Ara
18
2007
|
Frankfurt Okulu |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Salı, 18 Aralık 2007 |
Okunma: 364 kez
Frankfurt Okulu, Almanya'da birkaç düşünür tarafından kurulmuş ve ismini Frankfurt Üniversitesi'nde kurulan "Toplumsal Araştırma Merkezi"nden almıştır.
Okulun içindeki isimlerin hepsi Yahudi orta sınıfına ait varlıklı ailelerin çocuklarıdır. Adorno ve Horkheimer araştırma merkezini yeniden kurmak istemişlerdir; fakat bu okulda eskisi kadar aktif olamamışlardır.
Bu okul, Marx gibi mülkiyet ilişkilerine dayalı çıkar çatışmalarının önemini vurgulayan.
Okul üyeleri aynı zamanda da
Marx'ın insanı dışarıda bırakan görüşünü eleştirirler. Bu okulda
psikanaliz ve Marxçılık bir arada ele alınır.
Marxizm, Ortodoks bir yola saparken bu okul Marxizmi daha hümanist yapmaya çalışır.
Frankfurt Okulu'nun eleştirel kuramının temelinde iki fikir yatar;
1.
Mutlak, soyut, evrensel ve genelgeçer bilgiden bahsedilemez. İnsanların
fikirleri, içinde bulundukları toplum tarafından belirlenir. Bu da
bilginin sosyal temelli olduğu manasındadır.
2.
Aydınlar, objektif olmak yerine yaşadıkları topluma eleştirel bir gözle
bakmalıdırlar. Bu düşüncenin amacı da toplumsal değişimin dinamolarının
aydınlar olması görüşünden kaynaklanarak gelişir.
Marx'tan farklı
olarak kendi toplumlarının kendi çalışmalarını etkilediğinin
farkındadırlar. Bu okulun düşünürleri objektif bilginin var oluşu
açıkladığını kabul etmezler. Kendi yorumlarının daha gerçekçi ve var
oluşa daha yakın olduğunu kabul ederler. Hiçbir kavram, gerçeğin tam
kendisini açıklayamaz görüşündedirler. Mesela "yaprak" kavramı bütün
yaprakları kapsar, yani kesin bir yaprak tanımına ulaşılamaz.
Eleştirel kuramın ideal standardı Hegel'in akıl kavramıdır.
Okulun Düşünürleri
Horkheimer
"Bireylerin özgür gelişimi, nesnel aklın; yani toplumun aklının
gelişimine bağlıdır." görüşündedir. Amaçsal ve araçsal akıl ayrımını da
Horkheimer yapar. Araçsal akıl, kapitalizmin gelişimi için araçsallaşan
akıldır. Amaçsal akıl da toplumun idealini, amacını hedef alan akıldır.
Araçsal akıl, aklın kapitalist teknolojik gelişmelere araç olması
şeklinde tanımlanır. Teknik akıl kavramı da araçsal akıldır ve
Aristoteles'ten gelmektedir.
Horkheimer, akılsal bir toplumda
toplum-birey çatışmasının ortadan kalkacağını söyler ve Rousseau'nun
ortak irade kavramına göndermede bulunur.
Frankfurt Okulu kendini
materyalist olarak niteler; ancak incelemelerinin geneli holistik bir
toplum tasarımı değildir. Üst yapıya odaklanırlar ve bu da kişilik,
kültür ve akıl demektir.
Bu düşünürler; toplumsal kültürün
ekonomiden kaynaklandığını söyleseler de ekonomi, siyaset ve
ideolojinin toplumda birbirinden bağımsız olduğunu söylerler.
Kişilik, toplumun sosyo-ekonomik alt yapısı ve psikolojik süreçlerin
karışımı ile oluşur. Modern ekonomik sistemin insanın kişiliğini nasıl
değiştirdiğini ortaya koymaya çalışırlar.
Popüler kültürü, halkı yönetenlerin halkı biçimlendirme aracı olarak tanımlar Horkheimer.
Fromm
Libidonun toplum içinde şekillendiğini savunur. Libido, ailelerde
ortaya çıkar görüşündedir. Bu da bir bakıma kültür olarak
adlandırılabilir. Mesela kapitalist toplum içindeki kapitalist ruh,
kapitalizmi ayakta tutan libidodur.
Fromm'daki libido, Marx'ın tutku kavramına tekabül eder.
Fromm, yabancılaşma kavramını açıklarken kapitalizmin etkisinden söz
eder. Zihinsel emekle maddi emek kişilik gelişimini önler. İş kişinin
dışına çıkar, kişiyi belirler. Tüketim anlayışı, kişisel farkları
ortadan kaldırır.
Kendilik kavramının yerine ben kavramı
kullanılır. Bu da self kavramının yerine egonun kullanılmasıdır.
Kendilik kavramı bir özdeşlik bildirir, "var" kelimesi de dışarıda
olana sahibim demektir.
Adorno
Popüler
kültürün insanları oyaladığını, işlem dışı bıraktığını ve durumun
korunmasını sağladığını savunur. Başkalarının egemenliğindeki insanlar
fala, astrolojiye yönelir; çünkü geleceğini bilmez durumdadırlar. Bunun
sebebi de insanın kendi hayatının öznesi olmamasıdır.
Marcuse
Teknolojik ilerleme bir egemenlik sistemi doğurmuştur. Bu da insanı
robotlaştırır. Satatükonun etkisiyle iletişim araçları insanları
şartlandırıp toplumsal denetim araçları haline gelmişlerdir.
İnsanların eleştiri gücü bu sayede ellerinden alınmış ve insanlar boyun eğmeye mahkum edilmişlerdir.
Mills
Çatışmacı kuramla Amerikan toplumunu eleştiren bir Amerikalı
sosyologdur. Karamsar ve kapitalizmin gelişiminden kaygı duyan
birisidir. Amerikan sisteminin ahlâken çöktüğünü söyler. Amerika'daki
aydınların büyük şirketlerin danışmanlık görevlerini yaptıklarını
söyleyerek profesyonelleşmeye atıfta bulunur.
Bilimsel bilginin, artık silah-savaş sanayinde kullanılmakta olduğunu söyler.
* Bilgiler
Eleştirel Okul olarak da bilinen Frankfurt Okulu, 1923 yılında
Frankfurt Üniversitesi'nde kurulan Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile
başlar. Aslında bu topluluğa okul denip denemeyeceği tartışmalıdır,
zira bu topluluk içinde birbirinden oldukça farklı görüşler
bulunmaktadır. Ancak yinde de Frankfurt Okulu ismi oldukça yaygın
olarak kullanılmaktadır. Bu okul'un başlangıçtaki amacı aslında bir
dogmaya dönüşen Marksizmi asıl özüne döndürmek ve felsefeyle ilişkisini
kurmaktı. Yani bir nevi marksistler tarafından marksizmin eleştirisini
yapmarak, bu ideolojinin kendi içinde eleştiriyi doğurabilecek bir
üstünlüğe sahip olduğunu göstermek istemişler ve marksizmi kemikleşmiş,
ortodoks yorumlardan kurtarmaya çalışmışlardır. Ancak zamanla marksizme
mesafeli olmaya ve gittikçe Weber'in etkisine girmeye başlamışlardır.
Bunda, Soviyetlerdeki uygulamanın etkisi olmuştur. Okul, daha
postmodernizmin esamesinin okunmadığı erken bir dönemde tüm postmodern
tezlere kaynaklık edecek tohumlar atmıştır düşün dünyasına. Özellikle
modernitenin ve modern toplum bağlamında kapitalist toplumun eleştirisi
oldukça çarpıcıdır ve günümüzde duyulması normal karşılanan postmodern
söylemin temeli olarak okunabilir. Örneğin moderniteyi aklı
araçsallaştırma, aklı dogmalardan kuratrırken aklın kendisini dogmaya
çevirmesi bağlamında eleştirmiştir. Yine kültür endüstrisi bağlamında,
kapitalist topluma yoğun eleştirilerde bulunmuşlar, bu toplumun tüm
bireyleri birbirine benzetmesi bağlamında, bireyi "tek boyutlu" bir
hale dönüştürdüğünü iddia etmişlerdir (bkz. Marcuse). Marsizme
getirdikleri eleştirilerle, marksizmin kendisini revize etmesine büyük
katkıları olmuştur. Günümüzün yaşayan en büyük temsilcisi aynı zamanda
modernitenin bitmemiş bir proje olduğunu belirten Jürgen Habermas'tır.
(Hagiwatt)

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Frankfurt Okulu
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|