Oca
19
2008
|
İstanbulun Kurtuluşu |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Cumartesi, 19 Ocak 2008 |
Okunma: 1045 kez
İ.Ö. 7 yüzyılda Bizans adlı birinin önderliğinde gelen Megare muhacirlerinin yerleşmeleriyle kurulmuştur. Bizans kenti daha küçük bir kent görünümünü sürdürürken, 283-305 yılları arasında yaşamış olan Diocletianus İmparatorluğun başkentini Doğu'ya taşımayı düşünmüştü, ancak gerçekleştirememişti.
Roma İmparatorluğu 4 yüzyılın başında dışarıdan barbar saldırılara uğrarken içeride dağılmaya başlayan köleci düzenin ve özgür çiftçilerin başlattıkları devrimci bir dalga ile karşılaşmıştı.
( www.genbilim.com )
Bu,
imparatorları daha gelişmiş yönetim sistemlerinin yanı sıra ikametleri
için de daha güvenli yerler seçmeye zorluyordu. Başkent Roma, ekonomik
sıkıntılarında etkisiyle başkent olma özelliğini iyice yitirmişti.
Roma İmparatorluğu'nu Doğu ve Batı olarak ikiye ayıran Dioclatianus'un
komutanlarından Constantius'un oğluydu Constantinus. Annesi ise gerçek
haçı bulduğu için "azize" olarak nitelendirilen Helen'dir. Paganist
olan Constantius, ayaklanmaları oğlu ile bastırdıktan sonra 306'da
ölünce oğlu Constantinus'u Batı Roma İmparatoru ilan etmiştir. Ancak
egemenliğini perçinleyebilmesi için Roma'da imparatorluğunu ilan eden
Maxentius'u yenmesi gerekti. Bir söylentiye göre ordusuyla Roma
üzerine yürürken bir öğlen gökyüzünde parlayan ve üzerinde "Bununla
kazan" yazılı bir haç gördü. Bu düşten sonra haçı askerlerinin
kalkanlarına işletti. Maxentius'un ordusuyla Roma yakınlarındaki
Milvian köprüsünde karşılaşan Constantinus büyük bir zafer kazanarak
312'de Batı Roma'nın tek hakimi oldu. 313'te Licinius ile bir araya
gelerek Hıristiyanlara tapınma özgürlüğü veren Milano Fermanı'nı kabul
etti.
Ancak Constantinus'un Hıristiyanlara yasal statü sağlaması Romalıların
hiç hoşuna gitmemişti. İmparator Contantinus 326'dan sonra Doğu'ya
çekildi ve Roma'ya bir daha geri dönmedi. Constantinus'un Doğu Roma
İmparatoru Licinius ile 324'de savaşmasından önce Roma
İmparatorluğunun başkenti olan Bizantion, bu galibiyetten sonra tek
imparator olan Constantinus tarafından da başkent olarak tercih
edildi. Ve adı değiştirildi. Bu tercihin başlıca sebeplerini şöyle
sıralayabiliriz.
a- Doğu'nun kimi Roma yöneticileri üzerindeki çekici etkisi.
İmparatorluğun merkezini Doğu'ya taşıma isteği, Jül Sezar'dan
başlayarak görülür. Doğu'nun bu çekiciliğinin sebebini ise şöyle
açıklayabiliriz: Roma'nın zenginliği savaşlarla, işgallerle ele
geçirilen taşra eyaletlerinin sömürülmesine dayanıyordu. Doğu
eyaletlerinin imparatorluğa bağlanmasıyla illerin işgaller sona
erecek, iller sömürülemeyecek ve dolayısıyla ekonomik ağırlık merkezi
bu kentlere dönecekti. Doğu'nun ekonomik üstünlüğü böylece, başkentin
taşınmasıyla onaylanmış, yerleştirilmiş oldu.
b- Kentin üç yanı denizlerle çevriliydi. Ayrıca karadan da güçlü
surlarla korunuyordu. Düşmanların yaklaşması olanaksızdı.
c- Contantinopolis Avrupa ile Asya arasındaki üstün jeopolitik konumu
nedeniyle iki kıta arasında bir aracıydı. Bu konuda Auguste Baully
"Bizans Tarihi" isimli kitabında ticaretin önemini "... bütün Akdeniz
sitelerini ticaret gemileri yüklerini boşaltıyorlar ve
Constantinopolis'ten ipekli, tahıl, baharat, fildişi sanat eserleri,
kıymetli madenler alıyorlar... "şeklinde anlatırken Ayla Ödekan
"Kentlerin Kraliçesi Constantinopolis" isimli makalesinde "kentin, bu
yüzyılda ticaretle ilişkisinin zayıf olması, seçimin ticaret
olanakları düşünülerek yapılmadığını kanıtlamaktadır. Nitekim I.
Contantinus'un bayındırlık programına liman yapımı alınmamıştır"
demesi bir çelişkiyi yaratıyor. Ancak yine de kentin jeopolitik önemi
göz önünde tutulmalıdır.
Kentin tüm bu özellikleri sonucunda bir de gelişebilir kentsel
özelliğini yitirmez nitelikte olduğu ortaya çıktı ve nitekim tahminler
sonuçsuz kalmadı. Constantinus yeni başkentin kurulmasının "Tanrının
emri" olduğunu söylüyordu. Başkentin ilanından sonra artık sıra her
konuda yapılanmaya gelmişti. Nüfusun ve yapıların hızla artığı yeni
başkentte çok sayıda mimara, ustaya ve işçiye gereksinim vardı. Mimar
bulmak zordu. Kölelerin kent dışına çıkmalarına izin verilmiyordu ve
yapı malzemesi her zaman azdı. Ancak imparator Constantinus Batı
Roma'nın imparatoru iken çok sayıda yapı inşa ettirmişti.
Constantinus, yeni başkentine, çoğunluğu Balkanlar'dan olmak üzere çok
sayıda insan yerleştirmişti. Kentin nüfusu sürekli artmış ve 5.
yüzyılda Constantinopolis 300 bin kişilik nüfusu ile Roma'dan daha
kalabalık olmuştu. Bu nüfusu beslemek zordu. Constantinus döneminde
Mısır, Suriye ve Anadolu'dan ithal edilen buğday, yağ ve şarap halka
ücretsiz olarak dağıtılıyordu. Temel gıda buğdaydı. Constantinopolis
artık bir Yunan kentinin devamı olmaktan çıkmıştı. O kadar büyümüştü
ki doğal ardülkesi onu beslemeye yetmedi.
Kuruluş aşamasında kentte Yakındoğu'nun Helenistik-Roma kentlerinde
varolan gelişmiş bir endüstri yoktu. Fakat bir başkent olarak
çekiciliği ve kalabalık nüfusu, kenti büyük bir pazara dönüştürmüştü.
Constantinus'un kenti "gelişebilirliği" nedeniyle tercih etmesi bir
tahminden öteye gidip gerçekleşmişti.
Constantinopolis bir Helenistik kentti. Kentin yapısında Doğu'lu ve
Helenistik öğeler bir aradaydı. Din, felsefe ve Yunan dili gibi.
Ayrıca Constantinopolis Patrikliği bütün Trakya, Pontus ve Asya
piskoposluklarını içine almıştır. Din adamları vergi vermemişlerdir.
Kilisenin sonsuz bağış alma hakkı vardı. Kilise yetkililerini yerel
yönetimde kullanma bir imparatorluk politikasıydı. Elde edilen verilen
çerçevesinde Constantinus'un çizdiği kent topografyası hakkında bir
yorum yapacak olursak; kent planının bugünkü Cibali, Fatih, Altımermer
ve Etyemez'i de içine alan çapı 2.5 kilometrelik bir çember yayını
kapsadığını söyleyebiliriz.Yeni kentin iskan faaliyetleri gün geçmeden
başlatılmalıydı. Ayrıca yeni kentte çözülmesi gereken iki sorun vardı.
Kentin insanlara, işlevsel ve simgesel olarak da anıtlara ihtiyacı
vardı.
Constantinus Roma'nın bütün görkemini yeni başkente taşımak istiyordu.
Benimsenmeyen "Nea Roma-Yeni Roma" ismi bu isteğin bir göstergesidir.
Öyle bir şehir olmalıydı ki, görkemiyle Roma'yı geride bıraksın. Hatta
bir efsaneye göre bizzat tanrı Sezar'a görünüp ona başkentin yerini
göstermiştir.
Constantinopolis 11 Mayıs 330'da resmi törenlerle kurulmuş ve bu olay
her yıl aynı tarihte Encainia şenlikleriyle kutlanmıştır.
İmparatorluğun bütün ileri gelenleri kenti donatmaya çağırmıştı.
İmparatorluğun her köşesinden kente heykeller ve başka sanat yapıtları
getirilmişti. Hatta Roma, İskenderiye, Efes, Antakya ve
Atina'yı soyup soğana çevirmişlerdir.Kentin resmen açılışından sonra
anıtsal yapıların inşa edilmeye başlandığı dönemde imparatorun en
büyük sorunu kente yerleşenlere konut sağlamaktı.
Alınan bazı önlemler şunlardır:
* İnşaat yapanları vergiden muaf tutma.
* Kendi evlerini yapanlara bedava ekmek verme.
* Anadolu'da mülkü olanlara, Constantinopolis'te ev yapmayı zorlama.
* Soylulara konut yapmalarında hazineden yardım sağlama.

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
İstanbulun Kurtuluşu
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|
İlgili Makaleler
İlgili makale bulunamadı... |
|