Bu okul, Marx gibi mülkiyet ilişkilerine dayalı çıkar çatışmalarının
önemini vurgulayan. Okul üyeleri aynı zamanda da Marx’ın insanı
dışarıda bırakan görüşünü eleştirirler. Bu okulda psikanaliz ve
Marxçılık bir arada ele alınır.
Marxizm, Ortodoks bir yola saparken bu okul Marxizmi daha hümanist yapmaya çalışır.
Frankfurt Okulu’nun eleştirel kuramının temelinde iki fikir yatar;
1. Mutlak, soyut, evrensel ve genelgeçer bilgiden bahsedilemez.
İnsanların fikirleri, içinde bulundukları toplum tarafından belirlenir.
Bu da bilginin sosyal temelli olduğu manasındadır.
2. Aydınlar, objektif olmak yerine yaşadıkları topluma eleştirel bir
gözle bakmalıdırlar. Bu düşüncenin amacı da toplumsal değişimin
dinamolarının aydınlar olması görüşünden kaynaklanarak gelişir.
Marx’tan farklı olarak kendi toplumlarının kendi çalışmalarını
etkilediğinin farkındadırlar. Bu okulun düşünürleri objektif bilginin
var oluşu açıkladığını kabul etmezler. Kendi yorumlarının daha gerçekçi
ve var oluşa daha yakın olduğunu kabul ederler. Hiçbir kavram, gerçeğin
tam kendisini açıklayamaz görüşündedirler. Mesela “yaprak” kavramı
bütün yaprakları kapsar, yani kesin bir yaprak tanımına ulaşılamaz.
Eleştirel kuramın ideal standardı Hegel’in akıl kavramıdır.
Okulun Düşünürleri
Horkheimer
“Bireylerin özgür gelişimi, nesnel aklın; yani toplumun aklının
gelişimine bağlıdır.” görüşündedir. Amaçsal ve araçsal akıl ayrımını da
Horkheimer yapar. Araçsal akıl, kapitalizmin gelişimi için araçsallaşan
akıldır. Amaçsal akıl da toplumun idealini, amacını hedef alan akıldır.
Araçsal akıl, aklın kapitalist teknolojik gelişmelere araç olması
şeklinde tanımlanır. Teknik akıl kavramı da araçsal akıldır ve
Aristoteles’ten gelmektedir.
Horkheimer, akılsal bir toplumda toplum-birey çatışmasının ortadan
kalkacağını söyler ve Rousseau’nun ortak irade kavramına göndermede
bulunur.
Frankfurt Okulu kendini materyalist olarak niteler; ancak
incelemelerinin geneli holistik bir toplum tasarımı değildir. Üst
yapıya odaklanırlar ve bu da kişilik, kültür ve akıl demektir.
Bu düşünürler; toplumsal kültürün ekonomiden kaynaklandığını söyleseler
de ekonomi, siyaset ve ideolojinin toplumda birbirinden bağımsız
olduğunu söylerler.
Kişilik, toplumun sosyo-ekonomik alt yapısı ve psikolojik süreçlerin
karışımı ile oluşur. Modern ekonomik sistemin insanın kişiliğini nasıl
değiştirdiğini ortaya koymaya çalışırlar.
Popüler kültürü, halkı yönetenlerin halkı biçimlendirme aracı olarak tanımlar Horkheimer.














Yazara E-Posta Atin





