1. Bazı bakterilerde belirli antibiyotiklere karşı doğal bir direnç
vardır. Örneğin gram negatif bakterileri penisilin, ve diğer birçok
bakterileri, antimikotik preparatlar doğal olarak etkileyemezler.
2. Önceden duyarlı olan bakteriler, antibiyotiklerle karşılaştıkça
kendilerini koruma mekanizması oluştururlar. Bu da hızlı ve yavaş olmak
üzere iki aşamada belirir. Hızlı direnç kazanan bakterilere koch basili
bir örnektir, iki üç kez streptomisin ile karşılaşan basilde ilaç
etkisiz duruma geçer. Hızlı direnç oluşturan antibiyotikler arasında
linkomisin, rifamisin, spektinomisin, pirazinamid örnek olarak
gösterilebilir. Bakterilerin en geç rezistans kazandıkları
antibiyotikler örneğin anfoterisin B, nistatin, ristosetin vankomisin
vb. gibi antibiyotiklerdir.
3. Rezistans oluşumunda en önemli olgulardan biri de, bu niteliğin
taşınması (bulaşıcı rezistans) dır. Dirençli bir bakterinin bu özelliği
genetik olarak kromozomlarla veya kromozom dışı diğer bakterilere
geçebilir. Bulaşıcı rezistans üç şekilde geçer : a)transformasyon:
Parçalanan, eriyen donör hücrelerinin DNA’sı alıcı hücreye girer.
Gelişmekte olan bakterinin DNA’sı da direnme niteliği kazanır. Bu
taşınma DNA moleküllerinin tümüyle olmayıp fragmanlar şeklindedir.
b)transdüksüyon: Büyük veya küçük gen parçaları fajlar aracılığı ile
üremekte olan bakterilere geçirirler. Bu fajların kapsadıkları dirençli
nükleik asitler bakterinin ana maddeleri arasında yer alır.
c)konjugasyon: Bakterinin üremesinde yer alan seksüel alış veriş
sonucudur. Geni oluşturan maddeler bir hücreden diğerine, plazma
bağlantılarıyla transfer edilir.
Enfeksiyon hastalıklarında antibiyotiklere karşı rezistans görülmesi:
1. Bakterilere etkin olan maddeyi inaktive eden veya parçalayan enzimlerin oluşumu,
2. Aktif taşıma mekanizmasındaki bir blokaj veya membran perneabilitesindeki değişiklikler,
3. Antagonist sentezin artması,
4. Bakterinin metabolizmasındaki değişiklikler başta gelen
faktörlerdir. Bakterilerde belirli bir antibiyotiğe karşı olan direnç,
kimyasal yapı benzerliği ve etki mekanizması eşit bulunan başka
antibiyotiklere karşı da oluşur.
ANTİBİYOTİKLERİN BAKTERİLERE ETKİSİ
Yaşadığımız yüzyılın özellikle ikinci yarısı yıllarından sonra,
bakteri ve virüs genetiği, bunların morfolojik yapıları, kapsadıkları
komplike protein, nükleoprotein ve diğer kimyasal bileşimleri,
enzimleri saptanmıştır. Enfeksiyon etkenlerinin organizmada üreyip
çoğalabilmeleri, patolojik yerleşimlerini oluşturabilmeleri için,
gerekli olan yaşam kapsamlarının biri üzerinde etkili olabilecek
antimikrobikler üzerindeki araştırmalar da yönünü bulmuş ve üretilen
çeşitli antibiyotik ve kimyasal bileşimler, etki mekanizması ve
kapsadıkları ana maddeler bakımından gruplara ayrılmıştır.
1. Bakterinin hücre duvarının yok edilmesi bakterinin yaşmasına izin
vermez. Yoğun etkili bir antibiyotik hücre duvarının yapımını tümüyle
engelleyecek olursa, bakterinin üremesi durur ve sonucunda kapsamları
dağılır. Hücre duvarındaki defektler de patojen etkiyi yok edecek
biçimde ise, organizmanın doğal immun karşılığı , enfeksiyon etkenini
nötralize eder, hücre erir ve fagosite edilir. Hücre duvarına etkileyen
antibiyotiklerde gram negatif ve pozitif bakterilere karşı bazı
değişiklikler vardır bu durum duvarlarının kapsadıkları çeşitli
kimyasal bileşimlerle ilgilidir.
2. Hücre zarı oluşumlarındaki bir defekt sonucunda pürin, pirimidin ve
nükleotidler gibi yaşam ve oluşum maddeleri dağılır sitoplazma
proteinleri hücre dışına çıkar. Bu durum bakterinin patojen etkisinin
engellenmesine veya tümüyle yok olmasına neden olur. Bazı bakterilerle
bazı mantarların hücre zarları, hayvansal hücre zarlarından daha
duyarlıdır ve çabuk denatüre olur. Bu tipte etki yapan antibiyotikler
enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde uygulanabilirler.
3. Bakteri hücrelerinde ana yaşam maddesi olan protein sentezinin
önlenmesi ile ,etken patojenliğini kaybeder. Antibiyotik etki hücre
duvarı ve sitoplazma ile ilgili değildir. Bu grupta bulunan
antibiyotiklerin sayısı fazlacadır. Bazı antibiyotikler bakterinin
ribozom birimlerini ve aminoasitlerin oluşumunu engelleyerek peptit
zincirlerinin düzenini bozar, bakteriostatik (bakterini üremesini
engelleyen)etki yapar. Bazı antibiyotikler de RNA oluşumunda
ribozomları etkiler, makrolid gurubu ile ribozomlara katılması gereken
gerçek aminoasitlerin yerini alarak bakterinin patojen kapsamlı
yapımını engeller. Bazı antibiyotikler ise ribozomların doğal
oluşmasını önleyerek
RNA sentezinin değişik bir yapıda gelişmesiyle RNA sentezi aşamasındaki bakterinin patojenliğini kaybetmesine neden olur.
4. Nükleik asit yapımını etkileyen antibiyotikler DNA sentezini
engeller. Örneğin bu grupta bulunan Antinomisin deoksiguanosinlere
bağlanarak bakteri gelişim ve patojenliğine yararsız DNAlar üretirler,
ayrıca RNA sentezini de olumsuz yönden etkileyerek bakterilerin patojen
niteliklerini giderirler.
ANTİBİYOTİK GRUPLARI
1.SULFANOMİDLER
Etki mekanizması, Bakterilerin metabolizması için gerekli olan para
amino benzoik asit (PABA)’in ,üreme döneminde kullanılmasını
engelleyerek bakteriostatik etki yaparlar. Bu olgunun bakteri türüne
göre değişik çeşitleri vardır. Sulfanomidlerden etkilenenler:
a. folik asit biyosentezinde PABA‘yı yapıtaşı olarak kullanan ve bunu üremekte olduğu besi çevresinden sağlamak zorunda olanlar.
b. Kendileri PABA sentezi yapan ve folik asit sentezinde ara metabolizma ürünlerinden biri olarak hazırlayan bakteriler.
c. Folik asit sentezi yapmadığı halde, bunu vitamin halinde beslendikleri çevreden sağlayan bakteriler etkilenirler.
2. -LAKTAM GRUBU ANTİBİYOTİKLER
a. Penisilinler:
Ortak noktaları 6-aminopenisilinatik asit (6-APA) olan geniş bir
bakterisid (bakteriyi öldürücü) etkili antibiyotik grubudur.
Penisilinler yalnızca aktif çoğalma durumundaki bakterilere karşı etki
gösterirler. Penisilinlerin anti bakteriyel etkilerinin bakterilerde
hücre duvarı sentezi için yaşamsal öneme sahip metabolizma işlevlerinin
inhibisyonu ve hücre duvarına hasar veren enzimleri aktive etme
yeteneklerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Öncelikle gram pozitif
bakteri enfeksiyonlarında yararlıdırlar. Duyarlı türlerde bu ilaçlara
karşı rezistans oluşumu yavaştır. Makroorganizmaya primer toksik
etkileri yoktur.
b. Cefalosporinler:
Bakterinin hücre duvarı biosentezini, transpeptidaslarını inaktive ederek,
penisilin penisilinlere benzer etki yapan bakterisid antibiyotiklerdir.
Enterokok, proteus, psödomanas, aerobakter, pastorilla dışında gram
pozitif ve negatif kok ve basiller ile tripanazom enfeksiyonlarında
etkilidirler.
3. TETRACYCLİN GRUBU ANTİBİYOTİKLER
Bakterilerde protein sentezini bloke ederek,bakterisid etkili
antibiyotiklerdirler. Bakterilerin m-RNA ve ribozomlarında oluşan
polizomlarında ve interferensle t-RNA ya bağlı aminoasitlerini
geliştiren peptitzincirlerinde blokaj oluşur, ikincil olarak
mitokondrilerdeki oksidatif fosforilizasyon da bu yoldan etkilenerek
bakteri virulansı yok olur ve üremesi durur.
Etki alanı oldukça geniştir. Anaerob ve sporluları da içeren gram
pozitif kok ve basillerin, spiroket, leptospira, rikettsia, betsoia
gruplarının ve yüksek dozda verilirse amip ve aktinomiçet
enfeksiyonlarının tedavisinde yararlıdır. Tetrasiklinlere proteus,
psödomonas, klepsiella, aerobakter enterokoklar, protozoer ve
mantarlarla virüsler dirençlidir.
4. AMİNOGLYCOSİD GRUBU ANTİBİYOTİKLER
Bakterilerin ribozom strüktürünün bağlantısını etkileyerek, peptid bileşimini engeller, bu nedenle bakterisid tirler.
a. STREPTOMYCİN
Antibiyotik, düşük dozlarda bakterinin üremesi sırasında ribozomlara
yanıltıcı bilgi transferi ile bakteriostatik , yüksek dozlarda ise
hücre protein sentezini inhibe ederek patojenliğe yararsız proteinlerin
oluşumu ile bakterisid etki yapar. Ayrıca bakterinin nükleik asid
metabolizmasına, RNA sentezine de etkilidir. Sitoplazma membranının
permabilitesini bozar, bakteri yaşamı için gerekli bileşimlerin
kaybolmasına neden olur. Bakterilerde kromozom veya epizom enzimleriyle
streptomisini inaktive eden bir rezistans oluşur, bulaşıcı bir
rezistanstır ve üremekte olan diğer bakterilere de hızla
geçer,özellikle tüberküloz klinik tedavilerinde önemlidir.
b. GENTAMYCİN
Gram negatif bakteri ve özellikle diğer antibiyotiklerin yararsız
kaldığı enfeksiyonlarda uygulanır. Bakterilere etkisini, streptomisinde
olduğu gibi RNA oluşumu ve sitoplazmada protein sentezindeki
yetersizlik ile sağlar.
c. KANAMYCİN
laktam halkalı antibiyotiklerle sinerjik etkilidir. Lâboratuar
denemelerinde düşük dozları bakterilerin ribozomlarını translasyon
döneminde etkilemesiyle bakteriostatik, yüksek dozları protein
sentezini engellemesiyle bakterisid tirler. Gram negatif bakteri
enfeksiyonlarında yararlıdırlar.
d. CHOLORAMPENİCOL
Bakteri ribozomlarında RNA bağlantılarını etkileyerek, polizom oluşumu
ile, intrasellüler protein sentezini engeller. Gram negatif, bazı gram
pozitif bakterilere ve rikettsia, bedsonia gruplarına, spiroket ve
leptospiralara, aktinomiçeslere normal tedavi dozlarında bakteriostatik
etkilidir.
5.MAKLOİD GRUBU ANTİBİYOTİKLER
Etki mekanizması tetrasiklin’e benzer. Bakterilerin üremesi sırasında
gelişmekte olan peptit zincirlerinin, interferans mekanizması ve aktif
aminoasidlerin translasyonu ile,bakteri ribozomlarında protein sentezi
inhibe edilir. Bu yolla birincil bakteriostatik etki oluşur. Genellikle
gram pozitif koklara, bazı sporlu bakterilere, bazı brusellalara ve
aktinomiçetlere etkilidirler.
a. ERİTROMYCİN
Önerilen tedavi dozlarında birincil bakteriostatik, fakat çok duyarlı
bazı streptokok, stafilokok, neisseria ve hemofilus türlerinde yüksek
dozlarda bakterisid etkilidir. Bakteri ribozomlarına bağlanarak aktive
aminoasidlerin translasyonundaki blokaj protein sentezini inhibe eder.
c. LİNKOMYCİN ve CLİNDAMYCİN
Genellikle bakteriostatik yüksek dozlarda bakterisid etki yapan
antibiyotiklerdir. Enterokoklar dışında gram negatif kok ve basillere,
neisseria, mikoplkazma ve anaeroblara etkilidirler














Yazara E-Posta Atin





