GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Sosyoloji arrow Olaylara Ve Yaşama Bütünsel Bakabilmek Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 28 2007
Olaylara Ve Yaşama Bütünsel Bakabilmek Yazdır E-posta
(0 Oy)



Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ   
Cuma, 28 Aralık 2007
Okunma: 505 kez

Doğal sistemler dinamik bir yapı içerisinde kendilerine özgü ve süreklilik gösteren bir denge içerisinde işlevlerini sürdürürler.Sistem de bütün etkileşimler belirli bir denge esasına göre işlediği için dünyanın herhangi bir noktasında meydan gelebilecek herhangi bir fiziksel veya biyolojik değişme bir başka bölgede etkisini gösterecektir. Doğanın bu bütünselliği kendisini yaşamın diğer alanlarında da gösterebilmektedir. Doğa, yasalarını (gizemini) kolay
kolay açığa vurmadığı için biz bilimciler doğanın yasalarını tümevarım veya tümdengelim yöntemleri ile çözümlemeye çalışmaktayız.

Doğadaki süreçlerin benzerleri sosyal yaşamımızda da görülebilmekte fakat çoğu zaman içinde bulunduğumuz girdabın neden ve niçin olduğunu anlayamayız. Bazen anlamsız tartışmalar ‘yumurta-tavuk’ örneğindeki duruma dönüşmektedir. Her olayın bir sonuç ve her sonucun da bir nedeni olduğuna göre, olaya bir bütün olarak uzaktan kuş bakışı ile
bakıp resimdeki karelerin ‘puzzle’ nasıl oluştuğunun görülmesi gerekir.

Kuş bakışı bakabilmek deyimi aslında temelden olaya uzaktan bakıp onu bir bütün olarak görebilmektir. Bu şekilde olay ve olgular arasındaki ilişkiyi görmeyi ve tümevarım ilkesine uygun olarak olayı bir bütün olarak görebilme şansı sağlamaktadır. Olayı bütünsel olarak göremeyen veya kavramayan kişinin olayın perde arkasını görme şansı olmadığı gibi geleceğe yönelik olarak da strateji çizme şansı da pek olmayacaktır. Örnek olarak seyir halindeki bir aracın şoförünün bir durumda yukarıdan ucan bir helikopterden veya uydulardan aldığı
görüntülerle önüne çıkacak virajlar veya yol durumu hakkında bilgi sahibi olması ve ona göre önünü görerek emin bir şekilde hareket etmesi ile bunun tersi durumda yine seyir halinde yoluna devam etmesi fakat önüne çıkacak tehlikeleri ve virajları görmeden tam gaz giderek
olası kazaya neden olması g=F
6sterilebilir.

Boyu 10 metreleri bulan ağaçlardan oluşan bir ormanda dolaşan birinin ormanın genel görünümü hakkında sağlıklı bilgi sahibi olamaması gibi uçaktan ormanlık alanın üzerinden geçerken alanın peyzajı ve bazı renk tonlarından faydalanarak ormandaki çeşitlilik ve ekolojik değişimler hakkında bilgi sahibi olması mümkündür.

Sosyal bilimlerde toplumsal olaylara yaklaşımda olayı uzaktan görebilmek, yeni yaklaşımların ve olası toplumsal hareketlerin önceden kestirilebilmesi katkıda bulunacaktır. Kuş bakışı yaklaşım biz bilimciler için araştırma bulgularının yorumlanmasında büyük katkı sağlamaktadır.

Soğuk savaş döneminin dünyada ve ülkemizde yarattığı olguyu bütünsel olarak görmeden ve anlamadan her alanda içinde bulunduğumuz çıkmazı anlamamız mümkün olmayacaktır. Eğitimden askeri yapılanmaya, sokaktaki insanın yaşam biçiminden dini inançlarımızın yaşanmasına kadar bir çok konu soğuk savaş döneminde önümüze konulan planın bir parçası olarak yeni yeni anlaşılmaktadır. Her alandaki ilkesizlik, kuralı ve çıtası belirli olmayan işlerin temelinde bu anlayışın sonuçları bulunmaktadır. Soğuk savaşın hedefini bilmeden bugün ülke
olarak içinde bulunduğumuz çıkmazları anlayamayız. Hele Ortadoğu’daki kanı ve gözyaşını anlamamız hiç mümkün olmayacaktır.

Bilimcilerin uyarılarına karşın trafikte gördüğümüz ‘bize bir şey olmaz, ne olacak canım’ gibi düz sözlerin yarattığı yıkımdan alınacak ders yerine bireysel suçlama, sorumluluk almamak, sürekli şikayet gibi yollara sapılmaktadır. Gelişmiş kişiler ve toplumlarda ise ‘bundan alınacak bir ders mutlaka vardır’ diyerek olay irdelenir ve sebep-sonuç ilişkisi cesurca ve soğukkanlılıkla incelenir ve çıkarılan derse göre kişi tavrını belirler. Bizim gibi duygusal toplumların eğitim sisteminde artık bütünsel bakış açısının öğretilmesi zorunlu görülmektedir. Bütünsel bakabilme bir diyalektik bakış açısı olup ‘ne neden olur? Nasıl olur? Ne olursa ne olur veya ne olmaz?’ Bu tür sorular sistematik yöntem bilimi içerisinde irdelenirse daha öğretici ve aydınlatıcı olacaktır. Bu yöntem  öğretisi kişiye farkına varma bilinci kazandırmaktadır. Bütünsel düşünme yöntemi ve öğretisi içinde kişinin her olayda sorumluluğu olduğunun bilinci öğretilmelidir. Ekosistem bilgisi içerisinde herşey bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olduğu gibi her olayda bizlerin bireysel olarak sorumluluğu bulunmaktadır.

Ayrıca bu öğretide her durumda ‘yapabileceğin bir şey vardır ve bunu yapmakla yükümlüsün’ eğitimi verilmelidir. Dr. Erdal Atabek buna ‘etkinlik eğitimi’ diyor. Ve bunun insanı hiçlikten, değersizlikten ve ruhsuzluktan kurtardığını belirtiyor. Böylece kişiye kendi varlığının bilinci ile özgüveni gelir ve sorumluluk duyar olaylara ve olgulara karşı.Son yıllarda her yağıştan sonra bir ilimiz sele kurban gider, hep göz yaşı, hep perişan aileler ve bildik sözler. Çoğumuz sormayız
ne oluyor da bugüne kadar sele yenik düşmeyen alanlar şimdilerde sel baskınına uğruyor. Hızla gelişen tarım dışı arazi kullanımı ve kentleşme ile artan sel baskınları arasında yüksek düzeyde ilişki bulunmaktadır. Artan yoksulluk, göç, çarpık kentleşme ve sanayileşme
kırsal kesimden kentlere yüksek bir göç dalgası yaratmıştır. Uzak görüşlü ve sistematik düşünme alışkanlığı ve yeteneği olmayan toplumumuzda önce sonuç oluşur, yani kaza yada sel oluşur, sonra onungereği düşünülür.

Bütünsel bakamamaya bir diğer örnek de İstanbul’da alt yapısı hazırlanmadan açılan Olimpiyat Stadyumunda oynatılan maçta görülmüştür. Yol yetersiz ve on binler gidişte ve gelişte yollarda
perişan. Hani derler ya tam ‘Türk işi’. Bunun anlamı plansızlık ve programsızlıktır. Çağdaş toplumlarda bu tür durumlarda çok yönlü olarak olay düşünülür, planlanır ve son aşamada ise harekete geçilir.

Tabii bir tek yanlış yapan biz değiliz. Eski Sovyetler Birliğinde tarım bilimcileri iyi niyetle Aral gölünü besleyen tatlı su kaynaklarının tarım alanlarına yönlendirerek birim alandan daha fazla
ürün almayı hedefliyorlardı. Nihayet kanallar açıldı, ilk yıllarda verim artışı sağlandı fakat kısa süre sonra Aral gölü kurumaya başladı, tarım toprakları tuzlulaşarak verimsizleşti. Sonuç ekolojik felaket, bölgeye özgü binlerce bitki ve su canlıları yok oldu.Sonunda Arala yakın kentler kuruyan gölden esen kum fırtınalarının etkisinde kaldı. İşte tek yönlü fakat iyi niyetli düşünmenin sonucu

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim