Okunma: 997 kez
U - Ü ile başlayan rahatsızlıklar
Uçuk :
Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde herpes simplex denir.
Dudak veya burun
kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar,
küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk
bağlarlar.
Ur :
Vücudun herhangi bir yerinde
görülen şişliklere halk arasında ur, tıp dilinde ise tümör denir. İyi
huylu, kötü huylu ve iltihabi olmak üzere üç çeşidi vardır.
Uykusuzluk :
Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir.
Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya
uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir
bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp
veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi,
yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden
olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir.
Basit
uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek,
müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek
ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır.
Uyurgezerlik :
Tıp dilinde somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru
uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre
değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur,
bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında
yaptıklarını hatırlamazlar.
Daha çok ruhsal bir bozukluğun
ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker
oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik
görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir.
Uykuda gezen
hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması,
başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır.
Uyuz :
Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz
böceğinin, üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve
bulaşıcı bir deri hastalığıdır.
Özellikle el, bilek, parmak
araları, koltuk altları, karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli
kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür.
Yapılacak ilk iş
hastanın ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını,
elbiselerini, yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır.
Üremi :
Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve
idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla
dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da
üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir.
Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri
uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden
tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak
amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara
veya alkolü bırakması gerekir.
Üşümek :
Bazı
kimseler, üşümeyi gerektirecek hastalıkları olmadığı halde
üşüdüklerinden yakınırlar. Bu şikayetleri, kalorisi yüksek şeyleri
yemekle geçer. Ayrıca aşağıdaki reçeteleri uygulamak da faydalıdır.
V ile başlayan rahatsızlıklar
Varis :
Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt
kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan
damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer
kullanmaktır.
Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü
olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak
bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda
veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı,
karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.
Varis ülseri :
Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni,
varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın
alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya
çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir.
Doktor tedavisi şarttır.
Veba :
Bulaşıcı ve
öldürücü bir hastalıktır. Veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri
tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen
yerler veba için en uygun ortamlardır.
Hastalık, mikrop
kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada,
aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes
darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık
ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur.
Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı
kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve
eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için
geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir.
Verem :
Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili
denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki
verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan
girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık,
çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır.
Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca,
kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve
hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur.
Verem, üç devrede
gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt
ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu
devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci
devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda
yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve
beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun
direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf
kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı
öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri
görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir.
Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.
Y ile başlayan rahatsızlıklar
Yanıklar :
Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir
yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar
ikiye ayrılır:
- Basit Yanıklar : Bunlar, deride hafif bir
kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu
kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir.
Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir.
-
Önemli Yanıklar : Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli
bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak
gerekir.
Yaralar :
Herhangi bir kaza sonucu
deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara
denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici
aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen
yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir.
Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara
yerinde şişme, kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın
iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi
edilmeyecek olursa, yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına
da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir.
Yaralanmalarda
yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan
yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice
bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez
kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz
bir gaz bezi ile sarılır.
Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın
üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan
yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp,
döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit
kaybetmeden hastaneye götürülür.
Yılancık :
Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp
dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında
kızılyürük denir.
Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün
sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa, yüz, burun kanatları
veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın kızarıklık ve ağrı görülür.
Bu bölge, bir süre sonra şişer, deri gerilir. Ayrıca iştahsızlık ve baş
ağrısı da görülebilir.
Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir
hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı,
yatak istirahatidir.
Yılan sokması :
Yılan
zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu
zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların
çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık
dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde
bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla,
soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı
kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme,
nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür.
Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir.
Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ
yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı
veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara
zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere
tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer
dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır.
Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek
gerekir.
Yorgunluk :
Uzun süre çalışmaktan
sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu
bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik,
halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve
huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar.
En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır.
Z ile başlayan rahatsızlıklar
Zatülcenp :
Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır.
Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer
absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak
gerekir.
Zatürree :
Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.
- Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had
akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı
veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık
ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40
dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar.
Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü
kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır.
Geceleri kriz gelebilir.
- virüs Zatürreesi : Virüslerin neden
olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı
sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39
dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü
kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.
- Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya
kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve
bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi
başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38
derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük,
cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta
güçlük çeker, rengi de soluktur.
Doktor tedavisi şarttır. Diğer
tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur.
Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su
doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi
yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar
verilmez.
Zayıflık :
Vücut yeterli derecede
beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve
had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir
hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi etmek gerekir.
Zihin yorgunluğu :
Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur
üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin
geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.
Zona :
Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir tarafta
olmak üzere görülen ve sinirler boyunca yakıcı ağrılara, zona veya
herpes zoster denir. Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların
olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar
görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam eder.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Hastalıklar U dan Z ye
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |