|
Aldatılanın ve Aldatmanın Psikolojisi |
|
|
|
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
|
|
Cuma, 11 Ocak 2008 |
Okunma: 1064 kez
Depresyona etki eden olaylar arasında aldatmanın zannedilenden daha büyük yeri vardır. Hatta depresyona sebep olan en önemli olayların başında cinsel sadakatsizliğin geldiğini söyleyebiliriz. Ondan sonra ise eşin ölümü gelmektedir. Yani eşin aldatması, onun ölümünden daha çok psikolojik yaralanmaya neden olmaktadır. Aldatılıp da depresyona girmeyen az sayıda insan vardır.
( www.genbilim.com )
Eşinin başka birine ilgi duyduğunu ya da
kendisini aldattığını öğrenen kişi, çok öfkelenir, kendini değersiz ve
sevgiye layık olmayan biri gibi hisseder. Bu ruh hali, onun misilleme
yapmasına neden olabilmektedir. Cinsel aldatma yaşayan kişilerin en çok
yaptıkları hata budur. Aldatılan kişinin “Madem sen beni aldattın, ben
de seni aldatırım” düşüncesiyle hareket etmesi, yanlışı düzeltmek
değil, bilakis başka bir yanlış daha yapmaktır. Geleneksel aile
yapımızda aldatılan kişinin, ki bu genellikle kadındır, bu şekilde
intikam aldığı pek görülmez.
Genelde kadınlarımız aldatmaya
karşı duygularını bastırır ve olayı sineye çeker ya da evliliği
bitirirler. Erkeğin pişman olduğu ve evliliğin sürdüğü durumlarda bile,
kadın, kendisini beğenilmez hisseder ve eşinin diğer kadında ne
bulduğunu sorgular.
Aldatma için sevgi azalması, yani kişinin
eşine eskisi gibi ilgi duymaması bir bahane olarak dile getirilebilir.
Eşini aldatan birçok erkek, “Ben artık sana karşı bir şey
hissetmiyorum, onu seviyorum” gerekçesiyle hareket eder. Halbuki sevgi
değişkendir, bir dönem hayat arkadaşına karşı bir şey hissetmemek, ömür
boyu bu şekilde hissedilecek anlamına gelmez. Ayrıca insanın hoşlandığı
kişiye yönelmesi, yani “Çıkarıma olan şey iyidir, doğrudur”
düşüncesiyle hareket etmesi, bir anlamda çocukluktur.
Zevklerinin
peşinde koşan insan olgunlaşmamıştır ve mutlu olamaz. İnsan gerçek
mutluluğa eriştirecek olan soyut ideallerinin gerçekleşmesidir. Somut
ve gündelik zevklerin yanı sıra, soyut idealleri de dikkate alarak
yaşayan insan, hata yapsa da bundan pişman olur. Bu nedenle evlenecek
kişilerin hayat felsefelerinin, kültürlerinin ve hayat piramitlerindeki
ideallerin birbiriyle örtüşmesi çok önemlidir.
Yaşam felsefesi
sadece dünyevi zevklere odaklı insanların evliliklerinde aldatmalara
daha çok rastlanılır. Bu tür evliliklerde iş hayatı ve bireysel zevkler
ailenin önündedir. Kırklı yaşlara doğru biraz da maddi birikime ve
çevreye sahip olununca “Dünyaya bir daha mı geleceğim, bir çiçekle
bahar olmaz” düşüncesiyle cinsel zevkin peşine düşülür. Daha çok
erkeklerde görülen bu tip davranışların sonucunda, kadının tepkisine
göre, evlilik ya devam ediyor ya da biter. Halbuki insan, evliliğin
sadece cinsel beraberlik anlamına gelmediğini, kutsal bir yönünün
olduğunu da düşünüyorsa zaten aldatmaya yönelmez. Zaaflarına yenilip
buna yönelse bile, hata yaptığını anlayıp evliliğini kurtarmak için
kendini yeniden toparlar.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Aldatılanın ve Aldatmanın Psikolojisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |