|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 23 Aralık 2007 |
Okunma: 477 kez
Devletin ekonomik durgunluğu ve işsizliği önlemek üzere bütçe açığını bir ekonomi politikası aracı olarak benimsemesidir. Açık veren ya da ekonomik politika çerçevesinde açık verdirilen bütçede kamu harcamaları ile normal devlet gelirleri (vergi, resim, harç, vb. ) arasındaki fark borçlanma ile karşılanır. Dolayısıyla munzam harcama karşılığı borçlanma olmaktadır.
( www.genbilim.com )
Borçlanma yolu ile devlet harcamalarının ekonomik
etkileri, borcun kimlerden alındığına bağlı olarak değişiklik gösterir.
Borçlanma
Merkez Bankası’ndan yapılıyorsa, bu emisyona, munzam para arzına yol
açar. Merkez Bankası’ndan alınan borç ödenmeyebilir. Özel ekonomi
birimlerinden yapılan borçlanmanın vadesi geldiğinde ödenmesi gerekir.
Devletin özel ekonomi birimlerinden yaptığı borçlanma, ana paranın ve
faizinin geri ödenmesi dolayısıyla gelir dağılımını değiştirmektedir.
Klasik iktisatçılar denk bütçe yanlısıydılar. Bunun sebebi ekonominin
kendi mekanizmaları sayesinde her zaman dengeye geleceği konusundaki
inançlarıydı. Bu iktisatçılara göre ekonomik durgunluk ve işsizlik
arızi durumlar olup, devletin müdahalesi gerekmeden düzelebilir.
Devlet
bütçesinin açık vermesi ise ekonominin normal işleyişine bir müdahale,
dengeyi bozucu bir husus sayıldığından, kesinlikle benimsenmemekteydi.
1920’lerin sonuna rastlayan büyük Dünya Ekonomik Krizi , klasik
iktisatçıların yanıldıklarını göstermiştir. Ancak teorik açıdan
ekonominin neden kendi kendine dengeye gelemediğinin ispatlanması için
J.M. Keynes’in Genel Teori adlı eserini beklemek gerekmiştir. Keynes bu
eserinde getirdiği yeni kavramlar ve analizi ile bir ekonominin düşük
istihdam seviyesinde de dengeye gelebileceğini ispat etmiştir.
Durgunluk
ve işsizliğin yaygın olduğu, kapasitenin kullanılmadığı bir ekonomide
munzam harcamalar yapılarak gelirlerin artırılması gerekir. Bu munzam
harcamaların yapılması ise devlete düşmektedir. Devlet Merkez
Bankası’ndan ya da özel ekonomi birimlerinden elde ettiği parayı
harcadığında, bu harcamanın ekonomi üzerinde canlandırıcı bir etkisi
olmaktadır. Devletin yaptığı munzam harcama vasıtası ile gelir
yaratılması ve sağlanan canlanma, yapılan ilk harcamaların çok üzerinde
olmaktadır ki, bu olguya “çarpan etkisi” denir.
Açık bütçe
politikası ya da borçlanma karşılığında harcama yapılarak ekonominin
canlandırılmasını, normal kamu gelirlerinin yetersizliğinden dolayı
bütçe açığı meydana gelmesinden ayırmak gerekir. Açık bütçe politikası,
iktisadi durgunluk ortamında bilinçli olarak uygulanan bir politikadır.
Oysa hükümetler, vergi sistemlerinin yetersizliğinden dolayı, öngörülen
harcamaları karşılamak üzere tam çalışma ve hatta enflasyon ortamında
bile açık finansman yoluna gitmektedirler.
Günümüzde çok görülen
bu husus enflasyonu büsbütün körüklemektedir. Son yıllarda dünya
ülkelerinde gözlenen ekonomik bunalım çeşidi, 1920’lerdeki büyük
depresyondan farklıdır. Büyük depresyonda üretimin düşmesinin yanı sıra
fiyatlar ve gelir düzeyi de düşmekteydi. Oysa günümüzde üretim
düşmesine, işsizliğin artmasına rağmen fiyatlar yükselmeye devam
etmektedir ki, bu duruma "stagflasyon" adı verilmiştir.
Stagflasyon
ortamında ekonomiyi canlandırmak için açık bütçe politikasına
başvurulursa şiddetli bir enflasyonla karşılaşılır. Bu nedenle açık
bütçe politikası yerine bunun tam zıddı olan sıkı para politikası
uygulanmaktadır. Sıkı para politikası enflasyonu frenlemekle beraber,
durgunluğu büsbütün artırmaktadır. Bu nedenlerle, durgunluk ve
enflasyonun bir arada olduğu bir ortama hangi ekonomi araçlarıyla
müdahale edilmesi gerektiği kesinlik kazanmamıştır.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Açık Bütçe Politikası
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |