Okunma: 1919 kez
P ile başlayan rahatsızlıklar
Pamukçuk :
Çocuklarda görülen ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde candia albicans denir.
Paratifo :
Tifoya benzeyen, mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Paratifo mikropları paratifolu hastanın idrar, büyük abdest veya kanında bulunur. Lağım sularının karıştığı içme suları ve bu sularla yetiştirilen yiyeceklerle bulaşır. Hastalığın yaygınlaşmasında kara sinekler de önemli rol oynar.
( www.genbilim.com )
Paslı dil :
Çoğunlukla mide hastalıkları veya bazı ateşli hastalıklarda dilin
paslandığı görülür. Uzun süreli dil paslarında doktora başvurmak
gerekir.
Peltelik :
Dil peltekliğinin nedenleri
çeşitlidir: Müzmin nezle, bademciklerin hastalanmasından dolayı
burundan konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak bu duruma neden olabilir.
Prostat büyümesi :
Prostat bezi, idrar
torbasının boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz
büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur.
Prostat
bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık
verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak,
gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş
yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde
görülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir.
Prostat iltihabı :
Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile
prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme,
halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve
büyük abdestini yapmakta güçlük çeker.
Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır.
Prostat kanseri :
Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir
hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve bacak
aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir.
Doktor tedavisi gerekir.
R ile başlayan rahatsızlıklar
Rahim egzaması :
Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır.
Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu
şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve
yanma hissedilir.
Rahim iltihabı :
Rahimim iç
yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni,
belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması
veya rahim düşüklüğüdür.
Hastanın karın bölgesi hassastır,
vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları
fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu
ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir.
Rahim kanaması :
Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz.
Rahim kanseri :
Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen
bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla
görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir.
Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
Rahimde polip :
Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim
polip'i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış
olmasıdır.
Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.
Rahim sarkması :
Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru
sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de
görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma,
aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici
kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.
Rahim urları :
Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda görülür. Bazı urlar zararsızdır.
Ancak aybaşı günlerinde gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin
ikinci ve üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan
bir doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastada idrar yapma ihtiyacı
fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.
Raşitizm :
Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D
vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi
olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri
kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen
çocuklarda görülür.
Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar.
Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları
kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir.
Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta
durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık
görülür.
Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.
Romatizma :
Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara
romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir.
Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir.
Şişmanlık, hormon
dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve
bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve
yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk
ve rutubet de çok önemli rol oynar.
Romatizmalı yerlerde ağrı,
yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye
varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı
hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma
vardır:
- Akut eklem romatizması
- Romatoid artrit
- Dejeneratif romatizma
S - Ş ile başlayan rahatsızlıklar
Saç dökülmesi :
Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın
ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları,
kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen
hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç
dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir.
Saçların kepeklenmesi :
Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara
kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı
sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir.
Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla
parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür.
Tedavinin ilk şartı; temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir.
Saçkıran :
Tıp dilinde tinea tonsurans denilen saçkıran, bir çeşit mantarın neden
olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hiç vakit kaybetmeden tedavi etmek
gerekir.
Saçkıranlı hastanın tarağını kullanmak veya şapkasını
giymekle bulaşır. Tedaviye, hastalıklı yerdeki saçları kesmek veya traş
etmekle başlanır. Saçlar, haftada iki kere yıkanır.
Saç ve sakal ağarması :
Yaş ilerledikçe saça ve sakala rengini veren maddenin yapımı azalır,
bir süre sonra da tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken
beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir. Tedavisi
yoktur.
Safra kesesi iltihabı :
Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.
- Müzmin safra kesesi iltihabı
Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın
karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca;
sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir
ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit
denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda
görülür.
- Akut Safra Kesesi İltihabıBilhassa, safra yollarına
yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit
denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk
gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş
artar, kusma ve bulantı görülür.
Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir.
Safra taşları :
Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra
taşı, tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin
bulunur.
Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da
safra kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma
yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden safra
kesesi krizi denir.
Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra
kesesinin iltihaplanmasına da neden olur. Safra taşlarının neden olduğu
rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir.
Sağırlık :
Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir.
Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya
histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun
işidir.
Sakal iltihabı :
Sakal kılının kolayca
koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi
şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu
hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur.
Salgın menenjit :
Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve
orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve
tehlikeli bir hastalıktır.
Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan
hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit
mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır.
Hastalık
çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar.
Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin
kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre
sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar.
Hiç
vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle
sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına
kavuşması mümkündür.
Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı
kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir.
Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.
Saman nezlesi :
Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır.
Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade,
çiçeklerin açtığı aylarda görülür.
Hastada şiddetli aksırmalar,
burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak
burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin
açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü
kullanmaktır.
Sara :
Bir çeşit sinir
hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp
dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi
vardır.
- Grand Mal :
Saranın ağır şekline grand mal denir.
Hasta nöbet gelmeden önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da,
nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir
yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder.
Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer. Vücudunda
kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve bacakları ritmik bir şekilde
kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan
küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar
azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir.
-
Petit Mal :Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür
fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen çevresindekiler kriz
geçirdiğini bile anlamaz.
İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın
yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de
temiz bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır.
Sarılık :
Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya
boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter
denilen sarılığın üç çeşidi vardır.
- Hemolitik sarılıkKandaki
alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar
rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.
- Hepatik sarılık :
Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri
şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür.
Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen
sarılık çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık :
Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.
Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk,
önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara
kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir.
Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.
Sedef hastalığı :
Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir.
Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda
meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler,
gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur.
Ses kaybı :
Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi
olabilir. Nedeni, boğaz veya gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını
kontrol eden sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur.
Tedaviye geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir.
Ses kısıklığı :
Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar.
Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş edici
duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen
ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir.
Sık sık idrara gitme :
Günde 4 veya 6 kez idrara gitmek normal sayılır. Bu sayı, içilen su
miktarına göre değişir. Toplam idrar miktarı, 8 su bardağı kadardır. Bu
miktarda ve idrara gitme sayısında fazlalık olduğu zaman gençlerde
şeker hastalığı, ihtiyarlarda böbrek hastalığı veya prostat büyümesi
düşünülebilir.
Sıraca :
Tıp dilinde scrofula denir. Bir çeşit kronik deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin veremidir.
Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin akar.
Sıtma :
Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan insana bulaşan, titreme,
ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren, kimi zaman da başka bir
hastalık gibi görülen ve tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı bir
hastalıktır. Tıp dilinde malarya denir.
Siğiller :
Derinin üst tabakasının büyümesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit
virüstür. Tıp dilinde verrü denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir
yere bulaşabilir. Daha ziyade, parmak, ayak ve yüzün çeşitli
yerlerinde, yuvarlak deriden yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar
halinde görülür.
Sinirsel ağrılar :
Bu çeşit
ağrılar, genelikle küt ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde
hissedilebilir. Ama, çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet
edilir. Bazı kimseler de başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş
ağrılarından şikayet ederler. İşte bu çeşit ağrılar, bedeni bir
arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel ağrılardır.
Sinir bozukluğu :
Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli
bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde
olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde
görülenine de depresyon adı verilir.
Hasta hayattan zevk almaz,
her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir.
Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından
şikayet eder.
Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla
başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı
olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.
Sinirsel hazımsızlık :
Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya
çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla
çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek
şikayetlerin artmasına neden olur.
Hastanın karnında ağırlık
hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir,
gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da
şikayet edilir.
Sinirsel kusma :
Sinir
sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su gelmesi
şeklinde de görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli bir
hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk şartıdır.
Sinüzit :
Çene, alın ve şakak kemikleri içinde bulunan ve buruna açılan içleri
hava dolu boşlukların, sinüslerin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan
bir hastalıktır. Had ve müzmin olmak üzere iki çeşidi vardır. Nedeni
burun iltihabı, nezle, grip, alerji, burundaki şekil bozuklukları veya
buruna kaçan yabancı cisimlerdir.
Hastanın yüzünde zonklayıcı bir ağrı, burnunda tıkanma, akıntı ve baş ağrısıyla birlikte gelen ateş görülür.
Siroz :
Karaciğer dokularının harap olması ve karaciğerin sertleşmesi sonucu
ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme,
hazımsızlık ve fazla miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması
sonucu görülür. Hastanın karnı su toplar, ayak bilekleri şişer, iştahı
azalır ve arasıra da kusar.
Sivilceler :
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir.
Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir.
Siyatik :
Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri
boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir.
Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken
hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır.
Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında
sinir romatizması da denir.
Nedeni, omurlar arasında kıkırdak
disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün
iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir
iltihabıdır.
Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca
yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık
kullanmamalıdır.
Skorbüt :
C Vitamini
eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay süreyle
yeteri kadar C vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar. Hastada
dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların iyileşmesi
gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik hastalıklara yakalanma ihtimali
artar.
Küçük çocuklara her gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış
portakal, limon veya greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş
olur.
Şarbon :
Halk arasında karakabarcık da
denilen bu hastalık daha çok kasap, çiftçi veya veterinerlerde görülen
ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır. Daha çok
yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha sonra patlar. Etrafında da
siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü bir hastalık olduğu için vakit
kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
Şeker hastalığı :
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir.
Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen
bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki
fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda
80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140
miligrama kadar yükselir.
Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.
Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra
Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.
Orta derecede 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede 160 mg. 215 mg.
2 çeşit şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet :
Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun
yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde
diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet Pankreasın
salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker
hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.
Şeker
hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir
bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar.
Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar
miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır.
Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür.
İleri safhada devamlı baş
ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer
nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya
tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür.
Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği,
göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz
olabilir.
İki çeşit şeker koması vardır.
- Diabetik
Koma daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme
zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak
iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması :
Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme,
çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar.
Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı
yiyeceklerle beslenmektir.
Şeker hastaları haftada en az
iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını
ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz
yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş
sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık
havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.
Şirpençe :
Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde beliren birçok çıbanların
birleşmesi ile meydana gelen ve çabuk genişleyen bir çeşit kan
çıbanıdır.
Şişmanlık :
Şişmanlık, alınan kalori
miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir
metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir.
İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker
hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi
hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal
hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle
şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.
T ile başlayan rahatsızlıklar
Tansiyon :
Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki
kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek
seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında
geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da
küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark
da nabız basıncını gösterir.
Tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon
ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir.
Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.
Tansiyon düşüklüğü :
Büyük tansiyon, 11'den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir.
Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç
salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki
iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya
sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon
düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir
hastalığın işareti olabilir.
Tansiyon yüksekliği :
Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında
tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok
hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün
büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan
hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri
hastalıklarında kan basıncı artar.
Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.
Tavukkarası :
Az aydınlık yerlerde, görememek şeklinde ortaya çıkan bir çeşit göz hastalığıdır.
Temriye : Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme küme bir takım kızartılarla kendini gösterir.
Tırnak iltihabı :
Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı
denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin
yerleşmesidir.
İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır.
Tifo :
Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu çomak
şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop, çoğunlukla tifolu
hastaların dışkılarında veya idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde
veya vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur.
Tifo
salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım suları ile
mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur. Salgın daha ziyade yaz ve
sonbahar aylarında görülür.
Hastalık, mikrop vücuda girdikten
yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk günlerinde
yorgunluk ve baş ağrıları görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını
hissetmez. Birkaç gün sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye başlar.
İştahsızlık, baş ağrısı, burun kanaması, bronşit, mide ve bağırsak
bozuklukları ile birlikte ishal görülür.
İlk belirtilerin ortaya
çıkmasını takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir. Göğsünde
karnında ve sırtında pire ısırığına benzeyen kırmızı lekeler belirir.
Bu günler içinde tansiyon düşer, nabız da yavaşlar.
Hastalığın
üçüncü haftasında karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır,
bağırsak kanamaları görülebilir. Bademcikler iltihaplanmış, hasta
zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından itibaren, ateş düşmeye ve
diğer belirtiler kaybolmaya başlar.
Tifo kalbi, beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır.
Hastaya süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyva suları, limonata, portakal
suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere çekilmiş etten
yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri verilir. Çok su içirilir.
Tifüs :
Çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Halk arasında lekeli humma da denir. Bitler aracılığı ile bulaşır.
Tifüsü doğuran nedenler; pislik, aşırı kalabalık yerlerde yaşamak,
açlık ve yorgunluktur. Tifüs 12-14 gün devam eder. Riteksiyon denilen
tifüs mikrobu, vücuda girdikten bir süre sonra; hastada halsizlik, baş
ve bel ağrıları görülür, ateşi yükselir. Dudakları kurur, dili
paslanır, yüzü kızarır. 4-5 gün içinde derinin üzerinde ufak kırmızı
lekeler ortaya çıkar. Bazı hastalarda, sayıklama, bağırma ve tuvaletini
altına kaçırması görülür.
Hasta sağlıklı kişilerden ayrı bir
yerde bakıma alınır. Eşyaları, bulunduğu yer dezenfekte edilir. Sulu ve
sindirimi kolay yiyecekler verilir. İyi beslenir, vücut temizliğine çok
dikkat edilir.
Titremek :
Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir.
El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin
belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun
veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli
titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Hastalıklar P den T ye
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |