Oca
20
2008
|
Vergiler II |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 20 Ocak 2008 |
Okunma: 871 kez
2.1. Katma Değer Kavramı ve Katma Değerin Hesaplanması
Mikroekonomik açıdan katma değer, bir işletme veya kişinin sattığı mal veya ifa ettiği hizmetin satış bedeli ile maliyeti arasındaki farktır. Makroekonomik açıdan bakıldığında katma değer, üretim faaliyetine katılan faktörlerin yarattığı ek değer olarak tanımlanmaktadır. Satış bedeli ile maliyet arasındaki fark olarak tanımlanan katma değeri meydana getiren unsurlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
( www.genbilim.com )
* Maaşlar, ücretler, maaş ve ücret niteliğindeki ayni ödemeler
* Kiralar
* Ödenen faizler
* Vasıtalı vergiler
* Aşınma - eskime payı ( Amortismanlar )
* Dağıtılan ve dağıtılmayan karlar
* Sübvansiyonlar
Gerek birey veya firma açısından, gerekse ülke ekonomisi açısından
hesaplanabilen katma değerin bulunması iki biçimde
gerçekleştirilebilir. Çıkarma metodu diye bilinen birinci yöntemde
satış değerinden satın alınan girdiler indirilerek katma değere
ulaşılırken, ikinci yöntem olan toplama yönteminde yukarıda sayılan
unsurlar toplanarak katma değere ulaşılmaktadır. Ancak, sübvansiyonlar
kamu sektöründen yapılan transferler niteliğinde olup katma değer
yaratmadığından toplama negatif (-) olarak dahil edilmektedir.
2.2 Katma Değer Vergisinin Tanımı ve Tarihçesi
Katma Değer Vergisi (KDV), üretim tüketim zincirinin her aşamasında,
malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan
tanımak suretiyle değer artışını temel alan, gayri şahsi, çok aşamalı,
genel bir satış vergisidir. KDV'nin ilk uygulamaya konuluşu 1954
yılında Fransa'da olmuştur. Maliye tarihinin en hızlı yayılan vergisi
unvanını kazanacak biçimde süratle yayılan KDV, 1968 yılından
itibaren, başta Almanya olmak üzere AB'ye üye diğer ülkelerde
yürürlüğe konulmuştur. KDV'nin AB'ye üye ülkelerde hızla yayılmasının
temel nedeni, Avrupa Topluluğu'nu kuran 1957 tarihli Roma
Antlaşmasının 99'uncu maddesinin dolaylı vergilerin uyumlaştırılmasına
ilişkin hükmüdür.
KDV yalnızca AB'ye üye ülkelerde hızla yayılmamış, AB dışındaki
ülkelerde de hızlı bir yayılma göstermiştir. 1960'ların ortasında,
Finlandiya ve Fransa dışındaki hiçbir OECD ülkesinde uygulanmayan KDV,
1990 yılı Ocak ayı itibariyle, Avustralya, İsviçre ve ABD hariç olmak
üzere OECD üyesi 21 ülkede ve OECD üyesi olmayan 33 ülkede
uygulanmaktadır.
2.3. Katma Değer Vergisinin Türleri
2.3.1. Gayrisafi Hasıla Tipi Katma Değer Vergisi
Bu türe göre, KDV'nin matrahı gayrisafi katma değerdir. Bir başka
deyişle, bu tip KDV'de diğer firmalardan satın alınan sermaye
mallarının bedellerinin, bunların yıpranma payı olan amortismanların
ve yıl içerisindeki stok artışlarının matrahtan düşülmesine izin
verilmemektedir.
Kapalı bir ekonomide gayrisafi hasıla türü KDV'nin makro düzeyde
toplam matrahı
Matrah = GSMH = Tüketim+Yatırım = Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından KDV matrahı ise ;
Matrah = Katma Değer = ( Satışlar + Stok Artışları) - Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Bu tür KDV uygulaması sermaye yoğun üretim metotlarını kullanan
teşebbüsleri cezalandırmaktadır. Çünkü, sermaye malları önce satın
alındığı sonra da amortisman ayrıldığı zaman olmak üzere iki kez
vergilendirilmektedir.
2.3.2. Gelir Tipi Katma Değer Vergisi
Gayrisafi hasıla tipi KDV'de olduğu gibi, gelir tipi KDV'de de satın
alınan sermaye malları bedelleri ve yıl içindeki stok artışları
matrahtan indirilememektedir. Ancak, gayrisafi hasıla tipinden farklı
olarak, sermaye mallarının amortismanları vergi matrahından
indirilmektedir. Böylece, kapalı bir ekonomide gelir türü KDV'nin
toplam matrahı milli gelire eşit olmaktadır. Gelir türü KDV'nin makro
düzeydeki toplam matrahı:
Matrah = Tüketim + Yatırım - Amortisman = Ücret + Kar + Faiz + Rant,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından matrah ise;
Matrah = Net Katma Değer = (Satışlar+Stok Artışları) -
(Alışlar+Amortismanlar),
şeklinde hesaplanmaktadır.
Böylece, gelir türü KDV'de sermaye mallarının çifte vergilendirilmesi,
amortismanlara indirim imkanı tanınarak, önlenmiş olmaktadır.
2.3.3. Tüketim Tipi Katma Değer Vergisi
Tüketim tipi KDV'de, diğer firmalardan satın alınan mal ve hizmet
bedelleri sermaye mallarının bedelleri de dahil olmak üzere firmanın
satış hasılatından düşülmektedir. Dolayısıyla, tüketim tipinde
amortismanların vergi matrahından düşülmesi sözkonusu değildir. Bir
başka deyişle, tüketim türü KDV'de yüzde 100 oranında hızlandırılmış
amortisman uygulanmaktadır ki, bu da sermaye mallarının vergiden
istisnası demektir.
Kapalı bir ekonomide tüketim tipi KDV'nin matrahı:
Matrah = Tüketim = Ücret + Kar + Faiz + Rant + Amortisman - Yatırım,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından mikro düzeyde matrah ise:
Matrah = Satışlar - Alışlar,
olarak hesaplanmaktadır.
Finlandiya ve Türkiye hariç, KDV'yi uygulayan bütün ülkeler tüketim
tipi KDV'yi kullanmaktadır. Ülkemizde uygulanan KDV türü gelir tipi
KDV ile tüketim tipi KDV'nin karışımı şeklindedir. Katma Değer Vergisi
Kanununun (KDVK) 31'inci maddesine göre amortismana tabi iktisadi
kıymetlerin katma değer vergisi, bunların aktife girdiği ya da
kullanılmaya başlanıldığı vergilendirilme döneminden itibaren 3 yıl
içinde ve 3 eşit miktarda indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak,
yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlarda kullanılacak
amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDV'si, bunların aktife girdiği
veya kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren 1 yıl içinde
indirilmektedir. Dolayısıyla, Türk KDV Sisteminde teşvik belgeli
yatırımlar için tüketim tipi, diğer yatırımlar için ise, gelir tipi
KDV benimsenmiştir.
2.3.4. Ücret Tipi Katma Değer Vergisi
Ekonomideki toplam ücretlerden oluşan Ücret Tipi KDV'nin matrahı:.
Matrah = Milli gelir - Kar - Faiz - Rant = Ücret,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma düzeyinde ise sözkonusu matrah firmanın ücret ödemeleridir.
Bu tür bir vergi uygulamasında, sadece ücret miktarının matrah olması
nedeniyle, müteşebbislerin tercihi sermaye yoğun teknoloji olacak ve
sermaye yoğun teknolojiye yöneleceklerdir. Bu durum ise, ülkede
istihdam artışına engel olabilecektir.
2.4. Katma Değer Vergisini Hesaplama Yöntemleri
KDV'nin hesaplanmasında üç yöntem vardır. Bu yöntemler:
* Toplama yöntemi
* Çıkarma yöntemi
* Vergi mahsubu yöntemi
Bunlardan ilk ikisi dolaysız, üçüncüsü ise dolaylı hesaplama
yöntemidir.
2.4.1. Toplama ve Çıkarma Yöntemleri
Gelir tipi KDV'ye uygun olan toplama metoduna göre, KDV'nin matrahı
üretim faktörlerine yapılan ödemelerin toplamıdır. Diğer bir ifadeyle
ücret, kar, rant ve faizin toplamı KDV matrahını oluşturmaktadır.
Ancak, karın hesabında amortismanların düşülmesi gerekmektedir.
Çıkarma metodunda, KDV matrahına ulaşmak için satışlardan alışların ve
sermaye mallarının düşülmesi gereklidir. Ayrıca, firma içinde üretilen
yatırım malları ve stok artışları toplam yatırıma dahil olduklarından
bunların da matrahtan düşülmesi gerekmektedir. Bu yöntem stok
değerlendirmelerine ve amortisman ayrılmasına ihtiyaç göstermemesi
nedeniyle, yönetimi kolay bir yöntem olup tüketim tipi KDV'ye
uygundur.
2.4.2. Vergi Mahsubu Yöntemi
Dolaylı hesaplama yöntemi olarak da adlandırılan bu yöntem KDV'yi
uygulayan tüm ülkelerde kabul görmektedir. Bu yöntemde ödenecek KDV,
satış tutarları üzerinden hesaplanacak KDV'den alışlar üzerinden
ödenen KDV'nin mahsup edilmesi suretiyle bulunur. Bu yöntemin başlıca
faydası toplam vergi yükü ve hasılatını azaltmadan, üretimin ve
dağıtımın çeşitli aşamalarına ait vergi oranlarının
farklılaştırılabilmesine imkan tanımasıdır. Toplama ve çıkarma
yöntemlerinde mümkün olmayan bu avantajın nedeni, bu yöntemde malın
tüm değeri üzerinden hesaplanan vergi miktarını perakende satış
aşmasında uygulanan vergi oranının belirlemesidir. Vergi mahsubu
yönteminin diğer bir faydası, gerek kendi bünyesinde, gerekse vergi
sisteminin tümünde bir otokontrol mekanizması kurmasıdır. En basit
şekliyle ifade edilecek olursa, KDV'ye tabi mükellef indirim
yapabilmek için kendisine teslimde bulunan veya hizmet ifa eden diğer
mükelleflerden belge talep edecek ve bu şekilde tüm alımlar ve
satışlar belgeye tabi olacaktır. Diğer yandan, KDV vesilesiyle
mükelleflerin tanzim etmek zorunda oldukları belgeler aynı zamanda
gelir ve kurumlar vergilerinin matrahının belirlenmesinde de
kullanıldıklarından, bu vergilerin hasılatlarının da garanti altına
alınması mümkün olabilecektir.
2.5. Katma Değer Vergisinin Diğer Satış Vergileriyle Karşılaştırılması
KDV teorisiyle ilgili yukardaki açıklamalardan sonra, KDV ile diğer
satış vergilerinin karşılaştırılmasında yarar görülmektedir. Ancak,
özel satış vergileri tek bir malı vergilendirdiğinden KDV'ye bir
alternatif oluşturmamakta ve bu nedenle karşılaştırma dışı
bırakılmaktadır. KDV'nin diğer genel satış vergilerine göre sahip
olduğu avantajlar şunlardır:
* Tarafsız bir vergi olan KDV, tüketici tercihlerini, faktör arzını ve
üretim metotlarının seçimini etkilememektedir.
* Tasarrufları, sermaye kazançlarını ve yatırımları vergilendirmediği
için yatırımları teşvik etmektedir.
* İhracat KDV'den muaf tutulduğu için ihracat teşvik edilmekte ve
ödemeler dengesine olumlu etkide bulunmaktadır.
* KDV'de üretim ve dağıtım sürecinin her bir aşaması o aşamada
yaratılan katma değer üzerinden vergilendirildiğinden, ciro tipi genel
satış vergisindeki gibi mükerrer vergileme sözkonusu olmamaktadır.
Ayrıca KDV, vergi indirimi mekanizması aracılığıyla, ciro (şelale)
tipi genel satış vergisinin yarattığı dikey entegrasyonu önlemekte,
böylece çeşitli mallara farklı oranlar uygulanmasını ve hizmetlerin
aynı düzenleme içinde vergilenmesini mümkün kılmaktadır.
* KDV'nin vergi mahsubu yöntemiyle birlikte uygulanması fatura
kullanımını çekici hale getirerek vergi kaçakçılığını önlemekte ya da
azaltmaktadır. Halbuki, tek aşamada uygulanan toplu genel satış
vergilerinde, oranın yüksek tutulması zorunluluğu vergi kaçakçılığını
özendirmektedir.
Yukarıda belirtilen avantajlarına karşılık, KDV'nin bazı
dezavantajları da bulunmaktadır. KDV'nin en önemli dezavantajı, tıpkı
ciro tipi genel satış vergisinde olduğu gibi, mükellef sayısını
artırmasıdır. KDV'nin çok sayıda mükellefe ve mala uygulanma
zorunluluğu, tüm mal ve hizmetler için tek oranlı bir uygulamayı
yönetim kolaylığı açısından en uygun çözüm haline getirmektedir.
Ancak, uygulamada, çeşitli nedenlerle birden fazla oran uygulanmakta
ve bazı istisnalara yer verilmektedir. Bu ise, esasen hayli zor olan
KDV uygulamasını daha da güçleştirmektedir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Vergiler II
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|