Okunma: 467 kez
Herhangibir deprem oluştuğunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERİ" olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.
* ODAK NOKTASI (HİPOSANTR)
Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır.
Bu
noktaya odak noktası veya iç merkez de denir.Gerçekte , enerjinin ortaya
çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır , fakat pratik uygulamalarda nokta olarak
kabul edilmektedir.
Odak noktası, dış merkez ve sismik
deprem dalgalarının yayılışı
Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır.Burası aynı zamanda depremin
en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli larak hissedildiği noktadır.Aslında bu ,
bir noktadan çok bir alandır.Depremin dış merkez alanı depremin şiddetine bağlı
olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının
boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir.Bu nedenle "Episantr
Bölgesi" ya da "Episantr Alanı" olarak tanımlama yapılması
gerçeğe daha yakın bir tanımlama olacaktır.
Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanınyeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin
odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre
sınıflandırılabilir.Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir.Yerin
0-60 km.derinliğinde
olan depremler sığ deprem olarak nitelenir.Yerin 70-300 km.derinliklerinde olan
depremler orta derinlikte olan depremlerdir.Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla
derinliğinde olan depremlerdir.Türkiye'de olan depremler genellikle sığ
depremlerdir ve derinlikleri 0-60
km.arasındadır.Orta ve derin depremler daha çok bir
levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur.Derin depremler çok
genis alanlarda hissedilir , buna karşılık yaptıkları hasar azdır.Sığ depremler
ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.
- EŞŞİDDET (İZOSEİT)
EĞRİLERİ :
Aynı şiddetle sarsılan noktaları birbirine bağlayan noktalara denir. Bunun
tamamlanmasıyla eşşıddet haritası ortaya çıkar. Genelde kabul edilmiş duruma
göre, eğrilerin oluşturduğu yani iki eğri arasında kalan alan, depremlerden
etkilenme yönüyle, şiddet bakımından sınırlandırılmış olur. Bu nedenle depremin
şiddeti eşşiddet eğrileri üzerine değil, alan içerisine yazılır.
Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki
etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti,
onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki,
depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği
dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet depremin kaynağındaki
büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayısıyla oluşan
hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.
Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların
vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan "Şiddet
Cetvelleri"ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle "Deprem
Şiddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canlı ve cansız herşeyin
depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller,
her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde
meydana getireceği etkileri belirlemektedir.
Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangibir noktadaki şiddetini
belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Şiddet
Cetveli'nde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet
derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin; depremin neden olduğu etkiler, şiddet
cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII
şiddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Şiddet Cetvellerinde, şiddetler
romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan batlıca şiddet cetvelleri
değiştirilmiş "Mercalli Cetveli (MM)" ve
"Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde
de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre,şiddeti V ve daha
küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve
insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilirler.
VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği
hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara
dayanılarak değerlendirilmektedir.
Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır.
Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından, Amerika Birleşik
Devletleri'nden Prof.C.Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle
depremlerin aletsel bir ölçüsü olan "Magnitüd" tanımlanmıştır. Prof
.Richter, episantrdan 100 km.
uzaklıkta ve sert zemine yerlestirilmis özel bir sismografla (2800 büyütmeli,
özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı
ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm)
ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin
"magnitüdü" olarak tanımlamıştır. Bugüne dek olan depremler
istatistik olarak incelendiğinde kaydedilen en büyük magnitüd değerinin 8.9
olduğu görülmektedir(31 Ocak 1906 Colombiya-Ekvator ve 2Mart 1933
Sanriku-Japonya depremleri).
Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd değerleri olmak üzere iki gruba
ayrılabilmektedir.
Aletsel magnitüd, yukarıda da belitildiği üzere, standart bir sismografla
kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod değeri ve alet
kalibrasyon fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplamalar sonucunda
elde edilmektedir. Aletsel magnitüd değeri, gerek hacim dalgaları ve gerekse
yüzey dalgalarından hesaplanılmaktadır.
Genel olarak, hacim dalgalarından hesaplanan magnitüdler (m), ile yüzey
dalgalarından hesaplanan mağnitüdler de (M) ile gösterilmektedir. Her iki
magnitüd değerini birbirine dönüştürecek bazı bağıntılar mevcuttur.
Gözlemsel magnitüd değeri ise, gözlemsel inceleme sonucu elde edilen
episantr şiddetinden hesaplanmaktadır. Ancak, bu tür hesaplamalarda,
magnitüd-şiddet bağıntısının incelenilen bölgeden bölgeye değiştiği de
gözönünde tutulmalıdır.
Gözlemevleri tarafından bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi
hakkında fikir vermez. Çünkü deprem sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü
aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az
hasar yapacağından arada bir fark olacaktır. Yine de Richter ölçeği (magnitüd)
depremlerin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadır.
Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar
çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri
aşağıdaki gibi verilebilir.
|
Siddet
|
IV
|
V
|
VI
|
VII
|
VIII
|
IX
|
X
|
XI
|
XII
|
|
Richter Magnitüdü
|
4
|
4.5
|
5.1
|
5.6
|
6.2
|
6.6
|
7.3
|
7.8
|
8.4
|

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Deprem Parametreleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |