Ara
23
2007
|
Japon Pazarlama Tarzı |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 23 Aralık 2007 |
Okunma: 404 kez
Japon işletmelerinin pazarlamadaki başarısı, biranda gerçekleşen bir olgu değildir. Geçmişte atılan rasyonel adımların sonucudur. Düşük fiyat, malda, ambalajda ve hizmette yüksek kalite, yeni mal geliştirmede başarı, iyi seçilmiş pazarlama hedefi ve güçlü pazarlama bilgisi Japonlara uluslar arası prestij kazandırmış ve Japon malları dünyada en çok aranan mallar olmuştur.
Japonya'da pazarlama konusu
incelenirken, her şeyden önce Japon pazarlamasının şu genel özellikleri
göz önünde tutulmalıdır:
1) Japon pazarlaması uluslar arası
boyutludur; böyle olması bir zorunluluktur. Nedeni, Japonya'nın hemen
tüm doğal kaynaklardan yoksun olmasıdır. Doğal kaynakları ithal etmek
ve ürettiği malları ihraç etmek, Japonya için zorunlu bir yaşam
biçimidir.
2) Pazarlar titizlikle incelenmiş, ihtiyaçlar ve
istekler öğrenilmiş, uygun mallar geliştirilmiş; ayrıca çok iyi
pazarlama stratejileri ve taktikleri oluşturulmuştur.
3) Japonlar, pazarlamayı kendi sosyal ve kültürel yapılarıyla uyumlu kılmışlardır.
ULUSLARARASI PAZARLARA GİRME STRATEJİLERİ
1960'lı
yılların başında, Japon işletmeleri, önce ulusal pazara eğildiler.
Ulusal pazardaki payı büyüterek, maliyetlerini düşürmek için
çalıştılar. Gerekli teknolojiyi de ele geçirerek, Batı ülkelerinden
ithal edilen malların ikamelerini üretmeye başladılar. Devlet de, ithal
yasakları koyarak, gümrük vergilerini arttırarak ve yabancı sermaye
yatırımlarını sınırlayarak, işletmelere yardımcı oldu. Sonuçta, hemen
tüm iç Pazar ele geçirildi.
Çok daha önemli olan, tüketicilerin,
gelirlerinin artmasına paralel olarak satın alma davranışlarını
değiştirmelidir. Geleneksel biriktirme alışkanlıklarını bir yana
bırakan tüketiciler, alımlarını çok arttırdılar, lüks mallara
yöneldiler ve Japonya tüketim toplumuna dönüştü.
Ulusal pazarın
ele geçirilmesi, üretim hacmini büyüttü, dolayısıyla üretim
maliyetlerinin düşmesine yol açtı. Böylece, rekabet üstünlüğü sağlayan
işletmeler, uluslar arası pazarlara girme çabalarına başladılar. Hangi
pazarlara girileceğini belirlemek üzere araştırmalar yapıldı ve Pazar
giriş stratejileri ve taktikleri geliştirildi ve uygulamaya geçildi.
Uluslararası pazarlara girmede şu üç strateji benimsendi:
· malların iç pazarlardan gelişmekte olan ülkelere, oradan da gelişmiş ülkelere pazarlanması.
·
yüksek teknolojili ürünlerin iç pazar garantiye alındıktan sonra
gelişmiş ülkelere, sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.
·
(bazı malların iç Pazar için değil de yalnızca dış pazarlar için
üretilmesi) malların önce gelişmiş ülkelere, sonra ulusal pazara, en
sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.
Birinci
stratejiye göre, üretim fazlaları gelişmekte olan Güneydoğu Asya ve
Latin Amerika ülkelerine ihraç edildi. Bunun nedeni, o ülkelerde daha
az rekabetin olması ve ülkelere satılan malların batı standartlarına
uygun olmamasıdır. Bu ülkelerin satın alma güçleri zayıf olduğu için de
o ülkelere satışta düşük fiyat politikası izlenmektedir.
İkinci
stratejiye göre, bazı işletmeler gelişmiş ülkeler arasında, önce Avrupa
ülkelerine, sonra da ABD'ye girdiler. Nedeni, ilk aşamada, ABD'nin çok
güçlü işletmeleriyle rekabete girmek istememeleriydi. Örneğin, inşaat
ve tarım makineleri alanlarında, Avrupa pazarlarında yeterli pazar
payları ele geçirildikten sonra gözler ABD'ye çevrildi.
Üçüncü
stratejiye göre, bazı işletmeler iç pazarı bir yana bırakıp, önce
gelişmiş ülkeleri hedef pazar olarak seçtiler. Bu stratejilerin
başarıyla uygulanmasıyla, uluslar arası pazarlar kısa süre içinde
kapsandı, güçlü ve tekin bir pazarlama ağı örüldü.
PAZARLAMA STRATEJİLERİ
*Pazar
stratejisi: Japon işletmeleri, gerek ulusal pazarda, gerekse uluslar
arası pazarlarda, pazarı bölümleyerek hedef pazarı ya da pazarları
seçme stratejisini benimsemişlerdir. Uluslar arası pazarlar,
genellikle, coğrafi bakımdan ve ülkenin gelişmişlik düzeyine göre
bölümlenmiş ve girilecek pazarlar seçilmiştir.
*Mal stratejisi:
Seçilen hedef pazarların ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun mallar
geliştirilmiştir. Başlangıçta malların kalite standartları oldukça
düşüktür. Ama kalite standartları hızla geliştirilmiş ve pazarın
ihtiyaç ve isteklerine uygun kalitede malların pazarlanması
sağlanmıştır.
*Fiyat stratejisi: Pazarı ele geçirmek için
rekabetçi fiyat stratejisi, hem iç hem de dış pazarlarda uygulanmıştır.
Bu strateji şu şekilde formüle edilmiştir: << Kaliteyi
yükselt-maliyeti düşür-fiyatı düşür-pazarı ele geçir >> genelde
düşük fiyat stratejisinin uygulanabilmesi için, maliyetlerin
düşürülmesi gerekir. Japonya'da da bu yapılmıştır. Pazar payı
arttırılarak büyük ölçek ekonomisi sağlanmış, böylece elde edilen
maliyet avantajı fiyatlara yansıtılmıştır. Kuşkusuz, üretim ve
dağıtımın etkili kılınması ve mal kalitesinin yükseltilmesi de
pazarların ele geçirilmesinde çok etkili olmuştur.
Dış pazarlara
da düşük fiyatlarla girilmiştir. Bu taktik gelişmekte olan ve gelişmiş
ülkelerde aynı biçimde kullanılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde
tüketicilerin satın alma güçleri yetersiz olduğunda, bu düşük fiyat
taktiğini uygulamak bir bakıma zorunluydu. Gelişmiş ülkelerde ise,
düşük fiyat politikası rekabet aracı olarak kullanılmıştır.
Ulusal
Pazar ele geçirildikten ve yabancı işletmelerin ulusal pazara girmeleri
çeşitli yollarla engellendikten sonra, iç pazarda yabancı işletmelerin
rekabeti hemen hemen ortadan kalktı. Sonuçta fiyat taktiğinde bir
değişme oldu; bir çok mal, iç pazarda, dış pazarlara göre daha yüksek
fiyatlarla satılmaya başlandı. Damping dene bu uygulamanın dayandığı
temel düşünce şudur: Belirli pazarlarda elde edilen karları, başka
pazarları ele geçirmek için kullanmak.
*Dağıtım stratejisi:
Ulusal dağıtım sistemi, kendine özgü geleneksel bir yapıya sahiptir.
Dağıtım kanalında yer alan aracılar çok sayıda görevliler
kullanılmaktadır. Toptancılar ve perakendecilerin desteklenmelerinin
gerekli olduğu, sosyal etkileri olan bir sistemdir. Sistemin karmaşık
olması, yabancı işletmelerin Japon pazarına girmelerini güçleştiren
engellerden biridir.
Ulusal dağıtım sistemini geliştirmek ve
etkili kılmak için çalışmalar yapılmaktadır. Ülkenin coğrafi bakımdan
küçük olmasının fiziksel dağıtım eylemlerini - özellikle taşımayı -
kolaylaştırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Uluslararası pazarlardaki
dağıtım uygulamaları çok daha değişik bir yapıdadır. Pazara girmenin
ilk aşamasında şu üç uygulamaya başvurulur:
1- üretim
işletmelerinin bir çoğu, yabancı ülkelerin sosyal yapılarını, işletme
gereklerini, yasal düzenlemeleri ve dillerini bilen büyük Japon ihracat
şirketlerini kullandılar. Bu şirketler, işlerin büyük boyutlu olması ve
deneyimli olmaları nedeniyle, dağıtım maliyetlerinin düşük olmasını
sağladılar.
2- Bazı işletmeler girilen ülkenin yerel dağıtım
işletmeleriyle anlaşmalar yaptılar. Böylece yerleşik dağıtım
sisteminden yararlandılar.
3- Bazı işletmeler de - özellikle ABD
pazarında - iyi işlemeyen dağıtım kanallarına ve pazarlama uzmanlarına
sahip olan yerel yöneticilerle çalıştılar.
*Reklam stratejisi:
Japon reklamları duygusal, baş döndürücü ve dolaylı mesajlar veren
yapıdadır. Ayrıca, reklamlarda, yumuşak ses ve müzik ile çok güzel
görüntülere yer verilir. Pazara sunulan malların, üreticinin titiz
çabaları sonucunda geliştirilmiş mallar olduğu vurgulanır. Böylece
tüketicilerde üreticinin olumlu imajı uyandırılmaya çalışılır.
*Bilgi
toplama stratejisi: Japon yöneticileri dağıtım kanalında yer alan
toptancı ve perakendecilerden doğrudan bilgi toplamaya çok önem
verirler. Dağıtım kanalında yer alan aracıları ziyaret ederek elde
edilen bilgiler <<soft data>>; mal gönderme, stok düzeyleri
ve perakende satışlarla ilgili bilgiler <<hard data>> diye
adlandırılır. Bu iki tür bilginin, tüketicilerin davranışlarını ve
isteklerini en iyi biçimde yansıttığına inanırlar.
Bir pazara
girerken <<soft>> veriler üst ve orta düzey yöneticiler
tarafından toplanır. Nedeni, aracıları ziyaret ederek toplanan
bilgilerin, pazara girme açısından ve sonra da iyi ilişkiler geliştirme
açısından çok kritik bilgiler olduğuna inanılmasıdır. Yöneticiler,
kendi mallarını rakiplerininkilerle karşılaştırmak istediklerinde
<<hard>> veriler ele geçirmek isterler. Bunu için de malın
dağıtım kanalındaki gerçek akışını gösteren stok, satış ve başka
bilgileri toplarlar.
YÖNETİM ÖZELLİKLERİ
Pazarlama
eylemleri, işletme, satış ya da kar eylemleri olarak değil, insan
eylemleri olarak görülür, dolayısıyla insan faktörüne çok önem verilir.
Pazarlama yöneticisinin temel görevi, görevlileri yetiştirmek,
işbirliğine ve uyumlu çalışmaya alıştırmak ve olabildiği ölçüde
işletmeye katkıda bulunmasını sağlamaktır.
Pazarlama eylemlerini
yürüten üyelerin yetkileri ve sorumlulukları kesin çizgilerle
belirlenmemiştir. Üyeler tek bir eylem türüne bağlanmamışlardır.
Pazarlama eylemleri sadece pazarlama departmanının sorumluluğunda
değildir. Pazarlama bölümü dışında kalan bölümlerin yöneticileri de
pazarlama eylemleriyle ilgilenirler.
Japon pazarlamasının güçlü
yanı, pazarlama stratejileri ve taktikleri geliştirmekten çok,
uygulamadadır. Uygulamanın etkili olmasında şu özellikler önemli rol
oynar: Japon işletmelerinde orta yönetim basamağındaki yöneticiler,
eylemlerin yönetiminde önemli rol oynarlar. Bunlar çok iyi
yetiştirilmiş, alttan başlayarak, yönetici düzeyine yükselmiş,
yaşamları boyunca işletmede görev yapan kişilerdir. Dolayısıyla
işletmeyi ve çevreyi çok iyi bilirler. Üst yönetimle ve alt basamaktaki
görevlilerle kolayca ilişkiler kurarlar. Etkili planlar ve programlar
geliştirirler.
İkinci özellik, Japonya'da üst düzey
yöneticilerin, pazarlamayla ilgili olarak, <<eylem
normları>> koymalarıdır. Bu normlar, oldukça geneldir ve pek de
açık-seçik değildir. Böylece, uygulamacılara esneklik verilmiş olur.
Üçüncü özellik ise, işletmenin kurucusunun karizmasının ve önderlik
yeteneklerinin, pazarlama eylemlerinin etkili bir biçimde
yürütülmesinde itici güç olmasıdır.
Oluşturulan pazarlama
stratejileri ve taktikleri kolayca kavranabilir ve ilgili taraflarca
desteklenir. Stratejiler esnektir, değişen koşullara çabucak uyum
sağlayabilir ve oldukça kısa süreli amaçlara yöneliktir. Ancak, işletme
sahipleri ve finans kurumları kısa sürede kar için baskı yapmazlar,
önemli olan belirlenen pazara girmek ve planlanan Pazar payını elde
etmektir.
DEVLETİN ROLÜ
Devlet kuruluşları, işletmeleri
ve iş hayatını yönlendirme çabalarında bulunur. Ancak emri vermez,
dikte etmez, sadece özendirici ve caydırıcı biçimde davranır. Devletçe
hazırlanmış merkezi bir plan yoktur. Bir çok ekonomik karar,
ilgililerin düşünceleri alınarak oluşturulur.
Japon
pazarlamacıları devlet kurumlarıyla iyi ilişkiler kurarlar ve uyumlu
biçimde çalışırlar. Geliştirdikleri projeler ve stratejilere ilişkin
bilgileri ilgili devlet kurumlarına verirler. Bu arada büyük
işletmelerin küçük işletmelerle şiddetli rekabete girmelerini önlemek
üzere bazı önlemler alındığını da belirtmek gerekir.
Türkiye İle Japonya'nın Pazarlama Sistemlerinin Karşılaştırılması
Japonya
ile Türkiye'nin kıyaslaması yapıldığında, Japonya'nın pazarlamada elde
ettiği başarıların Türkiye için niçin sağlanamadığı sorusu akla
getirilebilir. Bu anlamda Japonya'nın izlediği yol ve uyguladığı
yöntemler değerlendirilerek Türkiye'nin içerisinde bulunduğu şartlara
göre yaralı sonuçlar oluşturacak fikirler geliştirilebilir. Bir ülke
teknolojiye iki şekilde sahip olabilir, bunlar; 1- satın almak, 2-
teknolojiyi üretmek olarak sıralanabilir.
Bunlardan satın almak
çok pahalıya mal olabilirken, ikincisinde ise çok büyük sermaye, bilgi,
tecrübe gibi faktörlere ihtiyaç vardır. Kısaca, her ikisinin de yerine
getirilmesi için finansal kaynak gereklidir. Japonya ise özellikle
teknolojiyi alırken tamamen dışarıya bağlı kalmayıp, piyasadaki mevcut
teknolojiyi aynen alıp, yeni gelişmeleri onun üzerine inşa ederek
bugünkü konumuna ulaşmada önemli oranlarda yol kat etmiştir. Böylece
mükemmeli başarmada her şeye sıfırdan başlamayarak büyük bir zaman ve
finans kaybını önlemiştir.
Türkiye'nin böylesi durumlarda
yapabilecekleri ve dışa açılma politikalrını geliştirmesi açısından
yapması gerekenler şöyle sıralanabilir: Türkiye 1980 sonrası
dönemlerde, iç talebin azalmasından dolayı artan ürün fazlalıklarının
azaltılması düşüncesi ihracatın artmasına sebep olmuştur; ancak,
devletin vermiş olduğu teşvikler ve sağlamış olduğu sübvansiyonlara
rağmen Türkiye'nin dünya ticaret hacminden aldığı pay istenilen
seviyelerde değildir. Türkiye'nin ulusal ve uluslar arası pazarlama
açısından amaçlarını yeni gelişmelere göre gözden geçirmesi
gerekmektedir.
Pazarlama yönetiminde, kişilerin veya kurumların
değil toplumun menfaatini hedefleyen ve böylece toplumun katılımını
sağlayabilen sosyal pazarlama anlayışının önemi hiçbir zaman göz ardı
edilmemelidir. Modern ve sosyal pazarlama anlayışının, ulusal ve
uluslar arası pazarlama alanındaki gelişmeleri hızlandırıcı etkisinden
faydalanabilmek için: devlet, tüketiciyi koruma kanunları; sanayi
yatırımlarına yeterli teşvik ve indirimler; çevreyi ve insan sağlığını
korumaya yönelik yatırımları özendirme; okullar, kalifiye eleman
yetiştirme kursları, topluma karşı sorumluluk duygusunun
geliştirilmesine yönelik çalışmaların ödüllendirilmesi gibi
faaliyetlerle destek olmak durumundadır.
Türkiye bir müddet
Japonya gibi ithal ikamesine yönelip, daha sonra dünya pazarlarına çok
uluslu şirketler, ortaklaşa yatırımlar, yabancı sermaye yatırımı özel
veya resmi ihracat büro ve acentaları açarak girebilir ancak, burada
diğer ülke özellikleri dikkate alınarak Türkiye açısından en uygun olan
şekil seçilmelidir. Yurt dışı pazarlara girmeden büyük zaman ve finans
kaybını önleyecek tedbirleri almalı; gerekli olan değişiklik ve
yenilikleri yapmalı; hedef müşterilerin beğenilerini üründen hizmete
kadar kazanmalıdır.
Yüksek teknolojiyi ülkenin kendi öz
sermayesiyle veya ihracat gelirleriyle en iyi şekilde transfer
edebilmeli, uluslar arası rekabete karşı koyabilecek sanayileşme
sağlanabilmeli, üretimle başlayan servis hizmetleriyle devam eden
hizmetlerinde her ayrı faaliyet kolunda verimliliği sağlayabilecek
bilgi sadece üst düzey bir idarecide veya birkaç idarecide toplanmamalı
özellikle verimliliği sağlayacak şekilde dağıtılmalıdır.
Dış
ticaret hacmi dar olan ve sanayileşmede geciken ülkelerde işletmelerin
güç kaynağını oluşturan devlet uzun dönemde kar getirecek yatırımlarda
müteşebbislere, her konuda hem destek vermeli hem de akılcı bir
kontrolle yönlendirebilmelidir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Japon Pazarlama Tarzı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|