|
Uluslararası yatırımlarda risk |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Salı, 25 Aralık 2007 |
Okunma: 746 kez
A-Global Risk
Dünya piyasalarını geniş anlamda etkileyen her türlü risk, global riski oluşturur. Günümüzde iletişim teknolojisinin son derece gelişmiş ve hızlanmış olmasından dolayı, piyasalar iyice entegre olmuş ve global riskin önemi ile anlamlılığı artmıştır.
Portföy yatırımlarında global riskin en iyi örneklerinden biri Ekim 1994'te Güney Doğu Asya, Latin Amerika, Avrupa ve ABD borsalarında (Türkiye de dahil) %10 - %30 arası düşüş yaratan dalgadır.
( www.genbilim.com )
Ayrıca uluslararası ticarette büyük öneme sahip emtiaların
fiyat hareketleri ve bunların yakın gelecekteki arz ve talep durumları
hakkındaki beklentiler, uluslararası nitelikteki finansal araçların
getirisindeki değişimleri etkileyen faktörler arasında gösterilebilir.
Örneğin OPEC üyesi ülkelerin 1983 yılında petrol fiyatını varil başına
34 ABD Dolarından 29 ABD Doları'na düşürmeleri, tüm dünya piyasalarını
etkilemiş bir karardır.
Finansal anlamda hangi ülkeye yatırım
yapılırsa yapılsın, katlanılması kaçınılmaz bir risk düzeyi vardır.
Çokuluslu kuruluşlar farklı ülke ve piyasalara yatırım yaparak
risklerini minimize etmeye çalışırlar. En başarılı risk çeşitlendirmesi
sonucunda bile sıfır riske ulaşılamaz çünkü her sektör ve piyasanın
barındırdığı bir global risk vardır.
B-Ülke Riski
Uluslararası
yatırım analizlerinde en önemli araştırma konularından birisi ülkenin
politik ve ekonomik risk düzeyidir. Shapiro, ekonomik açıdan ülke risk
düzeyini belirlemek için dört temel kıstas tanımlamıştır:
1- Fiskal Risk: Devlet bütçe açıklarının GSMH'ye oranıdır.
2-
Kontrollü Döviz Kuru Sistemi: Sıkı kambiyo rejimlerinin varlığı ve
devalüasyon tehdidi sermayenin yurtdışına kaçmasına neden olmaktadır.
3-
Üretken Olmayan Devlet Harcamaları: Dış borca bağımlı büyüme gösteren
bir ülke tarafından alınan kredilerin çoğunlukla tüketimi sübvanse
etmesi ülke riskini artırır.
4- Ülke Kaynakları: Bir ülkenin
doğal, finansal ve işgücü kaynaklarının yetersizliği ve/veya bunların
etkin kullanılmaması ülke riskini artırır.
Euromoney tarafından ülke riski hesabı aşağıdaki kriterlere göre yapılmaktadır:
1-
Analitik Göstergeler: Borç Servisi / İhracat, Ödemeler Dengesi / GSMH
ve Dış Borç / GSMH oranları ekonomik gösterge olarak alınır.
2- Kredi Göstergeleri: Ülkenin genel kredibilitesini belirlemek üzere ödeme kayıtları ve yeni geri ödeme planları incelenir.
3-
Piyasa Göstergeleri: Tahvil piyasalarında tahvil ihraç edebilme
kabiliyeti, kısa vadeli finansman temin edebilme gücü ve ülkenin
likidite yapısı incelenir.
Bunların yanı sıra, ülke riskini
belirleyen çok önemli bir kriter de siyasi istikrar ve öncelikle iç ya
da dış sıcak çatışma riskidir. Örneğin Türkiye'deki yabancı
yatırımcıların Ekim 1997 sonunda gerek hisse senedi gerekse tahvil bono
piyasalarında yüklü satışlara geçmelerinin ardında, faizlerdeki
yükselme ve dünya borsalarında yaşanan krizin yanı sıra, Ege ve Kıbrıs
sularının ısınmasının getirdiği tedirginlik ve risk algılaması
yatmaktaydı.
Ayrıca, siyasal değişikliklerin sık sık gündeme
geldiği ve buna bağlı olarak parasal ve mali kararları veren
otoritelerin değiştiği ülkelerin ülke riski, bu durumları yaşamayan
ülkelere oranla çok daha yüksektir. Siyasi istikrarsızlık piyasalarda
şoklara, ekonomide dur-kalklara neden olur ve uzun vadeli tahminlerin
yapılabilmesini engeller.
Her dönemde farklı 'uzun vadeli'
planlar yapılır ve çoğunluğu sonuçlanamaz. Bir süre sonra devlet
tarafından açıklanan tedbirler ve yapısal değişikliklerin inanılırlığı
yok olur. Ekonomideki kısa süreli iyiye gidişler, bir süre sonra
yaşanacak siyasal kriz veya değişiklik beklentisi nedeniyle kredibilite
sağlamamakta ve bu güvenin yeniden sağlanması uzun bir süre
alabilmektedir.
Benzeri bir durum Meksika'da 1994 yılı sonunda
yaşanan krizde görülmüştür. Tüm uluslararası sermaye piyasalarını ama
özellikle Latin Amerika ülkelerini etkileyen bu kriz, ABD ve IMF'in
müdahalesiyle atlatılabilmiştir. Ancak krizin uzun süre devam etmesi,
bu piyasalara olan güveni ciddi ölçüde sarsmıştır. Nitekim bu
piyasalara güvenin geri gelmesi uzun bir süre almıştır. Birçok uzmana
göre, gelişmekte olan ülkelerin sermaye piyasaları, riskli olmalarına
rağmen, piyasaların gelişme potansiyeli ve kar-oranı gibi temel makro
verilerin genellikle gelişmiş ülkelerdekine kıyasla genelde yüksek
olması nedeniyle portföy yatırımcılarının gözbebeği olmaya devam
edecektir.
Bu iyimser görüşe karşı karamsar olanların sayısı hiç
de azımsanacak gibi değildir. Bu görüşe sahip olanlar, risk faktörünün
getiri faktörünün önüne geçtiğine ve bu piyasalara güven sağlanmadan
portföy sermayelerinin buralara gelmeyeceğini düşünmektir. Bu güven
sağlansa bile, gelen para sıcak para niteliğinde olacağından, o an için
önemli bir finansman kaynağı olmakla birlikte süreklilik
göstermeyecektir ve bu nedenle de güvenilmezdir.
C-Mikroekonomik Risk
Bu
risk, özellikle hisse senedine yatırım yapan yatırımcılar için
önemlidir. Yatırımcı, yatırımını hangi ülkede yapacağına karar
verdikten sonra hangi sektörde ve o sektörün hangi şirketine yatırım
yapacağına karar vermek durumundadır. Bu kararı vermek için "temel
analiz" yapılmalıdır ve finansal rasyolar incelenerek, şirketin mali
yükümlülüklerini karşılayabilme yeteneği, politik risklere duyarlılığı,
uluslararası rekabet gücü analiz edilmelidir.
Firmanın bulunduğu
sektörün durumu da incelenmek durumundadır. Sektörün değişmesi muhtemel
mevzuattan ne yönde ve ne derecede etkileneceği, dışa bağımlılığı,
yönetim politikası gibi kriterler doğrultusunda mutlaka inceleme yapmak
gerekir. Ayrıca uluslararası fon yöneticileri "teknik analiz"lerin
gösterdiği doğrultuda bazı hisse senetlerine kısa vadeli yatırımlar da
yaparlar. Fakat bunlar spekülatif amaçlı ve kısa vadeli plasmanlardır
ve sıcak para niteliği taşırlar.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Uluslararası yatırımlarda risk
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |