Okunma: 350 kez
Borcun ifası belirli bir sürenin dolması sonunda gerçekleşecekse borçlunun yararlanacağı bu süreye vade ya da ecel denilir. Vade taraflarca belirlenebileceği gibi, hukuki işlemin özelliklerinden ve niteliğinden de çıkartılabilir. Bunun dışında vadenin kanun tarafından yedek olarak belirlendiği durumlar da vardır.
Vade, taraflar arasında
bir takvim günü olarak saptanabilir. Vadenin saptanması taraflardan
birine de bırakılabilir. Bu son durumda yetkili bulunan tarafın
ihbarıyla vade belirlenmiş olur. Vadenin
kesinlikle belirlenmediği bazı durumlarda, örneğin ifanın ekonomik
durumun iyileşmesine bağlandığı bir durumda vade yerine şarttan söz
etmek daha doğru olur. Hukuki işlemin özellikleri vadenin varlığını
belirleyebilir. Örneğin, bir tablonun yapılması için ressama verilen
sipariş, doğal olarak belirli bir süreyi bağrında taşır.
Vade bazı
durumlarda kanundan kaynaklanabilir. Bu durum, tarafların vadeyi
karşılaştırmamaları halinde, yasa hükmünün tamamlayıcı olarak işlev
kazanması sonucunu doğurur. Örneğin, ödünç sözleşmesinde iadeye ilişkin
bir vade kararlaştırılmamışsa, BK'nun 312. maddesine göre ödüncün ilk
istemden itibaren altı hafta içinde iade olunması gerekir.
Vadenin hesabı konusunda Borçlar Kanunumuzda bazı yedek hükümler öngörülmüştür. Buna göre :
- 1)
Borcun ifası için, ayın başı, ortası ya da sonu gibi sözler
kullanılmışsa bundan ayın birinci, on beşinci ve sonuncu günü anlaşılır
(BK.m.75).
- 2) Süre gün olarak saptanmışsa, sözleşmenin
aktedildiği gün hesaba katılmayarak, kararlaştırılan günün sonunda vade
dolmuş sayılır (BK.m.76/3).
- 3) Süre hafta olarak saptanmışsa, muacceliyet zamanı, son haftanın kararlaştırılan güne isim olarak uyan günüdür (BK.m.76/3).
- 4) Süre ay olarak belirlenmişse, borç, sözleşmenin kurulduğu günü karşılayan tarihte muaccel olur.
Örneğin,
10 Mayıs 1998'te aktedilen sözleşmede üç aylık bir vade öngörülmüşse,
vade 10 Ağustos 1998'te dolar. Son ayda sözleşmenin aktedildiği günü
karşılayan gün yoksa, ayın son günü vade dolar. Örneğin sözleşme 31
Ocakta yapılmış ve beş aylık bir vade öngörülmüşse, vade 30 Haziranda
dolar (BK.m.76/3).
Yıl, yarım yıl, çeyrek yıl gibi sürelerin varlığı halinde de, vade yine gösterilen tarzda hesaplanır (BK.m.76/3).
Borçlar
Kanunumuzun 76/III. maddesine göre, yukarıda açıklanan kurallar,
sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir zamandan itibaren cereyan
etmeye başladığı durumlarda da uygulama alanı bulur. Pazar veya bir
tatil gününe rastlayan vade, kendiliğinden bu günü izleyen tatil
olmayan ilk güne geçer. Bunun aksini kararlaştırmak mümkündür
(BK.m.76/III).
İlke olarak, borçlunun borcunu vadeden önce
ödemesine bir engel yoktur. Ancak sözleşmede tarafların aksini
kararlaştırmaları üzerine ya da sözleşmenin niteliğinden erken ifanın
olanaksız olduğu anlaşıldığı durumlarda, vadeden önce ödemede bulunmak
mümkün değildir. Bu tür aylık durumlar dışında borçlu, borcun ifasını
vadeden önce de gerçekleştirebilir; ancak bu nedenle alacaklıdan borcun
miktarına ilişkin bir indirim (iskonto) isteminde bulunamaz

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Vade
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |