Oca
20
2008
|
Bilgi Felsefesi |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 20 Ocak 2008 |
Okunma: 1075 kez
Bilgi Felsefesinin Konusu: Akıl ve sezgi gibi yetiler gerçekten insan zihninde var mıdır? Varsa, görünüşlerin ötesinde kalan varlığı bilmemizi sağlayabilirler mi? türünden sorular bilgi felsefesinin konusunu oluşturur. Bilgi kuramı (Epistemoloji) : Bilgi kuramı bilginin ne olduğunu, hangi yolla elde edildiğini, amacını araştırı. Bir yandan bilginin özünü, ilkelerini, kökenini, yapısını, kaynağını araştırır, diğer yandan bilginin yöntemini, geçerliliğini, koşullarını, olanak ve sınırlarını sorgular.
( www.genbilim.com )
Bilgi kuramının temel kavramları:
Doğruluk : Doğruluk, bilginin, bilgisi edinilen şeyle tam uygunluğunu
dile getirir. Buna göre doğruluk; algılar, kavramlar ve bilimsel
kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur.
Gerçeklik (Realite) : Varlığın, varoluş tarzıdır. Bilinçten bağımsız
olarak var olandır.
Temellendirme : Ortaya atılan bir soru ya da ileri sürülen bir sav
için dayanak, gerekçe, temel bulma işidir.
Bilgi kuramının temel soruları : Bilgi nedir? Kaç türlü bilgi vardır?
Bilgi edinmenin amacı nedir? Bilgi edinme sürecinin ilkeleri nelerdir?
Hakkında bilgi edinilen nesne ile bilgi edinen özne arasında ne gibi
bir ilişki vardır? Kaç çeşit bilgi edinme yolu vardır?
Mantık : Düşüncenin temel yasalarını (özdeşlik, çelişmezlik, yeter
neden ilkesi gibi) saptar; doğrunun ölçütlerini arar.
Bilgi Kuramının Temel problemi
Doğru bilginin imkansızlığı : İnsan aklının (ya da yetilerinin)
gerçeği bilemeyeceğini, herkes için genel geçer bilginin imkansız
olduğunu ileri süren görüşlerdir.
Sofistler : İnsanın doğru bilgiye herkes için geçerli olabilecek
bilgiye ulaşılamayacağını, bilginin kişiden kişiye değiştiğini ileri
süren filozoflardır.
Protagoras : "İnsan her şeyin ölçüsüdür." der. Protagoras'a göre tüm
bilgilerimiz duyumdan gelir. Duyum insandan insana değişir. Bir şey
bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir. Rüzgar üşüyen için soğuk,
üşümeyen için soğuk değildir.
Gorgias : Hiçbir şey var değildir. Var olsaydı bile bilinemezdi.
Bilinse bile başkalarına aktarılamaz. Sözleriyle bilginin
bilinemeyeceğini ileri sürer.
Septikler : Herhangi bir konu hakkında doğru ya da yanlış şeklinde
yargıda bulunulamayacağını ileri süren görüştür. En önemli
temsilcileri, Pyrrhon, Timon, Karneades, Arkesilaos'tur.
Septiklerin bu görüşleri günlük olaylar ve pratik işlerle ilgili
değil, felsefi gerçekler ve ilkeler hakkındadır. Septisizm gerçeği
bütünüyle inkar etmek değildir. Çünkü inkar da bir yargıdır. Oysa
Septikler hiçbir konuda kesin yargıda bulunmazlar.
Doğru bilginin imkanı
Rasyonalizm : Rasyonalizm, bilginin akıl ve onun bir işlevi olan
düşünme gücü ile oluştuğunu benimseyen, doğru bilginin ölçütünü de
duyular da değil akıl da bulan bir öğretidir. Rasyonalizme göre insan
aklı birtakım ilkeler ya da yetilerle donatılmıştır. Evreni oluşturan
tüm nesneler hakkında kesin bilgi edinmemiz için sadece bu ilkelere
uygun bir biçimde mantığımızı kullanmamız yeterlidir.
* Sokrates (M.Ö. 469 - 399 ) : Ahlaki doğruların ve erdemlerin
bilgisinin insanın ahlaklı olabilmesinin zorunlu koşulu olarak gördüğü
bilgidir. Sokrates'e göre bu bilgi doğuştandır yani insan dünyaya bu
bilgiyle gelir. Fakat insan bu dünyaya geldiğinde bunları unutmuştur.
Bu yüzden bu bilgilerin hatırlanması ve bilinç düzeyine çıkarılması
gerekir. Bunun Sokrates maiotik (doğurtma) yöntemi kullanır.
* Platon (M.Ö. 427 - 347) : Platon'un bilgi felsefesi varlık görüşüne
dayanır. Platon'a göre varlık görünüşler dünyası ve idealar dünyası
olmak iki evren vardır. Gerçek bilgi, ideaların bilgisidir. İdealar
değişmez, gözle görülemez, duyularla algılanamaz olan varlıklardır.
İdealar ancak akıl yoluyla bilinebilir. Bunu da filozoflar yapabilir.
* Aristoteles (M.Ö. 384 - 322) : Aristoteles'e göre var olan bir şeyle
ilgili olarak gerçek bir bilgiye sahip olabilmek için onun varlığa
gelişini sağlayan dört nedenin bilinmesi gerekir. Bunlar; maddi neden,
formel neden, fail neden, amaçsal nedendir. Aristoteles'e göre,
bilimin asıl amacı ve genel anlamı, tekili bilmektir. Bunun için
yapılması gereken tekil ve tümel arasında bağ kurmak, tekili tümelden
çıkarmaktır. Aristoteles'e göre, akılda bilgi üretme yetisi vardır.
Varlığı varlığa getiren genel nitelikler o varlığın kendisindedir,
içindedir. Masa masadır.
* Farabi (870 - 950) : Akılda bir sezgi gücü bulunduğunu, insan
zihninde doğuştan getirilen düşünceler olduğunu kabul eder. Farabi
bilginin üç kaynağı olduğunu söyler. Bunlar duyu, akıl ve nazardır.
İşte Farabi'nin nazar dediği doğuştan fikirlerdir. Farabi'ye göre
ayrıca insan zihninde sezgi adı verilen bir güç vardır. Sezgi, apaçık
ve kesin bilgiye ulaşma aracıdır.
* Descartes (1596 - 1650) : Bilginin kaynağında yalnızca aklın
olduğunu ve insan zihninde doğuştan düşünceler bulunduğunu savunur.Descartes'a
göre insan zihninin iki temel gücü vardır. Bunlar sezgi ve
tümdengelimdir. Sezgi, zihinde hiçbir kuşkuya yer bırakmayan ve en
yüksek derecede açık olan bir kavrayış faaliyetidir. İnsan sezgi
yoluyla bazı şeyleri açık seçik olarak bilir.Tümdengelim ise sezgi
yoluyla açık seçik olarak bilinen doğrulardan ve tam bir kesinlikle
bilinen olgulardan sonuç çıkarmadır.
* Hegel (1770 - 1831) : Hegel'e göre insan; varlık hakkında duyuları
hiç kullanmaksızın yalnızca akıl yoluyla gerçek ve kesin bir bilgiye
ulaşabilir. Çünkü aklın yasalarıyla varlığın yasaları bir aynıdır.
Bunu da "Akla uygun olan gerçek, gerçek olan da akla uygundur."
şeklinde açıklamıştır. Hegel aklın ve varlığın yasaları konusunda
geleneksel mantık ilkelerini reddederek diyalektik yasalar adını
verdiği yasalar ortaya koymuştur. Bu yasalara göre varlığın kendini
tez-antitez-sentez şeklinde açtığını savunur. (Varlık-yokluk-oluş). Bu
aşamanın sonunda Mutlak Ruh vardır. Mutlak ruh gelişim aşamasını
tamamlamış ve varlık dünyasını kavramıştır.
Ampirizm : Ampirizm, bilgimizin kaynağında yalnızca deneyin
bulunduğunu söyleyen görüştür. Ampirizme göre insan zihni doğuştan boş
bir levha gibidir. Bu boş levha sonradan deney yoluyla dolar.
* Locke (1632 - 1704) : Ampirizmin kurucudur. Locke'a göre tüm
düşüncelerimizin ve bilgilerimizin kaynağında deney vardır. Locke iki
türlü deney olduğunu söyler. Birincisi dış deney, diğeri iç deneydir.
Dış deneyde dış dünyadaki varlıklar, duyularla denenir. İç deneyde ise
insanın kendi zihninde ve ruhunda olup bitenlerin bilincine varılır.
Locke'a göre, insan zihninde kompleks düşüncelerin ve dolayısıyla
bilginin meydana gelmesi için şu yetilere ihtiyaç vardır: Algı,
bellek, ayırt etme, karşılaştırma, birleştirme ve soyutlama yetileri.
Locke üç türlü bilgi kabul eder. - Sezgisel bilgi, kendi varlığının
bilgisine sahip olmasını sağlar.
- Duyusal bilgi, dış dünyadaki nesnelerin bilgisine sahip olmayı
sağlar.
- Tanıtlayıcı bilgi, Tanrının varolduğunu kanıtlamayı sağlar.
* David Hume (1711 - 1776) : Hume, insanın her şeyi algı yoluyla
bildiğini söyler. Ona göre algılar iki şekilde ortaya çıkar. Bunlar; -
İzlenimler, - İdeler (kavramlar ve düşünceler)
Zihinde bulunan her şeyin, tüm izlenim, kavram ve düşüncelerin
temelinde, dış dünyanın duyular yoluyla algılanması vardır. Bu
algılarda belli özellikler bulunduğu zaman bunlar birbirleriyle
birleştirilir.
Buna bağlı olarak Hume, nedensellik ilkesinin deneyin sonucu olan bir
düşünce olması gerektiğini söyler. Yani nedensellik bir zorunluluk
değil, bizim bir alışkanlığımızdır.
Kritisizm : İnsan zihninin güçlerine ve insanın neyi bilip
bilemeyeceğine ilişkin bir araştırmadan meydana gelen felsefi
yaklaşımdır. Kurucusu Kant'tır.
* Immanuel Kant (1724 - 1804) : Felsefede rasyonalizm ve ampirizm
akımlarının bir sentezini yapmıştır. Kant'a göre, bilgi deneyle başlar
fakat deneyle sona ermez. Kant, insan zihninde apriori (önsel) bir
bilgi olduğunu savunur. Bir kısım bilgi de aposteriori olarak sonradan
elde edilir.
İnsan, bilgi sürecinde, pasif olmayıp aktif bir biçimde duyular
yoluyla gelen izlenimleri sınıflar, kalıplara yerleştirir ve yorumlar.
Kant'a göre insan bilgisi sınırlıdır. İnsan zihni, nesneleri ve
olayları gerçekte oldukları şekliyle bilemez. Nesneler, zihnin
imkanlarına, yapısına ve formlarına göre bilinebilir. İnsan zihni
fenomenleri (görüngü) bilebilir.
Entüisyonizm : Bilginin, doğrudan ve aracısız bir bilme tarzına
karşılık gelen sezgi yoluyla elde edilebileceğini savunan görüşe
entüisyonizm (sezgicilik) denir. Sezgiye önem veren filozoflar,
rasyonel bilginin uygulama ve eylem için önem taşıdığını kabul eder.
Ancak akla dayanan bilgi, nesnelerle kurulan doğrudan ve aracısız
temasın sonucunda ortaya çıkan sezgisel bilginin tamlığından ve
kesinliğinden yoksundur.
* Gazali (1058 - 1111) : Ona göre insan, bilgi yolunda duyulardan da
akıldan da yararlanabilir ancak bu yetiler insana gerçek varlığın
bilgisini veremez.Zira, gerçek ve kesin bilgi, sezgi yoluyla elde
edilir. Bu bilgi türü, insan gönlüne yüce ve manevi bir algı olarak
iner. Gazali, iki göz ya da akıl bulunduğunu savunur. Bunlardan
birincisi, normal fiziki göz ya da akıldır. İnsan bununla maddi
dünyaya yönelir ve birtakım bilgilere ulaşılır.
İnsanda bir de kalp gözü vardır. Kalbin kendisi manevi bir töz olduğu
için insan onunla yani sezgiyle gerçekleri bütün açıklığıyla kavrar.
* Bergson (1859 - 1941) : Ona göre gerçekten varolan, durağan madde
değil süredir. Başka deyişle gerçeklik hayattır ve bunu yalnızca sezgi
kavrayabilir. Bergson'a göre bilmenin birbirlerinden tümüyle farklı
olan iki yolu vardır:
Bilimlerde geçerli olan analitik yol : Akıl yada zeka yoluyla bilmeye
karşılık gelen bu bilme tarzında gerçekliğin maddeden oluştuğu
düşünülür. Bilimler varlık alanını parçalara ayırır. Her bilimin
araştırdığı alan farklıdır. Bilimler varlığın özüne nüfuz edemez.
Varlığın özüne nüfuz eden sezgi : Bergson'a göre sezgi, gerçekliğin
temelinde yaratıcı yaşam atılımının bulunduğunu yaşayarak anlar.
Sezgi, gerçekliği yani süreyi, yaşamı içten içe duyup yaşayarak
kavrar.
Pozitivizm : İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları
araştırmak olduğunu savunan akıma pozitivizm denir. Kurucusu A.
Comte'tur.
* A. Comte (1798 - 1857) : Comte, toplumu bilim yoluyla yeni baştan
düzenlemeyi amaçlamıştır. Ona göre düşüncelerdeki anarşinin toplumda
karmaşaya yol açtığı bir çağda, toplumun kurtuluşunu sağlayacak tek
çözüm pozitivizmdir.Comte, insan için olumlu ve yapıcı olanın,
yalnızca olguları gözlemleyerek tasvir etmek olduğunu öne sürer.
Analitik Felsefe : Neo pozitivizm yada mantıkçı pozitivizm olarak da
bilinen bu anlayışa göre felsefenin asıl uğraş alanı dildir. Bu
yaklaşıma göre; felsefe, varlık, değer ve Tanrı üstüne doğruluğu test
edilemeyen öğretiler öne sürmemelidir. Felsefenin görevi dildeki
kavramları çözümlemektir.
* Wittgenstein (1889 - 1951) : Wittgenstein, dili çevremizde olup
biten bir şey, karmaşık insan faaliyetlerinin oluşturduğu bir bütün
olarak görmüştür. Bütün felsefe problemlerini bir dil problemine
indirgeyen Wittgenstein, felsefenin özünde bir kuram değil faaliyet
olduğunu söyler.
Pragmatizm (Faydacılık) : Doğruyu ve gerçekliği eylemlerin sonuçları
değerlendiren ve onlara fayda açısından yaklaşan felsefi akımdır. Bu
akıma göre bir düşüncenin değeri, o düşüncenin pratik amaçlarına
bağlıdır. Savunucuları James ve Dewey'dir.
* William James (1842 - 1910) : Bütün kavramlar, bilgiler insan
yaşamına, insan amacına yardımcı oldukları zaman doğrudur. James'e
göre "bir düşünce yararlıdır, çünkü doğrudur; bir düşünce doğrudur
çünkü yararlıdır." Doğru bilginin ölçütü yararlı olmasıdır.
* John Dewey (1859 - 1952) : Dewey'e göre kişiye yararlı olan ve ona
mutluluk veren düşünceler doğrudur. Ona göre düşünce çevreye uymayı,
doğadan yararlanmayı ve mutlu olmayı sağlayan bir alettir. Bilimsel
yasalar ve kuramlar başarılı olursa, yani uygulamada bir işe yararsa
iyi ve doğrudur, aksi olursa yanlıştır.
Fenomenoloji : Kurucusu Edmund Husserl'dir. Fenomenoloji özün
bilinebileceğini ileri süren bir görüştür. Bu görüşe göre öz fenomenin
içinde vardır ve bilinç onu yakalayabilir. Öz bilgisine varabilmek
için önce bütün verilmiş bilgileri parantez içine alıp ortadan
kaldırmak, yok saymak gerekir. Yani insan günlük yaşamdan edindiği
bilgileri, önyargıları, din, bilim vb yolla elde ettiği tüm görüşleri
bir tarafa bırakarak, onlardan arınarak, duyularla algılanan
nesnelerin ötesinde bulunan ideal özlükler alanına ulaşabilir.

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Bilgi Felsefesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|