Okunma: 1203 kez
Tarım bitkilerinin zararlıları ve hastalıkları üzerinde geniş araştırma bulunmasına rağmen ,birçok zararlı ile ilgili detaylı çalışmalar yetersizdir.Asya'nın pek çok karasal alanlarında 1970li yılların sonunda pirinç tarımına şiddetli zarar veren ‘’pirinç yaprak böceği’’(Niloparvata lugens)hakkındaki bilgi eksikliği (ekolojik koruma)zararlı için yapılan çabaları çok gecikmiştir.
( www.genbilim.com )
Tarım bitkilerinin zararlıları ve hastalıkları üzerinde geniş
araştırma bulunmasına rağmen ,birçok zararlı ile ilgili detaylı
çalışmalar yetersizdir.Asya'nın pek çok karasal alanlarında 1970li
yılların sonunda pirinç tarımına şiddetli zarar veren ‘’pirinç yaprak
böceği’’(Niloparvata lugens)hakkındaki bilgi eksikliği (ekolojik
koruma)zararlı için yapılan çabaları çok gecikmiştir.Batı Avrupa
Bağları ,Kuzey amerika kökenli yabani ‘’misket üzümü nün zararlıya
karşı direnç gösterdiğinin saptanmasıyla böcek zararlısıyla oluşan
kayıplardan korunabilmiştir.Alman ve Fransız üzümleri Kuzey Amerika'dan
getirilen ana çilekler üzerine aşılanarak,farklı genetik kaynakların
kaliteli olmalarının avantajlarından yararlanılmaktadır.
Benzer olarak ABD’de mısır tarımı 1970’li yıllarda bir çeşit pas
hastalığı ile büyük zararlara uğramıştır.Meksika'da doğal olarak
bulunan ve mantara dirençli olan çok yıllık Zea diploperennis türü ile
ticari çeşitler arasında yapılan melezleme ile hastalığın zararları
sonraki yıllarda önlenmiştir.Buna benzer bir durum buğday tarımında da
yaşanmıştır. Amerika'nın kuzey batısındaki buğday tarımı yaparak pas
hastalığı nedeniyle 1960lı yıllarda büyük zararlara yol açmıştır.Bu
salgının yol açtığı ekonomik zararlar yabani bir Türk buğday türü
sayesinde önlenmiştir.Bu sayede ABD’de buğday üretimine yılda 50 milyon
dolarlık katkı sağlamıştır.Türk buğdayları genelde hastalıklara
dayanıklılık tüm dünyanın tarım ıslah bilimcileri tarafından
aranmaktadır.
Tarım alanları zararlı türler için bol besin kaynaklarını sağlayan
mono kültürlerle karakterizedir.Geniş spektrumlu insektisitlerin
kullanımı zararlıların predatör populasyonlarını etkilemekte ve aynı
zamanda tarla ekosistemlerindeki (agro-ekosistemler ) tarla
kenarlarında ve başka habitatlarda da zararlı olmaktadır.Tarım
alanlarının artan çeşitliliğinin sadece tür zenginliğinin artışına
katkısının olmadığını bunun yanında zararlı türlerin bazısının
predatörlerine ve tarım döllenmelerinde iş görenleri de kapsayan
yararlı böceklere de katkı sağladığı saptanmıştır.Örneğin
,Kaliforniya'daki (ABD)yabani böğürtlen çalısının misket üzümlerinin
bazı zararlıları ile beslenen yaban arılarına habitat sağladığı
bildirilmektedir.
Görüldüğü gibi çevre kirliliği ile mücadele etmek ve toplumların
hayat kalitesini iyileştirmek amacıyla pahalı teknikler ve prosesler
yerine, doğadaki mevcut biyolojik sistemlerin kullanılabileceği
düşüncesi son yıllarda yaygınlaşmaya başlamıştır. Dolayısıyla, bugüne
kadar faydasız ya da zararlı olarak nitelendirilen bazı bitkisel ve
hayvansal canlı sistemlerle yeni kullanım alanları oluşturulmuştur. Bu
canlı biyolojik sistemlerin organik maddeleri büyük bir hızla
absorblayıp, nitrat, fosfat ve ağır metalleri uzaklaştırabilme
yeteneklerinin olduğu anlaşılmıştır. Bu canlı biyolojik sistemlerin
yanı sıra, biyolojik materyallerden elde edilen bazı organik maddelerin
de atık suların arıtılmasında göz ardı edilemeyecek bir etkinliğe sahip
oldukları saptanmıştır.
Atık suların biyolojik arındırılmasında, geliştirilmiş farklı
teknolojik işlemlerin belirli aşamalarda mikroorganizmalar yaygın
olarak kullanılmaktadır. İncelendiklerinde, bu tür biyolojik
sistemlerin, ülkelerin kendilerine özgü ihtiyaçlarına uygun, yan
etkilerden uzak bir teknolojik potansiyel vaat ettikleri açıkça
görülebilir.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Biyolojik Islah ve Kontroldeki Yaraları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |