|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 20 Ocak 2008 |
Okunma: 1603 kez
Devalüasyon ne demektir?
Sabit döviz kuru sisteminde, hükümetin aldığı bir kararla resmî döviz kurunun yükseltilmesi, diğer bir deyişle ulusal paranın değerinin düşürülmesidir.Bu olayın tersine revalüasyon adı verilir. Değişken kur sistemlerinde kurlar, arz ve talebe bağlı olarak yükseldiği ve bu yükseliş devletin müdahalesi ile olmadığı için devalüasyon terimi kullanılmaz.Genellikle resmî döviz kurları Amerikan doları cinsinden ifade edildiği için, devalüasyona gitmek isteyen ülke doların kur fiyatını artırır.Buna bağlı olarak öteki dövizlerin fiyatı da artar.
( www.genbilim.com )
Devalüasyon niçin yapılır? Sistem nasıl işler?
Hemen belirtelim ki devalüasyon yapılmasının ana nedeni dış ödemeler
bilançosu açıklarını gidermektir.Dış ticaret bilançosunu iyileştirici
etkiler iki kanaldan ortaya çıkar: İthalat giderlerinde daralma ve
ihracat gelirlerinde artış.Devalüasyon yoluyla ithal malların
fiyatları ulusal para cinsinden yükselir ki bu da ithalatı azaltıcı
bir etki yapar.Böylece döviz tasarrufu sağlanmış olur.Öte yandan,
yerli mallar yabancı para cinsinden ucuzlayarak bu yolla hem yabancı
sermayenin yurt içine girişini hem de ihracat gelirlerinin
artırılışını sağlar. Ülkeye döviz akışı sağlayan bu iki olumlu etki
dış ödemeler açığının kapanmasına vesile olur.
Devalüasyon muhtemel olumsuz etkileri:
1. Devalüasyon sermaye mallarını ve teknoloji ithalatını
pahalılaştırarak ülke bir maliyet enflasyonu süreci
başlatabilir.Dolayısıyla fiyatlarda bir artış yaşanır.
2. Dövizle ödenecek dış borçların yükünü artırır.
3. Azgelişmiş ve ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olan ülkelerde
tarım ürünlerinin talep esnekliği düşük ve bu ürünlerin talebi
fiyatlarının düşük olmasından çok ihtiyaca bağlı olduğu için dış
alımları artmayabilir.
Devalüasyonun başarılı olabilmesi için gerekli koşullar
? Esneklik katsayısı yaklaşımı dahilinde devalüasyonun döviz
kazandırıcı ve döviz tasarrufu sağlayıcı etkileri sırasıyla (arz
esnekliğinin yüksek olması varsayımı altında) ithal mallarının yurt
içi talep ve ihraç mallarının da dış talep esnekliklerine bağlıdır.Bu
iki esneklik ayrı ayrı ne derece büyük olursa söz konusu olumlu
etkiler de o ölçüde yüksek olur.Marshall- Lerner koşulu adı verilen bu
durum e +e ? 1 olarak formüle edilir.Yani söz konusu iki esneklik
katsayısı toplamının bire eşit ya da birden büyük olmalıdır.Bu ise
elde mevcut miktarda ihraç malı stokunun ve ihraç malları üretiminin
kolayca artırılabilmesiyle mümkün olur.
? Toplam harcama yaklaşımıyla olay ele alındığında bir ülkede
karşılanamayan talepten dolayı ithalatın artmasıyla dış ticaret açığı
gündeme gelir.Ta ki bu talep fazlası üretimle karşılanana kadar.Dış
ticaret açığı verilmesinde baş rolü oynayan ithalat artışları ise
ithal ürünleri pahalılaştığından ithal ikamesi üretim politikasıyla
massedilir.O halde devalüasyon dış ticaret endüstrileri diye bilinen
ihracat ve ithalata rakip firmalarda toplam talebi artırıcı bir etki
yapar.Keynesyen düşünceye göre, eğer bir ekonomide işsizlik ve eksik
kapasite mevcut ise mallara olan talep artışı üretimi artırır.Böylece
dış ticaret açığı giderilebilir.Ancak, ekonomi tam istihdamdaysa talep
artışları üretim hacmini değil gelirin parasal ifadesini yani fiyatlar
genel seviyesini yükseltir.Sonuç olarak, toplam harcama yaklaşımı
ekonomi eksik istihdamdayken ve ithal ikameci politikalarla işlerlik
kazanır.
? Üretim azlığına dayalı olarak mevcut talebe karşı iç fiyatlar sabit
tutulmalıdır.
? Yabancı ülkeler devalüasyon yapan ülkeye karşı misilleme
yapmamalıdır.Başka bir deyişle ortak pazardaki diğer ülkelerin
ihracatçı sektörleri rekabet etmek için fiyat indirimine gitmemelidir.
? İthal mallarını elinde bulunduran ülkeler devalüasyon yapılan ülkede
ithalata olan talep kısılınca buna karşılık olarak üretimlerini
kısabilir ama parası devalüe olan ülkenin piyasasını tekrar kazanmak
için fiyat kırmamalıdır.
Devlet ve Merkez Bankası açısından devalüasyon gelirleri
Devletler vergilemede olduğu gibi egemenlik hakkına dayanarak çeşitli
parasal önlemlerle gelir sağlayabilirler. Bunlardan bazıları; madeni
para basımı,emisyon hacminin artırılması ve ulusal paranın dış
değerini düşürmekle sağlanan gelirlerdir. Para ünitesinin altın ve
döviz karşılığı değeri düşürülerek devlet ve Merkez Bankası elinde
elinde bulunan altın ya da dövizlerin millî paraya göre nominal değeri
ile döviz ve altınla ifade olunan alacakları artırılmış olur.Böylece
artan bu değerler üzerinden devlet, sahibi bulunduğu döviz ve altın
stoğunun yurt içinde meydana gelen artışı gerekse merkez Bankası’ndaki
döviz ve altın stoklarının yeniden değerlenmesiyle ortaya çıkan farkı
hazineye aktarmakla bir gelir elde etmiş olur.O halde millî paranın
değeri düşürülünce;
a) Yabancı para ve altın ile ifade edilen dış alacaklar değer
farkından dolayı artar.
b) Devletin altın ve döviz ile ödemesi gereken borçlarının millî para
birimi ile tutarı da artar.Bundan dolayı giderlerde (borçlarda) bir
yükselme görülür.Bu hal, devalüasyonun gerçek net getirisi açısından
çok önemlidir.Çünkü eğer bir devletin dış borçları alacaklarından
fazla ise sonuç aleyhte bakiye verir.
c) Devalüasyondan önce devlet, piyasadaki altın ve dövizin büyük
çoğunluğunu hazinede biriktirmişse (net dış varlıklarını artırmışsa)
devalüasyondan sonra iç borç stoğunun değeri düşmüş olur ve hazine iç
borçları çevirmekte biraz daha rahatlar.
Türkiye’deki Devalüasyonlar
Devalüasyonlar uzun ve ekonomiyi çıkmaza sokan süreçlerin ardından
verilen en nihai kararlardan biridir.Genel itibariyle bu terime en çok
az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde rastlanmaktadır.Ana hedef ise
ekonominin istikrara kavuşturulmasıdır. Cumhuriyet tarihindeki ilk
devalüasyon 1946 yılında gerçekleştirilmiş olup en büyük nedeni II.Dünya
savaşının ardından biriken dış borç stoğunun ödenebilmesi için düşük
faizli ve uzun vadeli kredinin sağlanacağı (Bretton-Woods sisteminin)
ve Türkiye’nin de üye yapılmak istendiği Uluslararası Para Fonu’nun
devalüasyonu şart koşmasıdır.İkinci devalüasyon işlemi 1958 yılında
meydana gelmiştir.Kore Savaşı’nın ardından dış ticaret açığı artan
Türkiye ithal edilemeyen hammaddeler nedeniyle tam kapasite çalışamaz
hale gelmiştir.Merkez Bankası’nın kredi musluklarını açmasıyla alınan
kredilerin gelişi güzel kullanılması nedeniyle mal ve hizmet talebi
artmış ve enflasyonist sürece girilmiştir.Bu kredi savurganlığı
giderilemeyen bütçe ve finansman açıklarına neden olmuştur.Bu açıklar
Merkez Bankası tarafından kapatılmaya çalışıldıkça enflasyon
artmıştır.Bu nedenle bu yıllara Türk ekonomi tarihinde enflasyoncu
büyüme yılları denilmektedir.10 Ağustos 1970 tarihinde yapılan üçüncü
devalüasyonun nedenleri de öncekilere benzer niteliktedir.Özellikle
iklim şartlarından kaynaklanan tarımsal üretim düşüklüğü fiyat
artışlarına neden olmuştur.Buna artırılamayan devlet gelirleri ve
ticari banka kredilerindeki aşırı artış da eklenince 60’lı yıllarda
yaşanan ılımlı enflasyonun TL’de yarattığı değer kaybını göz önüne
alarak yeni bir döviz kuru belirlenmiştir. 1980 yılında izlenen
istikrar ve finansman liberalizasyon politikalarıyla birlikte serbest
piyasa ekonomisine geçilmesi planlanıyordu.Bir yandan faiz oranları
serbest bırakılarak paranın dolaşım hızı sınırlandırılmaya çalışılmış
diğer yandan dış rekabete açık ihracatın teşvik edilmesi düşüncesiyle
millî paranın değerinde bir değer düşüşüne gidilmiştir.1994 yılı iki
devalüasyona birden sahne olmuştur.Diğer krizlerden farklı olarak
sendikacılığın gelişmesi ve toplu sözleşmelerin ağırlık kazanmasıyla
kamu ve özel sektör üreticileri yüksek işçi ücretleriyle karşı karşıya
kalmışlardır.Ücret artışları o kadar yüksek olmuştur ki verimlilik
artışını ikiye katlamış ve fiyatların yükselmesinde başı
çekmiştir.Aynı zamanda faiz oranlarının yüksek tutulmasıyla işçilerin
spekülatif para saiki artmıştır. TL’ye olan talepler ithalatı da
tetiklemiştir.Tarihimizdeki son devalüasyon ise Şubat 2001’de
yaşanmıştır.Kasım 2000’den itibaren dövize yönelen yoğun spekülatif
talep hem çok yüksek faiz hem de önemli döviz rezervi kayıplarıyla ve
IMF’den gelen 7.5 milyar dolarlık kredi ile geri
püskürtülebilmiştir.Ancak Merkez Bankası benzer bir yüklenmeye karşı
savunma gücünü büyük ölçüde kaybetmiştir.19 Şubat’ta dönemin başbakanı
ile cumhurbaşkanı arasındaki gerginlik başka bir döviz krizini
patlatmış oldu.Gecelik faiz %6200’lere kadar çıktı.16 Şubat’ta 27.94
milyar dolar olan Merkez Bankası rezervi 23 Şubat’ta 22.58 milyar
dolara inmiştir.Aşırı döviz talebine daha fazla dayanamayan Merkez
Bankası 21 Şubat gecesi kurun dalgalanmaya bırakıldığını
açıklamıştır.Aşağıdaki tabloda devalüasyon yapılan tarihler itibariyle
döviz kurları ve devalüasyon oranları verilmiştir.*
|
TARİH
|
Dev.öncesi 1 $
|
Dev.sonrası 1 $
|
Dev. Oranı(%)
|
|
7 Eylül 1946
|
126 kuruş
|
280 kuruş
|
53.3
|
|
4 Ağustos 1958
|
280 kuruş
|
9 TL
|
68.8
|
|
10 Ağustos 1970
|
9 TL
|
15 TL
|
66.6
|
|
1 Mart 1978
|
19.25 TL
|
25 TL
|
23
|
|
10 Nisan 1979
|
25 TL
|
26.50 TL
|
5.6
|
|
12 Haziran 1979
|
26.50 TL
|
35 TL
|
24.2
|
|
24 Ocak 1980
|
47 TL
|
70 TL
|
32.8
|
|
26 Ocak 1994
|
16.800 TL
|
19.440 TL
|
13.6
|
|
5 Nisan 1994
|
19.617 TL
|
32.053 TL
|
38.8
|
|
22 Şubat 2001
|
686.500 TL
|
920.000 TL
|
25.3
|
Az önce de belirtildiği gibi devalüasyon yapılmasının temel amacı dış
ödemeler dengesini sağlanabilmesidir.Ekonomi kompleks bir yapıya sahip
olduğu için hükümetleri devalüasyona iten bir çok sebep vukuu
bulabilir.Bu yazıda sadece ilgili dönemlerin en çok göze batan ve
Merkez Bankası’nı yeni kur değerlemesine götüren gelişmelere yer
verilmeye çalışılmıştır.Tüm devalüasyonlardan önce cereyan eden
olayları ve sonucu özetleyen sloganlaşmış bir söz vardır ki, tabiri
caizse iktisatçıların kulağında küpe gibidir:”Net iç varlıklar
(ekseriyetle özel ve kamu kesimi kredileri) hızla artıyor; net dış
varlıklar (altın ve döviz rezervleri) hızla azalıyorsa, kur da sabitse
kıyamet kaçınılmazdır.” Saygılarımla…
İskender EKİCİ
İktisat 3
KAYNAKLAR
Prof.Dr. Gülten KAZGAN, Tanzimat’tan XXI. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi
Prof.Dr. Yalçın ACAR, Tarihsel Açıdan Türkiye Ekonomisi
Prof.Dr. Nihat EDİZDOĞAN, Kamu Maliyesi
Prof.Dr. Halil SEYİDOĞLU, Ekonomik Terimler Sözlüğü
Prof.Dr. İlker PARASIZ, 1923’ten Günümüze İktisat ve İstikrar
Politikaları
* Tablodaki veriler kaynaklarda adı geçen eserlerden derlenmiştir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Devalüasyon
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |