GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Felsefe arrow Akıl Us Rationa Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 18 2007
Akıl Us Rationa Yazdır E-posta
(0 Oy)



GenBilim Editor   
Salı, 18 Aralık 2007
Okunma: 354 kez

Akıl kavramı genellikle kendini açıklayan bir kavram olarak gözükür . Akılla ilgilendiğimizde , kavram için başka bir tanımlamanın gerekmediğini düşünmeye eğilimliyizdir. Sıradan anlayışımızca konulan akıl kavramı, öznenin kendini korumasıyla ilgilidir çünkü (Horkheimer , 1992: 1-2). ( www.genbilim.com )

Akıl (kavramlar)

akil.gif

AKIL İDEASI
Akıl kavramı genellikle kendini açıklayan bir kavram olarak gözükür . Akılla ilgilendiğimizde , kavram için başka bir tanımlamanın gerekmediğini düşünmeye eğilimliyizdir. Sıradan anlayışımızca konulan akıl kavramı, öznenin kendini korumasıyla ilgilidir çünkü (Horkheimer , 1992: 1-2). Sınıflama, çıkarım ve dedüksiyon gibi Locke tarafından özetlenilen aklın genel işlevleri bu anlayışı hazırlar: Ancak aklın işlevsel boyutları; akıl kavramı için yeterli olmayabilir. Felsefi olarak akılda; aklı aşan bir şey ararız ki bununla onu tekrar tanımlayabilelim. Akıl ideası, kendisini işlevsel tanımıyla sınırlamayacağı gibi aklın metafizik tarihiyle de yetinemez.

Ne değişmez, ebedî bir öz ne de indirgenebilen bir sosyo-tarihsel karakter, akıl üzerinde bir tekel iddiasında bulunabilir. Aklın tarihi, aklın muhtevasız olarak kendi öz kavramına indirgendiği tarihteki kısmi ya da seyrek görünümlerine götürülerek tüketilemez. Ancak her şeye rağmen özellikle Batı düşüncesinde olmak üzere, akılla insanın aklı kullanışı arasında güçlü bir damar vardır: insanlar homo rationalis olarak karanlığı aydınlatma yetisine sahiptir. Bu motif, en bire bir biçimde Homer 'in Odysseus'u tarafından temsil edilir.' Odysseus 'un hikayesi insanın kadere ve belirlenmiş tarihsel varlığına karşı verdiği sürekli mücadelenin hikâyesidir.Odysseus Truva'dan Ithaka'ya göçe zorlandığında , kader olarak Tanrı'nın gücüyle karşılaşmak, dahası göç boyunca istemin iğvasına(baştan çıkarmasına, yolunu şaşırtmasına) direnmek için içsel doğasını bastırmak zorunda kalır. Doğayı ve kaderi akılla algılar, doğaya ve kadere akılla hükmeder.

Ehliyet etiği insan türünün tarihinin anahtarıdır. İnsan, türünün kendisini nesnel bir zeminde eğittiğini düşündüğü farklı yetilerin sahipliği iddiasında bulunarak ehliyet kazanır ve akıl şüphesiz bunların en önde gelenidir. Bu ifadenin getirdiği , insanların kendilerini oluşturma sürecinde aklın eğitici bir araç olarak görülebileceğidir. Akıl onda hesap edilen ve biriktirilenin yardımıyla insanı yetiştirir. Buna göre insan türünün genel terbiyecisi olarak akıl kavramına varıyoruz.
Logos’un gereklerine uygun olarak siteyi yeniden düzenleme tasarısı, Platon’la ilk kez izlekleştiği sırada, siyasetin usa takılı çok fazla boyun eğmesinin korkunç sonuçlara yol açacağı kuşkusu baş gösteriyordu: bir “çokluk” olan siteyi “eğitim yoluyla bir topluluğa dönüştürmek” isteyebiliriz ancak içindeki her türlü farklılık titreşimlerini yok edecek -bir birleşme sürecini zorunlu kılarak onu yıkıntıya sürüklemiş oluruz diye uyarıyor Aristoteles -“bir senfoniyi tek bir perdeye indirmek ister gibi” (Politika, II, 5).

Modernlerde, usun, gerçekliğin her alanına boyun eğme eğilimi güçlendikçe, felsefe tarihi boyunca, sürekli yinelenen, yinelendikçe radikalleşen bu uyarı: “usun düşüncenin en amansız düşmanı olduğunu” görmeyi beceremeyen çağdaş bireyin, dünyaya hakimiyetini teknolojik ve bilimsel olarak sağlamasına yol açan bu sorgulama sürecinin kaçınılmaz ufkunu, “mutlak egemenliğin” siyasal biçimleri olarak adlandırmak (M. Heidegger, Chemnıs; Fr. çev.); ya da sayesinde, usa bağlanan özgürlük umutlarının tam olarak tersine döndüğü ve “bütünüyle yönetimsel bir dünyanın” doğmasına katkıda bulunduğu “Aydınlanma diyalektiğini” totalitarizmin korkunç bir ürünü olarak görmek çağdaş felsefenin klişesi haline geldi (M. Horkheimer, Théorie critique) Fr. çev. [Eleştirel Kuram]

Geçen yüzyılda, Marx’ın “toplumsal süreçlerin sonuncu çelişkili biçiminin” üstesinden gelme görevini verdiği sosyalizmin trajedisi, aklın bu engin davasında, kuşkusuz çok önemli bir yer tutmuştur.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim