Depremler ve volkanik aktivitelerin nedeni de tüm bu hareketliliktir ve levha sınırlarında oluşmalarına şaşmamak gerekir.
Levha hareketleri yerkürenin oluşumundan beri sürmektedir. Süperkıta Pangea’nın, bundan 225 milyon yıl önce parçalanmaya başladığı ve bu hareketliliğin sonucunda kıtaların günümüzdeki şekli aldığı düşünülüyor.
Günümüzde Litosfer’de 1 ila 15 cm/yıl arasında hızlarla hareket halinde bulunan 7 ana ve birçok küçük levha vardır. Bunların hareketleri çok karmaşıktır ve bu hareketlerin niteliğinin tam olarak saptanması, depremlerin zamanının önceden kestirilmesi için gereklidir.
Karayip, Kokos, Pasifik, Naska, Skotya, Filipin levhaları daha çok
okyanusal; diğer levhalar hem okyanusal hem kıtasal kabuk taşırlar
Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3
ana başlıkta toplayabiliriz. Uzaklaşma-ayrılma; yakınlaşma-çarpışma;
yanal yer değiştirme-sıyırma. Bu hareket türleri, aynı zamanda bu
sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini
de belirler.
Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar (Divergent Plates)
Birbirinden uzaklaşan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik
kayaçların sızdığı yarıklar oluşturur. Bu eriyik yüzeye çıktıkça
katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet
uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu
ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas
Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada
meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Doğu
Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de,
gidiş o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiğin
katılaşarak Litosfer’e dönüşmesine ve levhaların büyümesine neden olur.
Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda
büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki
depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır.
Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar (Convergent Plates)
Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir:
Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal
levha (yoğunluğu 2.8 - 3.0 gr/cm3) , kıtasal levhanın (yoğunluğu 2.7
gr/cm3) altına dalar (subduction). Alta dalan kısım derinlere indiğinde
ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ
kümelerinin oluşumuna neden olur. Güney Amerika Levhası’nın altına
dalan Nazca Levhası’nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir.
İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin
altına dalar. Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus
tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar. Eğer bu aktivite devam
ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve
adalar oluşur. Filipinler’deki birçok volkanik ada bu şekilde
oluşmuştur.
İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan
hiçbiri diğerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri
yeni dağlar oluşturur. Himalayalar’ın halen süren oluşumu buna iyi bir
örnektir.
Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok
değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir. Özellikle bir levhanın
diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler
oluşur.
Yanal Yer Değiştirme-Sıyırma (Lateral Slipping)
İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer’de
artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu
için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan
gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı
ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi
gözlenir.
Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla
yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir
hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir.
Sıcak Noktalar (Hotspots)
Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları
çevresinde oluşur. Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki
adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik
oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu
nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına
kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak
noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları
ortaya çıkar.
Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin %90’nın nerelerde olacağını bilebiliyoruz. Ancak zamanlarını kestirmek için levha sınırlarındaki davranışların detaylı olarak araştırılması gerekiyor.














Yazara E-Posta Atin





