Okunma: 567 kez
Sigorta, risklerin gerçekleşmesi sonucu doğabilecek zararları gidermek için kullanılan mali araç. Sigorta sözleşmesi, sigorta yapılması için hukuken gerekli sözleşme. Sigorta şirketi, sigorta işlerinin yönetilmesi, işletilmesi, satışı ile ilgilenen şirket. Sigortacılık, bu işlerle ilgilenen meslek.
İnsanların tüm varlık ve girişimleri risk (riziko) adı verilen belirsizliklerin tehdidi altındadır.
( www.genbilim.com )
Sigorta, risklerin gerçekleşmesi halinde doğan zararı
karşılar, böylece geleceğin maddi açıdan belirli hale gelmesini sağlar.
Sigorta kişi ve kurumlara güven sağlar, böylece geleceğin planlanmasını
mümkün kılar, girişimciliği teşvik eder.
Sigortanın işleyişi
Sigorta,
temelde, benzer riske maruz kalan kişilerin (sigortalılar) maddi
güçlerini birleştirerek yardımlaşmasıdır. Sigorta şirketlerinin işlevi,
bu kişilerin birbirlerini bulmasını ve gerçekleşen zararların
giderilmesini organize etmektir.
Aynı riske maruz kalan kişiler
bir araya gelerek gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında,
kişi başına düşen ödeme miktarı düştüğünden büyük bir risk bile herkes
için karşılanabilir hale gelebilir. Bir araya gelen kişi sayısı ne
kadar fazla olursa, kişi başına düşen zarar miktarı o kadar tahmin
edilebilir hale gelir. Olasılık hesaplarında büyük adetler kanunubüyük
sayılar kanunu) adı verilen kanuna göre, aynı riske konu olan
kıymetlerin sayısı ne kadar fazla olursa, gerçekleşecek hasar, riskin
oluşma ihtimaline o denli yakın olacaktır. (veya
Bir sigorta
şirketinin organizasyonu altında biraraya gelen sigortalılar
gelecekteki hasarları karşılamak için prim adı verilen ücreti öderler.
Prim tutarına, hasarlar için yapılacak ödemelerin yanı sıra, sigorta
şirketinin işletme masrafları, kârı, vergiler, acente komisyonları gibi
kalemler de dahildir.
Sigorta, öngörülemez ve maddi zarar
doğuracak olaylara (yani risklere) karşı yapılır. Ne zaman olacağı
önceden bilinen olaylara karşı sigorta yapılmaz. Kumar, hisse senedi
alım-satımı gibi spekületif riskler ve kanuna aykırı olarak yapılan
işler sigortalanamaz. Keza, kanunlardan kaynaklanan cezalara karşı da
kişiler kendilerini sigortalatamaz.
Sigorta teminatının işlemeye
başlaması için sigortalı ile sigorta şirketi arasında sigorta
sözleşmesi yapılır. Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve
ispatlayan belgedir. Poliçe üzerinde sigorta şirketinin ünvanı, adresi,
sigortalının adı, riskle ilgili bilgiler, prim, sigorta başlangıç ve
bitiş tarihleri, sigorta koşulları vs. yer alır.
Sigorta
satışları bazen doğrudan sigorta şirketleri tarafından yapılmakla
birlikte, genellikle sigorta aracıları tarafından yapılır. Sigorta
aracıları belli bir sigorta şirketine bağlı çalışan acenteler ve
sigorta şirketlerinden bağımsız çalışan sigorta brokerleridir.
Aracıların başlıca görevleri, sigorta müşterisini riskler ve buna uygun
çözümler hakkında bilinçlendirmek, prim ödemelerini, hasarların tazmin
edilmesini ve poliçenin yenilenmesini takip etmek, gerektiğinde
hatırlatmada bulunmaktır. Prim tahsil etme yetkisi bulunan acenteler,
müşterilerden aldıkları primleri sigorta şirketine öderler. Bu
hizmetlerine karşılık aracılar komisyon alırlar. Komisyon genellikle
prim tutarına dahil edilir.
Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü
zarara hasar denir. Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta
şirketinde ihbarda bulunur. Sigorta şirketi, hasarı kendisinden
bağımsız bir eksperintazminat öder. incelemesini sağlar. Daha sonra
eksper raporunu inceleyerek, sigorta teminatı içindeki zararı tazmin
eder, sigortalıya
Can sigortalarında ve bedeni hasarlarda ise
tazminat, aktüer denilen uzmanların yaptığı aktüerya hesaplarının
sonucuna göre ödenir.
Eğer bir hasar üçüncü bir şahsın kusuru
sonucu oluşmuşsa ve sigortalının o şahıstan tazminat talep etme hakkı
veya daha başka hakları doğduysa, bu haklar ödediği hasar oranında
sigorta şirketine geçer. Sigorta şirketinin bu hakkını kullanmasına
rücu adı verilir. Sigorta şirketleri önce bu haklarını kusurlu
kişilerle anlaşarak (sulhen) kullanmayı denerler. Sulhen giderilemeyen
sorunların çözümü için mahkeme yoluna gidilir.
Deprem gibi büyük
felaketler sonucu ödenen hasarların sigorta şirketlerinin mali
güçlerini aşan tutarlara ulaşması nedeniyle, sigortacılar da kendi
üstlendikleri riskleri sigortalarlar. Bu yeniden sigortalama işlemine
reasürans denir. Reasürans konusunda çalışan şirketlere reasürör adı
verilir. Reasürörler, verdikleri teminat karşılığında sigorta
şirketlerinden prim alırlar. Reasürans, uluslararası bir iştir. Bir
sigorta şirketi, risklerini pek çok reasüröre devredebilir. Böylece,
deprem gibi felaket boyutlarındaki riskler bile dünya çapında pek çok
şirkete dağılarak ödenebilir hale gelir. Bu durumun bir yansıması
olarak, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir felaket, tüm
sigorta piyasasını etkiler. Örneğin, ABD'de meydana gelen 11 Eylül
olayları sonucunda, Türkiye'deki sigorta primleri de (Dünya çapında
olduğu gibi) arttı.
Artan rekabet sonucu, çağdaş sigorta
şirketleri müşterilerine tazminat ödeyerek yardımcı olmanın dışında
sayısı giderek artan bazı yardım hizmetleri, örneğin yolda kalan
araçlar için çekici, bozulan musluklar için tesisatçı temini gibi ek
hizmetler vermektedir.
Sigorta şirketleri çoğu ülkede (ve Türkiye'de) hayat ve hayat dışı branşlarda çalışan şirketler olarak ikiye ayrılır.
Türkiye'de sigortacılık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir.
Türkiye'deki
sigorta müşterileri, sigorta şirketi ile anlaşmazlığa düştüklerinde,
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'ne veya Hazine
Müsteşarlığı'na başvurabilir.
Sigorta türleri
Kanunen "sigortalanamaz" olarak nitelenen riskler dışındaki tüm riskler sigortalanabilir. Başlıca sigorta türleri şunlardır:
- Can Sigortaları
- Hayat sigortası
- Ferdi kaza sigortası
- Sağlık sigortası
- Mal sigortaları
- Kasko vb. oto sigortaları
- Yangın sigortası,
- Nakliyat sigortası
- Mühendislik sigortaları
- Sorumluluk sigortaları
- Hukuksal koruma sigortaları
- Kredi sigortaları
Tarihçe
Babilliler'in
MÖ 1800 yıllarında geliştirdiği Hammurabi Kanunları, sigortanın bilinen
ilk hukuki şeklini içeriyordu. Buna göre, bir kervana haydutların
saldırması halinde, zarar kervan sahipleri arasında bölüşülür.
Antik
Yunan ve Roma medeniyetlerinde bir tür nakliyat sigortası vardı. Gemi
sahipleri, ticaret seferine çıkacakları zaman sermaye olarak deniz
ödüncü denilen bir borç alırlardı. Eğer gemi sağ salim geri dönerse,
gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi. Ancak gemi yolda
batarsa, deniz ödüncü gemi sahibinde kalırdı.
Yine aynı dönemde,
Rodos Kuralları denilen bir düzenlemeyle müşterek avarya kavramı ortaya
çıktı. Buna göre, kaptan bir tehlikeyle karşılaştığında gemisini
kurtarmak için yükün bir kısmını denize atarsa, bu zarar gemi ve yük
sahipleri arasında paylaşılırdı.
14. yy'da, Cenevizliler tarihte sigortaya özgü (diğer ticari konuları içermeyen) ilk sözleşmeleri yaptılar.
15.
yy'da İspanya'da sigorta hukukuna ilişkin ayrıntılı düzenlemeler
yapıldı. 1435 ve 1436 yıllarında kabul edilen iki kararname ile
nakliyat sigortalarına dair kurallar kondu.
17. yy'dan itibaren
İngiltere'de ilk sigorta şirketleri kurulmaya başladı. O zamana dek
sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu. Ancak 1666'da 13.000 ev
ve yüze yakın kiliseyi yok eden Büyük Londra Yangını sonrasında öyle
büyük zararlar oluştu ki, sadece yangın sigortası üzerine uzmanlaşan
sigorta şirketleri kuruldu. Önemli bir ticaret merkezi olan Londra, bu
yüzyıldan itibaren dünya sigortacılığının önde gelen şehri haline geldi.
Mucit
ve siyaset adamı Benjamin Franklin, ülkesi ABD'de sigortacılığın
gelişmesi için çaba gösterdi. Kurduğu sigorta şirketi, yangına karşı
sigorta yaptığı gibi, sigortalıları yangın riskine karşı
bilinçlendiriyor, yüksek riskli ahşap binaları sigortalamıyordu.
Türkiye'de sigortacılık
Sigorta kelimesi, Türkçe'ye İtalyanca sicurta kelimesinden geçmiştir.
Ahilik
teşkilatı gibi mesleki loncalar, kurdukları yardım sandıklarıyla
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk sigorta örneklerini verdiler. Bu
sandıklar yangın ve ölüm gibi bugün de sigorta konusu olan risklere
karşı üyelerini koruyordu.
Bu ilk örnekler dışında, Türkiye'de
sigortacılık geç gelişti. Bunun nedeni olarak İslam dininin kadercilik
anlayışı gösterilir. Belki de daha önemli bir neden, ticaretin ve mali
yapının Batı Avrupa'ya kıyasla geri kalmış olmasıydı.
1870
yılında özellikle İstanbul'daki azınlıkların ve yabancıların mallarını
etkileyen Beyoğlu1893 yılında kurulan Osmanlı Umum Sigorta Şirketi
oldu. 1864 tarihli Deniz Ticareti Kanunu'nda sigortacılıkla ilgili ilk
düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler 1906'da kara sigortacılığına özel
hükümler kanunlaşıncaya kadar kıyas yöntemiyle kara sigortalarında da
kullanıldı. Yabancı sigorta şirketlerinin başına buyruk çalışmalarını
düzenlemek amacıyla 1914 sigorta denetimi konusunda ilk kanun
çıkarıldı. yangını, sigorta düşüncesinin yaygınlaşmasına ve ilk sigorta
şirketlerinin kurulmasına neden oldu. İlk şirketlerin çoğu yabancı
kökenliydi. İlk yerel sigorta şirketi,
Türkiye Cumhuriyeti'nin
kurulmasıyla birlikte, milli iktisat anlayışı doğrultusunda,
sigortacılık alanında da yerel sermayenin varlık göstermesi için yeni
sigorta şirketleri kuruldu.
1929 yılında, sigortacıların meslek
kuruluşu olarak Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi kuruldu. Bu
kuruluş, bugün de varlığını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri
Birliği adıyla devam ettirmektedir.
1956 yılında düzenlenen
Türk Ticaret Kanunu'nun beşinci kitabında, sigortacılıkla ilgili
düzenlemeler yapıldı. 2007 yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret
Kanunu'nun taslak çalışmasında sigortacılıkla ilgili önemli
düzenlemeler öngörülmüştür.
20. yy'ın son ve 21. yy'ın ilk
yıllarında Türkiye'ye yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin yeniden
geldiği ve pazar paylarını giderek büyülttükleri görülmektedir
Kaynak;
Nomer, Cahit; Yunak, Hüseyin Sigortanın Genel Prensipleri, Milli Reasürans TAŞ yayını, İstanbul, 2000
Pekiner, Kamuran Sigorta İşletmeciliği, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1981
Çeker, Mustafa Yargıtay Kararları Işığında Sigorta Hukuku, Adana, 2004

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Sigorta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |