Ara
25
2007
|
1983-1987 Türkiye Ekonomisi |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Salı, 25 Aralık 2007 |
Okunma: 854 kez
1984 yılında, kur politikalarında esneklik sağlanmıştır. Bankaların, alış ve satış kurlarının, T.C. Merkez Bankası'nca günlük olarak belirlenen esas kurun dövizlerde %6, efektiflerde ise %8 altında veya üstünde belirlenmesine izin verilmiş, ancak döviz alış ve satış kurları arasındaki farkın %2'yi aşmaması şart koşulmuştur.
( www.genbilim.com )
1985 yılı Haziran ayında ise, bankalar kur tespiti konusunda tamamen
serbest bırakılmıştır. Ancak, 1986 yılı başlarında bu serbesti
daraltılmış ve bankalar tarafından belirlenecek kurların T.C Merkez
Bankası kurlarının %1 altında ya da üstünde olması öngörülmüştür.
1986 yılının sonlarına doğru kur belirleme sistemi yeniden gözden
geçirilmiş ve bankaların, döviz satış kurunda T.C. Merkez Bankası
kurunu aşmamak koşuluyla, döviz alış kurlarını sebestçe
belirleyebilecekleri açıklanmıştır.
Türkiye, 1985 yılında
GATT'ın Sübvansiyon Kodu Anlaşması'nı imzalamış ve bu anlaşma gereğince
de ihracatta doğrudan teşviklerin azaltılmasına başlanmıştır. İhracatta
vergi iadesi oranları kademeli olarak indirilmeye başlanmış ve 1989
yılında vergi iadesi sistemine son verilmiştir. 1984 yılında "Kaynak
Kullanımını Destekleme Fonu" kurulmuş, 1986 yılı sonunda ise bu
uygulamaya son verilmiştir.
1980 yılında T.C Merkez Bankası
nezdinde kurulan "Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu" ihracatın doğrudan
teşvikinde en önemli araç olmuştur. 1992 yılı başlarında bu uygulama da
son bulmuştur.
1986 yılında yürürlüğe giren "İhracat Reeskont
Kredisi"nden dış pazar bilgi ve deneyimine sahip ihracatçı veya
imalatçı-ihracatçılar yararlandırılmıştır. Sözkonusu kredi. 1989
yılında yürürlükten kaldırılmıştır. "İhracatta Vergi, Resim ve Harç
İstisnası" ile "İhracat Karşılığı Dövizlerden Mahsup" şeklindeki teşvik
tedbirlerinin uygulaması bu dönemde de devam etmiştir.
1987
yılında tüzel kişiliği aynen devam etmek üzere, Devlet Yatırım
Bankası'nın, özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket haline
dönüştürülerek "Türkiye İhracat Kredi Bankası" ünvanını taşıması hükme
bağlanmıştır. Bu dönemde ithalat rejiminde önemli değişiklikler
yapılmıştır. 1984 yılında I ve II sayılı Liberasyon Listeleri
yürürlükten kaldırılmış ve tamamen yeni bir sisteme geçilmiştir. Yeni
sistemde ithali yasak olan mallara "İthaline Müsaade Edilmeyen Mallar
Listesi"nde yer verilirken, ithali izne tabi mallar "Müsaadeye Tabi
Mallar Listesi"nde gösterilmiştir. Söz konusu listelerin dışında kalan
malların ithali ise serbest bırakılmıştır.
Ayrıca "Fona Tabi
Mallar Listesi" açıklanmış ve bu listede yer alan malların ithali
sırasında alınan fon tutarlarının Toplu Konut Fonu'na yatırılması
öngörülmüştür. Daha sonraki dönemlerde ithali yasak mallar, uyuşturucu
maddeler başta olmak üzere bir kaç kalemle sınırlandırılmıştır. Benzer
şekilde Müsaadeye Tabi Mallar Listesi'nin kapsamı daraltılmış, 1990
yılında ise uygulamadan kaldırılmıştır.
1983 yılından sonra
kambiyo rejiminin serbestleştirilmesi konusunda önemli gelişmeler
sağlanmış, kısıtlama ve yasakların büyük bir bölümü kaldırılmıştır. Bu
konuda ilk adımı 7.7.1984 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türk
Parasının Kıymetini Koruma Kanunu (TPKK) hakkında 30 sayılı Karar
oluşturmuş; ikinci ve en önemli adım ise 11.8.1989 tarihli Resmi
Gazete'de yayımlanan 32 sayılı Karar olmuştur. 30 sayılı Kararı
yürürlükten kaldıran 32 sayılı Kararın bazı maddelerinde de daha sonra
bazı değişiklikler yapılmıştır.
Bu dönemde kambiyo rejiminde
yapılan başlıca değişiklikler şunlardır: Türkiye'ye döviz ithali
tümüyle serbest bırakılmıştır. Türkiye'de yerleşik kişilerin döviz
bulundurmaları, hesap açmaları, döviz satın almaları serbest
bırakılmıştır. Kıymetli maden, taş ve eşyaların, dış ticaret rejimi
esasları dahilinde, Türkiye'ye ithali ve ihracatı serbest bırakılmıştır.
Ekonominin tümünü kapsayan bu İstikrar Programı başarıyla uygulanmış ve
1980-1987 döneminde olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmeler şu
şekilde özetlenebilir; 1980 yılında reel GSMH büyüme oranı negatif %2,3
(yeni seri) iken, 1982 yılında %3,1, 1984 yılında %7,1, 1985 yılında
%4,3 olarak gerçekleşmiştir.
1986 yılında iç talepteki artış ve
petrol fiyatlarındaki düşmenin yarattığı uygun koşulların da katkısıyla
büyüme hızı hedefin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu süreç, 1987 yılında da
devam etmiş, 1986 yılında %6,8'i bulan büyüme hızı izleyen yıl %9,8
olmuştur. Ekonomik büyüme oranlarında görülen bu artış, kamu kesimi
yatırım-tasarruf farkının artmasına neden olmuştur.
Kamu
kesiminin borçlanma gereği ise 1980 yılında GSMH'nın %8,8'i (yeni seri)
iken 1983 yılında GSMH'nın %6'sı, 1986 yılında GSMH'nın %3,7'si 1987
yılında ise GSMH'nın %6,1'i olarak gerçekleşmiştir. Bu dalgalanma,
piyasalarda arz-talep dengesizlikleri yaratarak enflasyon haddlerinin
yükselmesine neden olmuş ve 1981-1987 yılları arasında deflatör
ortalama olarak %38 artarken, 1988 yılında %69,7 seviyesine çıkmıştır.
Kişi başına milli gelir ise 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında
1.636 dolara yükselmiştir. 1980 yılında %17,2 (yeni seri) olan kamu
gelirlerinin GSMH içindeki payı 1983 yılında %16,5, 1985 yılında %13,0
ve 1987 yılında %13,9 olarak gerçekleşmiştir. 1980 yılında %20,3 (yeni
seri) olan kamu harcamalarının GSMH içindeki payı 1983 yılında %18,8,
1985 yılında %15,3 ve 1987 yılında %17,4 olarak gerçekleşmiştir.
1980'li yıllarda uygulanan liberal politikalar sonucunda dış ticaret
hacmimiz hızla genişlemiştir. 1980 yılında 2.9 milyar dolar olan
ihracatımız 1987 yılında 10.2 milyar dolara ulaşarak yaklaşık 4 kat
artmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 1980 yılında %30
seviyesinden 1987 yılında %72'ler seviyesine yükselmiştir.
İhracatımızdaki kompozisyonda da hızlı bir değişim meydana gelmiş ve
sanayi ürünleri ihracatı hızla artarak toplam ihracatımız içerisindeki
payı %70'ler seviyesine yükselmiştir.
İhracatın pazar açısından
analizi yapıldığında ise en büyük pazarın Avrupa Birliği ülkeleri
olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ithalatı ise 1980-1987 döneminde,
1982 ve 1986 yılları dışında devamlı artmıştır. 1986 yılında ise petrol
fiyatlarında meydana gelen düşüşten dolayı azalmıştır. 1980 yılında 7.9
milyar dolar olan ithalat 1987 yılında 14.2 milyar dolara yükselmiştir.
İthalatın içerisinde en büyük paya hammadde ithalatı sahip olup, AB
ülkelerinden yapılan ithalat toplam ithalat içerisinde ilk sırayı
almaktadır.
1978, 1979 ve 1980 yıllarında Paris'te OECD üyesi
ülkeler ve Japonya ile imzalanan ertelemeler dış borç stokumuza ek yük
getirmiş, bunun sonucunda 1982 yılında dış borç stoku 17.6 milyar
dolara yükselmiştir. 1982 yılından itibaren dış borçlar devamlı artmış
ve 1987 yılında 40.3 milyar dolara yükselmiştir.
1980 sonrası
dönemde, kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse
edilmesinin enflasyon üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, genelde iç
borçlanma yolu tercih edilmiştir. Özellikle 1984 yılından sonra iç
borçlar giderek artış göstermiştir. 1980 yılında 721 milyar TL olan iç
borç stoku 1987 yılında 17.2 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir.
1971-1980 döneminde Türkiye'ye gelen toplam yabancı sermaye tutarı 100
milyon dolar civarında iken, 1980 yılından itibaren hızla artmıştır.
1981 yılında izin verilen yabancı sermaye tutarı 337 milyon dolar iken
bu tutar 1987 yılında 655.2 milyon dolara yükselmiştir.
1980
yılında %8,5 olan hizmetler sektörünün toplam yabancı sermaye izinleri
içerisindeki payı, 1987 yılında %52,9'a yükselmiştir. Fiili yabancı
sermaye girişi ise 1980 yılında 35 milyon dolar iken 1987 yılında 239
milyon dolara yükselmiştir. Yabancı sermayeli kuruluşların sayısı ise
1980 yılında 78 iken 1987 yılında 836'ya yükselmiştir.
1980
sonrasında sermaye piyasasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1981
yılında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe konulmuştur. 1982
yılında Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuş, 1986 yılı başlarında ise
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası faaliyete geçmiştir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
1983-1987 Türkiye Ekonomisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|