Okunma: 594 kez
Fizyokrasi, insan toplumlarının tabii kanunla yönetilmesi demektir. Tabii kanun felsefesinin düşünce dünyasına egemen olduğu 18. yüzyılda, Fransa'da gelişen bir okul da bu adla anılmaktadır. Okul mensupları, "fizyokratlar" diye tanımlanır. Okulun önde gelen temsilcisi Dr. F. Quesnay’nın eserlerinden biri, Droit Naturel, yani "Tabi Kanun" başlığını taşımaktadır.
( www.genbilim.com )
Çağlarında çok kısa bir süre etkili
olmakla beraber, Fizyokratlar, iktisadi düşünce biçimlerine
getirdikleri yeniliklerle bugün de anılırlar. İktisadi düzenin
işleyişini, soyutlama yöntemi ile kurdukları bir model çerçevesinde
anlama çabaları, toplumu işlevlerine göre birbirinden ayırmaları,
servetin kaynağını mübadele değil üretim sürecinde aramaları, tarım
üretimini düşünce sistemlerinin merkezi yapmaları, başlıca özellikleri
arasında sayılabilir.
Fizyokratlar, anlaşma, girişim ve ticaret
özgürlüğü ya da özel mülkiyet gibi, liberal anlayışın temel ilkelerini
savunurken, bu savlarını tabii kanun felsefesinden çıkarıyorlardı. Bu
reformcu fikirleri ile de, 1789 Fransız İhtilâli arifesinde, monarşiye
ve merkantilist politikanın Fransa’da yarattığı olumsuz etkilere karşı
çıkmış oluyorlardı.
Kurdukları soyut modelden çıkardıkları vergi
politikası önerileri özellikle önemliydi; çünkü, dönemin Fransa’sındaki
büyük toprak sahiplerinin vergi ödemesi gereken tek toplum sınıfı
olması gerektiği sonucuna varıyorlardı. Oysa, gerçekte kral, kilise ve
soylular gibi büyük toprak sahipleri de hiç vergi ödemezken, kiracı
çiftçiler ve köylüler ağır vergi ödemek zorunda bulunmaktaydılar.
Fizyokratların
düşünce sisteminin açıklanmasında bir tıp doktoru olan Dr. F.
Quesnay’nın (1694-1774) "Tableau Economique" adlı eserinin özel bir
yeri vardır. Ayrıca, bu eserin günümüzde kullanılan girdi-çıktı
tablosunun öncüsü sayılması, esere bir diğer açıdan da önem
kazandırmaktadır.
Tableau Economique, temelde üç toplum sınıfına dayanır:
Toprak sahipleri, (dönemin Fransa’sında kral, kilise ve soylulardan oluşur)
Toprakları birincilerden kiralayarak işleyen girişimci çiftçiler
Kısır sınıf, (hem zanaatkârları hem de tüccarlar ve mali sermaye sahiplerini içerir).
Tableau’ya
göre, gerçek anlamda üretken sınıf, bunlardan ikincisi, yani girişimci
çiftçilerdir; çünkü, çiftçiler yarattıkları net (safi hasıla) ile kendi
geçimlerini sağladıkları gibi, toprak mülkiyetini elde tutanların (ya
da bunların gelirine dayanarak yaşayanlar) ve kısır sınıfın geçimini de
sağlayabilirler. Oysa, kısır sınıf, produit net yaratmazlar. Bu sınıfın
bir bölümü olan zanaatkârlar, produit net yaratmasalar da, üretim
sürecinde kullandıkları hammaddelere emekleri ile bir değer eklerler.
Bu değer, kendi gelirlerine eşittir ve tümüyle çitfçilere ödenen
tüketim maddelerine gider. Bu sınıf, ayrıca, tarım ürünlerine iyi bir
fiyat sağlamak için gereklidir.
Kısır sınıfın diğer bölümü olan
tüccarlar ve mali sermaye sahipleri, hiçbir değer eklemedikleri için,
geliriyle produit net’ten bir azalmaya yol açarlar. Toprak sahipleri
ise, tarımın yarattığı produit net’i toprak rantı olarak ele geçirirler.
Produit
net, bu modelde toplum sınıfları arasında dolaşan bir çevresel akımla
tanımlanırken, paranın rolü hiç küçümsenmemiştir. Paranın sadece
mübadele aracı oluşu değil, aynı zamanda iktisadi faaliyet üzerindeki
rolü de göz önünde tutulmuştur. Bu bakımdan Fizyokratların,
Merkantilistlerle Klasik Okul arasında bir köprü oluşturdukları
söylenebilir.
Fizyokratlar, bu soyut modelden, kendi açılarından
önemli olan bir de vergi politikası önlemi çıkarmışlardır. Bu, verginin
tek olması ve sadece toprak rantı üzerinden ödenmesidir. Düşünce
sistemlerinde tek üretken kesim tarım, tarımda yaratılan produit net’i
ele toprak rantı olarak geçirenler de toprak sahipleridir.
Produit
net, tüketimden arta kalan pay olarak tanımlanmaktadır. Öyleyse, diğer
toplum sınıfları değil, toprak sahipleri ele geçirdikleri rant
üzerinden vergi ödemelidir. Bu sav, daha sonraki birçok iktisatçı
tarafından tekrarlanmıştır. Diğer yandan, Fizyokratlar, serbest dış
ticareti de savunmuşlardır. Ancak, bu savları bir teoriye değil de
tabii düzen anlayışlarına dayanmıştır. Dönemin Fransa’sında,
Merkantilist dış ticaret müdahalelerinin tarım ürünlerinin iyi bir
fiyat sağlamasını engellediğini anlamışlardır.
Okulun diğer önde
gelen kişisi R. J. Turgot’dur; görüşlerini "Reşexions sur la formation
et distribution des richesses" (1766) adlı eserinde açıklamıştır.
Turgot, azalan gelir kanunu, toprak rantının doğuşu ve kapital
birikiminin kaynağı olarak, rantın önemi gibi, iktisatçıların daha
sonra uzun boylu inceledikleri konulara eğilmiştir.
Fizyokratlar,
dönemlerinde çok kısa bir süre etkili olsalar ve tabii kanun gibi pek
soyut bir kavramdan yola çıksalar da, iktisat teorisinin gelişmesine
büyük katkılarda bulunmuşlardır.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Fizyokrasi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |