Okunma: 780 kez
Türk Ticaret Kanunu, "kurucu" ya da "müessis" hisse senedi diye bir kurumu düzenlememiştir. Bununla beraber, uygulamada, bazı anonim ortaklıkların esas sözleşmelerinde bu kavrama öteden beri yer verilmektedir.
( www.genbilim.com )
Aynı
şekilde, doktrinde de bir kısım yazar, kurucu hisse senetlerini, anonim
ortaklıkların kuruluşunda ya da sermaye artırımında kuruculara veya
kuruluş ile sermaye artırımında önemli yararı görülen diğer kişilere
esas sözleşme hükmü ile tanınan, sahiplerine TK. M. 298 sınırları
içinde kâra katılma hakkı sağlayıp başkaca bir hak vermeyen, kurucu
haklarını temsilen düzenlenen, nama yazılı bedelsiz hisse senetleri
olarak tanımlamaktadırlar.
Bir anonim ortaklıkta kimlerin kurucu
sayılacağı, TK. M. 278'de gösterilmiştir. Buna göre, ana sözleşmeyi
düzenleyerek imza eden ve sermaye olarak sözleşmede belirlenen parayı
ya da paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden pay sahipleri, ani
kuruluş açısından kurucu sayılırlar. (TK. m. 278/1)
Tedrici
kuruluşta, ana sözleşmeyi düzenlememek ve imza etmemekle beraber,
paradan başka bir şeyi sermaye olarak koyanlar da kurucu sayılır. (TK
m. 278/2) (Ne var ki, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 12. maddesi
karşısında, günümüzde halka açık anonim ortaklıklarda ayni sermaye
getirmek çok güçleşmiş, en azından halka arz edilen hisse senetleri
bakımından, nakden ödeme zorunluluğu nedeniyle imkânsız hale gelmiştir.)
Nihayet,
kurucular, yukarıdaki işlemlerden birini üçüncü bir kişi hesabına
yaptıkları takdirde, bu kişiler de kuruluştan doğan sorumluluk
bakımından kurucu kabul edilirler (TK. m. 278/3). TK, kurucu hisse
senedini düzenlememekle beraber, m. 279/2, b.5, 281, 289, 298 ve 300/2,
b.6'da "kuruculara sağlanabilen özel menfaatler" kavramından söz
etmiştir. Bu özel çıkarlar, ortaklığın, pay sahibi olup olmadıklarına
bakılmaksızın bizzat kuruculara ya da buna benzer kişilere kuruluş
işlemlerini gerçekleştirmeleri ve ortaklığın oluşmasındaki hizmetleri
karşılığında sağlanan özel yararlardır.
Bu konudaki TK. m. 298,
kurucuların ortaklığı kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık,
para ya da bedelsiz hisse senedi alamayacaklarını, fakat ortaklığın
elde ettiği kârdan, TK. m. 466/1'de yer alan yedek akçe ile pay
sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra, kalanın onda birini
kendilerine tahsis edebileceklerini öngörmekte ve bu gibi çıkarlar
karşılığında kuruculara verilecek senetlerin nama yazılı olmasını
zorunlu kılmaktadır.
Görüldüğü gibi, yasa koyucu, TK. m. 298'de,
kuruculara sağlanacak menfaatler karşılığında verilecek senetlerin nama
yazılı olacağını belirtmiş, fakat bunların hukuki niteliğini
açıklamamıştır. Hukukumuzda bazı yazarlar, TK. m. 298'de sözü edilen
senedin, pay (hisse) senedi olduğunu ileri sürmüş, diğer bazıları, bunu
sadece kuruculara kârdan pay sağlayan kıymetli evrak olarak tanımlamış,
nihayet son bir grup da, bunun TK. m. 402 ve 403 bağlamında bir intifa
senedi olduğu görüşünü savunmuşlardır.
Bizce, kurucular
harcadıkları emeğe karşılık para ya da bedelsiz hisse senedi alamamakla
beraber, paylarının imtiyazlı olacağını kararlaştırabilirlerü Bu
durumda, içinde kurucuların bulunduğu bir grup pay sahibi, diyelim
kârdan imtiyazlı bir biçimde yararlanır. Ne var ki, kurucu hisse
senetleri deyimi ile kastedilen, bu imtiyazlı pay (hisse) senetleri
değil, aksine TK. m. 298'de düzenlenen senettir.
İşte, TK. m.
298 uyarınca sağlanan menfaat, hisse senetlerinden ayrı olarak bağımsız
bir senette tecessüm ettirilmek isteniyorsa, ancak intifa senedi
çıkarılabilir. Gerçekten, anonim ortaklıkta, hisse senedi ya da tahvil
sahipliğine bağlı bulunmaksızın herhangi bir kişiye ortaklık kârından
yararlanma olanağı veren senetler, sadece intifa senetleridir.
Olağan
intifa senetlerinin aksine, kurucu intifa senetleri, ancak ilk
anasözleşme ile oluşturulabilir ve bunlara sağlanabilecek kâr payı
sınırlandırılmıştır. Anonim ortaklıkta, esas sermaye muayyen olduğu ve
alacaklılar ile pay sahiplerinin korunmaları bakımından sermayenin
bölümlerini oluşturan hisse bedellerinin tümü ile ödenmesi gerektiği,
yani bedelsiz hisse senedi çıkarmak mümkün olmadığı için, kuruculara
tanınan menfaati temsilen çıkarılabilecek senetler, hisse senedi değil,
intifa senedi olarak adlandırılmalıdır.
Bizce TK. m. 403'ün
genel nitelikteki bir kural olmasından hareket edilerek, TK. m. 298'de
getirilen sınırlandırmanın, sadece kâr payına ilişkin olduğu ve tasfiye
artığından yararlanma hakkına uygulanamayacağı kabul edilmelidir.
Kurucu
intifa senedi çıkaracak bir anonim ortaklık, kuruculara sağlayacağı bu
menfaatleri ana sözleşmede göstermeli ve ayrıca tescil ve ilan
ettirmelidir. Hukukumuzda, kuruluştan sonra ve özellikle, sermaye
artırımlarında, kurucu intifa senedi çıkarılabilip çıkarılamayacağı
tartışmalıdır.
Bazı yazarlar, TK m. 402/2'de yer alan kuralın,
emredici nitelikte olmakla beraber, kesin bir yasak getirmediğini,
bütün pay sahiplerinin rıza göstermeleri, yani oybirliğinin sağlanması
halinde, sonradan da kurucu intifa senedi çıkarabileceğini ileri
sürerken, diğerleri, soruna gelecekteki pay sahipleri açısından bakmak
gerektiğini söyleyerek bunu reddetmektedirler.
Bizce, pay
sahipleri, kuruluşu izleyen yıllarda ortaklığın oluşmasındaki
katkılarının büyüklüğüne inandıkları kişileri ödüllendirmek
istiyorlarsa, TK. m. 402/2'deki engeli aşabilmelidir. Çünkü, kurucu
intifa senetlerinin sonradan çıkarılması halinde, hem alacaklılar zarar
görmemekte, hem de pay sahipleri bu karara muhalif kalarak oybirliği
koşulunun gerçekleşmesini engellemek olanağını ellerinde
bulundurmaktadır.
Nihayet, anonim ortaklığın kuruluşundan sonra,
üstelik, TK. m. 298'de getirilen sınırlandırma ile bağlı olmaksızın,
dilediği kadar olağan intifa senedi çıkarabileceği de gözden uzak
tutulmamalıdır. Yine bizce, TK. m. 392'de kuruluş hükümlerine yollama
yapılarak, sermaye artırımlarında da kurucu intifa senedi
çıkarılabilmesi mümkün kılınmıştır.
Bütün intifa senetlerinde
olduğu gibi, kurucu intifa senetleri de, sahiplerine yönetime katılmak
(örneğin genel kurul toplantılarına iştirak etmek), oy kullanmak, iptal
davası açmak gibi hakları vermez. İntifa senedi sahibi, anonim
ortaklıkta ayrıca pay sahibi ise, hiç kuşkusuz, bu ikinci sıfatı
nedeniyle yönetime ilişkin hakları da kullanabilir.
Kurucu
intifa senedi sahipleri de, TK. m 429-432'degösterilen hükümlere tâbi
bir kurul oluşturur. Bunlara tanınan haklar, rızaları olmadıkça
ellerinden alınamaz. Daha önce de değindiğimiz gibi, kurucu intifa
senetleri, sadece nama yazılabilir. Ortaklığın, bu senet sahipleri için
bir intifa senedi sahipleri defteri tutması gerekir.
Nama yazılı
hisse senetlerinin aksine, kurucu intifa senetleri, alacağın temliki ve
teslim sureti ile devrolunabilir. Anonim ortaklığın esas sözleşmesi
ile, devrin güçleştirilmiş ya da tümü ile yasaklanmış olması da
mümkündür. Hukukumuzda, SPK m. 36/2 uyarınca, yatırım ortaklıklarının
kurucu intifa senedi çıkarmaları yasaklanmıştır.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
İmtiyazlı Hisse Senetleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |