|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 23 Aralık 2007 |
Okunma: 1468 kez
Anayasal İktisat Teorisi "devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabileceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini " inceleyen bir disiplindir. James M. Buchanan, Anayasal İktisadı şu şekilde tanımlamaktadır:
"Anayasal İktisat..... ekonomik ve politik birimlerin tercihlerini ve faaliyetlerini sınırlayan alternatif yasal-kurumsal ve anayasal kurallar bütününün işleyiş özelliklerini açıklamaya çalışır.”
( www.genbilim.com )
Anayasal Politik İktisadın Felsefi Temelleri
Anayasal
politik iktisat teorisinin felsefi temellerini Sosyal Sözleşme Teorisi
(Social Contract Theory) oluşturur. Sosyal sözleşme, toplumda birlikte
yaşayan bireylerin, temel hak ve özgürlükleri ile toplumun içerisinde
uyulması gerekli olan kuralları içeren informel kurallar üzerinde görüş
birliğine varmalarını ifade eder. İyi bir toplumsal düzenin temelleri,
sosyal sözleşme içerisinde oluşturulmuş kural ve kurumlara dayalıdır.
Sosyal sözleşme anayasal demokrasinin normatif ilkelerini içerir.
Sosyal sözleşme anayasalardan başlıca şekil ve amaç yönünden ayrılır:
Anayasalar, yazılı üst hukuk kurallarıdır. Buna karşın, sosyal sözleşme ilkelerinin yazılı olması gerekmez.
Anayasalar
iyi bir toplumsal düzenin politik ve ekonomik ilkelerini açıklar.
Sosyal sözleşme, anayasalar gibi belirli kurumlar oluşturmaz. Kollektif
kararların alınacağı çerçeveyi ve prosedürleri normlar olarak saptamaz.
Bunun yerine sosyal sözleşme, temel insani değerleri ortaya koymaya
çalışır.
Anayasal politik iktisat, iyi bir toplum düzeni
oluşturacak politik kuralların ve kurumların sosyal sözleşme teorisine
dayalı olarak belirlenmesini savunur. Ancak, anayasal politik iktisat,
toplumun hem hukuki hem de kuramsal yapısını yönlendirecek
anayasaların, vatandaşların bilinçli gayretleri ile ideal şeklini
alacağını kabul eder. Bu düşünce litaratürde "Sözleşmeci
Anayasacılık"(Contractarian Constitutionalism) olarak adlandırılır. Bu
yönüyle Sözleşmeci Anayasacılık veya Sözleşmeli Anayasal İktisat aynı
zamanda "Yapıcı Rasyonelizm"(Consructive Rationalism) ilkesine dayanır.
Bu ilkenin karşıtı görüş ise sosyal düzeni belirleyen kural ve
kurumların zaman içinde kendiliğinden, yani spontan olarak oluştuğunu
iddia eden "Evrimci Rasyonelizm"(Evulutionary Rationalism) dir. Spontan
düzenler tarihi evrim süreci içerisinde kendiliğinden gelişmiş, soyut
ve belli amaçlara yönelik olmayan kural ve kurumlardır. Örneğin;
Fizyokratların "Doğal Düzen", Adam Smith’in "Görünmez El"i spontan
sosyal düzeni açıklamaktadır.
Günümüzde "Yapıcı
Rasyonalizm"in, yani sosyal düzeni oluşturan kural ve kurumların
kendiliğinden değil, sözleşmeci bir perspektifle anayasal düzeyde
belirlenmesini savunanların başında Buchanan gelmektedir. Buchanan’a
göre Yapıcı Rasyonalizm, sözleşmeci anayasacılığın temelini teşkil
eder.
Anayasal Politik İktisadın Teorik Temelleri
Kamu
Tercihi teorisi, esasen Anayasal İktisat Teorisi' nin alt yapısını
oluşturmaktadır. Kamu Tercihi Teorisi' nin gelişimi İkinci Dünya
Savaşı' nı takip eden 1940’lı ve 1950’li yıllara rastlarken, Anayasal
İktisadın bir disiplin olarak doğuşu ve önem kazanması 1970’li yılların
sonlarına rastlamaktadır.
Anayasal iktisat teorisi içerisinde
devletin meşruiyyeti konusu felsefi düzeyde incelenmekte, bu çerçevede
devletin bireylerin can ve mal güvenliğinin korunmasına karşılık, onun
hak ve özgürlüklerine ne tür sınırlamalar getirebileceği konuları
irdelenmektedir. Devletin egemenlik hakkının bir sonucu olarak bireyin
"politik hak ve özgürlükleri" yanısıra "ekonomik hak ve özgürlükleri"ne
hangi türde sınırlamalar getirebileceği ve bunların neler olması
gerektiği konusu tartışılmaktadır. Örneğin; devletin vergi almak koymak
ve değiştirmek, para basmak vb. yetkileri bu çerçevede inceleme konusu
yapılmaktadır

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Anayasal İktisat Teorisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |