Okunma: 344 kez
Yabancı paralara döviz denilir. Döviz, "efektif" ya da "kaydi" olabilir. Banknot ve metal sikkeler efektiftir. Çek, poliçe, emre yazılı senet, havale ve kredi kartları kaydi ödeme araçlarıdır. Transferlerin büyük kısmı kaydi para ile gerçekleştirilir.
Günümüzde, efektifin uluslararası ödemelerde payı küçük bir orandır.
Döviz alım
satımları, kambiyo işlemleridir. Kambiyo işlemleri, vadeli ve vadesiz
olarak ikiye ayrılır. Vadesiz işlemlerde, alım satım yapılan yerin o
andaki peşin kuru uygulanır. Alıcının talebini belirlemesiyle satış
akdi ve fiyatı kesinleşir. Ancak, kambiyo operatörleri arasındaki
işlemlerde, satılan döviz, iki iş gününün geçmesiyle fiilen alıcı
emrine girer. Vadeli işlemlerde ise, fiyatı satış anında kesinleşmiş
olan döviz, ileride günü gelince alıcı hesabına geçirilir.
Döviz Dengesi
Bir
ülkenin uluslararası ekonomik ilişkilerinde kazandığı dövizlerle
harcadığı dövizlerin denk olmasıdır. Kural olarak döviz dengesi,
ülkenin hedef aldığı ya da daha genel bir deyişle tam istihdamı
sürdürecek olan gelişme düzeyinin gerektirdiği mal ve hizmet
ithalatını, kendi mal ve hizmet ihracatından kazandığı dövizle
yapabilmesi durumudur. Ancak bazı koşullarda ithalat gereksinmesi
ihracat geliriyle karşılanamaz. Bu durumda açığın ortaya çıktığı
dönemde kısa vadeli sermaye hareketleriyle (dış kredi) ve/veya döviz
rezervlerinin kullanılmasıyla döviz dengesi sağlanır.
Daha
sonraki dönemler için ise, döviz kurunu değiştirerek (devalüasyon) ya
da doğrudan ithal kısıtlamalarına gidilerek ithalat azaltılır ve
ihracatın sağladığı döviz kazançlarına eşitlenerek döviz dengesi
sağlanır.
Bu mekanizmanın gelişmekte olan ülkelerde sürekli
olarak kurulması güçtür. Bu ülkelerde döviz açığı yapısal ve kronik bir
nitelik kazanmıştır. Bu nedenle kısa vadede ticari borçlanma ve rezerv
kullanımı, uzun vadede de parasal önlemlerle sürekli bir döviz dengesi
sağlanamaz.
İthalatın kısılması ise, kalkınma hızının
düşürülmesi, hatta bazı durumlarda yurt içi üretim kapasitesinin ithal
malı girdilere bağlı olan kısmının kullanılamaması gibi istenmeyecek
bazı sonuçlar doğurabilir. Bu durumda, kısa vadeli borçlanmaların yanı
sıra, uzun vadeli dış borçlanmaya da başvurularak döviz açığı kapanacak
ve döviz dengesi sağlanacaktır. Bu nedenle, özellikle gelişmekte olan
ülkelerde, döviz dengesi, ihracat gelirlerinin yanı sıra, dış kredi
kullanımını da kapsayacak şekilde düşünülmektedir.
Döviz Rezervleri
Bir ülkede merkez bankası ve bankalar sisteminde birikmiş olan döviz mevcuduna döviz rezervi adı verilir.
Döviz, dar anlamda (çek, poliçe gibi) yabancı parayı temsil eden
belgeler. Türkçede yabancı ülkelerin paralarına döviz denmektedir.
Herhangi bir ülkenin parasının, başka bir ülkenin (veya ülkelerin)
parasına dönüştürülmesiyle ilgili işlemlere de döviz işlemi veya
kambiyo işlemi denir. Döviz kelimesi dilimize Fransızca'daki deviseden
geçmiştir. Genel olarak döviz dendiğinde milletlerarası ödemelerde
kullanılan ödeme araçlarının tamamı ifade edilir.
Ekonomik
açıdan bakıldığında döviz, iktisadi anlamda bir mal niteliğindedir.
Döviz borsaları bazı özel nitelikleri olan piyasalardır. Kısaca
belirtmek gerekirse, New York, Londra, Tokyo, Frankfurt, Zürich ve
Paris en büyük döviz borsaları arasında bulunmaktadır. Ancak, döviz
piyasalarını belirli bir yer veya mekanla sınırlı piyasalar olarak
düşünmek doğru değildir.
Döviz borsaları, muayyen coğrafi
bölgelerde faaliyet gösterseler de, çeşitli elektronik haberleşme
araçlarıyla birbirleriyle sürekli olarak ilişki içinde bulunurlar.
Denilebilir ki, günün her saatinde dünyadaki döviz piyasalarından
herhangi birisi açık bulunur. Mesela ABD'in batısında yer alan San
Fransisco'da borsalar kapandığında Uzak Doğuda Tokyo, Hong Kong ve
Singapur borsaları, ayrıca bu borsalardaki çok uluslu Amerikan ve
Avrupa bankalarının şubeleri yeni açılmışlardır. Uzak Doğu borsaları
kapandığında ise Orta Doğunun mali piyasaları ve merkezleri iki saatten
beri çalışmakta olup Avrupa borsaları mesaiye yeni başlamaktadır.
Avrupa ile ortak çalışma saatleri sırasında New York borsasında
faaliyet hacmi yoğunlaşmaktadır. Londra bankaları coğrafi konumları
dolayısıyla, günlük çalışma süresi içinde öteki Avrupa piyasaları ve
Kuzey Amerika dahil olmak üzere, Uzak Doğu ve Orta Doğu piyasalarıyla
işlem yapabilmektedirler.
Milletlerarası döviz borsaları 24 saat
sürekli olarak çalıştıkları için döviz fiyatları (kurları) sürekli
olarak değişirler. Döviz bir iktisadi mal gibi işleme tabi
tutulduğundan, dövizin bir arz ve talebi ve dolayısıyla da bir fiyatı
vardır. Döviz fiyatlarına döviz kuru (exchange rate) denmektedir.
Döviz
kurları genellikle bir birim döviz başına (veya bununla
değiştirilebilen) milli para miktarı olarak tanımlanır. Döviz kurları 1
birim milli paranın karşılığı olan döviz miktarı olarak da
tanımlanabilir. Bu şekilde düşünüldüğünde kurlar 1 USD = 1,35 YTL veya
1 YTL = 0,74 USD olarak ifade edilebilir. Bu iki sistem birbirinin
tersidir. Birincisinde dövizin, milli para cinsinden değeri ifade
ediliyor; buna direkt-kotasyon sistemi deniyor. İkincisinde ise milli
paranın dış değeri, yani döviz cinsinden fiyatı gösteriliyor; buna da
indirekt kotasyon sistemi deniyor.
Milletlerarası borsalarda
döviz kurları ABD dolarıyla milli paralar arasındaki değişim oranı
şeklinde ifade edilince, ABD doları dışında iki para arasındaki değişim
oranı bunların dolar cinsinden fiyatlarına göre dolaylı olarak
hesaplanabilir. Mesela, 1 USD = 1,35 YTL ve 1 USD = 0,83 EUR ise; 1 EUR
= 1,63 YTL olur. Bu şekilde dolar dışındaki paralar arasında hesaplanan
kurlara çapraz kur (cross-rate) denilmektedir. Yani iki para arasındaki
dolaylı değişim oranına çapraz kur adı verilir.
Yabancı
paraların çapraz kurları arasında da bir uyum vardır. Çapraz kurlar
arasındaki uyum bozulur, yani dövizin ucuz olduğu yerden satın alınıp
pahalı olduğu yerde satılması işleri ortaya çıkabilir. Bu farklardan
yararlanarak kazanç sağlanması işlemine arbitraj denir. Geniş anlamda
döviz ticareti; döviz bazında mevduat bulundurmayı, döviz piyasaları
arasındaki kur farkından kar elde etmeyi (döviz arbitrajı), zaman
içindeki kur değişmelerinden kar elde etmeyi (döviz spekülasyonu) de
kapsamına almaktadır.
Döviz piyasaları vadeli piyasa (forward
market) ve vadesiz piyasa (spot market) olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Vadesiz piyasalarda döviz işlemleri herhangi bir işgününde o günün
döviz kuru üzerinden yapılmaktadır. Vadeli piyasalarda ise tarafların
sözleşme ile tesbit ettikleri gelecekteki bir gün ve döviz kuru
üzerinden (vadeli döviz kuru) döviz alım ve satımının taahhüt edilmesi
şeklinde yapılmaktadır.
Vaktiyle altın para sisteminin
yürürlükte olduğu yıllarda ülke paraları, bulundurdukları veya temsil
ettikleri altın miktarına göre birbirleriyle mübadele edilirlerdi.
Mesela Türk lirası 2 gr altını, dolar 6 gram altını temsil ediyorsa, 1
dolar = 3 TL olarak belirlenirdi. Böylece belirlenmiş olan kurların
değişmeleri de mümkün olmazdı. Altın para sisteminin çok önemli bir
üstünlüğü olarak nitelenen bu husus, daha sonra kağıt para sistemine
geçirilmesiyle birlikte geçerliliğini kaybetti. Döviz kurları sabit
veya esnek olarak belirlenebilmesinin fayda ve mahzurlarını esas alan
tartışmalar iktisat literatüründeki canlılığını hala korumaktadır.
İkinci
Dünya Savaşı sonlarından 1973 başlarına kadar dünyada geçerli olan ve
Bretton Woods Sistemi diye bilinen para sistemi bir sabit kur
sistemiydi. 1973 başlarından itibaren Batılı ülkeler esnek veya
değişken kur sistemini benimsemişlerdir. Ne var ki, Avrupa Topluluğu
ülkeleri gibi bazı sanayileşmiş ülkeler paralarını sabit kurlardan
birbirine bağlayarak bir para sahası oluşturmuşlardır. Belirtmek
gerekir ki, günümüzde tam bir esnek kur sistemi hemen hemen hiçbir
ülkede uygulanmamaktadır. Hemen hemen her ülke döviz kurlarının nisbi
de olsa istikrarlı oluşunu özlemektedir. İstikrar arayışları ise döviz
piyasalarına müdahaleyi zorunlu kılmaktadır.
Türkiye'de 1929
yılına kadar Lozan Antlaşmasında yer alan hükümler dolayısıyla döviz
piyasalarına fazla bir müdahalede bulunulamamıştır.
Lozan
Antlaşmasının koyduğu sınırlamaların sona ermesiyle birlikte, 20 Şubat
1930 tarihinde çıkartılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma
Kanunu ile döviz işlemlerini düzenleme yetkisi Maliye Bakanlığına
verilmiş ve yoğun bir şekilde döviz kontrolu uygulanmaya başlanmıştır.
Özellikle
1983'ten sonra Türk Lirasına konvertibilite sağlamak yönünde getirilen
bazı düzenlemelerle 1567 sayılı kanunun uygulamaları yerine geniş
ölçüde bir serbesti ortamı getirilmiştir. Sabit döviz kuru sistemi
fiilen terk edilmiş ve kurların önce kısa aralıklarla, sonraları Merkez
Bankasınca her gün belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Hükümet 1989'da
aldığı bir kararla banka ve yetkili kurumlara 3000 dolar veya eşdeğer
döviz satabilme hakkı verildi. Mart 1990'da 32 sayılı karar olarak
bilinen Türk Parasını Koruma Hakkındaki Karar'da yapılan değişiklikle,
Türkiye'de yerleşik kişilere sınırsız döviz bulundurma ve transfer etme
gibi haklar tanındı (1993).

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Döviz
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |