Okunma: 2061 kez
E ile başlayan rahatsızlıklar
Egzama :
Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.
Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve
egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar
uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su
kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.
Ekstrasistol :
Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir
başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce
olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya
meydana gelir.
Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir.
El ve ayak titremeleri :
Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür.
Enfarktüs :
Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya
çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani
bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta
zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille
oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır.
Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun
dediklerine uymak şarttır.
Ergenlik sivilceleri :
Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler.
Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler.
İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ
bezlerinin tıkanmış olmasıdır.
Ergenlik sivilceleri kendiliğinden
kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır.
Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada
baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir.
Ezikler :
Eziklerde yapılacak ilk iş; eziğin üzerine buz koymak veya soğuk su ile
kompres yapmaktır. Ayrıca; dışarı kan çıkmışsa, önce oksijenli su ile
temizlenir.
Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.
F ile başlayan rahatsızlıklar
Fazla terlemek :
Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin
çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten
kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle
terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir.
Felç :
Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün
kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya
serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır.
Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır.
Ferç kaşıntısı :
Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan
gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde
kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir.
İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar.
Fıtık :
Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar
arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan
yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür.
Ağır işler
yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak
gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır.
Fil hastalığı :
Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu
hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir.
Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir.
Fistül :
Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak,
kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi
edilmedikçe geçmez.
Frengi :
Zührevi bir
hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının
doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen
her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra
belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani
erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara
meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda
da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır
ve sertleşir.
Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra
hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve
iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli
başlı organlarına oturur.
Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir.
G ile başlayan rahatsızlıklar
Gastrit :
Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir.
Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler,
hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla
miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz
olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli
hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp
hastalıkları veya romatizmadır.
Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık,
aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür.
Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle
ilk bahar ve son bahar aylarında artar.
Tedavisi : Perhiz ve
istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif
yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş
yavaş ve çok çiğnenerek yenir.
Gazlar :
Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.
Gece körlüğü :
Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez.
Geğirmek :
Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden
fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi
hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit
etmek gerekir.
Gevşek penis :
Erkeklik
organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En
önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki,
şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler
arasında sayılabilir.
Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.
Gıda zehirlenmeleri :
Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür.
Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında
ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık
gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da
ishal görülür.
Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.
Göğüste su toplaması:
Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını
saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı
arasına su toplanmıştır.
Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır.
Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır.
Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.
Göz ağrısı :
Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin
yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze
yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle
ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir.
Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Göz iltihabı :
Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü
örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde
konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür.
Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker.
Göz kanlanması :
Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır.
Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.
Göz kaşıntısı :
Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.
Göz sulanması :
Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik
hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk
havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir.
Göz tiki :
Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık
spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale
zafiyetidir.
Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir.
Gözbebekleri iltihabı :
Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu
ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili
hastalarda da görülür.
Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir.
Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına
gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık
da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki
rengin de koyulaştığı görülür.
Gözkapağı iltihabı :
Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir.
Gözkapağı şişliği :
Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık
sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya
beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de
alerjiktir.
Grip :
Tıp dilinde influenza adı
verilen bu hastalık bulaşıcıdır. Grip olan kişinin nefesindeki
damlacıklarla yayılıp, salgın hale gelebilir. Paçavra hastalığı da
denir.
Aniden başlar ve devamlı olarak ateş yükselir. Baş ve sırt
ağrıları, titreme nöbetleri, nezle, öksürük, iştahsızlık, baş dönmesi
de görülür. Tedavinin ilk şartı istitrahat etmektir. İyi tedavi
edilmezse, başka hastalıklara da yol açabilir.
guatr :
Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında,
yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu
hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır.
Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır.
Basit Guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni
alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda,
ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.
Yumrulu Guatr :
Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm
salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da
endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir.
Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa,
kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut
kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok
faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır
ve turp da yenmemelidir.
Güneş çarpması :
Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir.
Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye
taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi
ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür.
Güneş yanığı :
Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar.
H ile başlayan rahatsızlıklar
Halsizlik :
Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt
ağrılarından, hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu
duruma tıp dilinde debilite veya asteni denir.
Hararet :
Sıcak havada aşırı derecede veya ateşli hastalıklar sırasında vücut kaybettiği suyu karşılayamayacak olursa, hararet başlar.
Havale :
Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan
duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri
sırasında görülür.
Küçük çocuklarda görülen havale, sinir
sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir.
Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı
hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir.
Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık
da neden olabilir.
Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir
noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve
bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya
başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam
eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar.
Hastalığın
bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu
arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını
gevşetmek faydalıdır.
Hava yutma :
Tıp dilinde
aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde
görülür. Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar.
Hava yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur.
Hazımsızlık :
Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına;
halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri
çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya
dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve
içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık,
yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler
arasında sayılabilir.
Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik
veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir.
Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk,
unutkanlık veya çarpıntı görülür.
Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve
üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de
mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez.
Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile
birkaç galete yenir.
Hemofili :
Kanın normal
sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir
çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir
hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir.
Bu hastalığa tutulanların;
az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye
edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek
davranışlardan da kaçınmaları gerekir.
Hıçkırık :
Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar.
Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar;
çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan
kaynaklanır.
Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir.
3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.
Horlama :
Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak
horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık
olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden
olabilir.
Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik
top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen
horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması
gerekir.
Husye torbası şişliği :
Husye torbası
(erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı
şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar
şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte
ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır.
I - İ ile başlayan rahatsızlıklar
Ileitis :
İnce bağırsağın iltihaplanmasıdır. Hastada, karın ağrısı ve ishal görülür. Buna Crohn hastalığı da denir.
İdrarda kan görülmesi :
İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin
kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi
bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte
fayda vardır.
İdrar torbası iltihabı :
İdrar
torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından
iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde
sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak
aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar
yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı
hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da
görülür.
Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur.
İdraryolları iltihabı :
İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem
hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde
görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir.
Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır.
İdrar yollarında yanma :
İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden
kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı,
mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle
tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir.
Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır.
İdrar tutukluğu :
Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt
bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut
retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin,
böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu
olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir
hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir.
İlk
tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur.
Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır.
İdrar tutamamak :
Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya
heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum
bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka
boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek
veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar
tutamamaya neden olabilir.
Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir.
İdrar zorluğu :
Hastanın günlerce idrara çıkmaması şeklinde kendini gösteren bu
hastalığa; tıp dilinde Anüri adı verilir. Mesane (idrar torbası)
boştur. Hastada uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma
görülebilir.
Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim
hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş bulunmasıdır. Tedavi
için doktora başvurmak gerekir.
İktidarsızlık :
Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel
ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise
empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir
bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan
metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır.
Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir.
İncinmek :
Herhangi bir eklemin, burkulması sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Çoğunlukla ayak, el bileklerinde veya diz kapağında görülür.
Eklem; incindiği zaman, kısa süren bir ağrı hissedilir. Sonra eklemin bulunduğu yerde şişme, zonklama, morarma görülür.
Yapılacak ilk iş, incinen yeri sargı bezi ile sarmak ve üzerine soğuk su dökmektir.
İshal :
İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü, kanlı
veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak ihtiyacını
doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar.
İshal ve kabızlığın birbiri
ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir
durumdur. İshale halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare
denir.
İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması,
veya yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak
hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya
akciğer hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen
ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Neden ne olursa
olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay, maden
suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez,
peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi
yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir.
İsilik :
Terledikten sonra derinin üzerinde görülen kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise miliare denir.
İsteri :
Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme adı verilir.
Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve entellektüel seviyesine göre
değişir. Hastanın gayesi, çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun
için aşağıdaki şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir.
Hastada; ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme, boğazında
düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici körlük, sağırlık, herhangi
bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı görülür.
Tedavinin temeli telkindir.
İştahsızlık :
Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları, karaciğer
hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları,
kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı,
iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
Tedaviye yemekleri
belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı
olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora
başvurulur.
J - K ile başlayan rahatsızlıklar
Jinjivit :
Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp
dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri
çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar.
Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil
alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar.
Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir.
Kabakulak :
Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır.
Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak
altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar.
Kuluçka devresi, 18 gündür.
Hastanın ateşi birdenbire yükselir,
genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan
tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı
kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk,
dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam
ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve
hasta iyileşmeye başlar.
Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir
hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu
hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri,
erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli
sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi
gerekir.
Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.
Kabızlık :
Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı verilir.
Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı,
sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık
boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin
büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve
yaşlılarda görülür.
Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı
tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil
ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir.
Kabız omayı önlemek için,
sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve
çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm,
kayısı veya elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır.
Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir,
beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en
az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir.
Kabızlığı
gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre kullanılması kötü
sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen
miktarları aşmamak gerekir.
Kalp hastalıkları :
Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya
doğuştan meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle
bütün kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.
- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin.
Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi
şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin
Kalp ağrısı :
Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp dilinde prekardiyal ağrı denir.
Kalp ağrısı nefes darlığı ve şok ile görülürse; enfarktüs krizinden
şüphe edilir. Bu gibi durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek,
istirahat etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir.
Kalbin ön kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik olabilir.
Kalbin hızlı atması :
Kalbin; dakikada 90'dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını
gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki
nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki
yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının
belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek,
heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı
ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu
çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp
hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler
de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir.
Kalp romatizması :
Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara
yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve
daralıp, sertleşir, büzülür.
Daha çok kadınlarda görülen kalp
romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral
stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma,
morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür.
Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.
Kalp yetmezliği :
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda
muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür.
Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır.
Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme
görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral
kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.
Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri
şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak
ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral
kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.
Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada
olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının
hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve
tiroid hastalıklarıdır.
Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin
- Yemeklere fazla tuz koymayın
- Uykularınızı ihmal etmeyin
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin
Kalınbağırsak iltihabı :
Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen
iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit
denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir.
Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı
kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir.
Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli
gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez.
Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.
Kan çıbanı :
Kılların dibinde başlayıp süratle büyüyen bir iltihaptır. Özellikle
sırt, ense ve yüzde meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur.
Tıp dilinde füronkül denir.
Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir
şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda baş verir.
Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır ve içindeki cerahat
boşalır. Kabuk döküldükten sonra da yerinde ufak bir iz kalır.
Kan çıbanlarını, kesinlikle sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir.
Kan işemek :
Tıp dilinde hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın
işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak
gerekir.
İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat
iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan
hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı
ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin
çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden
olabilir.
Kan tükürmek :
Tıp dilinde hemoptizi
denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer
kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir.
Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu
nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit
kaybetmeden doktor çağrılır.
Kanda kolestrol yüksekliği :
Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek
üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz
görünümde bir maddedir.
Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak,
alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını
sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı
koruyuculuk yapmaktır.
100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol
bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda
kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse;
damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden
olur.
Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler,
yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca
hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol
alınır.
Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri
test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz
altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler,
genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı,
görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün
yükselmiş olduğuna işaret olabilir.
Kanser :
Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide
üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle
vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir.
Kanser
hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı
kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz
(yavrulama) denir.
Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber,
hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri
sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu
nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.
- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar
- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler
- İyileşmeyen yaralar
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Ben ve siğillerde görülen değişmeler
Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir.
- Beyin ve omurilikte %1
- Ciltte %10
- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6
- Memelerde %14
- Sindirim sisteminde %25
- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3
- Karaciğer ve safra kesesinde %3
- Diğer organlarda %8
Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide,
incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla
görüldüğü söylenebilir.
Kanser tedavisinde uygulanan makro
biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan
hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları
ileri sürülmektedir.
Makro-biyotik Gıda Rejimi:
Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir.
%23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve
olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir.
%5-10'u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir.
%10-15'I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir.
Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir.
Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir.
Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır.
Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk,
peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm,
şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve
kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz
dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal,
sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.
Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.
Kansızlık :
Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya
hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de
azalmasıdır.
En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir.
Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla
olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde
de görülür.
Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir.
Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak
bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde
acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür.
Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.
Karaciğer hastalıkları :
Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2
kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak
için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz
hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en
önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer
sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :
Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz
vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen
de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür.
Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık
hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder.
Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu,
daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider.
Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak
istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.
Karaciğer şişmesi :
Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin
şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır.
Tıp dilinde hepatit sarılık denir.
Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.
Karaciğer yetersizliği :
Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır.
Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun
kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda
acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme
ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise
açık ve durudur. İdrara çok çıkılır.
Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.
Karın ağrısı :
Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi,
pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya
rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde
ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur.
Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da
yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de
görülebilir.
Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir
doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok
tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kaşıntı :
Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş hissi,
hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp
dilinde pruritus veya kaşeski denir.
Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar
- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar
- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar
- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar
- Mantarın neden olduğu kaşıntılar
- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar
- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar
- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar
Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.
Katarakt :
Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu,
akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından
sonra görülür.
Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün
uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır.
Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu
katarakttır.
Kekemelik :
Daha ziyade erkeklerde
görülen bir çeşit konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya
da gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır.
Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden bir
uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek
gerekir.
Kellik :
Saçlı deride, deriden 2-3
santimetre kadar yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit
mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya
çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır.
Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir.
Kemik iltihabı :
Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir.
Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi
bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak
kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden
başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir.
Kemik veremi :
Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik yapıcı kıkırdakların verem
olmasına, kemik veremi denir. Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de
omurlarda görülür.
Nedeni veremin ikinci devresinde, verem
basillerinin kan damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış
olmasıdır. Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar
ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi
edilmesi gerekir.
Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır.
Kemik yumuşaması :
Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan
bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D
vitamini eksikliğidir.
Kırıklar :
Çarpma,
vurma, düşme veya bunlara benzer bir kaza sonucu meydana gelen
kırıklar, kapalı ve açık kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır.
Kemikler ya bir yerinden basit bir şekilde ya da birkaç yerinden
kırılıp, parçalanırlar. Kemik kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik
meydana gelir.
Kırılan yer, elle yoklandığı zaman birtakım
tıkırtılar duyulur. Bazen de, kırılan kemikler, kasları, etleri ve
deriyi delerek dışarı fırlayabilir.
Kemik kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik uçlarını karşı karşıya getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca sarmaktır.
Kısırlık :
Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp
dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı
incelemek gerekir.
- Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide
bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik
etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği
gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş
olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması
kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir.
- Kadınlarda Kısırlık
Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda
yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen
hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim
organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid
bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen
nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.
Kızamık :
Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp
dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür.
Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da
bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün
içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.
Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın
gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş
ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu
belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler
görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk
ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri
yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara
yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da
birdenbire düşerek belirtiler kaybolur.
Hastanın odası güneş
görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında
tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi
için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve
beden temizliğine özen gösterilmelidir.
Bunlara dikkat edilmediği
takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak
iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir.
Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar.
Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık
sağlar.
Kızamıkçık :
Deri döküntüleri, hafif
ateş ve hafif nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı
bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade çocuklarda
görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı içinde
kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu durumda, ana rahmindeki cenin de
etkilenir.
Hastalık, havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka
devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler
görülür. Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer.
Tedavi
için kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün
içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam
kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da şarttır.
Kızıl :
Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile ortaya çıkan
bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina denir. Nedeni,
bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur.
Hastalık aniden ortaya
çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile
başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu
belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra, ağız çevresi
hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de
beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç
çileği görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer.
Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile
görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve
sindirilmesi kolay yiyecekler verilir.
İyi tedavi edilmezse böbrek iltihabına neden olabilir.
Kloroz :
Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin miktarının azalması, bu duruma
neden olur. Çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak
bileklerinde şişme görülür.
Kolera :
Kolera
vibriyonu denilen mikropların meydana getirdiği en tehlikeli bulaşıcı
hastalıklardan biridir. Daha ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu
elverişli olmayan çevrelerde görülür.
Kolera mikrobu içme
sularına karışan sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca
hastaların dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış
yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.
Korunmak
için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile
sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışması
engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek
yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra
eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Kör çıban :
Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana gelip, kıl diplerinin
iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert
bir şişliktir. Büyüdükçe, ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme
görülmez.
Kör çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir.
Kramp :
Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek dışı meydana gelen
kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla yorgunluk, fazla terleme ve
ishalden sonra görülür. Atardamar hastalıkarından kaynaklanan
kramplarda mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.
Kuduz :
Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir
sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve
öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde rabies veya hydrophobia denir.
Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne
kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra
geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu
süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra
yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur.
Kuduz
hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş
ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar
sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar
başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar.
Kuduz şüphesi olan
bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra
oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık
tekrarlanır.
Kulak ağrısı :
Kulak ağrısı başka
bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi,
ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz
nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak
ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.
Kulak akıntısı :
Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak
iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid
iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur.
Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya
kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir.
Kulak çınlaması :
Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde
tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak
kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli
hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük
tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.
Kulak iltihabı :
Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.
- Ortakulak İltihabı
Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık,
kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden
olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak
pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.
- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı
Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe
doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak
akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.
Kulak kiri :
Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif
sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman,
dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana
getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir.
Dışkulak
borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi
arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından
açılabilir.
Kulunç ağrısı :
Şiddetli ağrılara
ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve
omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir.
Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir.
Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp
dilinde kolik denir.
Kum sancıları :
Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır.
Kurdeşen :
Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte
aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini
gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra
şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun
süre devam eder.
Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır.
Kusmak :
Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir.
Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler,
içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı
hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı,
sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık,
tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya
bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür.
Tedavinin ilk
şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır.
Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir
bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.
Kuşpalazı :
Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses
kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler
üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde
şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40
derece arasındadır. Nabız süratlidir.
Hastalık başlangıcında
teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse,
ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki
havaya yayılan mikroplarla bulaşır.
Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Hastalıklar Eden K ya
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |