Okunma: 1486 kez
Beyin, akıl, us, dahi, zihin, hafıza, düşünce, niyet, hedef, anlayış, anlama, idrak, ufuk, muhakeme, izan, kiyaset, basiret, algı, kavrayış, bellek, hatır, huş, tahayyül, mütalâa
Sevgi, saplantı, tutku, bahname, idefiks (sabit fikir), manya, hırs, şehvet, düşkünlük, kalp
Kelimelerin eş anlamlılarını ele alırsak; tüm kelimelerin bir birleriyle bağlantılı olduğu görülmektedir.
İnsanoğlu (beşer, kul, insangiller) sürekli düşünce halinde midir?
Cevap evet ise:
A) Konuşmalarımız esnasından önce duygu ve düşüncelerimizi aktarmak için düşünce sistemini kullanırız. Genelde sürekli tekrarlanan düşünceler hazır soru, cevap olarak sorulur, yanıtlanır. Fazla düşünmeye gerek kalmadan hemen sorulur veya yanıtlanır.
Aç mısın? Evet, hayır!
B) Düşüncelerimiz esnasından sonra duygu ve düşüncelerimizi aktarmak için dil sistemini kullanırız. Genelde sürekli tekrarlanan kelimeler hızlı soru, cevap olarak sorulur, yanıtlanır. Fazla konuşmaya gerek kalmadan hemen sorulur veya yanıtlanır.
Aç mısın? Evet, hayır!
C) Konuşmalarımız esnasından önce veya düşüncelerimiz esnasından sonra duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa aktarmazsak içten düşünce sistemini kullanırız. Genelde sürekli tekrarlanan düşünceler hazır soru, cevap olarak sorulur, yanıtlanır. Fazla düşünmeye gerek kalmadan hemen sorulur veya yanıtlanır.
Acıktım.
D) Beynimizin dinlenmesi için konuşma ve düşünme sistemimiz istem dışı geçici olarak durur. Konuşma ve düşünme sistemini kullanmayız. Genelde düşünmemeye, görmemeye, duymamaya veya konuşmamaya odaklanırız. Soru ve cevap yoktur. İyi bir durumda Transa Geçmek olarak adlandırılır. Çoğu kişinin gerçekleştirmesi zor bir yöntemdir. Kötü bir durumda Şok olarak adlandırılır. Kaza veya hastalıklar durumunda ortaya çıkmaktadır.
E) Beynimizin dinlenmesi için D) maddesindeki durumları yaşamak zor veya hayati tehlike yaratacağından; uyku ihtiyacı duyarız. Beynimizin aşırı yorulmasından veya alışkanlık haline gelen davranışlarımız sonucunda uyarız. Sorular veya cevaplar yerine Rüyalar veya Kâbuslar görürüz.
Uyku halindeki beynimizin düşünce sistemi;
İşitsel veya duyumsal konuşma (rüyalarımızdaki sesler),
Bedensel veya özdeksel konuşma (rüyalarımızdaki hareketler, bedenler, nesneler),
Görsel veya basarî konuşma (rüyalarımızdaki görüntüler),
Dokunsal konuşma (rüyalarımızdaki temaslar),
Tatsal konuşma (rüyalarımızdaki içecek, yiyecek, vb. tatlar),
Kokusal konuşma (rüyalarımızdaki hissettiğimiz tüm kokular) nadiren (bazen, ender) veya hiç. Rüya veya kâbus gören herkes telepati kurduğunun bir ispatıdır.
F) Telepati Kendi düşüncelerimizi duymakla kalmayıp, başkalarının düşüncelerini duyma ve hatta düşüncelerimizi konuşma, hareket veya yazışma olmaksızın karşı taraf ile yapılan düşünce alış-veriş sistemidir.
Düşüncelerin algılanması gerçek midir yoksa yanılgılar mıdır?
Bilinmezliklerle dolu bir zaman ve mekân diliminde varlığımızı sürdürmekteyiz.
Kesin bir bilgi sistemi yoktur.
Hayal etmek keşfetmektir.
Hayal etmek tüm bilgilerden üstündür. Albert Einstein
"Ne aradığını bilmeyen, ne bulduğunu anlayamaz "Confucius
Bir önyargıyı yıkmak, bir atomu parçalamaktan daha zordur. Albert Einstein
Düşüncelerin okunması gerçek ise:
1) Telepati kurmak yetenek midir? Nasıl başlamıştır? Herkeste görülebilir mi? Karşı tarafça hissedilir mi? Gizlenmesi gerekiyor mu?
Cevap1: Telepati kurmak şu an ki zaman diliminde bir yetenek olabilir. Beynin gereğinden fazla bilgi depolamasıyla veya yorulmasıyla başlamış olabilir. Herkeste görülebilseydi hiç kimse yalan söyleyemezdi. Yalan söyleyenler (dedikodu, uydurma) var olduğuna göre, herkesin telepati kurma ihtimali beklenemez. Doğruluk bir kenara, aynı zamanda saf doğruluk, iyilik, kötü düşünceden arınmak zor bir olgudur. Herkes ilk bebeklik günü gibi ter temiz kalamayacağına göre telepati kurmak zor olabilir. Bebeklik gibi temiz duygular içerisinde deyilim. Gönülden pişmanlık duygusuyla günahlarımızın affedilmesini dilemekteyim. Çoğunluk Allahım diye dua ederken; Yüce Yaradanımız olarak dua, zikrederim ederim. Sizi çok seven insanların telepati kurduğunuzu hissetmesi doğaldır. Ne kadar çok gizlesek de, elbet gün ışığına çıkar. Gizli sandıklarımız aslında ne kadar gizlidir? Kişisel olarak gizlilik zaman içerisinde önemini yitirmektedir.
2) İki kişi arasında olması gereken telepati mesafesi nedir?
Cevap2: İki kişinin birbirlerine olan inancına bağlı olarak deyişim göstermektedir. Telepatinin En üst seviyede mesafe, uzaklık, aralık, açıklık, boşluk zaman veya mekân tanımaz.
3) Telepati kuvveti nedir?
Cevap3: İnsanoğlunun düşüncelerini birebir hissetme, etkilenim, duygulanım Sonucunda akıldan geçen (dışa vurulmayan) düşünceleri duyma kabiliyetinin doğruluk oranıdır denilebilir.
4) Telepati kurabilmek için ortamdaki sesin veya çevresel seslerin etkileri nelerdir?
Cevap4: Kişinin beyin gücüne bağlı olarak; sesler düşünce sesinden yüksek sesliyse, ussal sesleri duymakta zorlanırız.
5) Kalabalık arasında tüm insan düşüncelerini algılamak kişiye rahatsızlık vermez mi?
Cevap5: Nasıl ki kalabalık arasında tüm konuşmalar kulağa uğultu şeklinde geliyorsa; tüm düşüncelerde normal konuşma uğultuları olarak algılanır. Rahatsızlık duyulmaz. Bünyemiz kalabalıktaki uğultu seslerine alışkındır.
6) Telepati esnasında duvar veya nesnelerin herhangi bir etkisi var mıdır?
Cevap6: Radyo dalga frekansları nasıl ki nesnelerden geçiyorsa, düşünce frekans dalgası da alıcının o anki durumuna göre yerini bulur. Telepati kuran kişi uygun durumdaysa düşünceleri bire bir olmasa da kısmen algılayabilir.
7) Telepatinin hızı nedir?
Cevap7: Telepati gücüne bağlı olarak, ışık hızından daha büyük bir hıza sahip olabilir. Anlık iletiler gibi düşüne biliriz (tek fark herhangi bir iletişim aracına ihtiyaç duyulmamasıdır)
8) Telepati esnasındaki duygu ve düşüncelerimiz telepatiyi etkilemekte midir?
Cevap8: Beynimizin tamamen tüm düşüncelerden arınmasıyla; beynimizde oluşan boşluk hissinin doldurma ihtiyacı duymasıyla birlikte, karşı tarafın düşüncelerinin yayıldığını hisseder. Telepati kuran kişiye bu düşünce ani olarak istem dışı kendi beyninde düşünülmüş bir olgu gibi algılanır.
9) Karşı tarafın alçak sesle düşünme veya yüksek sesle düşünmelerinin telepatide ki etkileri nelerdir?
Cevap9: Cevap 4 ve 5te ki gibi, Kişi ne kadar içten yüksek sesli düşünürse, telepati kuran kişinin bunu çevredeki seslerden daha rahat ayırt etmesini sağlayacağından; yüksek sesli düşünceye odaklanma şansı elde eder.
10) Telepati kurduğumuzu sanıp düşünce aldanması olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Cevap10: İlk zamanlar hayal kurduğumuzu algılaya biliriz. Önemsemeyiz. Zaman içerisinde örnek olaylar artıkça ister istemez bu gibi insan düşüncelerini algılama olaylarını kabullenmek kaçınılmaz olacaktır. Dileyen kişi, iradesine bağlı olarak telepatisini kontrol altında tutabilir. Yaradan inancı olanlarda Yaradanımızın insafına kalmıştır. Fazla düşünce yoğunlaşması yaşanırsa; çevrede hiç ses, insan Olmamasına rağmen düşünceler aşırı bir şekilde birden fazla yüksek veya net sesler olarak duyulursa; Telepati kuran kişinin tüm yardıma muhtaç olan insanlar için Yaradanımızdan gelen seslerin rahatsızlık derecesine vardığını ve yardıma muhtaç olan tüm insanlar için dua edilmesi ihtiyacı duyulur. Neden yardıma ihtiyaç duyan insanlara yardıma gitmeyiz? Seslerin kime ait olduğunu bilemeyiz. Sesin kime ait olduğunu bilsek bile nerde olduğunu bilemeyiz. Nerde olduğunu bilsek bile olayları daha da kötüleştirme ihtimaline neden olabiliriz. Veya tüm algıların beyin yanılgısı olma ihtimali olabilir. Tek yapa bileceğimiz Yaradanımıza dua etmektir. Çünkü iyilik(hayır) ve kötülük(şer) Yaradanımızın takdiridir.Yaradanımızın zikredilme zamanının olduğuna bir işaret olarak algılana bilir. Oysaki insanoğlu nedense zor durumda kaldığı zaman dua etme ihtiyacını duyduğuna bir örnektir. Telepati kuran kişiler sizin beyninizden neler geçtiğini ispatlayamaz. Ancak, o düşünceleri oluşturan kişinin dürüstlük derecesiyle orantısal olarak doğruluğu kanıtlanabilir.
11) Telepati kuranlar ile kuramayan insanlar arasındaki anlaşmazlıklar nelerdir?
Cevap11: Kesin bilgi yoktur tezi savunulmaktadır. Kesin bilgi olarak bir cümle kuracak olursak; İnsanoğlunun asıl yaşam amacı nedir? sorusuna verilecek bir cevap olabilir. Doğru(iyi) ve Yanlış(kötü) olan iki olguyu birbirlerinden ayırt edebilmektir.
Bu iki olguyu genelde yalan konuşmayan, dedikodu yapmayan, bilinçli olarak gönül kırmayan, şahsımız adına değil de Dünyamız adına iyi olan ne varsa elinden geldiğince doğru olarak yapmaya çalışan insanoğlu kolaylıkla ayırt edebilmektedir. Yanlışları alışkanlık haline getirenler, zaman içerisinde yanlışları fark etmeden doğrular olarak algılamaya başlamaları kaçınılmaz olacaktır. Oysaki asıl olan doğruların Doğru(iyi) olmasıdır. En büyük anlaşmazlık kıskanma dürtüsü olabilmektedir. Telepati kuran kişilere, düşünceler çoğunluk olarak kıskanma dürtüsü olan insanlardan ve yardıma muhtaç olan insanlardan düşünce frekanslarının net olarak yayıldığı rastlanmaktadır.
12) Başka insanların düşüncelerini okumak doğru mudur?
Cevap12: Kişilerden rahatsızlık duymayacaksak. Benim veya başkasının hakkında böyle düşünemesin diyerek o kişiye saldırıda bulunmak gibi tepkilerde bulunmadan. Hatta hiç duymamış gibi kendi yolumuzda devam edersek; içimizden bir tebessüm ile güler yüzlü ve sevecen yönümüzü koruyarak, soğukkanlılıkla yolumuza ilerlemek mümkün olacaktır. Kötü davranışta bulunduğumuz zaman bilin ki telepati kurmak imkânsız olacaktır. Ta ki yine doğruyu ayır edene kadar. Yaradanımızdan emin olun ki bizi bizden daha iyi tanımaktadır. Ancak, çaresiz ve güçsüz insanlar hakaret ederler veya saldırıda bulunurlar. Oysaki Yaradanımız hiçbir kulun omzuna gereğinden fazla yük vermemiştir. Hamdolsun demek bile emin olun ki Yaradanımız tüm kötülükleri(şerleri) biz kullarından uzak tutacaktır.
13) Tüm düşünceleri okuma imkânı var mıdır?
Cevap13: Düşünceleri okumak Yaradana mahsustur dersek. İnanın ki bizi yaradan Yaradanımız bizlerin en küçük hücre çekirdeğine kadar bizi bizden daha iyi bildiği hiç şüphesiz malûm. Düşüncelerimizin biz insanoğlu tarafından okunmasını engellemesindeki amaçlardan en önemlisi gizli bildiklerimizin bizde kalması amacıdır. Telepati kuran kişiler bile bu gizemleri okuyamaz. Fakat kişi sır olarak sakladıklarını içinden alay edercesine düşünüyorsa; gizli sandığı bilgileri ya kendi diliyle başkalarına söyler ( kendi diliyle kendisi suçlu duruma düşer) ya da telepati kuran kişilere o düşünceler ulaşır. Telepati kuran kişilere bu düşünceler tebessüme dönüşür veya üzüntüye dönüşür. Yüce Yaradanımız nereye baksak seni görürüz. Bir bütünün parçalarıysak, tüm parçalar Yaradanımıza çıkmaktadır. Kulun kulla alay etmesi, hor görmesi, kibirlenmesi İki mıknatıs parçasının birbirini itmesi gibidir. Oysaki bütünü oluştura bilmemiz için parçaların bir araya gelmesi gerekmiyor mu? Doğru ve yanlışın birleşmesiyle ortaya asıl doğru çıkacaktır. Bildiğimiz sandığımız doğruları değil Asıl doğruları bulabilmek yanlışlıkları ortadan kaldıracaktır. Tüm düşünceleri okumak Yaradanımızın takdirine kalmıştır. Hangi kul omzuna O yük ağır gelmez ise, bizlere en büyük armağanı Nefesinden nefis katan, Nefesinden nefes veren, dokunuşuyla, bakışıyla, ol deyişiyleHayat veren Yüce Yaradanımız derin sandığımız unutulmaz yaralarımızın bile bir nefesle geri alıp Yok ol demesiyle bir son bulup, yeni başlangıçların habercisi gibidir. Asıl doğruları bulmadan her dileğimizin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Asıl doğruları bulduktan sonra neden Tüm düşüncelerimiz gerçek olmasın! Gün gelir tüm doğru düşüncelerimiz gerçekleşir. Bizim bedenlerimiz dilediklerimizin farkına varmasa bile, dilediklerimizi bu dünyada yaşamasak bile, yapacaklarımız yarım kaldı düşüncesi olsa bile, düşündüklerimizi yaşayamadık desek bile Dünyada bırakmış olduğumuz doğrular(iyilikler) ve bedenimize ait genler (bizi biz yapan parçalar) ileriki nesillere yayılarak; dilediklerimizi gerçekleştirip, dileklerimizi yaşayıp, yarım kalanları tamamlayıp, düşündüklerimizi yaşayıp bizleri mutlu edeceklerdir. Bu yüzden elimizden geldiği kadar kötü olayları unutup hep iyi şeyler düşünmemiz gerekmektedir. İnsanoğlu kendisini affederse bir başkalarını affede bilir. Bu özelliğimiz her şey gibi Yüce Yaradanımızdan gelmektedir. Biz affettiğimiz sürece hiç şüphesiz Yüce Yaradanımız biz kullarını affedecektir. Beddualar değil de iyi(esaslı veya hayırlı) dualar etmemiz gerekmiyor mu? Bedduaları duymak yerine kim istemez ki dualarımızı iyi düşünce ve hayaller ile süslemeyi. Başkasına yapılan dua istek, dilek bile kişi farkına varmadan kendisine yapıyor sayılmaz mı? Başkalarına yapılan Beddualar kişinin kendisine yaptığı hakaret gibidir. İnsanoğlu kendisine veya bir başkasına hakarette bulunursa; Yaradanımızın Yaratmış olduklarına hakaret etmiş sayılmaz mı? Yaradanımızın takdirlerini hiçe sayıp bizim beddualarımızın kabul edilmesini beklemek, sürekli aynı bedduaları tekrarlamak kişinin kendisine yapmış olduğu dua olarak sayılmaz mı? Yıllar sonra veya yıllar önce yapılan dualar neyse, dua ede kişilere aynen iade edildiği hiç düşünülmedi mi? Muhakkak düşünen olmuştur. Düşünmediyseniz, şu an okuduklarınızla düşünmenizde vesile oluyorsam ne mutlu! Tüm düşünceleri okumak bizlere her şeyi kazandırmaz. Asıl önemli olan kendi doğru ve yanlışlarımızı okuyabilmemizdir. Başkalarının kusurlarını kurcalamak, hor görmek Kendi doğrularımızı bulmamızı zorlaştırır.
14) Telepati her an kurulabilmekte midir?
Cevap14: Telepatici başka işlerle meşgul oluyorsa ( müzik dinlemek, film seyretmek vb ) Beyin filme veya müziğe yoğunlaşacağından diğer düşünceleri algılamaz. Fakat gelen dalga düşüncesi aşırı yoğun ise her an algılanabilir.
15) Telepati iyi ve kötü düşünceleri nasıl ayırt eder?
Cevap15: Cevap 11de denildiği gibi, tek kelimeyle özetleyecek olursak; İrade
16) Telepati yoluyla kişinin düşüncesi okunduktan sonra yapacağı hareketler veya davranışlar önceden görülebilir mi?
Cevap16: Cevap 13te yazdığı gibi, Her şey gibi her şeyi Yüce Yaradanımıza mahsustur. Omzumuza O yük ağır gelmediği sürece tüm düşüncelerimiz neden olmasın? Sevdiklerimizin yok olacağı günü bilmek, o günü her gün düşünerek yaşamak, hayatımızı kâbusa çevirmez mi? Yüce Yaradanımızın bildikleri var ki, Omzumuza gereğinden fazla yük vermediği ne kadar da açıktır. Görmesini bilene. Kim bilir, asıllar sonra insan beyninin mükemmelleşmesiyle; geleceği görme ihtiyacımız bile kalmaya bilir. Zamanı hükmettikten ( kontrol altına almaktan ) sonra, gelecek ve geçmişin ne anlamı kalır. Sonsuz yaşam süreci sizce çok büyük bir hayal midir?
17) Telepati yolu ile kişi ne düşünürse ancak o düşünceler mi okunmaktadır?
Cevap17: Evet, telepatici karşısındaki kişinin iyi düşüncelerinden daha çok kötü düşüncelerini algılamak ön plana çıkmaktadır.
18) Temas yoluyla telepati kurmak mümkün mü?
Cevap18: Temas olunca telepati farklı durumlara göre değişir. Kavga (savaş) aşamasında öfkemize yenik düşersek; irademizden çok kas güçlerimiz devreye gireceğinden doğru düşünme yerine, kişi kendisini savunma ihtiyacı duyacaktır. Sevişme esnasında ise; bir kişi evet diğer kişi hayır demesi durumunda yine kişi kendisini savunma ihtiyacı duyacaktır. İki kişinin evet demesi durumunda ise Toplumları oluşturan en küçük çekirdek Ailelerin oluşmasında katkısı olacaktır. Asıl Doğru İnanç olduğu sürece Aileler huzurlu yaşam süreceğinden; Toplumların da refah yaşam sürdürmesine katkıları olacaktır.
19) Telepati kurmak bir lanet midir?Cevap19: Yüce Yaradanımızın takdiridir. Birbirlerini gerçekten seven ve tanıyan tüm insanoğlu farkına bile varmadan telepati kurabilmektedir. Düşüncelerimizin doğruluğu sayesinde huzurlu yaşam sürmekteyiz. Yanlış yolda olanlar istedikleri kadar zengin olursa olsunlar; gerçek huzuru bulmakta zorlanır. Elde edilecek bir şey kalmadıktan sonra, bir amaç olmadıktan sonra insanoğlu Dünyadan çabuk sıkılmaz mı? Her şeyi elde etmiş olsaydık çabuk bıkmaz mıydık? Varlıktan yokluğa giden yol tekrar yokluktan Varlığa gidiyor. Asıl doğru yolu bulabilene. Herkesin Asıl doğruları bulacağına inanıyorum. Hamdolsun!
Cevap hayır ise:
A) Düşünmeden düşünürüz.
B) Düşünmeden konuşuruz.
C) Kendi kendimize düşünürüz.
D) Boş düşünürüz.
E) Rüyalar veya kâbuslar görmeyiz. Veya hatırlamadığımız için unuturuz.
F) Telepati kurmayız.
İnsanın kelime darcığı haznesi ne kadar geniş ise iletişim kurma kabiliyeti de bir o kadar kolaydır. Lakin sohbet halindeki bireylerin kelime bilgilerinin bir birleriyle eşit veya yakın olmaması durumunda iletişim iki taraf için güç olmaktadır.
Örnek: İngiliz ve Türk iki arkadaş yan yana gelir. Yabancı dil bilgileri yoktur. İlk çağ insanlarının yaşadığı gibi bedensel dil iletişimini kullanırlar. Zaman içinde tüm hareketler, nesneler iki taraf arasında kelimelere dönüşür. Böylece iki arkadaş birbirlerinin dillerini öğrenmiş olur. İletişim kurmak kolaylaşır.
Bu durum bize neyi göstermektedir? Bilgilerimiz en üst düzeyde olsa da; bilgilerimizi karşı taraf ile paylaşırken kolay iletişimi sağlamak için Ortak bir dilin olması gerektiğidir. Dünyanın ortak dili şu an İngilizce olarak kabul edilmektedir.
Düşüncelerin okunması yanılgı ise; Hiç olmazsa sizlere düşüncelerimi aktardım.
Sonuç: Şu an ki zaman diliminde teknolojiyi kullanarak iletişimi sürdürüyoruz. Gün gelir teknolojide gider. Telepati gelir. Teknolojinin sayesinde mi kim bile bilir. Belki de insanoğlunun güzel düşüncelerinin meyveleri olamaz mı?
Düşündüğümüz tüm duaların, güzel düşüncelerin, asıl doğruların gerçekleşmesi dileğiyle.
İnsanoğlunun zaman içinde ussal olarak olgunlaşması sonuçları nelerdir? Beyin düşüncelerini algılamanın da sınırları bulunmakta mıdır? Bunlar nelerdir?
1. En önemli madde: Dil Lisansı ( kelimeleri anlamak için Ülke dillerini bilmek) Tüm ülke dillerini konuşmak zor olacağından, Tek bir evrensel dil siteminin oluşmasına neden olacaktır. Tek bir dil sistemi olduğu zaman;
Herkesin iletişim kurması zaman içerisinde kolaylaşacağından; tüm bilgiler yeni nesillerin genlerine işlenip, her yeni doğan neslin tüm konuşma ve davranışları tekrarlama yaşayacağından ( sürekli tekrar sonucu beyinde oluşacak olan bilgi kalıtımı ); her yeni neslin davranışları sezme gücünün olgunlaşmasıyla birlikte; zaman içerisinde konuşmalara ihtiyaç duyulmadan; tüm iletişimin sezgisel olarak beyinde gerçekleşmesiyle birlikte; telepati gücünün artması ile; iletişim kurmak daha da kolay hal alabilir. O süreç gelene kadar teknoloji insan gücünden hep bir adım önden gidecektir.
2. Yalan güdüsünün ortadan kalkması sonucu; Dürüstlük olgusu kavranıp, herkes asıl doğru yolu bulacağından suç( yanlış, günah) işleyecek kadar cahil bir beyine sahip olmayacaklarından, ortalama bir IQ seviyesiyle adil ve refah yaşama ihtiyacını hissetmelerine neden olacaktır. Günümüzde yalan güdüsü devam ettiği sürece yanlış olguları doğru bilenler; kendilerinin yanlış olgusal doğrularını savunma ihtiyacı duymaları sonucunda, bir o kadar da yanlış bir yola yönlenmeye ısrar etmelerine nenden olabilir. Telepati kuran kişilerle kuramayan kişiler aralarında büyük bir cahillik( bilgi yetersizliği) farkı kıskançlık güdüsü oluşturur. Telepati kuranların eski dönemlerdeki gibi çağ dışı ilkel saldırılara maruz kalmalarına neden olacaktır.
3. Telepati gelişeceğinden tüm insan beyinlerini eş zamanlı olarak düşüncelerini algılamak, tıpkı herkesin aynı anda konuşup, hiç kimsenin hiç bir şey anlamamasına neden olacağı gibi, büyük bir ses gürültüsünden (uğultusundan) farkı kalmayacaktır. Fakat bu olguyu kontrol edebilen telepati kişisi istediği kişiye yoğunlaşarak var olan düşünceleri algılayabilir. Ancak iki tarafın da telepati kişisi olması hiç konuşma olmadan ( araç gereç kullanmadan) ussal algılama yoluyla iletişim kurmaları kolaylaşır. ( Tıpkı bir bay ve bir bayanın konuşmadan, seks yoluyla duygularının ifade edilmesi boşalması gibi ) İki taraf arsındaki büyük arzunun aynı noktaya yoğunlaşması ve istenilenin elde edilmesi nasıl zevk veriyorsa. Telepati kuran kişiler beyin okumaya yoğunlaşmamış olsa bile karşı kişilerin düşüncesel olarak ifade ettikleri büyük arzusal isteklerin istem dışı algılanmasına neden olmaktadır. Bunu algılayan telepatici, o arzuları düşünen kişinin iyi duygularını veya kötü duygularını sezimler. Karşı tarafın kalbini kırmamak için, doğru düşünce olmasına rağmen yanlış davranışların meydana gelmemesi için kendi bedenini dizginlemeyi başarması. Telepatici için büyük bir başarı sayılabilir.
Örnek: Yolunda yürüyen bir bay karşısından gelen kişinin tipini beğenmez. İçinden
(düşüncesel olarak) topa bak gibi argolu kelime düşünürse; telepatici bunu algılar fakat söz ağızdan çıkmadığı için anlayışla karşılamak zorundadır. Çevredekilerde böyle kötü sözleri kulaklarıyla duymadıkları için, telepatici kendisini savunamayacaktır. Bu yüzden olay çıkartmadan tebessüm ederek yoluna devam etmesi büyük bir olgudur. Hor gördüğünüz bir kişiyi gün gelir farkına bile varmadan en çok ihtiyaç duyduğunuz kişi haline gele bilir. Kötü sözü aklından geçiren kişiyi telepatici tanımasına karşılık, yine soğukkanlı bir şekilde yardımcı olmaya çalışması daha da büyük bir olgudur. Bu gibi örnekler o kişinin telepati gücünün artmasına etken olabilir. Fakat kötü bir tepki veya davranış (saldırı) sergilemiş olsaydı, doğruları tek kelimeyle yanlış olurdu. Ki bu olayın telepatide yeri yoktur. Çünkü tüm düşüncelerin gerçek olabilmesi için doğru davranışlarda bulunması gerekmektedir. Hem zihnen iyi(doğru) düşünce hem de bedenen iyi(doğru) düşünce Yaradan inancı olarak ta ruhen iyi(doğru) düşünce üçgeni telepatinin temeli gibidir. Bu üçgenden bir tanesinin olmaması durumunda savaşlar, tartışmalar, kavgalar, vb. kötü davranışlara neden olmaktadır.
4. Karşı tarafında kıskançlığına yenik düşmeyerek, verilen cevabı doğrulaması gerekmektedir.
Örnek: Aklınızda büyük bir düşünceyi tekrarlayın desem.
Çoğunluk fark etmeden yazıyı okuma esnasında bilinmeyeni defalarca tekrarlamıştır. Çoğunluğun ortak düşüncesi Yüce Yaradanımız desem. Ben düşünmedim diyen yalan söylemiş olacaktır. Neden? Kişi içinden kendisinin bile anlayamayacağı kelime oyunları oynamaya başlayıp, telepaticiyi yanıltmakla kalmayıp, yalancı durumuna düşürme çabasına neden olacaktır.
Oysaki en büyük erdem yenilgiyi kabul etmektir. Aynı zamanda da kazanan rakibin tebrik edilmesi gerektiği de unutulmamalıdır. Çünkü iki taraf tebrikleştiği zaman kazanan tek bir kişi değil, her iki rakip kazanır. Neden? Kazanan rakip sevincini paylaşırken, yenilen rakip üzüntüsünü paylaşmış oluyor. Sonuç; paylaşmanın önemidir. Şu an yazılarımı sizlerle paylaşmam gibi. Kazanan ben, kaybeden siz, sevinen ben, üzülen siz; yazının paylaşılmasıyla birlikte gerçekleri görmekle; kazanan siz, kaybeden ben olsam neyi değiştirir. Paylaşmanın sevinci olduktan sonra asıl doğru olan anahtar kelime Güven duygusu ortaya çıkmaktadır.
5. Telepatiye günümüzde ütopyanın ütopyası gözüyle bakılması vb sebepler.
Peki, telepatinin sonu ne olabilir?
Zihinlere hükmetme veya üstün gelme çabalarının başlaması, mekânın kontrolünü ele geçirmeye, zamana hükmetmeye ve en sonunda da mutlak ve asıl doğru olan güce meydan okumaya kadar giden bir süreç. Asıl doğru olan mutlak güçten çıkıp parçaların birleşmesiyle oluşan bir bütün gibi tekrar O asıl doğru olan mutlak gücü oluşturana dek. Bir Bütünün parçası olduğumuzu unutmayalım. Yanlış bilgilerle yalnızca oyalanmış oluruz.
Bazı kişiler, Akıl okumak bir tek Allaha mahsustur desin dursun. Oysaki önceden de belirtmiş olduğum gibi; Yüce Yaradanımız hiçbir kulunun omzuna gereğinden fazla yük vermemiştir diye yazmıştım. Kim hangi hakla yüce Yaradanımızın kimin omzuna ne kadar yük verdiğini sorgulaya bilir. Yüce Yaradanımız istediği kuluna istediği hakkı tanıya bilir. Neden derseniz? Asıl doğruları bilen O dur. Kimin doğru(iyi) kimin yanlış(kötü) olduğunu içtenlikle bir tek Yüce Yaradanımız doğrulayabilir(iyilikle ödüllendirir). Ve hangi kuluna hangi ödülü veya hediyeyi, ceza veya azap vermek Yüce Yaradanımıza (Asıl Doğruya) mahsustur. Bu olgular Yüce Yaradanımızın güçlerini elinden almak amacında değildir. Biz (Asıl doğruları) öğrendikçe, güçlendikçe Yüce Yaradanımızın bu olguları doğru olan kişilere severek paylaşacaktır. Akıl okumak, duvarların ötesini görmek, uçmak vb teknolojik araç gereçlerle bunlar zaten mümkün. Oysaki öyle bir güç var ki, hayallerimizin ötesinde bekleyen sonsuz bir yol gibi. Yüce Yaradanımızın bu yolda kaybolmamızı önlemek için beyaz bir ışık gibidir. Görmesini bilene. Akıl okumayı büyük bir güç sanmayın! İçinden tek bir zerre kötülük geçmeyen her kula verilen bir lütuftur. Ne olursa olsun Yüce Yaradanımızın kudretinin ışığına muhtaç kalırız. Ta ki kendi benliğimizi bulana kadar.
Olmayan sınırları oluşturan biziz. Peki, asıl aşılması gereken sınırları aşacak olan yine biz değil miyiz?
Bilinmeyenlerle dolu bir Âlemde yaşıyoruz. Asıl bilinmesi gerekeni öğrenmedikten sonra; bildiklerimizin aslında bir hiç olduğunun farkına varırız. Zamanla unutulur gider. Fakat kaldığımız mekân veya zaman boşluğunda bizi unutmayan Yüce Yaradanımızdır. Yüce Yaradanımıza ulaşmamız için yapmamız gereken tek şey; Asıl pişmanlık duyulana kadar yaptığımız hatanın farkına varabilmek ve Yüce Yaradanımıza sığınmaktır Yüce Yaradanımız kudretinin ışığı altında biz kullarını yolundan ayırma
Not: Yukarıdaki Soru ve Cevap yazıları şahsıma aittir. Hiçbir yerden alıntı yapılmamıştır. Tüm yazdıklarım hayal gücümün eseridir. Düşünceleri algılamak sağlıklı bir olay mıdır? diye internette yaptığım araştırmalar sonucu; Düşünceleri algılamak veya Akıl teorisi, tüm sağlıklı insanların sahip olduğu bir yetenektir.
Sağduyu diye düşündüğümüz olguların; aynı anda bir başkaları tarafından düşünülen olgular olamaz mı?
Güzel şeyler düşünmeye davet edildiniz!
Karamsar olmayalım!

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Telepati
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |