Okunma: 469 kez
Ekolojik Teşebbüs; Yabani Hayatın Özel Kesimce Yönetimi(*)
Çevre kalitesine ve çevre güzelliklerine olan talep büyüyor ve büyümeye devam edecek. Politik iktisatçılar bu hareketi beklemekte; çevre korumacılar bunu alkışlamaktadırlar.
İçimizden 1960' ların büyük ekolojik uyanışının zarif katılımcıları, birinci Dünya Gününü Amerika tarihinde bir dönüm noktası olarak görürler.
Açıkçası, çevresel değerlerin takdiri bir yukarı (superior)
maldır; yani, çevre kalitesine olan talep, gelir ve servetteki
artışlardan çok daha hızlı artmaktadır. Bu yüzden, çevre kalitesine
olan talep, lüks gıdalara, dış seyahata ve paraya olan talebe
benzemektedir. Artan merkezi planlama ve sosyalizme doğru meyletme
bizim iktisadi gidişimizi tersine çevirmedikçe, daha yüksek çevre
kalitesinin tercih edilmesi yönündeki bu kayma (değişim) sürekli
olacağa benzemektedir. Bu temel olgunun anlaşılmasındaki başarısızlık,
James Watt' ı İçişleri Sekreteri (Bakanı) olarak kısa meslek hayatı
boyunca sıkıntıya sokmuştur.
Yeni bir çevre hareketi gerçekten de ortaya çıkıyor. Bu hareket
çevre korumacıların, mali muhafazakarların ve bireysel özgürlük ve
sorumluluğa büyük değer veren kişilerin bir koalisyonuna dayalıdır.
Yeni Kaynak İktisadı perspektifinden bilim çevrelerinde yüksek
entellektüel yer tutan paradigma -ondokuzuncu yüzyılın sonu ile
yirminci yüzyılın başlarındaki ilerleme çağı- reform yönünde soylu,
fakat hayli safça ve son derece yetersiz bir çabaydı. Bu çaba merkezi
planlamaya ve "bireysel yönetim" e dayanmaktaydı. Buna karşılık,
"serbest piyasa çevreciliği" olarak bilinen çevre koruma hareketi, özel
mülkiyet haklarına, içten rıza kuralına ve piyasa sürecine dayalıdır.
Bu paradigma hükümetin birincil fonksiyonu, mülkiyet haklarını
tanımlamak ve korumak, anlaşmazlıkların hükme bağlanması için bir
kanunlar ve mahkemeler sistemini sağlamak ve yalnızca (hava ve su
kirliliği, göçmen yabani hayvanlar ve diğer gezici kaynakların yönetimi
gibi) piyasanın halen işleyemediği alanlarla ilgilenip, bunun dışındaki
konularda tarafsız bir hakem olarak hizmet etmektir.
A.B.D. İlerleme Çağı ile başlayarak, kamu mülkiyeti yönetimi ve/veya
kaynakların kontrolü ile ilgili bir dizi uygulamayı yürütmüştür. Şu
anda artık yüzyıllık veriler mevcuttur - sonuç açık, zorlayıcı ve
reddedilemez durum-dadır. Çok basit bir ifadeyle, büyük önem taşıyan
sonuç şudur: Bürokrasiler, bürokratların yararına işlemektedir.
Bürokratik müteşebbisler, özel çıkar grupları ve seçilmiş resmi
görevliler, bu çıkar üçlüsünü yararlandırmaya yönelik bir demir üçgeni
oluştururlar. Bunun dolaysız bir sonucu, kötüye kullanılmış bir çevre
ve haksızlığa uğramış vergi ödeyicilerdir.
Ekolojik olarak ters ve ekonomik olarak etkinlikten uzak olan bu
sistemin bir sonucu olarak Amerikalılar, ödemek zorunda kaldıkları
vergilerle, kendi çevrelerinin yıkıma uğratılmasını sübvanse
etmektedirler. Yoksulluğu tercih eden bir mazohist, St. Francis' in
hedeflerine karşı çıkan münzeviler ve sosyalist/faşist ideallere doğru
ilerlemede ekolojiyi bir basamak olarak kullananlar ancak, şu andaki
sistemi destekleyebilir. Orman Hizmetinin açık kereste satışları,
Silahlı Kuvvetlerin ve Toprak Islah Bürosunun çevresel açıdan tahripkar
ve ekonomik açıdan etkinlikten uzak olan su bentleri, Arazi Yönetim
Bürosunun aşırı derecedeki meralaştırmaları, yabani canlı yetişen
yerlerin federal hükümetçe sübvanse edilen tahribatı ve tarım
Bakanlığıyla İçişleri Bakanlığının çeşitli tasarrufları, bir reform
çağrısı korosunu oluşturan kısa bir ayin gibidir.
Politika analizinin basitçe ifade edilen ilk kuralı şudur: Bütün iyi
şeyler birlikte yürümez. İkincisi, daha büyük bir yapıcı değere
sahiptir: Kararlar bilgi ve uyarıcılara (müşevvikler) dayalı olarak
oluşturulur. Bu kural, hali hazırdaki çevre sorunlarımızı analiz etmede
ve mali sorumluluk, çevre-koruma ve bireysel özgürlükle uyumlu yapıcı
reformları şekillendirmede bir anahtar sağlar.
Federal hükümetin kaynak idaresi dairesindeki memurların büyük
çoğunluğu zeki, iyi eğitimli ve kendini işine adamış kişilerdir.
Kuvvetle vurgulamak gerekir ki sorun, bir kötü insanlar sorunu değil,
daha çok, sistematik olarak kötü bilgi ve ters uyarıcılar üreten
kuruluşlar sorunudur. Bu sorunlar
sosyalleştirilmiş/kollektifleştirilmiş örgütlerin ayrılmaz parçalarıdır.
Sorunun bir kötü insanlar sorunu olmadığı veri kabul edildiğinde,
kötü insanların yerine iyilerinin geçirilmesini öneren mükemmelleştirme
konseyi hayli safça bir çaredir. Bundan daha çok, ekolojik ve ekonomik
düşüncelere duyarlı yapıcı bir reform, kararların gerçekte bilgi ve
uyarıcı temelinde verildiği biçimindeki temel gerçeği kabul etmelidir.
Beşeri örgütlenmelerle ilgili bir kaç bin yıllık kayıtlı deneyimimizde,
şu gerçek göze çarpmaktadır: Ulusal düzeyde, diğer hiç bir örgütlenme
biçimi kaynakları etkinlikle koordine etme ve koruma açısından, özel
mülkiyet hakları ve piyasa süreci örgütlenme biçiminin mükemmelliğine
yaklaşmamaktadır. Bu sistem Adam Smith tarafından belagatla tasvir
edilmiş ve A.B.D. Anayasası hazırlanırken atalarımız tarafından da
kabul görmüştür.
Yeni bir çevre koruma hareketinin, serbest piyasa çevreciliğinin
gelişimine şahit oluyoruz. Bu hareketin entellektüel temelleri, kamusal
kötü yönetimin sergilediği ekonomik etkinlikten uzaklıkla birlikte
çevresel vahşetlerin sicilinden çok daha güvenilir hale gelmektedir.
Özel mülkiyet hakları ve piyasa sürecine dayalı alternatif çevre koruma
paradigması, çevre korumacılara, mali muhafazakarlara ve bireysel
özgürlük ve sorumluluk konusundaki geleneksel Amerikan değerlerini
destekleyenlere daha da çekici bir durum kazanmaktadır.
Yeni Kaynak İktisadınca çözümü beklenen sorunlar arasında, yabani
varlıkların özel kesimce yönetimi ve hayvan-bitki yetişen doğal
alanların sağlanması, genellikle en güç olanı şeklinde algılanmaktadır.
Ancak, hem teori hem de veriler, yeni çevre koruma hareketinin özel
mülkiyet haklarına, içten rıza kuralına ve piyasa sürecine dayalı
hareketin üstünlüğünü kuvvetle desteklemektedir. Bu sorunun kısa bir
görüntüsü aşağıda sunulmaktadır.
YABANİ DOĞAL KAYNAKLARIN ÖZEL KESİMCE YÖNETİMİ
Halk şikayet eder, meclisten av hayvanlarına ilişkin kanunlar geçer
ve geçtikten sonra kimse bu kanunlara ilgi göstermez. Neden? Çünkü biz
yabani hayvanları, onların bol insanların kıt olduğu dönemlerdeki
atalarımızın düşündükleri gibi düşünmekte ısrar ederiz. Yani bir
toprakta, ilk yerleşenler sadece özgürlüğe değil, bazı konularda
lisansa; toprağın herhangi bir yerini işleme, herhangi bir yerde ağaç
kesme, av hayvanlarına istediği yerde ateş edip tuzak kurma ve herhangi
bir yerde ve herhangi bir usulle balık avlama ruhsatına, tam olarak
sahip olabilirler. Bu tür şeyler o zaman fazlasıyla boldur. Ancak,
nüfus arttıkça toprak ve ağaçlar mülkiyet haline gelir… Bu, medeniyetin
ileriye gitmesidir.
Ülkedeki çiftliklerde ve büyük hayvan çiftliklerinde, yabani
hayvanlar ve onların yer gereksinimleri, mahsul ve ehli hayvanlarınkine
uymaz. Batı eyaletlerinde büyük su hayvanları, eyalet ve federal
hükümet otlama alanlarıyla özel çiftlik ve büyük hayvan çiftlikleri
boyunca uzanan (gezinen) gezici bir kaynaktır. Vadi zeminleri ve hafif
bayırlar genellikle özel kesimin mülkiyetinde iken, gerek eyalet
gerekse federal hükümet arazileri daha yüksek rakımlı yerlerdedir.
Genelde geyikler ve Kanada geyikleri yazlarını yüksek yerlerde,
kışlarını ise düşük rakımlı özel arazilerde geçirirler. Dahası,
gebeliğin sonlarıyla süt vermenin başlarındaki beslenme ihtiyaçlarının
çok yüksek oluşu nedeniyle, yabani hayvanlar için alçak meyilli
yerlerdeki ilkbahar çimenleri özellikle önemlidir. Bu yüzden, bir çok
bölgede, yabani av hayvanlarının hayatını sürdürmesi açısından özel
araziler büyük önem taşımaktadır. Gerçekten de, yabani hayvanların
yaşadığı yerlerden ekonomik olarak gelişmeye uygun olanlarının %85'
inin, avlanan yabani hayvanların da %80' inin özel kesim topraklarında
bulunduğu tahmin edilmektedir.
Bu çelişkinin nedeni oldukça basit bir biçimde ifade edilebilir.
Toprakların çoğu özel bireyler ve birliklerin mülkiyetinde iken,
buralardaki yabani hayvanlar devletin mülkiyetindedir. Halen, ulusal
avcılık harcamalarının %4' ten daha azı özel toprak
sahiplerine/yöneticilerine gitmektedir. Bu yüzden mevcut kurumsal
düzenlemeler altında, yabani hayvanlar genellikle toprak sahipleri
tarafından üretilen bir pozitif dışsallık durumundadır. Colorado' da
yapılan son bir araştırmanın, belgesi incelenen özel arazinin % 67'
sinin serbest avcılığa karşı kapalı tutulduğunu göstermesi şaşırtıcı
değildir.
Bu yazıda, müteşebbislikle yenilikçi mukavelelerin, yabani
hayvanlar, sporcular ve toprak sahiplerinin yararına nasıl
kullanılabileceğini göstereceğiz. Bu problemlere mülkiyet hakları
iktisadına ağırlık veren bir perspektiften bakarak ulaştığımız sonuç,
daha üretken, etkin ve ekolojik açıdan daha sağlam çözümleri bulma
açısından, mevcut düzenlemelerin ötesine gidilebileceği yönündedir.
İki yüzyıl önce hükümet avcılar üzerine hiç bir kısıtlama
koymamıştır; çoğu yabani hayvan negatif bir değere sahiptir. Bugün bir
çok kimse, yabani av hayvanlarının, onların tümünü yok edici şekilde
davranan avcılara, tuzakçılara ve arazi ıslahçılarına karşı
korunmasında federal hükümetin aktif bir rol alması gerektiğine
inanmaktadır.
Yabani av hayvanları nüfusunun dinamik güçlere bağlı olduğunu ve
çevrelerine sürekli uyum sağlayarak nesiller boyunca gelişim
gösterdiğini hatırlamak önem taşımaktadır. Beşeri örgütlenme türleri de
benzer baskılara konu olup, davranış ve kurumlar; değişen nispi
katkılar ve fırsatlar karşısında değişmektedir. Tüm iyi şeyler bir
arada yürümeyeceği için, yabani hayvanlarla beşeri davranış arasında
genellikle bir zıtlığın ve rekabetin bulunması da şaşırtıcı değildir.
Baskılar artarken ve toprak kullanımı yoğunlaşırken dahi, hem
insanların hem de yabani hayvanların refahını geliştirmek mümkündür.
Mevcut kurumsal düzenlemeler altında doğan zıtlıkların örnekleri
sunularak, bunların ekolojik ve ekonomik açılardan sağlam çözümlerinin
her zaman mevcut olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.
ekoloji, İKTİSAT BİLİMİ VE KURUMSAL EVRİM
Bir çok yabani hayvan türlerinin korunması açısından devlet
düzenlemelerinin yararlılığı konusunda tereddüt pek yoktur. Nispi
kıtlıklar, malların tükenme ve ortak havuz oluşturma özelliği ve mevcut
teknolojiler veri iken, bu tür hareketler uygundur. Ancak, bütün bu
özellikler değişim içinde olduğundan, yeni kurumlar gelişmektedir. Bu
evrim sürecinin ileriye götürülmesine yardımcı olmamız ümit edilir.
Amerika' nın bir çok bölgesinde yabani hayvan yönetimiyle ilgili bir
sorun, mevcut yaşam yerlerine göre bu hayvanların aşırı derecede fazla
oluşudur. Diğer bir sorun, özel toprak sahiplerinin, yararlarını
genellikle ele geçirememesine karşılık, devlete ait yabani hayvanların
yol açtığı maliyetlere konu olmasıdır. Bu durum, yabani av
hayvanlarının değerinin bulunmaması ya da azlığından değil, mevcut
kurumsal düzenlemelerin yabani hayvanların değerlendirilmesini kanun
dışı yapması veya güçleştirmesinden kaynaklanmaktadır.
Çoğu kimse yabani av hayvanlarının (ikamet edenlerden alınan küçük
bir lisans ücreti dışında) serbest bir mal olduğuna inanmaktaysa da,
aslında bu işte üretim her zaman maliyetsiz değildir. Sığır ve kanada
geyiği aynı otlar için yarışır, karaca ve geyik koyunlarla rekabet
halindedir. Bu hayvanların her birinin beslenme yelpazesi belli
ölçülerde birbiriyle geçişim gösterir. Bu yüzden, yabani ve ehli
hayvanlar arasında bir trade-off bulunmaktadır. Tahammül kapasitesi ile
ilgili (yani, marjda) bir sıralama yapıldığında, bir Kanada geyiğini
beslemenin fırsat maliyeti bir ineği besleme maliyetinin 0,8' idir ve
her bir geyik ya da karaca bir koyunu saf dışı bırakır. Bir koyun 35-55
dolar değerindedir, fakat çoğu avcı bir geyik için bir kaç yüz dolar -
erkek av geyiği için daha da çok - ödemek zorundadır. Elbette, yabani
ve ehli hayvanların birlikte üretimde etkinliği arttırma imkanları
mevcut bulunmak-tadır.
Mevcut kurumsal düzenlemeler, daha yüksek değerli ürün
bileşimlerinin üretilmesine yönelik hareketleri engellemektedir. Yabani
hayvanlara devlet sahip olduğunda, çiftlik sahipleri, yabani ve ehli
hayvanların beslenmesi için topraklarının optimum yarar sağlayacak
şekilde nadiren yönetebilmektedir. Çoğu durumda çiftçiler ve çiftlik
sahipleri maliyetle - devlete ait yabani hayvan yönetimi uygulamasının
getirdiği negatif dışsallıklarla - yüz yüze olmakla birlikte, bunun
yararlarını ellerine geçiremezler. Bu yüzden, Demsetz, Anderson ve
Hill' le uyumlu olarak biz de, daha etkin kurumların oluşmasına yol
açacak yenilikçi mukavele düzenlemelerinin geliştirilmesini
beklemekteyiz
İster avcılarla bahçe sahipleri arasında, ister fener kulesi
operatörleri ile gemiciler arasında, isterse de sporcularla arazi
sahipleri arasında yapılsın, bu tür mukaveleler bireylere, özel ve
sosyal marjinal maliyet ve faydaları eşitleme imkanını verecektir.
Aşağıdaki örneklerin göstereceği gibi, bu mukaveleler, kaynakların
korunmasıyla ilgili olanlar dahil etkinliği arttıracaklardır.
Aşağıdaki özellikleri taşıdıklarından dolayı fener kuleleri, uzun
yıllar kamusal malın klasik örneği olarak kullanılmışlardır. Birincisi,
fener kulesi bir kez kurulduktan sonra, bir gemiye de bin gemiye de
hizmet sağlamanın maliyeti aynıdır - yani, ilave bir gemiye fener
kulesi hizmetleri sunmanın marjinal maliyeti sıfırdır. İkincisi, hizmet
dışı bırakmak fiilen imkansızdır. Bir geminin kulenin ışığından
yararlanmasını engellemek, aşırı derecede güç ve çok maliyetlidir.
Kamusal mal özellikleri dolayısıyla, fener kulesi yapımı ve
işletilmesi gemilere bir hizmet olarak tipik bir biçimde vergilerle
finanse edilmiştir. Bununla birlikte, İngiliz Adalarında fener kuleleri
özel kesimce yapılıp işletilmektedir. Limandan limana seyirleri
sırasında bu fenerler tarafından korunan gemilerin bir geçiş ücreti
ödemeleri gerekeceğinden, mukaveleler yapılabilir.
Bu sistemden sağlanacak yararlar açıktır. Yalnızca, önceden toplum
tarafından üstlenilen maliyetler gümrük memurlarının maaşları dışında
şimdi artık bu hizmetlerden yararlananlar tarafından ödenmekle
kalmamakta; fakat aynı zamanda, fener kulesi müteşebbisleri, artan
kazanç fırsatlarını hem kendileri hem de seferdeki gemiler için
arttırmak isteyeceklerinden kule hizmetlerinin iyiye gitmesi imkan
dahiline girmektedir.
Benzer mukavele düzenlemeleri arıcılarla bahçe sahipleri arasında da
geliştirilmiştir. Bir bahçe sahibinin, bir kovan bakıcısının
arılarının, bahçe-sindeki çiçeklerden nektar toplamasını önlemesi
pratik nedenlerle imkansızdır. Buna karşılık bir arıcı da, tüm bahçeyi
karşı-polenlemeye (cross-pollination) tabi tutmaksızın arılarının
nektar toplamasını engelleyemez. Bu iki pozitif dışsallık bir arada
düşünülüp polenleme ile nektar toplamanın marjinal maliyetleri
toplandığında, bir piyasa talep ve arz eğrisi ortaya çıkar. Bu
bilgiyle, optimum kovan miktarı ve fiyatı teorik olarak türetilebilir.
Az sayıda arıcı ve bahçe sahibi iktisatçı olmakla birlikte, nektar
toplama ve polenlemenin ortaya çıkmasını sağlayacak şekilde bahçede
dikkatle seçilmiş sayıda kovanın stratejik bir biçimde
yerleştirilmesini mümkün kılan karmaşık mukavele düzenlemeleri
geliştirilmiştir. Kiralar para ile ya da balla ödenmektedir. En
önemlisi, mülkiyet hakları tesis edilmekte ve daha fazla bal ve meyve
üretilirken beşeri refah da artmaktadır. Böylece yenilikçi mukaveleler,
üretim olanakları sınırını kuzeydoğu istikametinde genişleyen bir yola
itebilmektedir.
Bu tür mukavelelerin yabani hayvan yönetimi alanında gelişebilmesi
için kurumsal değişikliklerin yapılması gereklidir. Yabani hayvan
üretim olanakları sınırını sağa doğru kaydırma yolunda fırsatların var
olduğuna inanmak için hem teorik hem ampirik nedenler vardır. Yabani
hayvanların mülkiyet haklarının devlet ya da federal hükümetlerden
toprak sahiplerine transferinin belli türler için çok önemli
iyileşmeler sağlaması beklenmektedir. Bizim iddiamız, tüm
düzenlemelerle etkinliğin artacağı ve bu düzenlemelerden yabani
hayvanların ve onların yaşadıkları çevrenin yararlanacağı yolundadır.
Kuşkusuz bu tür bir düzenlemenin uygun olmayacağı durumlar vardır.
Suda yaşayan su hayvanları gibi gezici yabani hayvanların tek bir arazi
sahibi tarafından kontrolü kesinlikle mümkün değildir. Bu türden,
gerçek anlamda ortak havuz kaynakları ile ilgilenildiğinde, en azından
çağa uygun mukavele düzenlemelerinin gelişmesine izin veren yeni
teknolojiler gelişinceye kadar, bu alanlarda kamusal otoritenin
hakimiyeti haklı görülebilir. Fakat, bir çok durumlarda, yabani
hayvanlarla ilgili mülkiyet hakları kolaylıkla belirlenebilir. Sahip
olunan özel topraklar geniş, bu topraklardaki hayvan hareketleri
minimum, toprak parçasının doğal yapısı nisbeten açık ve sıfır
kullanıcı ücretiyle avlanmaya uygun kamu arazisi miktarları çok sınırlı
olduğunda bu özellikle doğrudur.
Coğrafi olarak kuzey batıdan güney doğuya ekolojik olarak çam
ormanından çayırlıklara kadar değişen aşağıdaki durumlar, yabani
hayvanların özel yönetiminin olabilirliğini kazandırmada yardımcı
olacaktır.
KUZEY ORTA MONTANA - YARI KURAK ÇAYIRLIK
İlk örnek, kuzey-orta Montana' da birbirine komşu iki büyük hayvan
çiftliğinde bulunabilir. Bunlardan biri 6.500 İngiliz dönümüx
büyüklüğünde olup, bir miktar mera ve çayırlıkla birlikte, daha çok
işlenmiş hububatı kapsar. Arazinin topografisi 350-400 dolayında bir
geyik sürüsü için kalıp yapılabilecek alanlar sağlar. Diğer çiftlik,
üretken tarım alanlarının bulunduğu yukarı kısımlardaki dağ etekleriyle
birlikte, gerek işlenmeye müsait gerekse otlak durumunda toprağı
kapsamak üzere, 10.000 İngiliz Dönümü büyüklüğünde bir mülktür. Bu dağ
etekleri 300-350 dolayında gezici olmayan bir geyik sürüsü için
mükemmel bir barınma alanıdır.
Bölgede bir celebe geyik sürülerini kendisi ve arazi sahiplerine
ekonomik kazanç sağlamak için kullanma fırsatı tanınmıştı. O da, orada
tanınan ayrıcalığın karşılığını ödemek isteyenlere kaliteli avcılık
sağlamak için geyik sürülerinin kendilerinden üç kişi tarafından
yönetilmesini önerdi. Her iki arazi sahibi de öneriyi mütalaa edip
uygulanması üzerinde anlaştılar. Planlama süreci boyunca celep sivri
boynuzlu karacalar, üç uçlu karacalar gibi yalnızca belli geyiklerin
avlanmasına izin vermede anlaştı - avcılar yalnızca önceden belirlenen
durumlarda bir av geyiğini götürebileceklerdi. Arazi sahipleri, celeple
bağlantı kurmamış tüm avcıların girişini reddetmeyi kabul etti.
Tazmin planı oldukça basitti. Avcılar arazide bulundukları her bir
gün için celebe ödeme yapıyorlardı. Fiyata ulaşım, yemek, yatmak, atlar
ve kılavuzlar ve giriş ayrıcalıkları dahildi. Buna karşılık celep de,
kendi elde ettiği ayrıcalıklar için arazi sahiplerine günlük bazda
ödemede bulunuyordu. Celep ayrıca, dağlama, ot verme ve hayvanları
toplama gibi işlerde ihtiyaç olduğunda yardım etmeyi de kabul etmiştir.
Avlanma programı, belli hayvan sınıflarının seçilmesiyle, dört uçlu
karacaların oranının, ortalama boynuz uzunluklarının ve ortalama karaca
/ dişi geyik oranının arttırılmasına uygun olarak şekillendirilmiştir.
İlk beş yıllık döneme ilişkin toplanan veriler bu hedeflerin
gerçekleştirildiğini göstermektedir.
Bu örnek olay, yabani hayvanların pozitif değerli bir mala başarıyla
dönüştürülebileceğini işaret etmektedir. Yalnızca, müteşebbis bir aracı
olarak celep gelir (beş günlük bir av için 1.000.-USD) sağlamakla
kalmamış; arazi sahipleri de, topraklarından götürülen her bir av
karacası için 400.-USD' dan fazla bir ödemeyle tazmin edilmiştir.
Arazi sahipleri parasal olanlardan başka yararlar da sağlamışlardır.
Onlar, mülklerinde bütün zamanlarda kimlerin bulunduğunu, onların orada
ne kadar süre kalacaklarını ve hangi av hayvanlarının götürüleceğini
bilir hale gelmişlerdir. Kapıların yönlendirilen şekilde açık ya da
kapalı tutulmasını ve hiç bir ehli hayvanın öldürülmemesini sağlamak
celebin sorumluluğundadır. Açıktır ki celep, hareketlerinin uzun
dönemli sonuçlarına katlanmak zorunda olduğundan, av gezilerinin
negatif etkilerini minimize etme motifine sahiptir. Ek olarak, arazi
sahipleri mülklerinde avlanmak isteyen her hangi birine hemen
verebileceği bir cevaba sahiptir: Arazi kiralanmıştır, lütfen celeple
ilişki kurun.
En önemlisi, arazi sahipleri, diğer değerli varlıklarını
yönettikleri kadar geyik sürülerini de pozitif anlamda yönetmeye
başlamışlardır. Bir zamanlar geyiklerin önemini rasyonel bir biçimde
düşük değerlendiren arazi sahipleri artık, geyik sürülerinin yönetim
planlarını ve optimum avlanma prosedürlerini tartışmak için celeple
düzenli olarak bir araya gelmektedirler. Geyikler artık baş belaları
değil, arazi sahiplerinin gözünde, nihai stok / arazi yönetim planı
yapılırken dikkate alınması gereken değerli bir kaynaktır.
ULUSLARARASI KAĞIT (IP) - GÜNEY SARI ÇAMI
Uluslararası kağıt (IP), yılda yaklaşık 5 milyar dolarlık satışı ve
yedi milyon İngiliz dönümü büyüklüğündeki arazisi ile, kağıt sanayiinde
bir devdir. Rekabete büyük ölçüde açık bu orman ürünü sanayii dalında
IP, yoğun bir toprak yönetimi / kiralanması ve avlanma programını
bulmuş ve geliştirmiştir. Zaman zaman IP, gerçekten, av hayvanlarına
uygun yerleri korumak için ağaç kesme ve diğer kaynak çıkarımı
faaliyetlerini askıya alır. Neden ? Çünkü, basitçesi, yabani hayvan
üretiminin yönetilmesi şirket için karlı olmaktadır. Sonuç olarak
kereste ve yabani hayvan birleşik ürünler haline gelmişlerdir.
IP, bir halkla ilişkiler jesti olarak 1957' de arazisini avcılık
için kiraya vermeye başlamıştır. O zamanlar bölgede az sayıda geyik
başıboş dolaşırdı. Küçük av hayvanı sayıları da nisbeten azdı. Bugün
durum oldukça farklıdır. Geyik ve diğer av hayvanları ile av hayvanı
olmayan türlerin giderek gelişen sayıları 1,65 milyon İngiliz dönümünde
yayılmaktadır ki, buraları IP avcılık için kiraya vermektedir. 1982' de
ortalama kira bedelleri dönüm başına tek tek avcılar için 62 cent ile
av kulüpleri için 83 cent arasında değişmekteydi. Doğal çevrenin
kalitesi ve böylece avcılık gelişirken, kira gelirleri de buna uygun
olarak artmıştır. IP' nin gelir hesapları, avcılık için kiraya
verişlerin, yatırımın getirisi açısından şirketin en iyi ürünlerinden
biri haline geldiğini göstermektedir.
Sonuçta IP, av hayvanlarının ve av hayvanı olmayan türlerin üretimi
için, A.B.D.' deki herhangi bir devlet kurumundan daha fazla dönüm
ayırır hale gelmiştir. Bununla birlikte, 1982 sonlarındaki bir üst
yönetim değişikliğinden itibaren, IP' nin yabani hayvan programı
hakkında bilgi sağlanması son derece güçleşmiştir. Halen geçerli olan
politika, kira programı veya yabani hayvan geliştirme programı
konusunda bilgi yayılmasını yasaklamayı içermektedir. IP açıkçası,
kiralama-avlanma programı yarı karlı, halkla ilişkiler açısından olumlu
bir safhadan etkinliği ve araştırmalarını korumaya yönelik bir program
haline gelirken, gelecekteki getirilerini korumaya çabalamaktadır.
Şirketin gizli veri kaynaklarına göre, kira programının daha ince ve
ayrıntılı bir hale gelmesi öngörülmektedir. IP, sürekli olarak
bilgisayar simülasyonlarını geliştirmekte ve avlanma alanı, koşulları
ve gelirlerini optimize edecek şekilde fayda-maliyet analizlerini
içermektedir. Programın başlamasından itibaren gelişen yönetim, kiraya
verilen alanların bir kısmında av hayvanı sayılarının ikiye ve hatta
üçe katlanmasına yol açmıştır.
Kiraya verilen topraklar giderek üretken hale gelirken, avcılar
bitişikteki komşu arazinin durumunu, düşük av hayvanı nüfus
yoğunlukları, kötü çevre yönetimi, mezbelelik oluşları ve yoldan geçen
araçların verdiği rahatsızlık nedeniyle etkilemeye başlamışlardır.
ST. REGIS ŞİRKETİ - SERT AĞAÇLI ORMANLAR
St. Regis Şirketi de, avcılık için kiraya verdiği araziye bitişik
kamuya açık arazilerle ilgili güçlüklerle karşılaşmıştır. Avcılar,
aşırı avlanma, ruhsatsız avlanma, taşıt araçlarının verdiği
rahatsızlık, çer-çöp bolluğu ve hatta bazı hallerde kundakçılık gibi
durumlardan şikayet etmektedirler. Sonuç itibarıyla St. Regis, bu
arazileri tedrici olarak kendi kira programlarına dahil edebilir.
ST. Regis, yabani hayvan programını 1956 yılında Doğu Teksas' ta
başlatmış ve IP gibi, kereste üretimini korurken yabani hayvan
nüfuslarıyla bunların yaşadıkları yerleri başarılı bir biçimde
iyileştirmiştir. Yabani hayvan sayılarını arttırmak ve doğal
çevrelerini iyileştirmek amacıyla şirket, kesim yerlerinin şeklini ve
dağılımını değiştirmek, yaprak döken ağaçların önemli kısmını doğal
çevre için terk etmek ve kesim yerleriyle anayollar arasında çalı ve
kereste bölgeleri kurmak suretiyle iyileştirmeler yapmaya başlayan bir
yabani hayvan bölümü oluşturmuştur. Şirket, yoğun kereste talebi
bulunan dönemlerde, yabani hayvanlar uğruna bir kısım kesim işlemlerini
askıya alma biçiminde bazı uzlaşmacı davranışlarda bulunmaktadır. Bunun
nedeni, St. Regis yöneticilerinin yabani hayvanlar lehine bir tercihte
bulunmalarından daha çok, bu yöneticilerin marjinal maliyet ve
faydaları tartmalarıdır.
St. Regis şirketinin Teksas' taki kiraya verilen Çam Ağaçları
bölgesinin ortasında yer alan 23.000 İngiliz dönümlük Brushy Creek
alanını da, kereste üretimi, müşteri ve misafir avcılığı ve av hayvanı
yönetimi deneyimi için ayırmıştır. Brushy Creek' deki orman yönetimi,
sanatın gerektirdiği (state-of-art) teknolojiyi kapsamakta olup; otuz
yıllık kağıtlık ağaç rotasyonları, yenilikçi kesimler, mevki hazırlama
ve planlaması, çay kenare yönetim bölgelerinin korunması ve dikkatli
biçimde yakma dahil, şirketin kereste ve yabani hayvan üretiminde en
yeni gelişmeleri test etme zemini haline gelmiştir. Kanun dışı
avlanmayı kontrol etmek için, aralıklı helikopter devriyeleri dahil
güvenlik önlemleri başlatılmıştır. Brushy Creek bölgesindeki geyiklerle
ona komşu kamu arazilerindekiler arasındaki karşılaştırmalı bir
araştırma, Brushy Creek geyiklerinin daha büyük boynuzlu olduklarını ve
Brushy Creek bölgesinin genel serbest kamu arazilerine göre daha büyük
geyik nüfusunu destekleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır.
St. Regis, yabani hayvan yönetimi ile kereste yönetim programını,
kar, kaliteli bir çevre ve pozitif halkla ilişkiler üretecek şekilde,
etkin bir şekilde birleştirmiştir. Başarı kolayca yayılır ve zaman
içinde benzer şirket programlarının gelişmesini bekleyebiliriz.
DESERET HAYVAN ÇİFTLİĞİ - TUZ ÇÖLÜNDEN AŞAĞI ALP KÖKNARINA
Deseret Hayvan Çiftliği, Woodruff (Utah) yakınında bulunan ve kış
koyun sürülerini kontrol etmek için 1891 yılında bir koyuncu tarafından
temeli atılan 350.000 İngiliz dönümü alanına sahip bir teşebbüstür.
Çiftlik koyun işinden ibaret olmayacak şekilde bir gelişim
göstermiştir. Bugün Deseret, koyun ve sığıra ilaveten geyik ve Kanada
geyiği yönetimiyle ilgilenmektedir. Deseret' in genel yönetmeni Greg
Simonds, çiftliği, bir Arazi Yönetim Bürosunun, tuz çölünden Aşağı-Alp
köknarına kadar uzanan altı ekolojik sistemli bir arazi mıntıkasına
benzeterek tasvir etmiştir. Simonds kendisinin ortalama bir Arazi
Yönetim Bürosu yöneticisinden daha iyi eğitilmiş olmadığını belirterek
şunları ifade etmektedir: "Benim yönetimim altında çalışan kişilerin
çoğu da iyi eğitilmiş değillerdir. Bununla birlikte, biz tamamen farklı
bir uyarıcı (güdü) yığın altında çalışıyoruz ve kişiler kendi adlarına
konuşabilirler."
1968 ile 1974 arasında tam çalışma statüsündeki personel %30
oranında azalmışsa da, 1978' den bu yana aşağıdaki trendler ortaya
çıkmıştır; (1) Dönüm başına saman üretimi iki misliden daha fazla
olmuştur. (2) Deseret sığır sürüsü 4.000' den 9.000' e çıkmıştır; ve
(3) Çiftlik, Utah' ın toplam koyun çıktısının %3' ünü üretmektedir.
Bu istatistikler kesinlikle dikkat çekici olmakla birlikte, belki de
daha şaşırtıcı olan gerçek, normal çiftlik hayvanı / yabani hayvan
çelişkilerinin ortaya çıkmamış olmasıdır. Deseret yönetim şirketi
altında bunlar, tamamlayıcı nitelikte birleşik ürünlerdir. Kanada
geyiği sayısı 1978' den itibaren dört katından fazla bir artışla 350'
den 1.600' e çıkmıştır. 1978 yılında ortalama bir Deseret karacası, 14
inç¢ uzunluğunda iki uçlu boynuza sahiptir. Bugün Deseret verileri,
normun, 23 inçlik beş uçlu boynuza sahip bir karaca olduğunu
göstermektedir. Simonds şöyle açıklamaktadır:
Pek çok kimse bu hayvan çiftliğinin bir tür büyülü kaliteye sahip
olduğunu düşünür. Bilim adamları, soyut regresyonlar ve diğer
formüllerle başarımızı açıklamak amacıyla arazimizle ilgili araştırma
yürütmüşlerdir. Fakat biz, kamu arazileriyle aynı suya, kirliliğe ve
çimenlere sahibiz. Buradaki halk, Deseret' in en yüksek ve en değerli
yatırımıdır. Fark şudur ki, biz farklı uyarıcılar altında çalışıyoruz
ve bu yüzden yenilik yapmak için teşvik ediliyoruz.
1970' lerin sonlarında, örneğin Deseret' te su akışı, çamurlu ve
genellikle Temmuz ortasında sona eren kesikli bir yapıdaydı. Çiftlik,
sığırların yeri değiştirilmeden önce yoğun bir şekilde otlatılmasını
teşvik eden - doğal sürülerinde yaban öküzünün otlamasına benzer - yeni
bir otlama sistemini benimsemiştir. Su alanı şimdi artık, toprak yüzeyi
üzerinde süzülmekten çok, kök ağı aracılığıyla filtreden geçmektedir.
Sismonds' un rapor ettiğine göre, bu uygulama başladığından beri,
otların vs. yetişme yoğunluğu üç-beş kat artmıştır ve "su temizdir ve
yıl boyunca akmaktadır". Çiftliğin yaşlılarından birine göre, elli yıl
önce su bulunmayan yerlerde su akmaktadır. Gelişen ot ve su
kalitesinden yabani hayvan kitleleri yararlan-maktadır.
Simonds, Arazi Yönetim Bürolarının yöneticilerinin daha iyi eğitimli
olabileceğini, fakat onların, av hayvanlarını farklı bir uyarıcı
setiyle veya daha uygun bir deyişle baskı altında, yani özel çıkar
gruplarının baskıları altında yönettiklerini ifade etmektedir. Deseret'
in avcı başarı oranı, geçmiş üç mevsim boyunca, bir önceki kışın
yoğunluğuna göre dalgalı bir seyir izleyerek, %25 ile %90 arasında
değişmiştir. Oysa kamu arazisinde avcı başarı oranı, ancak %20 - %30
arasında dolaşmaktadır.
Simonds' a göre; devletin av hayvanı yönetim kurumları giderek daha
işbirliğine dayalı hale gelmekteyse de; mülkiyet hakları tanımlanırken
devlet, arazi sahiplerine yabani av hayvanları üzerinde daha fazla
kontrol vermelidir. Simonds şunları ifade etmektedir : "
Yapabileceğimiz şeyler üzerinde sıkı kontroller bulunmaktadır. Eğer
bunlar kaldırılırsa, bu durum, av hayvanı nüfusuyla ilgilenme
kapasitemizi büyük ölçüde arttıracaktır. Kış sahalarını yönetme ve
onları geliştirmemiz iktisadi olarak haklılık kazanacaktır. Şu anda
başka birileri onları sağlıyor ve biz de bundan yararlanıyoruz."
Simonds arazi sahiplerine daha fazla kontrol ve daha fazla kesinlik
sağlayan mukavele düzenlemelerini görmeyi arzulamaktadır. Şu sonuca
varmaktadır Simonds: "Deseret, uygun uyarıcıların sorumlu av hayvanı
yönetimine ulaştırılabileceğini kanıtlamıştır. Daha fazla kesinlik ve
kontrolle, yönetim kalitesi ve düzgünlüğünü, hem sporcuların hem de
yabani av hayvanlarının yararlanacağı şekilde arttırabiliriz."
SONUÇ
Arazi sahiplerinin yabani hayvanlarla ilgili mülkiyet hakkını
geliştirmesinin uç noktasında bulunuyor gibiyiz. Cari kanuni doktrin,
arazi sahiplerinin avcılık için bir bedel tahsil etmesine izin
vermektedir. Örneğin 1984 av mevsiminde Montana hayvan çiftliklerinin
bir kısmında bu bedel derecelenmiş; yani araziye giriş için günlük X
dolar, giriş ve bir hayvan götürüş için X dolar + Y dolar, ve götürülen
hayvan av kalitesindeyse X dolar + Y dolar + Z dolar biçiminde
belirlenmiştir. Arazi sahiplerinin bu fiyat bileşenlerinden Y+Z' sini
tahsil etmesine izin verilmesi halinde, canlı yabani hayvanlarda özel
mülkiyet hakkını tanımaya yaklaşmış oluruz.
Genetik donanımlar veri olmak üzere yabani hayvan bir insan-yapısı
kaynaktır; insan, onun yaşadığı yer (doğal çevre) üzerinde asli
etkendir. Eğer yabani hayvanlar pozitif sosyal değere sahipse ve eğer
arazi özel mülkiyete konu ise, o zaman, etkenliğe ulaşabilmek için,
arazi sahiplerinin yabani hayvan yönetimi için uyarıcılara sahip
olmaları gereklidir. Bir özel mülkiyet hakları sistemi bu amacı teşvik
edecektir.
Böyle bir sistemin, yalnızca, beyaz kuyruklu geyik gibi yaşam sahası
son derece sınırlı hayvanlar açısından işleyeceği öne sürülebilir.
Ancak, müteşebbislerin mukavele dehalarına karşı oynamak oldukça
risklidir. Doğayı, fener kuleleri, arıları ve bunları teoride
birleştiren mukaveleleri gözlemleyerek çok şey öğrenilebilir.
Yazan: John Baden and Tom Blood
Çeviren: Prof. Dr. İsmail AKTÜRK
(*) John Baden, Tom Blood; "Ecology and Enterprise: Toward The
Private Managment of Wildlife Resources", in: Calvin A. Kent, (Ed.)
Entrepreneurship and the Privatizing of Government, New York: Quorum
Books, 1987, syf.67,79.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Yabani Hayatın Özel Kesimce Yönetimi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |