Okunma: 1190 kez
(Epidemiyoloji) Araştırma Popülasyonu ve Örneğin Seçilmesi:
Araştırmada risk altındaki toplumun tümüne mi ya da seçilmiş temsili bir örneğine mi gidileceği kararı eldeki insangücü, zaman ve para benzeri olanaklar gözönünde tutularak alınır. Örnek seçiminde tüm ülkeyi ya da bir bölgeyi temsil eden bir örnek seçilebileceği gibi, çeşitli konularda yüksek risk taşıyan belirli gruplarda da araştırma yapılabilir.
Örneğin, bir fabrikada
ya da işyerinde çalışan işçiler, belirli bir yurt, okul, yuva, kışla ve benzeri
yerlerde yaşayanlar ulaşılabilirliği yüksek gruplardır ve bazı durumlarda
çalışma amaçları bu gruplarda çalışılmasını destekler. Böyle durumlarda
üzerinde çalışılan grubun genel popülasyonun niteliklerine benzeyip
benzemediği, benziyorsa hangi yönlerden benzediği araştırılmalı,
belirlenmelidir. Bu gruplar kendi evrenlerinden çok farklı yapıda iseler
araştırmanın sonuçları evrene genellenemez, sadece çalışılan grubun üyelerine
genellenebilir.
Kesitsel araştırmalarda sadece o anda hayatta kalanlar çalışmaya
alınabilir (survival bias) araştırma
öncesinde ölenler, iyileşenleri göç edenler için hastalık boyutu ve özellikleri
incelenemez ki, bu önemli bir taraf tutma kaynağı olabilir. Özellikle
fatalitesi yüksek hastalıklarda, kısa sürede iyileşilen hastalıklarda, dışa
göçün yüksek olduğu toplumlarda, ve sık sık iş değiştirilen iş kullarında taraf
tutma boyutu yüksek olacaktır.
Evrenin geniş olduğu durumlarda evrenin tümüne ulaşılması olanaksız
olacaktır ki bu durumda seçilen örneğin "yeterli sayıda" olması ve
"temsiliyet" vasfının yüksek olması çalışma sonuçlarının evrene
genellendirilebilmesi için mutlak koşuldur.
Son olarak, kesitsel araştırmalarda neden ve sonucun eş zamanlı olarak
ölçülmesi, nedenin sonuçtan önce gelmesi (temporal ilişki) koşulunun sağlanıp
sağlanmadığının çalışılmasını engeller. Örneğin, fiziksel aktivte ile koroner
arter hastalığı arasındaki ilişki kesitsel boyutta çalışılırken hastalarda
fiziksel aktivite sıklığının yüksek bulunması egzersiz yapanlarda koroner kalp
hastalığı sıklığının egzersiz yapmayanlara göre daha fazla olduğu yanılgısına
götürebilirken, aslında hasta olanlar hastalıklarının ilerlemesini engellemek
ve sağlıklarını kazanmak için hastalık ortaya çıktıktan sonra egzersiz yapmaya
başlamış olabilir.
Kesitsel Araştırmaların Yarar ve
Sakıncaları:
1.
Düzenli kayıt ve hastalık bildirim
sistemleri olmayan toplumlarda tüm toplumun veya belirli risk gruplarının
sağlık düzeyi veya başka özellikleri konusunda kısa sürede oldukça düşük
maliyet ile yararlı bilgiler elde edilir.
2.
Birden fazla sağlık sorunu
saptamaya yönelik kesitsel araştırmalar daha da ucuza mal olacaktır.
3.
Kesitsel araştırmalarda genellikle
toplumun tümü veya belrili risk gruplarının temsil eden örneklem kulanıldığı
için elde edilen sonuçlar topluma veya çalışma evrenine genellenebilir.
4.
Bu araştırmalarda toplumun sadece
bir zaman kesitinde ve neden-sonuç ilişkisi birarada değerlendirildiği için
saptanan ilişkilerin nedensellik açısından değerlendirilmesi kohort tipi
araştırmalardan eide edilen bilgiler kadar güvenilir değildir.
5.
Geçmişe dönük bilgi toplanan
durumlarda kişilerden alınan bilgilerde hafıza faktörü sorulan bilgilerin
bilerek ya da bilmeyerek yanlış, seçici (selektif) hatırlanmasına, yanlış
alınmasına neden olabilir.
Veri Kaynakları ve Verilerin
Özellikleri:
Kesitsel tipteki epidemiyolojik çalışmalarda ençok kayıtlar ve özel
olarak hazırlanmış anket formları kullanılır. En sık olarak toplanan bilgiler
kişiye ait sosyodemografik özellikler (yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim
durumu, canlı doğum sayısı, alışkanlıklar), hane halkı büyüklüğü, meslek,
kişilik yapısı, çalışma durumu, ekonomik durum, konut koşulları, işyeri
özellikleri, sağlığa ilişkin tutum ve davranışlar ve sağlık hizmetlerinden
yararlanma durumdur. Ek olarak, çalışmanın amacına uygun fizik muayene ve
laboratuar testi sonuçları hakkında bilgi toplanır.
Kesitsel Araştırmalarda Kullanılan
Epidemiyolojik Ölçütler:
Tanımlayıcı özellikteki kesitsel araştırmalarda sayı ve yüzde
dağılımları, ortalama±standart sapma, ortanca, alt-üst değerler verilir.
Etken-sonuç ilişkisini araştıran analitik özellikteki kesitsle tipteki
çalışmalarda gruplardaki dağılımlaırn farklılıkları Ki-kare testi ayda
ortalamalar arasındaki farkın anlamlılık testleri gibi testler ile incelenir.
Sayıların yeterli olduğu durumlarda lojistik regresyon ve benzeri çok
değişkenli analiz yöntemleri kullanılarak etken-sonuç arasındaki ilişki
incelenebilir.
Kesitsel araştırmalarda etken-sonuç arasındaki ilişki (asosyasyon)
tahmin rölatif risk ve güven aralığı (genellikle %95) hesaplanarak
incelenmektedir. Ayrıca çalışılan etkene maruz kalanlar ile kalmayanlardaki
hastalık prevalansı hesaplanarak bu prevalansların birbirine oranı
incelenebilir.
Tahmini rölatif risk (odds ratio)
hasta olanlardaki etkene maruz kalma durumunun (etkene maruz kalan/kalmayan),
hasta olmayan gruptaki etkene maruz kalma durumuna (etkene maruz kalan/kalmayan)
oranıdır ve Tablo 1'de gösterildiği
şekilde hesaplnır. Tahmini rölatif riske ait %95 güven arlığı değeri, bu
çalışmada elde edilen tahmini röaltif risk değerinin aynı çalışma 100 kere
tekrarlanmış olsa idi, 95 keresinde gerçeğin hangi alt ve üst değerler arasında
yer almış olacağının göstergesidir. Örneğin, tahmini rölatif risk (TRR)=2 (%95
GA= 1.2-3.1) olan bir çalışmada eğer etken (E) ile sonuç (S) ilişkisi
inceleniyorsa, "bu çalışmada etken ile sonuç arasındaki ilişki için TRR
değerinin 2 olarak hesaplandığı" ancak, "bu çalışma benzer gruplarda,
benzer şekilde 100 kez tekrar edilmiş olsa elde edilecek TRR değerinin 1.2 ile
3.1 arasında bir yerde olacağını beklerdik" yorumu yapılır. TRR değeri 1
olduğunda her iki gruptaki tahmini risk aynı olacak yani gruplarde hastalık
görülme durumunun benzer olduğu sonucuna varılacaktır. Dolayısıyla, bulunan
TRR'e ait %95 güven aralığı 1 değerini içeriyorsa, bu sonucun istatistiksel
olarak anlamlı olmadığı kararına varılır.
Tablo 1: Tahmini rölatif risk
hesaplaması
|
|
SONUÇ VAR
|
SONUÇ YOK
|
TOPLAM
|
|
ETKEN VAR
|
A
|
B
|
A+B
|
|
ETKEN YOK
|
C
|
D
|
C+D
|
|
TOPLAM
|
A+C
|
B+D
|
A+B+C+D
|
TAHMİN RÖLATİF RİSK (ODDS RATIO)
= (A/C) / (B/D) = AD / BC
Saha Taramaları:
Epidemiyolojinin en önemli kullanım alanlarından biri epidedemiyolojik
yöntemlerin kullanılarak erken tanı yapılmasıdır. Hastalığıne erken tanısı
tedavi ve prognozu yakından etkileyecektir. Erken tanıda iki yönteme
başvurulur:
1. Hastalığın en erken semptomlarını yakalamak,
2. Henüz semptom vermeyen kişileri tarama testleri ile yakalamak.
Toplum taramaları 1957'de şöyle tanımlanmıştır: "Görünüşte sağlam
olana kişiler bazı testler, muayeneler ve diğer yöntmeler uygulanarak, henüz
tanısı konulmamış, bilinmeyen hastalık beya bozuklukların yaklaşık olarak
belirlenmesi, diğer deyişle şüpheli hastaların sağlamlardan ayrılmasıdır".
Tarama testinin mutlaka kesin tanı koydurucu olması gerekmez. Pozitif veya
şüpheli semptom veren kişiler, kesin tanının konulması ve gerekli tedavinin
uygulanması için ya kendi hekimlerine ya da olanakları daha geniş sağlık
kuruluşlarına gönderilmelidir.
Tarama testinde aranacak geçerlilik ve güvenilirlik özellikler
metodolojik araştırmalar dersinde detaylandırılmaktadır. Kesitsel özellik
taşıması nedeniyle burada yer verilen tarama testlerinin genel ilkeleri aşağıda
özetlenmiştir:
1. Taranan hastalık toplum için önemli bir sağlık sorunu olmalıdır.
2. Taranacak hastalığın tanınması için latent veya erken semptomatik
bir dönemi bulunmalıdır.
3. Taranan hastalığın doğal gidişi (tabii seyri) hastalığın, latent
döneminden en ilerlemiş haline kadar tüm klinik şekilleri iyice bilinmelidir.
4. Hastaların teşhis ve tedavisi için gerekli muayene, laboratuar,
personel vb. olanaklar yeterli olmalıdır.
6.
Taranacak hastalık(lar) kitle
taramalarında kullanılabilecek uygunlukta pratik test veya muayane yöntemleri
olmalıdır.
7.
Test(ler)in duyarlılık ve
seçiciliği mümkün olduğunca yüksek olmalıdır.
8.
Tarama sonucu bulunan hastaların
iyileştirilmesi için uygun tedavi yöntem(ler)i olmalıdır.
9.
Taramada saptanan çeşitli
evrelerdeki hastalardan hangilerinin ne şekilde tedavi edilebileceği konusuda
üzerinde görüş birliğine varılmış tedavi programları olmalıdır.
10.Vaka bulma çalışmaları, şüpheli vakalara ileri tetkik yapılması ve
olası tıbbi bakım
masrafları birlikte düşünülerek maliyet-etkililik
dengesi iyi korunmalıdır.
11. Vaka bulma sürekli bir işlem olmalı ve tarama bir defa yapılıp, sonra
toplum tamamen bırakılıp, unutulmamalıdır.
Prof. Dr. Sabahat Tezcan, Dr. Banu Çakır
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Genel Okuma için Kaynaklar:
Bertan M, Güler Ç (eds). Halk
Sağlığı. Temel Bilgiler. Güneş KitabeviLtd.
Şti., Ankara, 1995.
Bertan M, Tezcan S. Pratik
Epidemiyoloji. HÜTF Toplum Hekimliğim Yayınları,
Ankara, 1979.
Friedman ML, Furberg CD, DeMates
DL. Fundamentals of ClinicalTrials.
2nd Ed., Massachusetts, 1985.
Hennekens CH, Buring JE.
Epidemiology in Medicine. Little, Brown andCompany,
Boston, MA, 1987.
Kleinbaum DG, Kupper LL,
Morgenstern H. Epidemiologic research: principles
and quantitative methods. Van Nostrand Reinhold,New York, 1982.
Lilienfield A. Fundamentals of
Epidemiology. Oxford University Press,New
York, 1976.
Mac Mahon B, Pugh T.
epidemiology: Principles and Methods. Little,Brown
Co., BostEn, 1970.
Mausner J, Bahn A. Epidemiology:
An introductory Text. Saunders Co.,London,
1974.
Rothman KJ, Greenland S. Modern
epidemiology. Second edition.
Lippincott-Raven
Publishers, Philadelphia, PA, 1998.
Tezcan S. Epidemiyoloji. Tıbbi
Araştırmaların Yöntem Bilimi.
Hacetepe
Halk Sağlığı Vakfı, Yayın No: 92/1, Ankara, 1992.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Kesit Araştırmalar ve Kullanım Alanları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |