğun yetişkinliğe değin bir dizi zihinsel gelişim
evrelerinden geçtiğini savunmuştur. Piaget, çocukta dört gelişim
evresi saptamıştır. Piaget’nin gelişme ile ilgili görüşleri eğitim
anlayışında değişiklikler getirmiştir. Belli kavramların
özümlenebilmesi için zihinsel gelişmede belli aşamaların tamamlanmış
olmasının gereği anlaşılmıştır. Öğretmenin görevi çocuğa yanlızca
bilgi aktarmak değil, ona dünyayı keşvetmesinde rehberlik etmektir.
ABD’li psikolog ve eğitimci Jerame S. Bruner, küçük çocuklarda algı,
öğrenme, bellek gibi biliş biçimleri konularındaki çalışmaları ile
eğitim anlayışında etkili olmuştur. Çalışmaları, ders proğramlarının
yeniden düzenlenmesini sağlamıştır. Bruner’e göre; bütün çocuklarda
doğal bir merak ve değişik konulara ilgi vardır. Hangi gelişim
amacında olursa olsun her çocuğa uygun biçimde verilmesi koşuluyla her
konuyu öğretmek mümkündür.
BİYOLOJİK YAKLAŞIM:
Buna psikobiyolojik yaklaşımda denilebilir. ABD’li psikiyatr Adolf
Meyer`in öncülüğünü yaptığı Psikiyatri Okulu`nun yaklaşımıdır. Meyer,
insanı bütünselliği olan biyolojik bir birim olarak kabul eder. İnsan
davranışını anlayabilmek için psikoloji ve sosyolojiden yararlanmak
gerekir. Meyer’e göre zihinsel bozukluklar organik ve kalıtsal
etkenlerin karmaşıklaştırdığı gerçekçi olmayan beklentiler ve yanlış
alışkanlıkların sonucunda ortaya çıkar.
4. ÇAĞDAŞ PSİKOLOJİDE UZMANLIK ALANLARI
Çağdaş psikolojide uzmanlık alanlarını “Deneysel Alanlar” ve
“Uygulamalı Alanlar” olarak sınıflandırabiliriz. Deneysel alanlar daha
çok akademik araştırmalar içerir. Uygulamalı alanlar da akademik
çalışmalarla elde edilen bilgiler pratik hayata uygulanır. Bu
uygulamalardan çeşitli psikoloji alanları doğmuştur.
a) Deneysel Alanlar:
Deneysel alanlarda psikolojinin amacı daha çok teoriktir. Bilmek için
araştırmak, bilimsel amaç esastır. Buna Akademik Psikoloji de
denilmektedir. Bunlar:
Genel Psikoloji: Psikoloji ile ilgili prensipler ve davranışın
temellerini araştıran, psikolojinin temel kavramlarına anlam
kazandıran psikoloji dalıdır.
Genetik Psikoloji: Davranışların ortaya çıkmasından itibaren
gelişmesini, gelişme dönemlerini araştıran psikolojidir.
Deneysel Psikoloji: Laboratuvar deneylerinin yapıldığı, hipotezlerin
gerçekleşmesi ile ilgili deneysel araştırmaların sürdürüldüğü ve
davranışların açıklandığı psikoloji dalıdır.
Sosyal Psikoloji:Bireyin toplumla ilişkilerini ve toplumun bireyi
etkilemesi ile ilgili olaylar üzerinde araştırmalarını sürdüren
psikolojidir.
Çocukluk, Gençlik, Yetişkinlik Psikolojisi: Çocukluk psikolojisi,
bebeklikten ergenlik dönemine kadar olan davranışlarda, gençlik
psikolojisi 12-20 yaşları arasındaki davranışlarda, yetişkinlik
psikolojisi 20 yaştan itibaren meydana gelen davranış değişmelerini ve
gelişmelerini araştıran psikoloji alanıdır.
Fizyolojik Psikoloji: İnsanın anatomik yapısı, sinir sistemi, salgı
bezleri v.b fizyolojik olayların davranışlarla ilişkisini araştıran
psikoloji dalıdır.
Karşılaştırmalı Psikoloji: Farklı cinslerde görülen davranışların
karşılaştırılmasını ve farklılıklarını inceleyen psikoloji dalıdır.
Ayrıca insan davranışlarını inceleyen “insan psikolojisi”, hayvan
davranışlarını inceleyen “hayvan psikolojisi” başlıca uzmanlık
alanları olarak sıralanabilir.
b) Uygulamalı Alanlar:
Uygulamalı psikoloji ise deneysel alanlarda elde edilen bulguların
günlük yaşamda karşılaşılan sorunların tanısını, belirlenmesini
kolaylaştırmak amacıyla kullandığı alanlardır. Başlıcaları Eğitim
psikolojisi, Kimlik psikolojisi, Endüstriyel psikolojisi v.b dir.
Eğitim Psikolojisi: Psikolojinin algılama, öğrenme, düşünme,
motivasyon, heyacan, zeka ve kişilik çevre-insan etkileşimini
araştıran, alanlarındaki bulguların eğitime uygulanması ile gelişmiş
bir alandır. Eğitim ve öğretim alanındaki birçok problemin çözümünde
bu teorik (kurumsal) bilgilerden yararlandırılmıştır. Gerek öğrenci,
gerek öğretmen, gerek öğretim teknikleri ile ilgili yenilikler ve
gelişmeler, bu çalışmaların sonucudur. Ayrıca okul hayatının fizik
koşullarını düzenlemesi, daha uygun ortamlarda eğitim ve öğretim
yapılmasının gereği bu araştırmaların ışığında belirlenmiştir. Klinik
Psikolojisi: İnsanların zeka, kişilik, ruh hastalıkları gibi çeşitli
konulardaki problemlerinin teşhis edilmeleri ile ilgili olarak
geliştirilen çeşitli teknikler üzerinde çalışılan uygulamalı psikoloji
dalıdır. Kliniklerde çeşitli ruh hastalıkları teşhis edilir.
Psikologlar, özellikle klinik psikolojide psikiyatristlerin yardımcısı
olarak çalışırlar. İhtiyaç duyulduğunda testlerin uygulanması,
değerlendirilmesi psikoloğun görevidir. Endüstri Psikolojisi:
Psikolojinin verilerinden yararlanarak endüstriyel işe göre elaman
seçme, üretilen araç ve gereçleri insan yapısına uygun olarak
düzenleme, çalışanların psikolojik problemlerini çözme amacıyla
araştırma yapan bir daldır. Günümüzde işyerlerinin insan sağlığına
uygun düzenlenmesi işin en az enerji harcanarak en uygun biçimde
yapılması, kişinin fiziyolojik yapısına ve yeteneklerine uygun bir
işte çalışması gibi konular endüstri psikolojisini ilgilendirir.
Üretilen malların pazarlanmasında satıcı- alıcı etkileşimi malların
tanıtılması amacıyla yapılan reklamlar psikolojik verilere
dayanmaktadır. Kişinin hiç ihtiyacı olmadığı halde satın aldığı
eşyalar göz önüne getirildiğinde reklamın üzerimizdeki etkisi açıkca
görülür. Hukuk Psikolojisi: Hukukta psikolojinin teorik bilgilerinden
yararlanan psikoloji dalıdır. Sanık ve tanığın psikolojik durumları,
sorgulanması, yargılanması ve yasalar karşısında insanların tutum ve
tavırlarını araştıran alanlardan biridir. Sanık ve tanığın
tanımlanması, suçlu insana karşı gösterilen tavır değişmeleri, cezaevi
şartlarında yapılan düzenlemeler, bu çalışmaların bir sonucudur.
5. PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
Bilimlerin amacı, olaylar hakkında kanıtlanabilir bilgiler elde
etmektir. Bu amaca erişmek için izledikleri sistemli yola, her türlü
araştırma tekniğine yöntem denir. Değişik bilim dallarında birçok
yöntem kullanılır. Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı
yöntemlerin çoğunu kendi konusuna göre kullanır. Bunların başlıcaları
betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler, korelasyonel yöntemler, deneysel
yöntemlerdir.
a) Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler: Betimleme ve tanımlama
amacıyla tarama yöntemi, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi
yöntemlerinden yararlanılır.
1. Tarama Yöntemi: Belirli sorunlarla ilgili olarak geniş kitlelerin
görüşlerinin alınmasıdır.
Test: İnsanların zekalarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını,
kişiliğini v.b. ölçmek amacıyla kullanılır.
Anket: Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak
cevaplandıracağı sorulardan oluşmuş soru kayıtları kullanarak yazılı
cevaplar aracılığı ile gözlemde bulunma işidir.
2. Doğal Gözlem : Olayların doğal durumda izlenmesidir.
3. Görüşme :Görüşme, karşılıklı konuşmadır.Bu konuşma bir kişiyle
olabileceği gibi bir gurup insanla da olabilir.
4. Vaka: Bazı durumlarda insan davranışını tanımlamak pek kolay olmaz.
Olayın derinliğine inmek gerekir. İnsanın geçmiş yaşantıları ve
çevresi davranışlarına önemli etkiler yapar. İnsan davranışını tanımak
için bu geçmiş yaşantıların, önemli olayların ve ilişki kurduğu
insanların ona nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir. Bunun
için psikolog incelediği kimsenin ailesi, arkadaşları ve diğer
ilgililerle konuşur. Elde ettiği bilgileri nesnel olarak kaydeder.
Davranışların nedenlerini ortaya çıkarırkan bu bilgilerden yararlanır.
b) Korelasyonel Yöntemler :
Korelasyonel: Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli
anlamlılık düzeylerinde belirlenen ve nedensellik bağları kurmanın
başlangıç noktası olan ilişki.
c) Deneysel Yöntemler:
Doğal gözlem, varsayım (Hipotez) ve deneyleme aşamasından geçer.
1. Doğal Gözlem: Olayların akışına gözlemcinin karışmadığı gözlem
biçimidir.
2. Varsayım: Olaylar ve olgular arasında neden- sonuç ilişkisi kuran
ve gözlem yolu ile test edilecek olan öngörü.
3. Gözlem: Olayın başndan sonuna kadar izlenerek görülenlerin
kaydedilmesidir.
Deneysel yöntemde, bu aşamada kastedilen, doğal olmayan gözlemdir.
Güdümlü Gözlem: Olayların yeri, zamanı ve koşullarının gözlemci
tarafından hazırlandığı gözlem biçimidir. Nelerin, nasıl
gözlenebileceği, nasıl kaydedileceği önceden kararlaştırılır. Aktif
gözlem ya da deneyleme de denilebilir.
Deney: Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış
gözlem yada deneyleme sürecinin ürünüdür. Diğer bilimlerde olduğu gibi
deney yöntemi, psikolojide de araştırmaların temelidir.
6. PSİKOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
Psikolojinin felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim olması, onun diğer
bilimlerle ilişkisinin olmadığı anlamına gelmez. Her bilim dalının
diğerleri ile ilişkisi vardır. Ancak birbirlerine yakın olan bilim
dallarının ilişkisi diğerlerinden daha yoğundur. Örneğin insanı konu
olarak ele alan antropoloji, etnoloji, sosyoloji, psikoloji daha yakın
ilişki içindedir.
Psikoloji- Antropoloji: Antropoloji, insanı inceleyen bilim dalıdır.
İnsanın gelişim sürecini, ırkları inceler. Elde ettiği sonuçlar
günümüz psikolojisine ışık tutar.
Psikoloji- Etnoloji: Etnoloji, insan toplumlarının günümüzde yada
tarih öncesi dönemlerde yaşayan ilkel toplulukların kültürlerini
inceler. İnsanın, kişiliği, algıları, kanıları üzerinde içinde
yaşadığı kültürün etkisi oldukca çoktur. Bu nedenle Etnoloji
çalışmaları psikolojiye yardımcı olur.
Psikoloji- Sosyoloji: Sosyoloji toplum bilimidir. Toplumun yapısını,
toplumsal sistemleri inceler. Toplum tek tek kişilerden oluştuğuna
göre sosyoloji ile psikoloji oldukça yakından ilişkili bilim dalıdır.
Her iki bilim dalının ortak ürünü olarak sosyal psikoloji dalı
doğmuştur. Ancak bununla birlikte sosyoloji ve psikolojiyi tek bir
bilim dalı olarak görmek yanlıştır. Çünkü iki bilim dalının oldukca
farklı yanları ve çalışma alanları vardır. Örneğin, sosyoloji yanlızca
insan toplumlarını incelemesine karşın psikoloji bazı nedenlerle
hayvanları da inceler.

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Genel Olarak Psikoloji
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|