Bu bilinç olayları her zaman
ve bütün bireylerde aynıdır ve değişmez. Oysa toplumsal bilinç
görelidir ve toplumdan topluma değişir. Doğuştan değil sonradan
kazanılmış niteliklerce tanımlanabilir. Bilim teknik, ahlak, değer
hukuk, dil din vs. gibi değerler zamanla ve toplumdan topluma değişen
nitelik gösterirler ve tüm bunlar bireysel ve toplumsal bilinci farklı
biçimlerde oluştururlar.
Bireysel bilinç, “her kişinin özel evreni diye adlandırdığımız alanı
kapsar: kişinin mizacının veya karakterinin çizgileri, kişisel
deneyimleri, kalıtımı ve bilinci tek ve benzersiz bir varlık yapar”
(Sayın, l985: 8).
Bireysel bilincimiz analiz edildiğinde, dış dünyaya yönelik duygular,
düşünceler, fantaziler ve fikirlerin bir bileşkesini görürüz. Ancak
kişisel bilinç evrenimizin hiç bir zaman “dış nesnel gerçekliği” olduğu
gibi yansıttığı ileri sürülemez. Çünkü bireysel algılamalar ve yargılar
her zaman dış dünyayı nesnel olduğu gibi vermekten uzaktır. Kişisel
bilinç bireyin varlığını sürdürme amacına dayalı olarak nesnelerin
kontrolü, uyaranlara karşı duyarlılık ve diğerlerinden ayırma şeklinde
kendisini gösterir. Bilincimiz varlığımızı sürdürmemiz için inşa
ettiğimiz bir olgu olduğunun farkında olduğumuz durumlarda söz konusu
bilincin olası bilinçlerden yalnızca biri olduğunu farketmiş oluruz.
Bilincin kişisel bir inşa olması durumunda herkes “inşa biçimini”
değiştirmek suretiyle bilinç yapısını de değiştirebilir (Ornstein,
l990: 30-31).
Bireysel bilinçlerin farklılığından söz eden Ornstein’e (l990:3l) göre,
her insanın bireysel tarihi farlıdır. Her insanın belli bir aile
geçmişi, eğitimi, mesleği, ilgi ve hobileri vardır. Bunlar bireysel
bilincimizdeki şekillenmeleri derinden etkiler. Bilinç formasyonunun
biçimlenmesinde söz konusu bireysel tarihin önemli yeri vardır. Bilinç
söz konusu bireysel tarihin koşullarında oluşur ve gelişir.














Yazara E-Posta Atin




