GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Biyoloji arrow Biyogenez teorisinin ortaya çıkardığı yeni sorunlar Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Oca 10 2008

Biyogenez teorisinin ortaya çıkardığı yeni sorunlar Yazdır E-posta
(0 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

GenBilim Editor   
Cuma, 11 Ocak 2008
Okunma: 3408 kez

Biyogenez teorisi en az iki önemli soru ortaya çıkarmıştır. Birinci soru; eğer canlı bir organizma, başka bir canlı organizmadan oluşuyorsa, tüm canlıların ortak bir atası mı var? Eğer böyle ise, bugünkü çok çeşitli organizmalar nasıl meydana gelmiştir? Bu sorunun yanıtı Evrim Teorisi ile verilmeye çalışılmıştır. Bu teoriye göre, bugün yeryüzünde yaşayan tüm canlılar,daha önce yaşamış organizmaların yeni döllerinin değişmesi ile oluşmuşlardır.

Döllerin değişmesi hariç tutulursa, bu teori tümüyle biyogenez teorisine benzer. Bu iki teorideki benzerlik, biyolojide kavram ve teorilerin birbirleriyle sıkıca bağlandığını gösterir.

Biyogenezden ortaya çıkan ikinci soru; eğer bir canlıyı başka bir canlı oluşturuyorsa, ilk canlı nasıl meydana gelmiştir?

Hücre yaşamın temel birimidir

Bölünmenin her çeşit hücrede aynı yöntemle olması, organizmaların birbiriyle olan evrimsel ilişkilerine bir başka kanıt olabilir. Hücrelerin yapı ve çoğalmada gösterdiği bu benzerlik, bizi genelleştirme ile hücre teorisine götürür. Bu teoriye göre tüm büyük organizmalar, yapısal ve işlevsel birim olan ve bir dereceye kadar bağımsız davranan hücrelerden oluşmuştur. Organizmaların yaşamı, hücrelerin uygun bir şekilde kontrol ve çalışmasına bağlıdır.

Bugün hücre teorisinin iki varsayımı vardır. Birinci varsayıma göre hücre, çok hücreli organizmaların yapısal ve işlevsel temel birimidir. İkincisine göre hücre bölünmesi, ebeveyn hücreler ile oğul hücreler arasında kalıtsal bir devamlılık sağlar. İkinci varsayım hücre teorisi ile gen teorisi arasındaki sıkı bağı da gösterir. Hücre teorisi aynı zamanda, çok hücreli organizmaların tek hücreli organizmalardan geliştiğine ilişkin mantıklı bir açıklama sağlar. Çok hücreli organizmalardaki her bir hücrenin gerçekleştirmiş olduğu fonksiyon, bir bütün olarak organizmanın fonksiyonunu belirler. Yani çok hücreli bir organizmanın yaşamı, o organizmayı oluşturan hücrelerin görevlerini yapmasına bağlıdır.

Leeuwenhoek tarafından yapılmış olan tek mercekli mikroskop ile de bazı şeyler büyütülmeye çalışılmış ise de, bu tek mercekli mikroskop hücrenin keşfinde kullanılmamıştır. İlk bileşik mikroskop (iki ya da daha çok mercekli), 1600 yıllarında Hollandalı iki gözlükçü kardeş tarafından bulunan iki mercekli basit bir tüptür. Mercek camları doğru bir şekilde yerleştirilirse, büyütme ve ayrıntının görülmesi bir mercekle elde edilenden daha iyi olur. Fakat uzun yıllar merceklerin niteliği geliştirilememiştir. Sağlanan görüntüler bozuk ve bulanıktır. Canlıların mikroskopla incelenmesi ancak, 35 yıl sonra mümkün olmuştur.

Bileşik mikroskoplarda ilk iyileştirme, İngiliz bilim insanı Robert Hook tarafından yapılmıştır. Hook mikroskopla yaptığı incelemeleri “Micrographia” adlı kitabında yayınlamıştır. Bu kitabında, çakı ile bir kesit aldığı şişe mantarındaki ışık mikroskobik gözlemlerini şöyle anlatır:

“Gördüğüm şey çok fazla delikliydi ve bir bal peteğine benziyordu… bu delikler ya da hücreler, çok derin değildi; ancak, çok sayıda küçük kutucuklardan oluşmaktaydı.”

Hook, ince mantar kesitinde gördüğü şey olan bu küçük delikleri anlatmak için “hücre” sözcüğünü kullanmıştı. Hook ölü dokudaki hücre duvarlarını görerek bunları küçük odalar ya da kutucuklar olarak çizmiştir. Bizim bugün bildiğimiz asıl hücreyi görmemiş ve hücre teorisini ileri sürememiştir. evrim fikrinin gelişmesine çok çalışmış olan T.H. HUXLEY de bu küçük odaların ya da hücrelerin önemini kabul etmekte tereddüt etmiştir.

Birçok bilim insanı, Hook’dan sonra gelen 150 yıl içinde çok dikkatli gözlemler yapmışlarsa da, hiç biri hücreye ait bir teori ileri sürememiştir. 1824'de Fransız R.J.H. DUTROCHET, bitki ve hayvan dokularını karşılaştırmalı olarak incelemeye başlamıştır. Çok dikkatli bir gözlemci olan Dutrochet, hücre teorisine oldukça yaklaşan aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:

“…hayvanların tüm organik dokuları son derece küçük yuvarlak hücrelerdir ve kohezyon kuvvetleri ile birleşmişlerdir. Böyle hayvan ve bitkilerin tüm organları, tüm dokuları çeşitli şekillerde değişmiş gerçek hücre dokularıdır.”

Dutrochet, canlı dokuların bazı bağlayıcı kuvvetlerle bir arda tutulan küçük hücreler olduğuna ve organların çeşitli dokulardan yapıldığına inanmıştı.

İskoçyalı bir botanikçi olan ROBERT BROWN birkaç yıl sonra (1831), bir çalışmasına dayanarak önemli bir gözlem ve genelleştirme yapmıştır. Brown orkidenin yaprak hücrelerini incelerken, hücrelerin içinde daha koyu renkli ve yuvarlak bir bölüm olduğunu görmüş, buna nukleus adını vermiştir. Sonra bu gözleminden bir genelleştirmeye giderek;
“diğer çiçekli bitkilerin tüm hücrelerinde de bir çekirdek bulunduğunu” söylemiştir. Fakat, çekirdeğin hücre bölünmesindeki rolünü görememişir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim