Okunma: 4032 kez
İnsanoğlu, fiziksel ve beyinsel işlevlerinin kendisini rahatsız eder bir niteliğe dönüşmesi ve bu rahatsızlık verici durumları ortadan kaldırmak istemesinin sonucu olarak uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle tanışmıştır. İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgili çalışmalar, tıp ve eczacılığı geliştirmiş, çeşitli drog ve ilaçlar bulunarak tedavide kullanılmıştır.
( www.genbilim.com )
UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDELER
İnsanoğlu, fiziksel ve beyinsel işlevlerinin kendisini rahatsız eder bir niteliğe dönüşmesi ve bu rahatsızlık verici durumları ortadan kaldırmak istemesinin sonucu olarak uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle tanışmıştır. İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgili çalışmalar, tıp ve eczacılığı geliştirmiş, çeşitli drog ve ilaçlar bulunarak tedavide kullanılmıştır. Bazı drogların amaç dışı kullanımında ortaya çıkan etkileri insanoğlunun hoşuna gitmiş ve bunlara da tıpkı ilk çağlardan beri kullanılan bitkiler gibi alışmış ve müptela olmuştur. Drogların tedavi dışı bu kullanımına, amaç dışı kullanım veya suistimal denir. Bazı droglar, kişisel ve duygusal gereksinimlerin drog olarak giderilmeye çalışılması nedeniyle psikolojik bağımlık, bazıları ise hem psikolojik hem de uzun süreli kullanımlarda drogun kesilmesi durumunda yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile belirlenen, organizmada droga karşı gelişen, bireylerin sağlığı ve toplumun geleceği için tehlikeli olan fizyolojik bağımlılık yaparlar.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri türlerine göre aşağıdaki sınıflandırmaya tabi tutabiliriz;
I - NARKOTİKLERA) AFYON VE TÜREVLERİ
1 ) AFYON
2 ) MORFİN
3 ) KODEİN
4 ) METADON
5 ) EROİN
B) KENEVİR VE TÜREVLERİ
1 ) REÇİNE ESRAR
2 ) TOZ ESRAR
3 ) PRES ESRAR
4 ) GONCA ESRAR
5 ) LİKİT ( SIVI ) ESRAR
C) MANTARLAR II - UYARICLARA) STIMULANTLAR
1 ) AMFETAMİNLER
2 ) KOKAİN
3 ) KAFEİN
4 ) NİKOTİN
B) SENTETİKLER
1 ) ECSTASY ( MDMA )
2 ) CAPTAGON
3 ) METHAMFETAMİN
4 ) LYSERGIC ACID DIETHYLAMID ( LSD )
5 ) KETAMINE HYDROCHLORIDE ( KETAMIN )
6 ) GAMMA HYDROXYBUTYRATE ( GHB )
7 ) PHENCYLIDUNE (PCP )
C) DEPRESANTLAR
1 ) BARBİTÜRATLAR
2 ) ALKOL (ETİL ALKOL)
3 ) METAKIALON
4 ) MEPROBAMAT
5 ) DİAZEM
6 ) KLORDİAZEPOKSİT
III - İÇE ÇEKİLEN MADDELER
I - NARKOTİKLER ( UYUŞTURUCULAR )
Morfin türü ağrı kesici doğal, yarı yapay ve yapay drogların tümüne narkotikler, narkotik analjezikler veya opiyatlar denir. Narkotik terimi Yunanca ‘Narkotikos’ kelimesinden gelir. Uyuşukluk, rehavet, miskinlik durumunu ifade eder.
A) AFYON VE TÜREVLERİ
1 ) AFYON : Afyon; haşhaş kozasının çentiklenmek (çizilmek) suretiyle akan süt gibi beyaz özsuyundan elde edilmektedir. Hava ile temas ettikçe koyulaşır ve kahverengi bir renk alır. Haşhaş; dallı-budaklı, her sene tohumdan yetişen; beyaz, pembe, kırmızı ve mor renkte çiçek açan bir bitkidir. Olgunlaşan haşhaş bitkisinde, fındık ve küçük portakal büyüklüğünde bir kapsül (koza) oluşur. Kozanın kendisi bir uyuşturucu madde değildir. Afyon ve türevlerinin elde edildiği bir kaynaktır. Haşhaş bitkisinin değeri elde edilen morfinin yüzdesinin yüksekliğiyle ölçülür. Afyon keskin, hoş olmayan kokusu ve acı bir tadı vardır. Bileşiminde takriben; %10 morfin, %5 kodein, %6 narkotin bulunabilmektedir. Ayrıca afyonun içeriğinde şeker, protein, kauçuk yağı gibi maddelerle birlikte sayıları 25’i geçen alkaloid denilen zehir mevcuttur. Afyonun en önemli ve başlıca alkaloidi morfindir. (Alkaloid: içeriğinde bulunan diğer maddelerin genel adıdır.)
2 ) MORFİN : 1805 yılında Almanya’nın Hannover kentinde çalışan eczacı Friedrich Wilhelm Adam Serturner, amonyaklı bir eriyik yardımıyla afyondan morfini ayırmış, hayvan deneyleri sonucu bu maddenin uyku verdiğini bulmuş, yunan mitolojisinde uyku tanrısının adından esinlenerek bu maddeye morfin adını vermiştir. Sertuner, morfinli yaptığı araştırmaların 1812 yılında Afyonun Analiz adı altında yazıları yayınlanmıştır. Haşhaş bitkisinden çıkan, afyon somunundan elde edilen morfin, morfin hidro klorür yada morfin sülfat tuzu olarak kullanılır. Morfin hidroklorür, beyaz ince uzun kristaller şeklinde olup; suda % 25, alkol ve gliserinde kolay erir. Morfin sülfat, beyaz kuş tüyü gibi yumuşak olup; suda % 15, alkol ve eterde daha düşük oranda erir. Morfin afyonun içinde doğal olarak bulunan bir alkoloiddir. Afyonun üretildiği bölgeye, özelliklerine ve niteliklerine bağlı olarak içinde %8 – 20 arasında morfin bulunabilir. Genel olarak %14-15 arasında morfin içeren afyonun iyi ve beğenilen nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
3 ) KODEİN : Afyondan elde edilen kodeinin kimyasal yapısı metilmorfindir. Renksiz beyaz kristaller yada toz şeklinde bulunur. Suda % 1oranında, alkol ve klaroformda daha yüksek oranda erir. Kodein il olarak 1833 yılında Fransa’da, Bobliquet tarafından afyondan ayrıştırılmıştır. Kodeinle ilk klinik araştırmayı 1834 yılında yapan Barbier, 65 – 130 miligram arasında değişen miktarlarında uyuşturucu ve uyku verici etkisi olduğunu göstermiş, buna keyif hali ve rahatlık veren etkileri de eklemiştir.
4 ) METADON :
Metadon, içerisinde afyon içeren tıp alanında kullanılan tıbbi bir ilaçtır. Yanlış kullanımlarında bağımlılık yapması kaçınılmazdır. Bu ilacın doktor kontorlü dışında kullanılması insanlar üzerinde ciddi tehlikeler oluşturur.
5 ) EROİN :
Eroin uyuşturucu etkiye sahip sert (‘hard’) uyuşturucular gurubuna girer. Eroin morfinin yarı sentetik bir türevi olup, kimyasal yapısı diasetil morfin hidrokloriddir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Beyaz renkli, suda kolay eriyen bir tozdur. Morfinden daha güçlü analjezik etkisi vardır.
Eroin ilk olarak, Almanya’da Bayer fabrikalarında çalışan kimyacı Dressler tarafından elde edilmiştir. Beyaz toz eroin saf olarak satılmaz, satıcıların ‘katkı’ adı verdikleri maddelerle karıştırılarak satışa hazır hale getirilir. Sokaklarda üretim safhasında meydana gelen kirlilikten ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayı kahverengi tonlarda olur. Eroin, Güney america, Güneydoğu ve Güneybatı Asya ve Meksika’da üretilmektedir.
NASIL KULLANILIR: Eroin burundan çekilebilir, sigara gibi içilebilir veya su ve bir asitte (limon suyu – soda) eritilmiş olarak damardan şırınga ile enjekte edilebilir. Eroin genellikle alüminyum parçasının üzerine konulur ve bir borucuktan buruna çekilir ( buna ‘chinezen’ denir).
ETKİLERİ: Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara ‘ağrıların ertelenmesi’ demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlarda bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir. Fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır.
KULLANIM İŞARETLERİ: Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı kadar küçülür. Ayrıca; iştahının kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikler hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yanınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağırır, diyare olur, burun kanaması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımından sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır.
RİSKLERİ: Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Eroin ağrıları uyuşturduğu için, hastalıkların farkına varılmayabilir veya geç varılabilir. Burundan çekilen eroinin de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvetli bir eroini veya alkol gibi başak uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucu enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hastalıkların veya enfeksiyonların oluşmasına neden olabilir. Bunlardan bazıları; endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilir. Son olarak enjeksiyon, apselere ( acılı bir cilt yarası ) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir.
SOKAK ADLARI: Uyuşturucu, afyon, kahverengi, smack, dope, H, junk, gevher, süprüntü, beygi, beyaz cevher, şey, kar, sır.
SON OLARAK: Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigaragibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Bazı bağımlılar eroini sadece yoksunluk krizleri yaşamamak için kullanmaya devam ederler.
B) KENEVİR VE TÜREVLERİ
Esrar, dünyanın hemen tüm coğrafi kesimlerinde yetişebilen kenevir bitkisinden elde edilmektedir. Bitkinin özsuyunda bulunan uyuşturucu aktif maddesi Tetra Hydro Cannabinol’ü haşahaş bitkisinde olduğu gibi kolayca elde etmek mümkün değildir. Ancak, bitkinin kendisinin çeşitli yollarla işlenmesi sonucunda içindeki özsuyunu muhafaza etmesi sağlanarak kullanımı mümkün olmaktadır. Bir de bitkinin gövde ve yaprak bölümlerinde bulunan aktif maddenin değişik oranlarda olması nedeniyle bitkinin değişik bölümlerinden ayrı esrar ürertim yapılması esrar maddesinin çeşitlerini daha da artırmaktadır.
1 ) REÇİNE ESRAR
Kenevir bitkisinin yapraklarının üzerindeki reçinenin çıkarılmasıyla elde edilen esrara ‘ reçine esrar’ denir.
2 ) TOZ ESRAR
Kenevir bitkisinin yapraklarının toplanarak kurutulması sağlandıktan sonra elekten geçirmek suretiyle elde edilen esrara ‘ toz esrar’ denir.
3 ) PRES ESRAR
Kenevir bitkisinden elde edilen maddenin nakliyesini kolaylaştırma amacıyla çeşitli şekillerde preslenmesi sonucu oluşan esrara ‘ pres esrar’ denir.
4 ) GONCA ESRAR
Kenevir bitkisi içerisindeki aktif maddenin fazlaca bulunduğu üst yapraklardan elde edilen esrara ‘ gonca esrar’ denir.
5 ) LİKİT ( SIVI ) ESRAR
Kenevir bitkisinden elde edilen esrarın damıtılmasıyla ‘likit esrar’ elde edilir.
ESRAR:
Esrar uyuşturucu etkiye sahip yumuşak (‘soft’) uyuşturucular grubuna girer. Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bitkidir. THC’nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir. Fakat, çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Kneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır. Esrarın düşük kaliteli olanına Marihuana denir.
NASIL KULLANILIR: Gnellikle sigara gibi içilen esrar elle sarılabilir ve ‘j’ , ‘joint’ , ‘co’ olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlarda çay gibi demlenir ya da kek (‘spacecake’) gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği nedeniyle insanların emin olmadıkları kişilerden bir şey yiyip içmemeleri şarttır. Esrarın bir başka içme şekli nargile usulüdür.
ETKİLERİ: Esrar efekleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre ( içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesinin çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaşır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saat sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur. Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Hoş (‘high’) bir duygu verir, kişi kendini rahat hisseder. İlk kez kullanıldığında kişi şiddetli gülme veya yeme krizine girebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissederler. Renkler ve müzik daha yoğun algılanır.
KULLANIM İŞARETLERİ: Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez. Fakat, kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar ‘ekmek kafa’ olarak adalandırılır.
RİSKLERİ: Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve ‘ ben bağımlı değilim’ deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür. Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde ( ki, esrar ve sigara ayrılmaz ikilidir ) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir. Çok ve sık içilen esrar kişisel gelilmeyi önler, ruhsal bağımlılık yaratabilir. Esrar olmadan kendini rahat hissetmeme durumları oluşur.
SOKAK ADLARI: Pot, weed, herb, grass, chron or chronic, blunt, Mary Jane, boom, sticky green, Bombay, Indo, frosty leaves, spliff, dagga, bomb, shwag, dank, tress, doja, esrar, ot, kubar, sarı kız, hint keneviri, haş haş, cigaralık, co, mühür, popik.
SON OLARAK: Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklama, yargılama ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bunlarla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.
C) MANTARLAR
Mantarlar, algılama sürecinde değişiklik meydana getiren sert (‘hard’) uyuşturucular grubuna girerler. Mantarlar, psilosibin ve/veya psilosin içeren maddelerdir. Psilosibin ve psilosin algılama sürecinde değişilik meydana getiren maddelerdir. Bunlara ‘sanrısal hayallere’ neden ola maddeler denir.
NASIL KULLANILIR: Mantarlar taze veya kurutulmuş olarak yenebilir.
ETKİLERİ: Mantarlar hafif sanrısal bir etkiye sahiptir. Sanrısal hayaller (‘trip’) dalarsın. Gerçek dünyadan farklı bir dünyada yaşarsın. Zaman ve mekan kavramlarında geğişiklik yaşanır. Susayabilir, üşüyebilir veya mide bulanabilir. Mantarların etkisi dört ila altı saat sürebilir. Kısa sürede ardı ardına kullanıldığında mantarlar etkisini yitirir. Bu nedenle mantarlara bağımlı olma ihtimali azdır.
RİSKLERİ: Dalındığı sanrısal hayal (trip) yüzünden zihin karışabilir ve tedirgin olunur. Korkulara yakalanabilinir, buna göre ‘kötü sanrısal hayal’ (‘bad trp’) oluşur. Mantarları kendi başına toplamak risklidir. Aranılan mantarlara benzeyen zehirli hemcinsleri tehlike oluşturur.
SOKAK ADLARI: Paddo, psilo.
II - UYARICILAR A) STIMULANLAR
1 ) AMFETAMİNLER:
Amfetaminler, sentetik olarak elde edilirler. MSN üzerinde uyarıcı etki yaparlar. Fiziksel performansı yükseltiğinden günümüzde sıklıkla başvurulan doping maddesidir. Amfetaminler; ruhsal yaşantıyı uyaran ilaçlar arasında yer alır. Amfetaminlerin temel yapısını, fenilatilamin çekirdeği oluşturur. En sık rastlanılan tipi fenitilin, metamfetamin veya amfetamin+kloramfenikol ‘Captagon’ adı altında satılan tabletlerdir. Kimyasal yapılarına göre, uyarıcı etkileri birbirinden farklı, değişik amfetaminler vardır; en çok tanınanları şöyle sıralanabilir:
Amfetamin (benzedrin)
D-Amfetamin (Dexedrine)
Metamfetamin (Desokxyn)
Fenmezatin (Preludin)
Bunlar arasında bağımlılar tarafından yaygın olarak kullanılan amfetamin (benzedrin) ve D-Amfetamin (Dexedrine)’dir.
1920 yılında ABD’de solunum yolları ve benzeri hastalık tedavisinde kullanılan efedrinden daha etkili bir madde araştırılırken amfetaminler rastlantı sonucu bulunmuştur. Önceleri ağız ve burun yoluyla kullanıldığında sadece solunum yollarını genişlettiği sanılan bu maddenin beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindeki etkilerinin tanınması 1930 yılına kadar süren çalışmalar sonucu gerçekleşmiştir. 1940 yılından sonra değişik hastalıkların tedavisi için oldukça geniş uygulama alanı bulan amfetaminlerin tedavi sınırları bağımlılık yapmaları ve yan etkileri sebebiyle gittikçe daraltılmış 1970’li yıllardan sonra da belirli bir-iki hastalığa indirilmiştir. Dünyada zayıflama amacıyla amfetamin yada bu maddeyi içeren ilaçları kullananlarda bağımlılık yapması yan etkisi olması ve ruh hastalıklarının ortaya çıkması nedeniyle uygulama alanlarından kaldırılmıştır. Bugün; amfetaminler ender olarak aşağıdaki durumlarda kullanılmaktadır.
Narkolepsi adı verilen, gün içinde özellikle tekdüze işlerin yapıldığı sırada ortaya çıkan önüne geçilmez derecede güçlü uyuklama durumu olan ve ender görülen bu hastalığın tedavisinde;
Hiperaktif adı verilen, aşırı derecede hareketli olan çevreye uyumu güç ve okul başarısı düşük olan, beyin zedelenmesi geçirmiş çocukların tedavisinde;
Bazı sara (epilepsi) türlerinde yardımcı ilaç olarak kullanılmaktadır.
Bu ilaçlar ruhsal çöküntü durumların tedavisinde, yalnız yada diğer antidepresan ilaçlarla birlikte kullanılan amfetaminlerin kaugı, tedirginlik, intihar eğilimleri ve eylemlerini arttırdığı görülerek bu tür uygulamalardan vazgeçilmiştir.
2 ) KOKAİN:
Kokain uyarıcı etkiye sahip sert (’hard’) uyuşturucu maddeler gurubuna girer. Kokain, doğal kaynaklı olan uyarılanların etkilisi olarak bilinmektedir. Kokain, Güney Amerika kıtasının kuzey ve Kuzeybatısı boyunca uzanan And Dağlarındaki ılıman iklim koşullarında yetişen ve Erythoxylon Coca olarak adlandırılan bitkinin yapraklarından elde edilen bir alkoloiddir. Merkezi sinir sistemi üzerinede uyarıcı etkiye sahip bir uyuşturucu maddedir. Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince kristalize bir tozdur. İlk kez 1860 yılında Alman kimyacı Albert Niemann tarafından koka yapraklarından ayrılarak elde edilmiştir. ABD’de 1900’lerin başında ilaç, tehlikesi anlaşılana kadar, koka kola gibi içeceklerde yaygın bir biçimde kullanılmaya başlandı. Kokainin hammaddesi Kolombiya’da yerleşik kokain karterleri tarafından; Peru, Kolombiya sınırında işlenerek Kolombiya’da üretilen kokainle birlikte Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerine sevk edilmektedir. İkinci büyük koka yaprağı üreticisi Bolivya’nın Chapare vadisinde geniş koka üretim alanları bulunduğu, elde edilen hammaddenin komşu ülkelerden temin edilen kimyasal maddelerle burada kimyasal işlemlere tabi tutulduğu bilinmekte ise de, son zamanlarda Kolombiya kokain kartellerinin bu ülkedeki uyuşturucu pazarında söz sahibi oldukları anlaşılmıştır. Kısaca Kolombiya kokain kartellerinin dünyadaki kokain piyasasının büyük bir bölümünü ellerinde ttukları söylenebilir. Adı geçen üç ülke dışında, Venezüella, Panama, Arjantin ve Ekvator’da az miktarda kokain üretimi olduğu bilinmektedir.
NASIL KULLANILIR: Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. “Crack” kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar veya “kayalar” halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL’nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin “baz” karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. “Crack” tanımı karışımın yakılarak içildiğinden çıkan seslerinden ortaya çıkmıştır.
ETKİLERİ: Kokain kullanımı, kalp atışını arttırır, sahte enerji oluşumunu ortaya çıkarır ve geçici olarak kullanıcılara keyif, güven ve coşku vererek yorgunluğu azalttığı sanılır. Kokain’in efektlerinin süresi alım yoluna ve yoğunluğuna bağlıdır. Crack maddesi yakılarak içildiğinde yüksek miktarda kokaini ciğerlere göndererek damardan enjekte edilmiş kadar kuvvetli bir etki yaratır. Bu efektler neredeyse hemen ortaya çıkar, çok şiddetlidir ve 5 – 10 dakika sürer.
KULLANIM İŞARETLERİ: Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır ve normalden fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep izlenildiğinin sanısındadırlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp etışı ve tansiyon da artar. Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan etkileri kilo kaybı, depresyon ve bitkinliktir.
RİSKLERİ: Zamanla, kokaini her gün alan birçok kullanıcı uyuşturucuya karşı tolerans geliştirir, yani yarattığı etkileri yeniden yaşayabilmek için daha çok kullanmaya başlarlar. Kokain ve crackin etkilerinin kısa süreli olduğu düşünülürse kullanıcı sürekli olarak ilk ulaştığı “ sanalı” kovalar duruma gelir. Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş ortaya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain/crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş olur, böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır. Kokain buruna sürekli çekilmesi durumunda, burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Sürekli kullanımında, burun deliklerinin arasındaki dokunun delinmesi durumları oluşmaktadır. Kokain/crack’in yakılarak içilmessi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokain enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokain ka sistemine karışmasına ek olarak, enjeksiyon araçları paylaşıldığında HIV enfesiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler.
SOKAK ADLARI: Coke, C, K, Burun Açıcı, blow, Charlie, baz, çilek, beyaz, toz, free bas, kaya, crack, kristal, cennet tozu.
3 ) KAFEİN:
Kahve tohumunda bulunan Kafein, kahvenin etkili maddesi olup, merkezi sinir sistemi üzerinde hafif (‘soft’) bir uyarıcı etkiye sahiptir. Kafein laboratuarlarda sentez yoluyla da elde edilir. Kafein ve Kafein içeren ilaçlar tıp alanında dolaşım ve solunum sistemini güçlendirici olarak kullanılır. Ancak ilaç olarak kullanılan kafein kötü kullanımı ve bağımlılık yapması söz konusu değildir. Kafeine bağlı kötü kullanım ve bağımlılık kafein içeren kahve ve içecekler için söz konusudur. Az miktarda alınan kafein yorgunluğa karşı direnci yükseltir. Kısa bir süre beden gücüne, zihin çalışmasını, iş verimini artırır, uykuyu kaçırır, uzun süre kullanılması sonucu ruhsal bağımlılık yapmasına karşın fiziki bağımlılık yapmaz. Kimi kişilerde kafeine karşı aşırı duyarlılık vardır. Çok az miktarda alınsa bile kalp vurum sayısını artırır, baş dönmesi, bulantı ve kusma yapabilir.
4 ) NİKOTİN:
Tütün bitkisi (Nikotina tabacum) içinde çeşitli psikoaktif uyuşturucular bulunan bir maddedir. Tütün ürünleri içinde 4000’e yakın kimyasal madde vardır. Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirli ve bağımlılık yaratanıdır. Nikotin aynı zamanda hem uyarıcı hemde yatıştırıcı etkisi gösterir. Doğal olarak renksiz, yakıldığında kahverengi olan nikotin havayla temas ettiğinde tütün kokusu alır. Tüketim yolu fark etmeksizin kolayca kana karışmaktadır.
ETKİLERİ: Nikotin ani bir etkileşim gösterip kan basıncını ve kalp atışını arttırır. Nikotinin anında beliren etkileri maddenin hazmından dakikalar sonra azalır ve bu durumun yeniden yakalanması ve yoksunluk yaşamamak için sürekli sigara içilir ve tabii ki tiryaki olunur.
RİSKLERİ: Günümüzde sigara içenlerin çoğu neredeyse günde bir paket ya da daha fazla sigara içmekte ve hastalık için risklerini arttırmaktadır. Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine ve iki kat daha fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Ek olarak sigara içmek kronik bronşit, empisemi gibi diğer ciğer hastalıklarına sebep olabilir ve astımı arttırabilir. Sigara aynı zamanda ağız, gırtlak, mide, pankreas, böbrek, idrar yolu kanserine sebep olabilir.
B) SENTETİKLER
Bu maddeler temel özelliği; ruhsal yaşantıyı bozmaları, değiştirmeleri ve karıştırmalarıdır. Sentetik uyuşturucular doğal uyuşturucuların karşılığı olarak, çeşitli kimyasal yollarla üretilmiş olan suni uyuşturuculardır. Sentetik uyuşturucular insanların sinir sisteminde yapmış oldukları etkilere göre; Depresantlar, Stimulantlar, Halusinojenler gibi sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Günümüzde, en az tabii narkotikler kadar tehlikeli olan bu maddelerin, kötüye kullanımındaki kolaylık nedeniyle gün geçtikçe tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır.
1 ) ECSTASY (MDMA) :
Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3,4- metilendioksimetamfetamin) uyarıcı bir etkiye sahip sert (‘hard’) uyuşturucular grubuna girer. Ecstasy ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmakla beraber sıvı halde de olabilir. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir “doz” içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır. Merkezi sinir sistemini uyaran Ecstasy, halusinasyonlara da sebep olabilen amfetamin türevi bir sentetik uyuşturucudur. İlk olarak “çeçe sineği” gibi böcekler soktuğunda insanları uyku halinden kurtarmak için 1912 yılında üretildiği bilinen ecstasy; uyuşturucu olarak ilk defa 1985 yılında Hollanda’da rapor edilmiştir. Sağlık uzmanları, bu maddelerin merkezi sinir sistemine ve vücuda olan zararlarını sürekli olarak bildirmektedirler. Moda uyuşturucular olarak bilinen bu tip sentetik maddeler, genelde var olan etkin maddenin özel muameleler ve kimyasal yöntemlerle moleküler anlamda değişikliğe uğratılması neticesinde birtakım ara maddelerin de katılmasıyla üretilmektedir. Ecstasy; “3,4 Metilendioksimetamfetamin”in (MDMA) yaygın ismidir. Ecstasy, feniletilaminler ve halüsinojenik meskalin maddesinin yapısı ile benzerlik gösteren bir kimyasaldır. MDMA tableti alındıktan sonra uyarıcı etkiler hissedilir. Uyuşturucu üreticileri, var olan uyuşturucuların moleküler yapılarını değiştirerek yeni uyuşturucular üretmek ve pazara yeni maddeler sürmek amacını güderler. Amfetamin kelimesi çok kalabalık uyarıcılar grubu için kullanılan bir kelimedir. Speed (hız) olarak bilinirler. Değişik amfetaminlerin çok benzeşen kimyevi yapıları ve etkileri vardır. Tecrübeli kullanıcılar dahi hangisini kullanmış olduklarını anlamayabilirler. Dextroamfetaminler ve Methamfetaminler en çok karşılaşılan iki çeşididir.
Bunlara örnek olarak şu maddeler gösterilebilir:
MDEA: MDMA’dan daha hızlı (2-3 saat) fakat daha kısa süreli bir maddedir.
MDA: Etkisi MDMA’dan daha uzun süren (8-12 saat) ve daha güçlü etkileri olan bir maddedir.
DOB: Güçlü ve (18-30 saat) çok uzun süreli hayal gösterici etkileri olan bir maddedir.
MDOH: MDA ile benzer etkilere sahip bir maddedir. Fakat etki süresi daha kısadır (3-6 saat). Etkiler geçtiğinde şiddetli bitkinlik ve uyuşukluk hali görülür.
NASIL KULLANILIR: Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletleri bulunabirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg dört ila altı saat etkisini gösterir.
ETKİLERİ: Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Genellikle sosyal ortamlarda kullanılan Ecstacy duygusal ( seksüel olması gerekmez) bir madde sayılır. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girer. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktivite etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu rusal duruma doğrudan bağlıdır. Aldındıktan 2* ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlemlenebilir. Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir. Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozuklmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik hisseder.
KULLANIM İŞARETLERİ: Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir.
RİSKLERİ: Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Fiziksel olarak bağımlılık yaratmasa da, “ yaşanılan sanalı” kovalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artırımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağırır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler. Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy’nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır. Ecstasyinin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir.
SOKAK ADLARI: EX, X, XTC, E, beyaz kumrular, soda, uçuş, kanat, pıt, Ayrıca Ecstasy hapları üzerindeki logolara göre de adlandırılmaktadır.
2 ) CAPTAGON :
Sentetik bir uyuşturucu türüdür. Önceleri Almanya’da yasal olarak üretilen bu maddenin üretimi, kötüye kullanımın artması üzerine durdurulmuştur. Üretimin durdurulmuş olması ile birlikte yasal olmayan yollardan, yüksek kazanç elde etmek için çeşitli ülkelerde kaçak olarak üretilmeye başlanmıştır. Piyasada captagon ticari adı ile sürülen ve etken madde olarak fenetylline içeren bu uyuşturucunun özellikle Arap ülkelerinde kullanımı yaygındır. Captagon üretiminde tespit edilen iki aşama vardır. Birinci fetylline maddesinin imal edildiği kimyasal aşama, ikincisi ise elde edilen etkin maddenin tablete dönüştürülmesi olan fiziksel aşamadır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yasadışı yollardan captagon üretimi yapan şahıslar, daha fazla uzmanlık, zaman ve laboratuar malzemesi gerektirdiğinden, fenetylline maddesini doğrudan temin edip, ikinci aşama olan ve çok uzmanlık gerektirmeyen fiziksel aşama devresinden itibaren üretime geçmektedir. Önceleri etkin maddesi fenetylline olarak üretilen ve satılan captagonun, üretiminin yasaklanması neticesinde yasadışı yollardan gizli laboratuarlarda üretilmeye başlanması ile etkin maddesi ve içerisinde ne olduğu tam olarak bilinmeyen, ancak hapların üzerindeki captagon logolarından dolayı captagon adı ile satış yapılan, farklı özelliğe sahip haplarda tespit edilmiştir.
3 ) METHAMFETAMİN :
Methamfetamin, amfetamini ailesinden gelen, Ritalin, Adderal ve Dexedrin gibi bir çok reçeteyle satılan ilaçlarda da bulunan, yasadışı bir uyarıcıdır. Çok aşırı bağımlılık yapan ve oldukça yüksek zehirleyici özelliği vardır. Kısaca METH olarak bilindiği gibi, şeffaf kaya gibi görüntüsü nedeniyle “ice” (buz) olarak da bilinir. Methamfetaminin bir çok değişik formu mevcuttur. “Speed”(Hız) genel olarak methamfetamin tuzu (HCI tozu), olan beyaz veya kırık beyaz bir tozdur. “Crystal”(Kristal) maddenin baz haline verilen addır, kırık cama benzer kristal parçacıkları formundadır. “Ice”(buz) kristal methafetaminin daha yüksek bir seviyesidir ve bir takım kimyasal süreçlerden geçerek cam gibi görünmesi sağlanmıştır.Etkisi, ne kadar kullanıldığına bağlı olarak 2-24 saat arasındadır.
NASIL KULLANILIR: Üretim endüstrisindeki yasa dışı patlamayla beraber methamfetaminin Amerika’da bulunabirliği hızla artmıştır. Kullanım Hawaii’de ve kullanımın yıllardır popüler olduğu batı Amerika’nın metropolitan bölgelerinde en yüksek seviyelerindendir. Son zamanlarda, kullanımı doğu sahilini de içine alacak şekilde yayılmıştır. Amerika’da çok önemli bir kullanım olmakla birlikte, Methamfetamin kullanımı ülkemizde sık görülen bir durum değildir. Methamfetamin kullanıcılar tarafından yutulabilir, burundan çekilir, yakılarak içilir ve enjekte edilebilir. Hızlı ve uzun süren etkisinden dolayı, methamfetamin gece kulübü ve dans kitlesinin seçtiği uyuşturucu maddelerden biri olmuştur.
ETKİLERİ: Methamfetamin maddesi ne şekilde hazmedilirse edilsin, maddeyi kullanan kişi bir “rush” (acele,telaş) veya coşku ve kendine güven hissine kapılır. Methamfetaminin etkileri genel olarak kalp atışında ve kan basıncında artış, uyanıklık, iştahsızlık, artan enerji, fiziksel aktivite ihtiyacı ve uykusuzluk olarak görülür.
KULLANIM İŞARETLERİ: Sık ve/veya ağır kullanılarda göz bebeklerinde büyüme, sürekli konuşma, terleme, diş gıcırdatma, halsizlik ve titremeler rastlanabilir. Methamfetamin kullanan kişi sinirli veya rahatsız bir hale gelebilir. Bazı ağır kullanıcılar paranoid olabilir ve özellikle işitsel halüsinasyonlar görebilir.
RİSKLERİ: Methamfetaminin her türlü alımı hemen etkiler ve bağımlılık şansını arttırır. Yakılarak içildiğinde kullanıcıyı içe çekilen dumanda bulunan çok sayıda bilinen ve bilinmeyen tehlikelere maruz bırakır. Methamfetaminin enjekte etmek bir çok riskle bağlantılıdır. Bağımlılık, aşırı doz, damar tıkanması, kan sistemi enfeksiyonları ve şırınga paylaşımı ile HIV ve Hepatit B,C gibi diğer enfeksiyonların bulaşması bunlardan bazılarıdır. Methafetaminin aşırı dozları krizelere, kalp krizlerine ve felçlere sebep olabilir. Devamlı aşırı kullanımı beyin ve vücut üzerindeki hasar verici etkileri en çok ilgi uyandıran yanı olmuştur. Methamfetamin kullanımı uykusuzluk, iştahsızlık, artan kan basıncı, paranoya, psikoz, saldırganlık, düzensiz düşünme, aşırı değişken ruh hali ve bazı zamanlar halüsinasyonlara yol açabilir. Bir çok kullanıcı tükenmiş duruma gelir ve bu da onları çeşitli hastalıklara maruz bırakır. Ağır kullanıcılar tarafından methafetamin kullanımının kesilmesi ağır depresyon, letarji ve korku dolu yoksunluk krizleri yaratabilir. Bazı çalışmalar aşırı dozlardaki methafetaminin, ruh hali ve hafızayı kontrol eden beyindeki bir kimyasal olan dopamin reseptörlerine zarar verdiğini göstermektedir. Bu konu üzerine çalışmalar halen devam etmektedir.
SOKAK ADLARI: Speed, meth, kristal, cam, buz, tebeşir, viz.
4 ) LYSERGIC ACID DIETHYLAMID ( LSD ) :
LSD, kişinin algılama sisteminde değişiklik meydana getiren sert (‘hard’) uyuşturucular grubuna girer. LSD, çavdar mahmuzu ( claviceps purpurea ) genel olarak arpa, buğday, çavdar ve mısır gibi tahıl ürünleri üzerinde asalak olarak yaşayan zehirli mantardır. Bu mantarın dışı koyu mor, içi açıl mor ya da pembe renktedir. Toprakta yetişen beyaz ya da krem renginde olan türleri de vardır. 1938 yılında İsviçre’nin Basel kentinde Sandoz İlaç Firması laboratuarında çalışan Albert Hoffman çavdar mahmuzundan bulunan çeşitli alkaloidlerden sentez yoluyla LSD elde etmiş, bu maddeyle laboratuar araştırmaları ve hayvan deneyleri yapmıştır.
NASIL KULLANILIR: LSD genellikler ağızdan oral olarak alınır. Elde edilen LSD örneklerinin kuvvetleri doz başı yirmi ile seksen mikro gram arasında değişiklik göstermektedir. Bazen “mikrodot” tyabletler veya “windovsplains” jelatin formlarında bulunsalar da, lSD genellikle “kağıt parça asit” olarak satılmaktadır. Farklı bir şekilde anlatmak gerekirsek, mürekkeple yazı yazıldığında fazla mürekkebi emen kağıt gibi renkli, parlak, çıkartma gibi veya emici kağıt tabakalarında emdirilmiş olarak, renkli tabletler veya emici kağıt şeklinde, su gibi renksiz sıvı ve ince jelatin karaleri şeklinde satılır. LSD’nin sokaktaki veya zamana göre değişik formlarını tanımlamak amacıyla her dozda ve tabakada değişik tasarımlar olduğu görülmüştür.
ETKİLERİ: LSD’nin tecrübesi genellikle önceden kestirilemez ve doz seviyesine, kullananın duyguları ve içinde bulundukları çevre göre çok değişken olabilir. Efektleri genellikle yarım saat ile 90 dakşka arasında, hazım edildikten sonra başlar ve 12 saate kadar sürebilir. Kullanıcılar sıkça yoğun renkler, bozulmuş şekiller, ölçüler ve eşyaların hareket ettiklerinin görüldüğünü belirtmişleridir. Seslerin bozulması, yer ve zaman algılamadaki değişimlerde belirtilen ortak tecrübelerdir. Hislerdeki algılama bazen sinestezi olarak bilinen, kişinin renkler görmesi ve sesler duyması olan bir fenomen ile karışır. LSD etkisi altında iken yaşanan duygusal tepkiler aşırı pozitif ile aşırı negatif arasında değişebilir. Yani, ne olacağı önceden bilinemez. Bazı zamanlar aynı trip (yolculuk) içerisinde bile olabilir. Bazı kişiler kendilerinin daha fazla farkında olduklarını ve LSD triplerinin dinsel törenlerdeki ve benzeri tecrübelerde yaşanan etkileşmelere benzediğini belirtmişleridir. Vücuttan ayrılma hissi de ortak anlatılan tecrübelerdendir. Fizyolojik olarak yavaşlasa bile algılama ve duygular daha hızlı çalışır. Duygular birbirine karışabilir yada dir duygudan diğerine hızlı geçişler olabilir. Kişi kendi bulunduğu ortamın dışında görebilir. Örnek olarak verirsek; İstanbul’da LSD kullanan bir insan trip anında zihinsel olarak Çin’e gidebilir. Uzaklık, zaman, mekan, ses, ve görüntüde karmaşıklık olmaktadır. LSD etkisinde bir kişi gözlerini kapatıp kendini bir filmin içinde filmin kahramanı olarak bulabilir. Gözlerini açtıktan sonra filmin içinde hala devam ediyormuş, o filmin kahramanı olarak kalabilir. Halüsinasyonlar genellikle geometrik şekillerdedir. Bunların hepsi LSD etkisini göstermeye başlayınca meydana gelir.
Albert Hoffman’ın 1943 yılında, LSD’nin fizyolojik ve ruhsal etkilerini kendi üzerinde denemiş ve gözlemlerini yazmıştır.
“19 Nisan 1943 Pazartesi günü saat 16.00’da Lysergic Acid Diethylamide Tartarat’ın %0,5 santimetre küp 0,25 miligram LSD içeren tatsız, yavan sıvıyı içtim. Saat 17.00’da baş dönmesi, endişe, kaygı ve tedirginlik başladı. Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı, içimden gülmek isteği geliyor, anlamlı konuşmak için büyük çaba sarf ediyorum, görme alanım sanki karşımda, eşyaların biçimi değişiyor, çevremi lunaparklarda olduğu gibi olağan üstü görüyorum. Bir üsre sonra bunların hepsi geçti. Bütün bunları hatırlıyorum, baş dönmesi, görme bozuklukları, çevredeli eşyaların acayip gülünç ve kaba şekilleri...Renkli yüzler belirdi. Belirli bir tedirginlik vardı. Aralıklı olarak başımın, ayaklarımın ve bütün gövedemin ağırlığını duyuyorum, sanki madenle doldurulmuş gibi. Ayaklarda kramplar oluyor... Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var. Ağzımda maden tadında bir kuruluk, boğazda sıkışma, korku ve endişe, bilinçte bulanıklık... Bu arada içinde bulunduğun koşullarla gerçek arasında ayırım güçlüğünden doğan bir karışıklık. LSD’yi aldıktan altı saat sonra eski durumuma döndüm. Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı. Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor. Sanki onların dalgalanan sudaki yansımasını izliyorum. Üstelik bütün eşyalar hoş olmayan görünümler kazanıyor. Renkler durmadan değişiyor. Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor. Gözlerimi kapayınca fantastik, gerçekdışı biçimler görüyorum. Dikkati çeken bir nokta bütün seslerin gözüme yansıması ve türlü biçimlere dönüşmesi... Her ses, renk bir sanrıya (gerçekte olmayan olguları var gibi algılamak) dönüşüyor. Bunlar renk ve gölge olarak sürekli değişiyor. LSD’yi aldıktan sekiz, on saat sonra şiddetli bir uyku bastırdı. Ertesi gün biraz yorgun kalktım.”Albert Hoffman - 1943
KULLANIM İŞARETLERİ: Gözlemlenen kısmen hafif etkiler göz bebeklerinin küçülmesi, kalp atışındaki artış, kan basıncının artması ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, uyku, ağız kuruması ve titreme olarak belirtilebilir. Bazı kişiler, LSD’nin etkisi altında iken çok değişken duygusal tepkiler de verebilir. Diğer kişiler ile konuşmada ve ilişkide zorlanmalar görülebilecek diğer etkilerdendir.
RİSKLERİ: Kromozomlara ve beyinde yol açtığı hasarlar bir çok araştırmaya konu olmuştur. LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla pisikolojiktir. Akut negatif tecrübeler (bad trip – kötü yolculuk) LSD kullanımı ile anılan en belirgin sorundur. Kötü yollculuklar ilk kez kullananlarda olasıdır. Özellikle uygun olmayan mekanlarda doz ayarlaması yanlış yapılarak yaşanır. Hoş olmayan ve korkunç tecrüneler daha çok kullanan kişi zaten tedirgin (örneğin neler olacağı üzerine) veya melankolik ise yaşanmaktadır. Böyle bir kimse paniğe kapılabilir ve paronya yaşar. Özellikle yabancı, yoğun veya karışık ortamlarda tetiklenmesi daha sık görülür. LSD merak edilir ve özenilecek etkisi göz önünde bulundurulduğunda kayıtlara geçen kötü yolculukların sayısı 1960’lı yılların medya konusu olmasıyla büyük oranda artmıştır. Kötü yolculuk tecrübeleri, medyanın ilgisinin 1960’ların sonuna doğru gittikçe azalmasıyla beraber düşmüştür. Diğer yandan 1970 yıllarında LSD kullananların sayısı artmaya devam etmiştir. LSD kullanımı çoğu zaman önceden tahmin edilemeyen ve önemsenmesi gerekn bir çıldırma riskiyle beraber anılmaktadır. Bunun yanında kalıcı beyin yıpranmaları da küçünsenmeyecek risklerdendir. Klinik araştırmalar incelendiğinde, kronik problemsel etkileri, yaşandığı takdirde, çoğunlukla zaten var olan, madde alımından önce de mevcut psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bir LSD fenomeni “flashback” ( geriye dönüş) halen hafifsenmiyecek kadar kötü sonuçlar yaratmaktadır. Genellikle yaşanan veya korkulan geriye dönüş tecrübeleri çoğunlukla abartılı olsalar da bazı kullanıcılarda görülen “Halüsinasyonların sebep olduğu algılama bozukluğu” üzerine çalışmalar devam etmektedir. Yapılan detaylı araştırmalarda LSD kullanıcılarının şiddetli patlamalara ve garip davranışlara eğilimleri ortaya çıkmıştır. Uçacaklarına inanarak binaların tepelerinden atlayabilirler. Kör olana kadar güneşe bakabilir, gözlerini yuvalarından çıkarabilir ve hatta cinayet işleyebilirler. Ayrıca, 30 gram LSD 300.000 doz için yeterlidir. Bir toplu iğne başı kadar LSD; kullanan şahıs kendisinden geçmesini sağlaması için yeterlidir. Eğer bu miktar biraz fazla alınacak olursa, insanı çıldırıtır. Bunun devamında ise intiharlar ve cinayetler gelmesi kaçınılmazdır.
SOKAK ADLARI: Asid, trip, eski küpler, 25, zen, nef, nahin, şeker, topalı, cennet mavisi.
5 ) KETAMINE HYDROCHLORIDE ( KETAMIN ) :
Ketamin bir “dissosiyatif anestetik” tir ve sert (‘hard’) uyuşturucular grubuna girer. Yani kullananlarda çevrelerinden ya da acılarından bağlantısız veya kopukluk hissi yaratır. Ketamin medikal ihtiyaçlarda kullanılan denetim altında olan bir maddedir. Genellikle veteriner anestezi ihityaçlarında kullanılır. Dağıtımı çok sıkı bir şekilde gözlemlenir ve medikal olmayan kullanım için bulundurmak yasa dışıdır. Özel K denen bu uyuşturucu, çok güçlü halüsinasyonlara yol açar. “Rave” denilen çılgın partilerde Özel K olarak gündeme gelmiştir.
NASIL KULLANILIR: Ketamin, ocak üstünde ısıtılarak sıvıdan toza dönüştürülüp, burundan çekilir. Eğlence amaçlı kullananlar bazen Ketamini enjekte ederler ya da içerler. Yutulduğunda Ketamin fiziksel tepki olarak uyuşukluk, ağrı kesici, hissizlik ve sanal rahatlama gösterir. Alım şekline göre maddenin efektlerinin hissedilmesi dört ile yirmidört dakika arasındadır. Geçen yirmi yıl içerisinde, Ketamin elektronik müzik çevresine girişiyle güçlü bir uyarıcı olarak maalesef ünü artmıştır.
ETKİLERİ: Ketamin efektleri alınan doza göre değişir. Küçük dozlarda bir rüyada gibi uçma hissi uyandırır. Kullanıcı çevresinden ve vücudundan uzaklaşma yaşar. Eller ve ayaklar hissizleşir ve etkilenmleri güçleşir. Etkisi altında iken duygular çok çabukça değişebilir. Kullanıcılar kalkıp dans etmeye yönelebilirler, fakat yüksek dozlar hareket etmeyi zorlaştırır. Hareket edememe “K-deliği”nde olmakla ifade edilir. Çok yüksek dozlar kullanıcılarda anestetik etkisi veya bilinç kaybı gösterir. Kullanan yaralansa bile uyanmaz, çünkü vücudunun veya çevresinin farkında değildir. Bazıları yaşadıklarını hatırlamaz.
KULLANIM İŞARETLERİ: Ketamin almış veya verilmiş bir kişi çok sarhoş bir kişiden daha fazla sakarlaşır (tehlikeli biçimde). Çünkü, kişi uyarılmış ve fiziksel tehlikeler tarafından uzak hisseder. Ketamin kullanıcıları bir an heyecan ve şaşkınlık diğer bir an da tamamen değişik hislere kapılabilir. Konuşmaları kayar, manasız konuşur ve kafası karışmış gibi görünür. Kalp atışlarında bir artma olabilir. Yüksek miktarda ketamin kullananın hiç hareket edememesine neden olur. Yere yığılabilir veya hareketsiz kalabilir. Uyanık fakat tepki gösteremeyecek durumda olabilir. Kusma görülebilen tepkilerdendir.
RİSKLERİ: Uyuşturucu Kullanımı Uyarı Ağı’nın (Drug Abuse Warning Networ – DAWN) verilerine göre, Amerikalı medikal uzmanlar tarafından belirlenen 1994 ile 1999 yılları arasında Ketamin bağlantılı ölümlerin sayısı 46 olarak raporlanmıştır. “K-deliği”nde veya uçuşta iken yaralanmak çok kolaydır. Bu kazalar ölümcül olabilir. Ketamin pisikolojik gereksinme yaratabilir ve bağımlılıkla sonuçlanır. Sürekli kullanım bilinçte rahatsızlık yaratır ve nevroza ya da diğer sinirsel bozukluklara sebep olabilir. Ketamin”günlük-tecavüz uyuşturucusu” olarak etiketlenmiştir. Çünkü, etkisi altındaki kişi bilinçsiz veya hareketsiz böylece saldırıya karşı savunmasız durumdadır.
SOKAK ADLARI: K, Special K, vitamin K, Ketalar, Lady K, özel k, “ketalar SV” ve “cat valiums”
6 ) GAMMA HYDROXYBUTYRATE ( GHB ) :
GHB ( gama – hidroksibütrat ) merkezi sinir sistemini etkileyen sert (‘hard’) uyuşturucular grubuna giren bir depresanttır. Bu madde genel olarak dans kültürü çevresinde görülür ve bazılarınca Ecstasye bir alternatif olarak kullanırlar. GHB kapsül ya da toz formunda olabilir fakat en yaygın formu küçük şişelerdeki sıvı GHB’dir. GHB, önceleri vücut çalışması yapanlarda kas büyümesini uyarmak için kullanılırken, son yıllarda eğlence partilerinde suistimal edilmeye başlanmıştır. Elektirik panellerini temizlemeye yarayan kimyeviden sentez edilmiş olup, sıvı ve toz halindedir.
GHB genellikle sıvı olarak tüketilen, renksiz kokusuz, hafif tuzlu tatta bir maddedir. Tipik olarak yaklaşık 10 kullanımlık şişelerde satışa sunuşur. Yarım çay kaşığından bir çay kaşığına kadar değişen dozajı vardır. Çoğu kullanan maddeyi aldıktan 10 dakika ile 1 saat arasında etkisini gösterdiğini ve uçuşun iki ila üç saat sürdüğünü belirtmektedir. GHB ilk olarak uykusuzluk tedavisi ve vücut geliştiricilere fiziksel gücü artırma amaçlı kullanılmıştır. Daha sonra yavaş yavaş eğlence amaçlı kötüye kullanımı artmıştır. GHB oldukça yeni bir maddedir ve genellikle genç “kulüp” toplulukları tarafından tercih edilmektedir.ETKİLERİ: GHB’nin kullanım ertesi etkileri alkole çok benzer. Kullananlar çekinmesiz, rahat ve coşkulu bir hisse kapıldıklarını , müzik ve dansa karşı daha istekli olduklarını belirtmişlerdir. Fakati bununla beraber bulantı, uyuşukluk, hareketsizlik ve ağız kaymasına sebep olabilir.
KULLANIM İŞARETLERİ: alkole benzer etilerinden dolayı, kullananlar sarhoş gibi görünebilirler. Rahatlamış, daha konuşkan görülebilir ve sanal sosyalleşme gerçekleşir. Dansa olan ilgileri artar ve coşuya kapılırlar. Yüksek dozlarda alındığında baş dönmesi, bulanıklık, anlaşmazlık meydana gelebilir ve kontorl edilemeyen fiziksel hareketlere sebep olabilir.
RİSKLERİ: GHB denetim altında olmadığından konsantrasyonu çok değişken olabilir ve kullanıcılar her defasında alınan miktarın güvenli olup olmadığını bilemezler. Kullananlar bir saat içerisinde etkilerini göstermediğinde az tükettiklerini düşünerek daha fazla tüketebilirler. Maddenin etki süresi değiştiğinden bu gibi durumlarda aşırı doz riski yüksektir. GHB’den aşırı doza maruz kalan bir kimse bilincini kaybeder (GHB koması) ve tepki gösteremez. Aşırı doz nefes almayı da engelleyebilir ve kusmaya sebep olabliri. GHB bağımlılık yapar ve yoksunluk krizleri vardır. Maddeye aşırı ihtiyaç duyma, artan kalp attışı, yükseklik korkusu, uykusuzkuk, aşırı sayıklama ve rahatsızlık ortaya çıkan durumlardır. Bu bulgular yaklaşık iki hafta veya daha fazla sürebilir. GHB “tecavüz uyuşturucusu” olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Çünkü, bu madde kişiyi bilinçsiz veya hareket edemez bir hale sokabilir. GHB gibi sıvı maddeler fark edilmeden içki içerisine karıştırılabidiklerinden, içkinizi başı boş ve yabancıların bulundukları ortamlarda bırakmamalısınız. Örneğin, cola içmek istediğinizde garson colanızı açmadan getirsin, böylece kendi güvenliğinizi kolayca almış olursunuz. GHB’nin getirdiği riskleri azaltmak amacıyla madde alkol ve diğer depresantlarla karıştırılmamalıdır.
SOKAK ADLARI: G, sıvı ecstasy, GHB, sıvı X, sıvı E.
7 ) PHENCYLIDUNE – Piperdin (PCP ) :
PCP ilk kez 1950’li yıllarda genel anestezi ilacı olması amacıyla geliştirilmiş ve kullanım alanına girmiştir. Damar ya da kas içi yolla kullanıldığında çevreden kopma, soyutlanma, uzaklaşma ve küşülük bölünmesi, parçalanması, durumuyla birlikte giden belirtilere yol açar. Bilinç, bozulur, karışır, kaybolur. Beyaz kristal toz şeklinde ya da yasa dışı uyuşturucu dünyasında tableler, kapsüller ve renkli tozlar şeklinde görülür. PCP kullanan bir çok insan, bilmeden kullanıyor olabilir. Çünkü, PCP katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. LSD ve Methamfetaminlere ilave edildiği bilinmektedir. Etkisi 2-4 saat sürebilir.
C) DEPRESANTLAR 1 ) BARBİTÜRATLAR :
Merkezi sinir sistemini etkileyerek yatıştırıcı, teskin edici etkinlik gösterirler. Sentetik olarak değişken renk, hacim ve şekillerde kapsül veya tabletler halinde üretilir, tıp alanında kullanılan 30 kadar çeşidi vardır. Bu ilaçlar doktor tarafından hastaya sakinleştimek veya uyutmak için verilir. Barbiruratlar 300 mg alındığında derin bir uyku hali meydana gelir, 4-8 saat arası sürebilir. 1000 mg alındığında ise ölüm meydana gelebilir. Ayrıca barbituratlar alkol ile alındığında da ölüm gerçekleşir. Bu madde ağız yolu ile alınır, suda eritilerek deri altına zerk edilebilir. Berbituratlar alındığında alkol sarhoşluğunun belli özellüklerini gösterir. Fark sadece kokularıdır, barbituratlar kokusuzdur. Maddenin kullanımının suistimali sonucunda, uyuşukluk, sinirlendirici davranış, kahkaha, sendeleme, intizam bozukluğu, reflekslerde zayıflama, artan terleme, göz bebeklerinde küçülmedir. Aşırı dozda, şahsın suursuz halde kendini kaybetmesini sağlar. İlacın bırakılması durumlarında, uykusuzluk, bulantı ve kusma, karın krampları, titreme, şüphecilik, halsizlik ve gayri ihtiyari kas hareketleri gibi sorunlar ortaya çıkar.
2 ) ALKOL (ETİL ALKOL)
Alkol dünyadaki en eski ve en geniş şekilde kullanılan uyuşturucu türüdür.
NASIL KULLANILIR: Kanunların yaş sınırlamsı olmasına rağmen, alkol gençler tarafından çok kolay elde edilebilir. Araştırmalara göre gençler alkolü genellikle evde bulrlar ve ev içerisinde tüketirler.
ETKİLERİ: Tüm psikoaktif uyuşturucularda olduğu gibi, sosyal durum ve aktivite alkolün etkisini doğrudan etkiler. İçe kapanıklık hissedebilirler veya tam tersi sosyal olabilirler. Yani sevinçli içersen şarkı söylersin, kederli içersen ağlarsın gibi.
RİSKLERİ: Araştırmaların gösterdiğine göre alkol ile şiddet arasında bir ilişki mevcuttur. İstatistiklere göre şiddet içeren suçların, tecavüz dahil, yüksek oranı saldırganlar ve/veya kurbanlar alkolün etkisindeyken meydana gelmektedir. Riskleri azaltmak için ise aç karnına içmemek, içkili araç kullanmamak, içkili olan bir kişinin sizi aracıyla bir yere götürmesine izin vermemek, içki yarışına girmemek, alkol ile uyuşturucuları karıştırmamak (reçeteli ilaçlar dahil), kişinin alkole karşı olan tepkisini bilmesi (herkesin farklıdır), ve yabancılarla iken imememk gerekmektedir.
3 ) METAKIALON4 ) MEPROBAMAT5 ) DİAZEM6 ) KLORDİAZEPOKSİT III - İÇE ÇEKİLEN MADDELER
Diğer uyuşturucuların da içe çekilebildikleri gibi “içe çekilenler” tanımı genellikle sadece içe çekilebilen maddeler için kullanılmaktadır. Binden fazla ev ve sanayi tipi ürün içindeki meddelerin etkileşimini yaşamak amacıyla içe çekilebilmektedir. İçe çekilen maddeler için tam olarak bir katagori yapmak zordur, çünkü maddeler çok değişik tıbbi bulgulara sahiplerdir. Değişik ürünlerde genellikle bulunan formlarına dayanarak döst temel içe çekilen madde sayılabilir, sıvı uçucular, spreyler, gazlar ve nitratlar.
Sıvı uçucular: Kapağı kapatılmadan oda sıcaklığında bırakıldıklarında uçan sıvılarıdr (tiner,boya sökücü, benzi, uhu gibi).
Spreyler: Sprey boyalar, bitkisel yağ spreyleri, sanayi tipi koruyucu spreyler.
Gazlar: Tıbbi anesteziler (eter, kloroform, halotan, nitroksit/kahkaha gazı), ve ev gereçleri veya sanayi ürünlerinin içinde bulunan gazlardır (bütan çakmağı, propan tankı, krem şanti kutusu, buzdolabı gazı).
Nitratlar: Kan damarlarını genişletmek amacıyla kullanılan özel tip içe çekilen maddelerdir. Kasları gevşetir 8cyclohexyl nitrat, amil nitrat ve bütil nitrar).
ETKİLERİ: İçe çekilen maddeler ciğerler tarafından çabucak emilir ve kan sistemine geçer. Kısa yoldan beyin ve diğer organlara ulaşır. İçe çekilen maddeler içindeki kimyasallar değişik efektlere sahip olsalar da bu maddelerin çoğu genellikle hızlı bir sanallık sağlar, alkol zehirlenmesinde olduğu gibi. Böylece kullanıcılar genel olarak heyecanlanma, coşku, dışa açıklık, konuşma kayması, koordinasyon eksikliği ve baş dönmesi gibi etkilere maruz kalırlar. İçe çekilen nitratlar damar açıcı özelliğe sahip olduklarından farklı efektlere sahiptirler. Kalp atışı artar ve aşırı ısınma ile beraber heyecanlanmaya sebep olurlar. Etkileri bir kaç dakika sürer. Diğer etkileri arasında kızarma, baş dönmesi ve baş ağrısı sıralanabilir.
NASIL KULLANILIR: Kolay ulaşım, düşük fiyat ve kolay saklayabilme özelliklerinden dolayı içe çekilenler bir çok genç tarafından ilk denenen maddelerin başında gelir. Değişik içe çekilenlerin ortak kullanım yolları arasında buruna çekme, ağızdan nefes alarak içe çekme, bez aracılığıyla sıvı uçucuların ağı veya burundan içe çekilmesi ve naylon torbalar yardımıyla maddelerin içe çekilmesi şeklindedir. Maddeler direkt olarak sprey kutularından ya da balon gibi diğer muhafaza ekipmanlarından içe çekilebilirler. Nitroksit diğer gazlardan çok daha sık kötü amaçlı kullanılmaktadır. Krem şanti kutularından ve dolum kartuşlarından kolayca elde edilmektedir.
RİSKLERİ: İçe çekilen maddelerin etkisi sadece bir kaç dakika sürdüğünden dolayı, kullanıcılar kafasının devamını sağlamak amacıyla saatlerce içe çekme faaliyetlerine devam ederler. Devam eden içe çekmeler sonucunda kullanıcılarda bilinç kaybı ve ölüm görülebilir. İçe çekilen maddelerin sürekli yoğun olarak kullanımı sonucunda kullananlar genellikle uyuşuk ve baş ağrılarıyla gezerler. Sıvı çözücüler ve spreyler içinde bulunan yüksek yoğunluktaki kimyasal maddeleri koklamak kalp yetersizliğine ve hatta ölüme sebep verebilirler. Bu sendroma genellikle “ani koklama ölümü” denir. Ek olarak içe çekilen maddelerin aşırı yoğunluktakileri oksijen yetmezliği merkezi sinir sisteminin iflas etmesine sebep olarak boğulmayla sonuçlanabilir. Plastik torbalardan bilinçli olarak bu tip maddelerin koklanması veya bu tip maddelerin bulunduğu mekanlarda uzun süre kalmak boğulma ile sonuçlanabilir. Yukarıdaki tehlikelerin yanında içe çekmeden tıkanarak kusmanın sebep olduğu boğulmalar, motorlu araç kazaları ve diğer mekanik sakatlıklar sıralanabilir. Kronik olarak bu tip maddelerin etkisinde kalma sonucunda beyin ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasarlar ve diğer organlarda belirtiler görülebilir. Bu tip maddelerin sonuç verdiği hastalık ve hasarların genellikle tedavi edilmeme ihtimali de vardır. Ayrıca maddelerin yanıcı olması, kullananların algılayışlarının bozulması ile birlikte yangınlara ve bundan doğan sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına hatta ölümlere sebep olmaktadır.
SOKAK ADLARI: Sıvı içe çekilenler; uhu, hava gazı, bali. Nitroxit; kahkaha gazı, nitros, whippets, buzz bomb hipi crak. Nitrarlar ; poppers, snappers, locker room, rush, climax. İçe çekilenlerin kullanımıyla özdeşleşmiş genel sokak terimleri; çekme, koklama, bulut, duman olarak sıralanabilir.
Bülent ZAİM
Kaynaklar:İstanbul Emniyet Müdürlüğü internet sitesi.
Kriminal Polis Laboratuvarları internet sitesi.
Jellinek-Drugsvoorlichting Turks internet sitesi

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |