Oca
20
2008
|
Miras Hukuku |
|
|
- Currently 3.5/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Rating: 3.5/5 (Toplam Oy: 2)
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 20 Ocak 2008 |
Okunma: 1041 kez
Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölmesi veya gaipliğine karar verilmiş olması halinde, para ile ölçülebilen bütün hak ve borçlarının yani malvarlığının mukadderatını düzenleyen hukuk kurallarından ibarettir. Mirasçı, ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş bir kimsenin mirasının (terekesinin) intikal ettiği gerçek veya tüzel kişidir. Muris, ölümüyle birlikte malvarlığı mirasçı dediğimiz kişilere geçen kimsedir. Malvarlığının miras yoluyla intikali ancak gerçek kişilerde söz konusu olabilir.
Kişinin sağlığında elde ettiği hak ve borçlardan oluşan malvarlığı
ölümünde tereke adını alır.
I- KANUNİ MİRASÇILIK
Bu tür mirasçılık, muris ile mirasçı arasındaki aile ilişkilerine veya
tabiiyet (uyrukluk) bağına dayanır. Kanuni mirasçılar; murisin kan
hısımları, evlatlığı, sağ kalan eşi ve devlettir.
MAHFUZ HİSSE (SAKLI PAY): Kanuni mirasçılardan murise çok yakın
olanlara murisin iradesiyle bertaraf edemeyeceği (ortadan
kaldıramayacağı) bir miras hissesi tanınmıştır ki, bu hisseye mahfuz
hisse (saklı pay), bu surette kanun tarafından korunmakta olan
mirasçılara da mahfuz hisseli (saklı paylı) mirasçılar denir.
Murisin füruu (altsoyu) mahfuz hisseli mirasçıdır ve mahfuz hissesi
kanuni miras hakkının 1/4'dür.
Mahfuz hisseli mirasçılar ve hisseleri şöyledir:
1-Murisin füruu için kanuni miras hakkının 3/4'ü
2-Murisin ana ve babasından her biri için kanuni miras hakkının 1/2'si
3- Murisin kardeşlerinden her biri için kanuni miras hakkının 1/4'ü
4-Murisin eşi için, birlikte mirasçı olmuşsa kanuni miras hakkının
tamamı, diğer hallerde kanuni miras hakkının 1/2'si
a- Kan hısımlığı mirasçılığı
1-Birinci dereceden mirasçılar: Murisin (füruu-altsoyu) çocukları,
torunları, torun çocukları, torunların torunları... murisin birinci
dereceden mirasçılarıdır. Çocukların miras hakları eşittir. Muristen
önce ölmüş çocukların yerine onların füruu geçer.
2-İkinci dereceden mirasçılar: Murisin ana babası ve onların füruudur.
Ana babanın miras hakları da eşittir. Ana veya babadan birisi muristen
önce ölmüşse, onun yerine füruu, yani çocukları, torunları (murisin
kardeşleri, kardeş çocukları –yeğenler- ) geçer.
3-Üçüncü dereceden mirasçılar: Murisin büyük ana ve babasıdır. Bunlar
da eşit surette mirasçıdırlar.
4-Büyükana ve büyükbabanın ana-babalarının durumu: Murisin büyükana ve
büyükbabasının ana ve babalarının (büyük dede ve büyük nine) ve
onların çocuklarının (büyük amca, büyük hala, büyük dayı, büyük
teyze)oluşturdukları dördüncü parantelde mirasçılık yoktur.
İlk üç parantelde hiç mirasçı yoksa miras devlete geçer.
b- Sağ kalan eşin mirasçılığı
Sağ kalan eş, murisin füruu, çocukları, torunları ile birlikte mirasçı
olmuşsa, mirasın 1/4'ünü alır.
Sağ kalan eş, murisin ana-babası veya bunların füruu ile birlikte
mirasçı olmuşsa mirasın 1/2'sini (yarısını) alır.
Sağ kalan eş, murisin büyükana ve büyükbabaları ile birlikte mirasçı
olmuşsa, mirasın 3/4'ünü alır.
Bunlardan hiçbiri olmazsa, sağ kalan eş tek başına mirasçı olur ve
mirasın tamamını alır.
c- Evlatlığın mirasçılığı
Evlatlık kanuni mirasçılarındandır. Kendisini evlat edinmiş kişinin
füruu gibi mirasçısı olur. Fakat evlat edinen kimse ile onun
mirasçıları evlatlığın mirasçıları olamazlar. Evlatlık sadece
kendisini evlat edinenin mirasçısı olur: evlat edinenin mirasçılarının
mesela çocuklarının, ana ve babasının, kardeşlerinin vs. mirasçısı
olamaz.
d- Devletin mirasçılığı
Murisin en son kanuni mirasçısı Devlet (Hazine) tir. Murisin ilk üç
parantelde hiç mirasçısı yoksa keza eşi de kendisinden önce ölmüşse ve
muris herhangi bir kimseyi mirasçı tayin etmemişse, miras devlete
kalır.
II- İRADİ (MANSUP) MİRASÇILIK
a- Mirasçı atama: Kanunumuz murise, ölüme bağlı bir tasarrufla
herhangi bir kimseyi veya kimseleri mirasçı olarak atama imkanı
vermiştir. Bu gerçek veya tüzel kişi olabilir. murisin ölüme bağlı
tasarrufla kendisine mirasçı atadığı kişilere “mansup mirasçı (atanmış
mirasçı)”, bu işleme de “mirasçı nasbı (mirasçı atama)”denir.
b- Belli mal vasiyeti: Muris, bir kimseyi mirasçı atamaksızın ona
terekesinden belli bir malın bırakılmasını da isteyebilir.
c- Ölüme bağlı tasarruflar: Ölüme bağlı tasarruflar, murisin ölümünü
düşünerek, yapılmasını istediği hususları bir hukuki muamele ile
bildirmesidir. Bunlar;
i- Vasiyet:Tek taraflı bir hukuki muameledir. Vasiyet yoluyla ölüme
bağlı tasarruflarda bulunabilmek için temyiz kudretine sahip olmak ve
15 yaşını bitirmiş bulunmak gerekir. Vasiyet yapma hakkı şahsa sıkı
sıkıya bağlı haklardan olduğundan burada; kanuni veya akdi temsil
geçerli olmaz, murisin bu hakkını bizzat kullanması gerekir.
Vasiyetname; resmi vasiyetname, el yazısıyla vasiyetname ve sözlü
vasiyetname olmak üzere üç çeşittir.
ii- Miras mukavelesi: Miras mukavelesi murisin başka bir kimseyle
yaptığı bir sözleşme olduğundan, tarafların iradelerini karşılıklı ve
birbirine uygun şekilde açıklamalarıyla oluşur. Miras mukavelesi ancak
“resmi vasiyetname” şeklinde yapılır.
Miras mukavelesi yapabilmek için, temyiz kudretine sahip bulunmakla
birlikte reşit olmak da lazımdır.
MİRASIN İNTİKALİ (GEÇİŞİ)
I- Mirasın açılması
Miras ölüm ile açılır. Miras, tüm malları kapsamak üzere murisin son
ikametgahı mahkemesinde açılır. Ölüme bağlı tasarruflarda iptal,
tenkis, mirasın taksimi ve miras sebebiyle istihkak davaları da bu
mahkemede görülür.
II- Miras ehliyeti
Murisin ölümü anında hayatta olmak (olumlu şart), mirastan mahrum
bulunmamak (olumsuz şart)
a-Murisin ölümü anında hayatta olmak: Mirasçı olabilmek için murisin
ölümü anında hayatta olmak gerekir. Muristen önce ölenler onun
mirasçısı olamazlar. Kanunumuz sağ doğmak şartıyla ceninin
mirasçılığını da kabul etmiştir.
b-Mirastan mahrum bulunmamak: Mirastan mahrum bulunan kimseler
mirastan yararlanamazlar ve sanki muristen önce ölmüşler gibi hesaba
katılmazlar; onların yerin füruu alır.
Mirastan mahrumiyet sebepleri (mirasçı olamayan kimseler)
1-Kasten veya hukuka aykırı bir surette murisi öldüren veya öldürmeye
teşebbüs edenler,
2-Kasten veya hukuka aykırı bir surette muris ölüme bağlı bir
tasarrufta bulunamayacak hale getirenler
3-Hile veya tehdit yahut cebirle murisi ölüme bağlı bir tasarrufta
bulunmaya veya böyle bir tasarruftan rücu etmeye (dönmeye) sevkedenler
veya bunları yapmaya engel olanlar
4-Ölüme bağlı tasarrufu, murisin bunları tekrar yapmasına imkan
olmayan hal ve zamanda kasten veya hukuka aykırı surette gizleyen veya
bozanlar mirastan mahrumiyet yukarıdaki sebeplerden birinin varlığı
halinde kendiliğinden, yani herhangi bir karar veya işleme gerek
olmaksızın kanundan ötürü meydana gelir ve o mirasçının mirasa
ehliyetini ortadan kaldırır.
Mirastan ıskat, murisin kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması
halinde mahfuz hisseli bir mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla
mirasının dışında bırakması, onu mirasçılıktan çıkarmasıdır.
Mirastan ıskat, sadece mahfuz hisseli mirasçılar hakkında söz
konusudur. Ayrıca, mirastan ıskat, mahrumiyet gibi kanundan değil
murisin ölüme bağlı bir tasarrufundan doğar.
Mirastan ıskat sebepleri
1-Mahfuz hisseli mirasçının, veya onun yakınlarından birine karşı ağır
bir suç işlemesi
2-Mahfuz hisseli mirasçının, murise veya onun ailesine karşı kanunen
yükümlü olduğu ödevleri ağır bir şekilde ihmal etmesi
Mirasçıların, mirasçılık sıfatını ispata yarayan belgeye “veraset
ilamı” denilmektedir.
Veraset ilamı, mahiyeti itibariyle “resmi senet” niteliğinde
olduğundan, içeriğinin doğruluğu hakkında adi bir karine geçerlidir
yani aksi ispat edilinceye kadar bu ilamda belirtilen kimselerin
mirasçı oldukları kabul edilir.
III- MİRASIN KAZANILMASI
a-Külli halefiyet ilkesi (Tamamıyla intikal ilkesi)
Terekeye dahil haklar ve borçlar mirasçılara bir bütün olarak intikal
eder. Mirasçılar sadece terekedeki mal ve hakları kazanmazlar, aynı
zamanda murise ait borçları da üstlenmiş olurlar. Terekenin bir bütün
olarak ve kanundan dolayı mirasçılara geçmesine “külli halefiyet
ilkesi” denir.
Mirasçılar mirası kabul edip etmemekte serbesttirler. Mirasın reddi
için, mirasçının murisin ölümünü öğrendiği andan itibaren 3 ay içinde
sulh mahkemesine yazılı veya sözlü olarak mirası reddettiğini
açıklaması lazımdır. Mirasın reddi kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Mirasçılar murisin borçlarından dolayı terekeye dahil mallarla değil,
aynı zamanda kendi malvarlığıyla da sınırsız ve müteselsil bir
sorumludurlar. Her mirasçı terekedeki borçların tamamından sorumludur.
Bu sorumluluktan kurtulmanın yolu “mirası red” veya “mirasın
tasfiyesini istemek”tir.
b-Cüzi halefiyet ilkesi
Cüzi halefiyet ilkesi, tereke üzerinde sadece bir talep hakkı elde
etmeyi, buna karşılık borçlardan sorumlu olmamayı ifade eder.
Kendisine sadece belirli bir mal bırakılmış şahıs (musaleh) cüzi
haleftir.
Çünkü musaleh, kendisine, muris tarafından ölüme bağlı bir tasarrufla
bırakılan şeyin devredilmesini mirasçılardan isteme hakkına sahipken,
murisin borçlarından sorumlu değildir.
Sadece intifa hakkı olan dördüncü paranteldeki hısımlar ile intifa
hakkını seçmiş olan eş de cüzi haleftirler. Sağ kalan eş intifa yerine
mülkiyeti seçerse külli halef olur.
İştirak halinde mülkiyet ilkesi
Miras kendiliğinden ve bir bütün olarak mirasçıların hepsine birden
geçer. Yani, birden fazla mirasçı tereke üzerinde “iştirak halinde
malik” sıfatıyla hak sahibi olurlar. Taksim anına kadar herhangi bir
mirasçı, tereke malları üzerinde bir hak iddia edemez, kendi hissesi
üzerinde tasarrufta bulunamaz. Mirası hep birlikte kazanmış olan
mirasçıların taksime kadar meydana getirdikleri topluluğa “miras
şirketi” denir.
Mirasın intikaline ilişkin önemli ilkeler
* Kendiliğinden intikal ilkesi
* Tamamıyla intikal ilkesi
* İştirak halinde mülkiyet ilkesi

Etiketler:
Bilimler
Hukuk
Miras Hukuku
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|