Okunma: 335 kez
Günümüzde insan merkezlilik, sahip olduğu doğaya karşı vurdumduymaz ve bencil özellikleriyle ekolojistler tarafından şiddetle reddedilen ve toplumdaki yaygın etkisinin silinmesine çabalanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan merkezli yaklaşımlar, insanoğlunun doğayı teknoloji yoluyla katlettiğini ve geri dönülmez bir uçuruma doğru sürüklenmeye başladığını fark ettiği 1960’lardan beri sorgulanmaya başlanmıştır.
Bu zamandan sonra geçen 40-45 yıllık dönemde, doğa
bilimlerinde ve birçok uygulamalı bilimde ekolojik (bütünsel) bakış
açısı yaygınlaşmaya başlamıştır.
Ancak özellikle –insana daha yakın duran – sosyal bilimlerde, bu
anlayıştan kurtulmaya karşı bir direnç ortaya çıktığından dolayı, doğa
bilimlerindeki kadar hızlı bir ekolojik düşünce dönüşümü
yaşanamamıştır. İnsanı dışlayarak ekosistemlerin devamlılığının
sağlanamadığının fark edilmesiyle birlikte, ekoloji biliminin çok
disiplinli bir alan haline gelişi, ister istemez birçok sosyal bilim
dalının da ekoloji ile çalışma zorunluluğunu doğurmuştur (Kışlalıoğlu
ve Berkes, 1994). Bunun sonucunda da, sosyal bilimlerde ekolojik
kıpırdanmalar yaşanmış ve “sosyal ekoloji” ya da “insan ekolojisi”
olarak adlandırılan kavram ortaya çıkmıştır.
Editörlü bir kitapta yayınlanan bir makalede (Kaplan, 2005), “ne
kadar insanmerkezlilik?” sorusu, kentsel ekolojik planlamada geleneksel
paradigmayla ekolojik paradigma arasındaki zıtlıklar sentezlenmeye
çalışırken sorulmaktadır. “Ekolojist yaklaşımların içine biraz da
insanmerkezlilik katalım, ama ne kadar?” söylemi aslında ekolojist
bilimciler açısından yadırganacak bir durumdur. Bunun sebebi, 21.yy’da
yaşadığımız bu günlerde artık bu tarz indirgemeci “çevreci”
yaklaşımların ekolojik yaklaşımların içine sokulmaya çabalanmasına son
verilmesi gerekmesi ve ekolojist paradigmanın, kentsel alanların
planlanmasında ana ekseni oluşturmasının kaçınılmaz olmasıdır
(Çalgüner, 2005). Böyle bir sorunun sorulması, sığ kapsamlı “çevre”
yaklaşımlarının hakim olduğu yıllara dönülmesinin beklendiği hissini
uyandırmaktadır. Gerçi, yazarın makalesinin aslında, 1994 yılında
yayınlanmış bir sunumun yalnızca –yazarın kendi deyimiyle- “tümce ve
sözcük düzenlemesi yapılarak” 2005 yılında yeniden yayınlandığı göz
önüne alınırsa, bu belki hoşgörülebilir! Ancak, bu noktada yazarın on
bir yıl boyunca ilgili literatürü de takip etmediğini görmek üzücüdür.
Makalede yer alan ilginç bir nokta da, temelde farklı kavramlar olan
insan ekolojisi ile sosyo-biyolojinin özdeşleştirilmesidir.
Sosyo-biyolojinin, insana uygulanabilecek kısımları hakkındaki
tartışmalar halen sürüp gitmektedir (bkz. Gould, 1997). Oysa insan
ekolojisi, ekolojinin ve sosyal bilimlerin buluştuğu bir noktadır ve
çok disiplinli “çevre bilimleri” adı altında, günümüzde insan
tarafından yaratılmış birçok ekolojik sorunun çözümünde baş rolü
oynamaktadır.
Daha önce tarafımızdan vurgulandığı gibi, sosyal bilimci adaylarına
ekoloji dersinin hangi içerikle verilmesi gerektiği ülkemizde önemli
bir sorun oluşturmaktadır (Tavşanoğlu, 2004). “Çevrebilim” adı altında
yutturulmaya çalışılan olgunun (Keleş ve Hamamcı, 1998), aslında
“ekoloji” olmadığı artık ortaya çıkmıştır (Çalgüner, 2003). Nitekim,
konunun son yıllarda yoğun olarak tartışılmasıyla birlikte olguyu
savunan ana kitap olan “Çevrebilim”in son baskısında adı (içerik değil)
“Çevre Politikası” olarak değiştirilmiştir (Keleş ve Hamamcı, 2005).
Kapsamlı bir ekoloji dersinin sosyal bilimler öğrencilerinden önce,
ekoloji konularında yeterince bilgi sahibi olmadan fikir yürüten bazı
sosyal bilimci akademisyenlere de “ne kadar!” ve “ne içerikte”
verilmesi gerektiğini de sanırım ekologların bundan sonra düşünmesi
gerekecek.
Kaynakça:
Çalgüner, T., 2003. Çevre mi Ekoloji mi? Nobel Yayın Dağıtım, 104 sf., Ankara.
Çalgüner, T., 2005. “Ekolojik bilim paradigması” ve planlama.
Çalgüner, T. (ed.) Şehircilik Çalışmaları’nda, sf. 267-299, Nobel Yayın
Dağıtım, Ankara.
Gould, S.J., 1977. Darwin ve sonrası: doğa tarihi üzerine
düşünceler. (Çeviri: Temürcü, C., 1998, Tübitak Popüler Bilim
Kitapları), 313 sf., Ankara.
Kaplan, H., 2005. Yeni bir kentsel tasarım paradigması olarak
ekolojik kentsel tasarım: açımlanması, temel ilkelerinin belirlenmesi
ve insan merkezlililğin yorumu. Çalgüner, T. (ed.) Şehircilik
Çalışmaları’nda, sf. 147-168, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
Keleş, R., Hamamcı, C., 1998. Çevrebilim, 3. baskı. İmge Kitabevi, 368 sf., Ankara.
Keleş, R., Hamamcı, C., 2005. Çevre Politikası, 5. baskı. İmge Kitabevi, 427 sf., Ankara.
Kışlalıoğlu, M., Berkes, F., 1994. Ekoloji ve Çevre bilimleri. Remzi Kitabevi, 350 sf., İstanbul.
Tavşanoğlu, Ç., 2004. Ekoloji ≠ Çevrebilim: tartışmaya doğa bilimleri cephesinden bir bakış. Üç Ekoloji 3: 139-141.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Ekolojide insan merkezlilik
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |