GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Bilişim arrow Nanoteknolojiyi Doğru Anlayabilmek Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 18 2007
Nanoteknolojiyi Doğru Anlayabilmek Yazdır E-posta
(1 Oy)



Mustafa KORKUTATA   
Salı, 18 Aralık 2007
Okunma: 716 kez

Son zamanlarda bir nanoteknoloji furyası aldı başını gidiyor. Hemen hemen herkes bu teknolojiyi konuşuyor,bu teknolojiyi anlatıyor ve bu teknolojinin getireceği fırsatlardan bahsediyor.Açıkçası bilim dünyası ve medyası da bu beklentileri artırıcı yönde demeçler veriyor.Bu demeçler sayesinde diyebiliriz ki toplumlarda,daha şimdiden gelecekte nanoteknolojik bir devrimin olacağı kanaati oluşmuş durumdadır.

Ama gerçekten bu değişim bu kadar kolay olabilecek mi? Sorusu açıkçası her zaman bir muamma. İşte bu yazımda bu konulara değinmeye ve bu konuda oluşturduğum kanaati sizler ile paylaşmaya çalışacağım.Evet,yazımın başında da vurguladığım gibi herkes nanoteknolojiyi konuşuyor ve onun uygulamalarından bahsediyor.Birçoğumuzun,az yada çok bilgi sahibi olduğu bu teknoloji kısaca tanımlamak gerekirse;malzemeyi metrenin milyar da biri boyutuna indirgeyip,onun özelliklerini inceleyip tanımlamak ve bu bilgiler ile malzemeyi kontrol altına alıp ona hükmede bilme yeteneği kazanabilmektir.

Esasen,bu da gösteriyor ki günümüz bilim ve teknolojisi için çok önemli bir bilimsel alanın gelişmekte olduğunu ve bilimin bilgi birikiminin doğurduğu bu alanın,gelecekte kendisinden daha çok söz ettireceği bugün den kestirmek mümkündür. Aslında bilim bunu bir çok kez yaptı.Einstein,rutherford,bohr ve ismini sayamayacağım diğer bilim adamlarının 1900lü yılların başında oluşturdukları kuantum mekaniğinin kuramsal bilgileri sayesinde oluşturulan kuantum teknolojileri;televizyon,uydu,bilgisayar v.b gibi teknolojilerin gelişmesini sağladı.Aslına bakılırsa bu fizik ve elektronik bilimi için önemli bir gelişmenin yanında bilimsel beklentiler açısından da olumlu sonuçlanmış önemli bir gelişimdi.Öte yandan 1986 yılın da ortaya çıkmaya başlayan ve uzun süre bilim dünyasını meşgul eden üstün iletkenlik yada süper iletkenlik diye de adlandırılan ve gelişmiş ülkelerinde çok büyük kaynaklar ayırdığı bu alan,maalesef teknolojik beklentileri karşılayamamıştır.

Bunun sebebi,kısaca bu alanda kuramsal olarak açıklanamamış bazı eksiklerin mevcut olmasından kaynaklanmaktadır.Ama elde edilen bilgi kazanımları fizik bilimi açısından önemli bir gelişimdir. Nanoteknolojinin ise bahsettiğim bu iki örnekten farklı ve önemli bir özelliği bulunmaktadır.Peki nedir? bu önemli özellik.Esasen bunu tanımlayabilmek için yukarda bahsettiğim bu iki teknolojik alanı iyi okuyabilmek gerekir.Gerçekten de tam anlamı ile bu iki alanı anlayabilirsek,göreceğiz ki bu gelişmeler tamamen fizik ve elektronik bilimine hitap eden teknolojik açılımlardı.Ama Bilim adamları, nanoteknolojiyi disiplinler arası bir bilim dalı olarak tanımlıyor.Açıkçası olayı heyecanlı kılan nokta da bana göre,bu.Çünkü,bu teknoloji bilimin herhangi bir dalını tek ilgilendiren bir konu değil.Sözgelimi fiziği,kimyayı,biyolojiyi,tıp bilimini ve hatta olayları anlayıp formülize edebilmek için matematiği de ilgilendiren teknolojik bir atılımdır.

Dolayısıyla bu kadar bilimsel alanı bir araya getiren bir bilimsel oluşumun takdir edersiniz ki teknolojideki uygulamalarına ulaşmak sanıldığı gibi hiçte kolay değil.Çünkü,yukarıdaki örneklerde de bahsettiğim gibi bir bilimsel gelişmenin teknolojiye dönüşebilmesi için,o bilimin kuramsal gelişiminde epey bir yol kat etmesi,nasılları ve niyeleri açık bir şekilde ifade etmesi gerekiyor.Yani nano bilimin tam anlamı ile anlaşılması ve geliştirilmesi,bu teknolojilerin oluşturulabilmesi için önemli bir şarttır.Aslında şunu ifade etmek istiyorum.Bilimsel medyanın demeçleri ile toplumlarda oluşturulan büyük çaptaki nanoteknolojik gelişim beklentileri,esasen şu anki aşamada abartılı bulmaktayım.

Tabi ki de başta Amerika olmak üzere birçok gelişmiş ülkenin bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapmasını ve bu bilimden ne kadar büyük beklentiler içerisinde olduklarını da yadsımıyorum.Ama şunu bilmek gerekir ki bilim dünyası kanımca şu aşamada bu bilimin teknolojik uygulamalarından daha çok,kuramsal temellerini anlayabilmek ve nano bilimi geliştirebilmek amacına odaklanmış durumda.Bir başka deyişle,günümüzde fizik,kimya ve biyoloji gibi temel bilimler şu aşamada disiplinler arası bir bilim dalı olan nano bilime neler katabilirim ve kendimi bu alanda nasıl ifade edebilirimin hesabı içerisindedir.

Bugün açıkça bir şekilde ön görebiliriz ki bilimin farklı alanlarından gelen bu kuramsal bilgilerin eksiksiz bir şekilde sentezini yaptığımız zaman,bugün bizim için mucize olan bir takım nanoteknolojik gelişmelere şahit olabileceğiz.Ama şu aşama da bir takım rakamlar ve tarihler verip bu gelişmeleri oluşumu hakkında zaman belirlemek açıkçası popülist bir yaklaşım olmaktan öteye gidemeyecektir.Burada bir ayrıntıya değinmek istiyorum bilimde her zaman rastlantıların yeri olmuştur ama şunu aklımızdan çıkarmamamız gerekir ki,bilim de temel gelişme kuramsal bilgilerin sentezlenip uygulamaya geçirilmesi ile oluşmuştur. Sonuç olarak diyebiliriz ki,öyle yada böyle bilim için oluşan bu nanoteknolojik heyecanın,bilimin ortak paydası olan bilgi elde etme ve bu bilgileri insanlık yararına kullanma ilkesine fazlası ile katkı yapacağı inancın dayım.

TEŞEKKÜR Bu yazımın hazırlanmasında çok önemli katkıları olan Sayın Prof. Dr. Tezer FIRAT Beyefendilere özel teşekkürlerimi sunarken,Hacettepe Üniversitesi Süperiletkenlik ve nanoteknoloji grubuna da teşekkürlerimi bir borç bilirim.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Mustafa KORKUTATA

Yazar Hakkında:
Hacettepe üniv. öğrencisi olan Mustafa Korkutata, yaklaşık 5 yıldır amötör olarak uygulamalı bilimler ile ilgileniyor.Mustafa özelikle lise yıllarında başlayan genetik bilmine karşı olan tutkusu bu bilimle ilgili çeşitli bilgiler toplamasına neden oldu bu duygu ile yetinmeyen korkutata,zamanla bilime karşı olan tutkusu merakı ve araştırma duygusunun artığını farketti ve elde ettiği bilgiler ile hayatında insanlığın hizmetinde kullanılabilecek faydalı bilgiler bırakmayı kendine görev olarak belirledi. Korkutata,bu çerçeve içinde kendisi ile birlikte bu duyguları paylaşan hayata dair bilime dair herşeyi genbilim.com sitesinde kendine ayrılan köşesinde paylaşmayı umuyor....
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim