Ara
18
2007
|
Güzellik Kavramı |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Salı, 18 Aralık 2007 |
Okunma: 928 kez
Kendisine bakanda haz ile beğeni duyumları uyandıran nesnelerin en belirleyici niteliğini ya da yetisini anlatan estetiğin temel kavramı. Gönül okşamak, iç gıcıklamak, büyülemek, yaşama sevinci uyandırmak türünden hep olumlu duygulanımlar doğuran şeylerin ya da sanat yapıtlarının en belirleyici niteliği.
Nitekim bu bağlamda güzeli ya da
güzel olanın güzelliğini anlamak amacıyla kimileyin biçim ya da renk
uyumu gibi güzel olanın kendisindeki birtakım nitelikler, kimileyin de
özgünlük, imgelemin parlakliğı, en üst düzey yaratma gücü, el
becerisinin yetkinliği gibi yaratanın değişik yeti ile becerileri öne
çıkarılmıştır. Büyük ölçüde genel felsefe soruşturmasının çok daha
derin bulduğu konular üstüne yoğunlaşmasından ötürü, felsefe geleneği
çok da önemli bulmadığı güzel konusuna yönelik kapsamlı ve bütünlüklü
bir güzel kuramı ortaya koyamamıştır.
Nitekim
güzel üzerine felsefe tarihinde söylenenlerin büyük bir bölümü çoğunluk
etik alanındaki düşüncelerin bir uzantısı ya da içerimi konumundadır.
Aynı durum, yani "güzel" sorununun yeterince göz önünde bulundurulmamış
olması modern toplum bilimleri için de büyük ölçüde geçerlidir. Nitekim
Felsefe tarihine şöyle bir bakıldığında, güzel üzerine kurulmuş
kapsamli dizgeler ya da öğretilerden çok, dile getirdiği içgörü
nedeniyle başlı başına kendi içinde bütünlüğü bulunan bir dizge ya da
öğreti olmaya aday derinlikli savsözlerin ya da sözdeyişlerin daha
önemli bir yer tuttukları görülmektedir. Söz konusu özlü sözler
arasında en çarpıcılarından üçü şöyledir (açıkça görüleceği üzere, her
biri üç ayrı dönemde, üç ayrı felsefe çerçevesinde, üç ayrı fılozof ça
dile getirilmiştir): “Güzel, salt güzelin kendisi için arzulanabilir
olandır" -Yunan usçu fılozof Aristoteles ; "Şeylerdeki güzel zihin
onlara bakarken onlarla bütünleştiği sürece güzeldir" - İskoçyali
deneyci fılozof Hume ; "Daha işin en başındayken rahatlıkla güzelin
doğadan çok daha yüksek olduğunu öne sürebiliriz. Nitekim sanatın
güzeli, zihinden doğan bir güzeldir, yani yeniden doğmuş bir güzellik;
dolayısıyla gerek zihin gerek onun yaratan doğadan üstün oldukça, buna
bağli olarak sanatın güzelliği de doğanın güzelliğinden daha yüksek
olacaktır" -Alman idealist filozof Hegel. Felsefe tarihinde ağırlık
verilen "doğruluk", "bilgi", "iyi" kavramları üzerine olduğu kadar
"güzel" kavramına yönelik olarak kapsamlı soruşturmalar yapılmamış
olmasına karşın, kökleri Alman Romantizmi'nde atılan bir düşünce damarı
doğrultusunda günümüzde güzel üzerine giderek ivme kazanan bir
felsefece düşünme devinisi göze çarpmaktadır. Güzel konusu üzerine
düşünen estetik kuramlarının ya da felsefecilerin ancak birtakım belli
noktalarda görüş birliği içinde oldukları görülmektedir.
Söz-
gelimi, estetik değerlendirmenin en önemli terimi olarak görülen"GÜZEL"
ya da "GÜZELLİK" üzerine felsefe tarihi boyunca verilen yargıların,
temelde nesnel mi yoksa öznel mi oldukları konusu hep derin
tartışmalara kaynaklık etmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan öneli
anlayışlardan gerçekçilik, güzel üzerine verilen yargıların nesnelere
bakanlar ile ilgili olmaktan çok, bakanları doğrudan etkileme gücü
taşıyan nesnelerin kendilerinde bulunan nesnel özellikler ya da yetiler
ile ilgili olduklarını ileri sümektedir. Gerçekçi yaklaşım bağlamında,
hem söz konusu özellikler ile yetilerin neler olduklarını tanımlamaya
hem de bunların nasıl bilinebilir olduklarını belirlemeye dönük önemli
sorunlar baş gösterdiği açıktır. Öte yanda Platoncular, güzelin ideal
duyular üstü bir form olarak varolduğunu savunurken, XIX. yüzyıl
kuramcıları bunu "yan duyusal" Kant 'ın aşkınsal felsefesi, güzel
deneyimini bilmenin en temel gerekleri olarak gördüğü "öznel
evrensellik" ile "öznel zorunluluk" güzelin kendisinden çok güzel
deneyiminin her durumdaki önceliği olduğunu savunarak, güzel
felsefelerinin üzerinde açıkça bir kırılma meydana getirmıştir. Buna
karşı kuşkuculuk öteki bütün konularda olduğu gibi güzel konusunda da
insanın kayıtsız koşulsuz önceliğine parmak basarak, nesnelere yüklenen
güzel özelliğinin yalnızca bakan kişinin öznel estetik hazzından
kaynaklanan bir düşünümün sonucu olduğunu, dolayısıyla nesnel bir
karşılığı bulunmadığım düşünmektedir.
Güzelin tam olarak
neliğini kavramaya yönelik olarak açıklığa kavuşturulmaya çalışılan
konuların başında güzelin gerçek anlamda varolup varolmadığı sorusu
gelmektedir. Gündelik dilde yerleşik bir deyiş haline gelmiş bulunan
"güzel bakanın gözündedir" tümcesi doğrudan alındığında, güzelin
herhangi bir nesnenin kendinde(n) taşıdığı bir özellik olmadığını,
dolayısıyla nesnelerin kendilerinin estetik bakımdan değerlendirilmeyi
bekleyen birtakım özellikler taşımadıklarını dile getirmektedir.
Güzelin nesnel anlamda bir gerçekliği bulunmadığım yani hep bakanın
öznelliğinden kaynaklandığını ileri süren bu görüş çoğunluk estetik
özınelcilik ya da estetik yoksayıcılıkadıyla anılmaktadır. Nitekim
güzelin varlığına yönelik bu görüş, estetik araştırmayı çok büyük
oranda toplumsal ya da ruhbilimsel yönelimli bir araştırma olarak
görmekten yanadır. Yine aynı sorun bağlamında, güzelin her durumda
nesnelerin kendilerinde(n) taşıdıkları özellikler olduğunu, bu
özelliklerin de o nesnelerin tekliğiyle ya da biricikliğiyle birlikte
değerlendirilmesi gerektiğini savunan yaklaşım ise estetik nesnelcilik
ya da estetik gerçekçilik diye adlandırılmaktadır.
Estetik
nesnelcilik (estetik gerçekçilik) ile estetik öznelciliğin (estetik
yoksayıcılık) yanıt aradıkları sorular ile üstüne düşündükleri
konuların pek çoğu ortaktır. Bunlar arasından en önemlileri kısaca
şöyle sayılabiliri) Güzellik bildiren terimlerin anlamlı bir biçimde
uygulanabilir olduğu varlık alanının genişliği nedir? Bu soruya karşı
kimi estetikçiler, güzelliğin ortaçağ felsefesindeki anlamıyla her şeye
uygulanabilir bir kategori olarak bütünüyle "aşkın" olduğu yanıtım
verirken, kimileri de bu sava karşı çıkarak güzelliğin ancak belli
alanlara uygulanabilir olduğunu savunmaktadır. Hatta bu ikinci
yaklaşımda, çiçeklerden kokulara, bedensel duyumlardan düşüncelere,
kuramlardan erdemlere, bir fılozoftan bir başka 6lozofa farklılık
gösteren güzel varlık alanlarına yönelik alabildiğine değişik
bölümlemeler bulunmaktadır.(ıı) Hangi ölçülerde estetik değerler güzel
kavramının alanda toparlanabilir? Bu bağlamda kimi estetikçi Her,
"yüce", "trajik", "ironik", "korkunç", "görkemli"gibi değişik estetik
yargı biçimlerinin özce güzelin türevleri olduklarını düşünürken,
kimileri de bunların güzelden bütünüyle bağımsız başlı başına ayrı
estetik değerler olduklarını ileri sürmektedir. (ii) Hangi ölçülerde
değişik türden varlıklar güzellikleri bağlamında
karşılaştırılabilirler? Bu soruya kimi estetikçiler böyle bir
karşılaştırmanın ilkece olanaksız olduğu yanıtım verirken, kixnileri de
Platoncu "idealar öğretisi'nden yola çıkarak, güzelin tümel bir değer
olduğunu, bütün varlıkların ondan pay aldıklarını, dolayısıyla bu
karşılaştırmanın yapılabilir olduğunu, hatta yapılması gerektiğini öne
sürmektedir. (iii) Güzel üzerine, güzellik bildiren yargıların
verilişinde başka etmenlerin rolü nedir? Bu sorunun da yine iki ayrı
karşıt görüşçe yanıtlandığı görülmektedir. Bir bölüm estetikçi güzelin
her durumda güzel olarak başka etmenlerin işin içine katılmadan
değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, diğer estetikçilerse
özellikle sanat yapıtlarından verdikleri teknik örneklerle güzelin
güzelliğinde doğrudan estetikle ilintili olmayan pek çok başka etmenin
önemli roller oynadığına dikkat çekmektedir. Estetik tarihinde güzel
sorunu bağlamında temellendirilen gerçekçilik anlayışının en yalın
anlatımı Platon ile Plotinos felsefelerinde görülmektedir. Bu bağlamda
gerek Platon gerekse Plotinos, güzelin her durumda doğrudan
yaradılıştan ileri gelen, tek tek nesnelerin kendi özellikleri olmaktan
çok duyularüstü soyut bir Form'un dışavurumu olduğunu ileri
sürmektedirler. Güzel ile ilişkiye geçme varlik tekleriyle başliyor
olsa bile, son çözümlemede gerçek güzel deneyimi matematik tanıtlama
örnekçesi doğrultusunda gerçekleşen bir bilgi düzeyindeki salt etik
sezgiyle olanaklıdır.
Her iki düşünür de güzeli kavramaya
yönelik bu kuramsal çerçeveyi birtakım estetik ilke ve ölçütlerle bütün
bütün ayrıntılandırmamış olsalar da, Platoncu yönelimli birtakım
estetikçilerin "bolluk", "coşku", "tutku",
"çılgınlık'Dionysosçudeğerlere karşı "düzen", "birlik", "açıklık",
"uyum", "denge"Apolloncu estetik değerleri çok daha öne çıkardıkları
gözlenmektedir. Bu bağlamda, Platoncu ya da Plotinosçu güzellik
kuramlarının açıklamadan bıraktıkları temel bir nokta, güzel
niteliğinin doğasını tam olarak neyin oluşturduğudur. Nitekim ne Platon
ne de Plotinos güzel niteliğini tanımlamaya yönelik belli çözümlemeler
sunmadıklarından, getirdikleri açıklamalar yet yer bulanıklığa varan
gizemli bir havaya bürünmüştür. Bunun yanında felsefe tarihinde
karşılaşılan bir ikinci gerçekçi güzellik kuramı, güzelin özünde güzele
bakan ile güzel olan nesne arasında kurulan"ilişkililik" G. E. Moore
'un güzel tanımı ötekiler arasında daha bir sivrilmektedir: "Duyulan
beğeniyle birlikte nesnenin kendisindeki iyiliği olduğu gibi izleme
hali." Moore'un bu tanımı, bilinç yaşantısı ile güzel yaşantısı
arasındaki kavramsal ilişkililiğin "kendiliğindenliği" üstüne yaptığı
vurgu nedeniyle, güzelin insan üstünde ne gibi etkilerde bulunduğuna
yönelik ayrıca bir araştırmaya yer bırakmıyor olması bakımından
önemlidir. Bu anlamda Moore 'un anlayışının güzel ile insan deneyimi
arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna iyinin izlenmesi temelinde
açıklık getirmesi bakımından, Platoncu güzel tasarımının yeryüzüne
indirilmiş hali olduğu söylenebilir. Moore'un açıklamasının Platoncu
güzel tasarımı karşısında taşıdığı üstünlüklerden biri de, farkli
türden nesnelerin ya da şeylerin güzelliğini açıklamada Platonculuğun
karşılaştığı güçlüklerle başa çıkmak için açık bir yama oluşudur.
Moore'un anlayışında güzelin doğası gereği kendi içinde bulundurduğu
iyilik niteliği çözümlenemez bir nitelik olmamakla birlikte, deneysel
gözleme bütünüyle kapalıdır. Güzeldeki iyi ile ancak düşünsel bir
sezgileme haline geçildikten sonra kendisiyle kurulan dolaysız ilişkide
karşılaşılabilmektedir. Öte yanda, XVIII. yüzyıl İngiliz
filozoflarının, başta Hutcheson ile Hume olmak üzere, aynı rengin ya da
sesin belli duyularca tanınması gibi güzelin de "güzel duyumu"
aracılıgıyla kavrandığını ileri süren "dogalcı bir güzel anlayışı"
ortaya attıkları görülmektedir. Burada güzelin konu oldugu duyum,
dışardaki uyarılanlara değil doğrudan zihinsel temsillere karşı verilen
bir tepkiden doğduğu için bütünüyle içseldir. Aynı kırmızı renkteki bir
nesnenin görsel koşullar içinde renk algıçlarına gönderdigi etkiler
aracılıgıyla Bomıe organınca kırmızı renkte bir görüntünün
alımlanmasını sağlama gücü taşıması gibi, duyulur bir nesnenin
güzelliği de görsel koşullar içinde güzel algılarına gönderdiği bir
güzel verisi aracıliğıyla görme organınca güzel bir görüntünün
alımlanmasını sağlamaya yönelik bir güç taşımaktadır. Ne var ki bu
deneyci yönelimli güzellik kuramı, hem salt görme merkezli olduğundan
ötürü hem de güzelin "degerbilgisel" ile ahlâksal yönüne ilişkin bir
yanıt sunmadığı için yeterli bir "güzel" açıklaması olarak
götürülmemektedir. Kant 'ın güzde ilişkin sunduğu açıklamalar ise
felsefenin pek çok konusunda olduğu gibi çığır açıcı bir değer
taşımakla birlikte, gerek içerikleri gerekse geçerlilikleri bakımından
büyük tanışmalara da konu olmuşlardır. Bu bağlamda estetik hazzın, haz
nesnesinin ger- çek atılımda varolup varolmadığı sorusundan bağımsız
olması nedeniyle ahlâk- sal hazdan ayrıldığını ileri süren Kant estetik
deneyimde imgelemin bilişsel kaygı duymaktan bütünüyle uzak olduğu
için, güzele verilen yargının genelleştirilip bir kural haline
getirilemeyeceğini, dolayısıyla da hep tekil olmak zorunda olduğunu
savunmaktadır.
A.Baki Güçlü, Erkan Uzun, Serkan Uzun, Ü.Hüsrev Yoksal-Bilim ve Sanat Yayınları

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Güzellik Kavramı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|