GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Sosyoloji arrow Kültür politikası Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 28 2007
Kültür politikası Yazdır E-posta
(0 Oy)



GenBilim Editor   
Cuma, 28 Aralık 2007
Okunma: 585 kez

Hasan-Âli Yücel, Doğu ve Batı uygarlıklarını çok iyi tanıyan bir aydın idi. Onun inancına göre, hakikat, dine aykırı olamazdı. Bir insanda müspet bilgi ne kadar kuvvetli olursa din o kadar iyi anlaşılırdı. Müslümanlık aklın muhafazasını ve doğru işlemesini birinci şart sayıyordu. ( www.genbilim.com )

Zaten müslümanlıkta aklı olmayana dinî bir sorumluluk da yüklenmiyordu. Yücel, Allah’a, Peygambere inanınız, temiz bir müslüman olunuz diyordu .

Öte yandan, Türkiye toprakları üzerinde yaşayan milyonlarca insanı Türk kültürünün hamuru içinde yoğurup millî birliği sağlamak için her yerde kültür merkezleri kurulmalı idi. Millî birliği gerçekleştirecek olan bu “eğitim karargâhları”nı kurmakta tereddüt etmek, gaflete düşmektir. Bu nedenle “her soydan vatandaşın parçalanmaz bir bütün olan Türklük” içinde toplanmasını sağlamak için, özellikle Doğuda eğitim-öğretim kurumlarına büyük görevler düşmekteydi.

Öte yandan, Türkiye toprakları üzerinde yaşayan milyonlarca insanı Türk kültürünün hamuru içinde yoğurup millî birliği sağlamak için her yerde kültür merkezleri kurulmalı idi. Millî birliği gerçekleştirecek olan bu “eğitim karargâhları”nı kurmakta tereddüt etmek, gaflete düşmektir. Bu nedenle “her soydan vatandaşın parçalanmaz bir bütün olan Türklük” içinde toplanmasını sağlamak için, özellikle Doğuda eğitim-öğretim kurumlarına büyük görevler düşmekteydi.

Hasan-Âli Yücel’in kültür politikasının odak noktası, modern-leşmenin sağlam temellere dayanması için, dünyanın en meşhur edebî ve felsefî eserlerinin Türkçeye kazandırılması hareketidir. Yapılan yeniliklerin sağlam temellere oturabilmesi için, önce milletin ruhunun ve zihninin bu yenikleri anlama, kabul edip sürdürmeye hazır hale getirilmesi gerekiyordu. Bu da ancak dünya klâsiklerinin Türkçeye kazandırılması yoluyla mümkün olabilecekti. “Zaten biz dünya klâsikleri tercümelerini millî edebiyatın içinde dillenmiş görüyoruz, böyle alıyoruz. Çünkü bu Faust’u benim güzel Türkçemle ifade ediş, Faust’u millileştirmeğim demektir… Çünkü onlar bu sayede ve bu manada Türk eseri olacaktır.” Onun bütün hedefi “Türk kültürünün ilerlemesine tepeden tırnağa kadar hizmetkâr olmak” idi.

Hasan-Âli Yücel, daha bakan olmadan yazdığı bir yazıda “eski Yunan klâsiklerinden bugünün büyük ve yeni müelliflerine kadar, bütün dünya edebiyatları Türkçeye behemehal kazandırılmalıdır” diyordu . Bu bir “Türk Rönesansı” meydana getirecekti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür alanındaki milliyetçiliği, onu “yeni bir hümanizmaya” getirmişti. “Garplılarınkinden daha geniş olarak, nerede insan zekâsının bir eseri varsa onu içine alan bir Hümanizma kurma yolundayız”. “Türk hümanizması, beşer eserine istisnasız kıymet veren, ona zamanda ve mekânda hudut tanımayan hür bir anlayış ve duyuştur.”

Hasan-Âli Yücel hümanizmasını en iyi özetleyen, belki Londra’da UNESCO toplantısında yaptığı konuşmada söylediği şu sözlerdir: “İnkılâpçı Türk Devletinde millî eğitimin esasları şunlar olmuştur: a) Bütün dünya milletlerini tanımak, anlamak ve saymak; b) Kapalı bir kültürde mahpus kalmayarak insanlığın ortak kültür kaynaklarına gitmek; c) Vatandaşlar arasında ırk, din, dil, sınıf ayrılıkları gözetmemek.”

Hasan-Âli Yücel, Osmanlının son döneminde tartışılan ve Ziya Gökalp tarafından birleştirilmek istenen “Türkleşmek”, “İslâmlaşmak” ve “Batılılaşmak” tezlerine da karşı idi. Ona göre inkılâp eklemeci olamaz, ancak bir bütün halinde olabilirdi. “Biz, Ziya Bey’in dediği gibi üç şey olmak istemiyoruz; dileğimiz bir şey olmaktır. Biz tam Türk olmak istiyoruz. Dikkatinizi çekmek mecburiyetindeyim ki, Türkleşmek başka şeydir, Türk olmak başka. Meşrûtiyetin eklemeci filozofunun zannettiği gibi, bizim Türkleşmeye ihtiyacımız yoktur. Bizim için, Türklüğümüzü duymak ve bulmak zarureti vardır. Herşey bunun içindedir”.

Yücel, “Ana dili, kültür davamızın belkemiğidir” diyordu ve icraatı da öyle olmuştur. Hasan-Âli Yücel, Türkiye’de dili sadeleştirme hareketlerinin her zaman en önünde yer almış; hem Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında hem de 1933’de “Karşılık Arama Kılavuzu”, 1941’de Gramer Komisyonu, 1942’de Felsefe Terimleri Komisyonu ve 4. Dil Kurultayı çalışmalarında çok gayretli çalışmalar göstermiştir. Tercüme Dergisi, klâsik eserlerin yayınlanması, büyük ansiklopedi yayınlarına başlanması da onun bu husutaki çalışmalarının değerli meyveleridir. Hasan-Âli Yücel, yazı dili ile konuşma dili arasındaki ikiliğin kaldırılması taraftarıdır. Çünkü ona göre “düşünme, konuşma, yazma…”; bunlar bir bütündür. “Bir dilde bu üç iş, atbaşı beraber gitmez de konuşma dili başka yazma dili başka olursa, o dilde doğru bir düşünüş olmaz.” Bunun için Hasan-Âli Yücel’in en önemli çalışmalarından biri, okullarda Türkçe terimlerin yerleştirilmesine çalışması olmuştur. Yücel’in dünya fikir ve sanat eserlerini Türkçeye çevirtip yayınlamasının temelinde de bu görüş, yani Türk insanının düşünme, seçme ve eleştirebilme yeteneklerinin arttırılması gelmektedir.

Hasan-Âli Yücel, sanatta da kendine has bir milliyetçi yol tutmuştur. Tanzimatın düştüğü hataya düşmeyeceğiz; garp müziği, türk müziği ikiliği yaratmayacağız. “Bizde herşey birdir ve ancak o zaman millidir” diyordu. “Dört kelime ile tekrar edeyim: Biz milliyiz. Türk olarak resimde ışığımızı, musikide sesimizi, edebiyatta duygumuzu ve fikrimizi söylemek istiyoruz ve yaptığımız müesseselerde bunun tohumunu atıyoruz.”


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim