Ara
17
2007
|
Marmara Denizi |
|
|
- Currently 0.0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Rating: 0.0/5 (Toplam Oy: )
|
Prof. Dr. Okan Tüysüz
|
|
Pazartesi, 17 Aralık 2007 |
Okunma: 313 kez
17 Ağustos 1999 depreminden sonra kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında Marmara Denizi ve Kuzey Anadolu Fayı gelmektedir. Çoğumuza uykusuz geceler, korkulu rüyalar yaşatan Marmara Denizi’ndeki deprem beklentisi üzerinde, deprem sonrasında bilhassa yerbilimciler arasında ateşli ve çoğu zaman da çözümsüz tartışmalar yaşandı.
Bu
çözümsüzlüğün temelinde ise deniz araştırmaları konusunda bu zamana
kadar yeterli veri üretilememiş olması, mevcut kısıtlı verilerin ise
nerdeyse tamamının petrol arama kuruluşlarının tekelinde olması ve
bunların bölgenin depremselliğini çözecek nitelikte olmaması yatıyordu.
Ancak 17 Ağustos 1999 depreminden sonra yapılan araştırmalar Marmara
Denizi hakkındaki düşüncelerin giderek berraklaşmasını sağlayacak
veriler ortaya koydu. Uluslarası bilim camiasının destek ve katkıları
ile bugün Marmara Denizi artık iyi bilinen bir deniz haline geldi.
TÜBİTAK koordinatörlüğünde Fransız, İtalyan ve Amerikalı bilim adamları
Marmara Denizi’nde araştırmalar yaptılar. Marmara Denizi’nde deprem
sonrası ilk araştırmalar MTA Sismik-I ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
Çubuklu-I gemileri ile başladı, daha sonra Le Suroit, Odine Finder,
Marion Dufraine gibi son derece gelişmiş bilim araştırma gemileri
çalıştı. Bu gemiler Marmara Denizi’nin batimetrisi, sismisitesi, çökel
dolgunun yaşı, stratigrafisi ve nihayet fay geometrisine yönelik
çalışmalar yaptılar. Bu gemilerin elde ettiği veriler halen
değerlendirmektedir. Marmara Denizi’nden toplanan çok sayıdaki verinin
ancak birkaç yıl içerisinde değerlendirilebileceği tahmin edilmektedir.
Yaklaşık olarak 240 km uzunluğa, 70 km lik bir genişliğe ve 11.500 km2
lik bir alana sahip olan ve Türkiye sınırları içerisinde kalan tek iç
deniz olan Marmara Denizi jeolojik açıdan genç bir iç denizdir. Kuzey
Anadolu Fayı’nın kuzey kolu, İzmit Körfezinde Marmara Denizi’ne
girmekte, Mürefte'de denizden çıkarak Kuzey Ege'ye uzanmaktadır.
Denizin çukurluklar içerisinde 1.200 metreyi geçen derinlikteki kuzey
yarısı güneydeki 100 metreden daha sığ kıta sahanlığı bölgesinden bariz
bir batimetrik eğimle ayrılır. Kuzeydeki derin kesim içerisinde
birbirinden eşiklerle ayrılmış üç derin çukurluk bulunur (Şekil 1).
Bunlar batıdan doğuya doğru Tekirdağ, Orta Marmara ve Çınarcık
çukurluklarıdır. İçleri kalın çökellerle dolu olan ve hala da
doldurulmakta olan (Okay vd., 2000) bu çukurluklar birbirinden 600 ile
800 metre derinliğe sahip kuzeydoğu-güneybatı uzanımlı sırtlarla
ayrılmıştır. Marmara Denizi'nin güney kesimleri ise sığ bir şelf
niteliği taşımaktadır (Şekil 1).

Şekil 1- Marmara Denizi tabanının üç boyutta görünümü
Türkiye'de genç tektonik (neo-tektonik) dönem 11 milyon yıl önce Arap
Yarımadası’nın Anadolu'ya çarpması ile başlamıştır. Bu çarpışmanın
ardından önce Doğu daha sonra da tüm Anadolu sıkışıp kalınlaşmış, bu
kalınlaşmanın kıta kabuğunun karşılamayacağı bir seviyeye ulaşmasının
ardından Anadolu, batıya doğru hareket etmeye başlamıştır. Anadolu'nun
batıya hareketi sağ yanal atımlı Kuzey Anadolu ve sol yanal atımlı Doğu
Anadolu Fayları boyunca gerçekleşmiştir. Kuzey Anadolu Fayı'nın sağ
yanal atımlı bir fay haline gelmesi günümüzden yaklaşık 5 milyon yıl
kadar önceye karşılık gelmektedir. Batıya doğru hareket eden ve Sina
Yarımadası’ndaki bir kutuba göre güneybatıya doğru saat ibresinin tersi
yönünde dönen Anadolu burada hem rahat bir ortam bulması hem de
Akdeniz’deki Hellenik dalma-batma zonunun etkisi ile gerilmeye uğramış
ve böylece Batı Anadolu'da bir horst-graben yapısı oluşmuştur (Şekil
2).

Şekil 2: Levha hareketleri
Yakın zamanda Anadolu'nun çeşitli kesimlerinden yapılan GPS (Küresel
Pozisyon Sistemi) ölçümlerine göre, Arap Yarımadası her yıl 18±2 mm
kuzeybatıya doğru ilerlemektedir. Buna bağlı olarak Anadolu, Kuzey
Anadolu Fayı boyunca senede 24±2mm, Doğu Anadolu fayı boyunca senede
9±2 mm batıya hareket etmektedir. GPS ölçümleri Batı Anadolu'nun ise
yılda 30±1 mm güneybatıya hareket ettiğini işaret etmektedir.
Kuzey Anadolu Fayı doğuda sıkışmalı bir yapıya sahiptir. Ancak GPS
verilerinin de işaret ettiği gibi Batı Anadolu’nun güneybatıya doğru
dönmesi, fayın batı tarafta gerilmeli bir nitelik kazanmasına
yolaçmıştır. Bunun neticesinde Kuzey Anadolu Fayı batı kesiminde
kollara ayrılmış ve bu kollar boyunca çöküntü alanları gelişmiştir.
Pamukova Düzlüğü, İznik Gölü, Gemlik Körfezi, İzmit Körfezi ve Marmara
Denizi, fayın oluşumuna neden olduğu bu alanlardan birkaçıdır.
Miyosen başında (20 milyon yıl kadar önce) Marmara Denizi ve
Karadeniz'in de içerisinde bulunduğu büyük bir kuşağın dünya denizleri
ile bağlantısı kesilmiş, bu alan doğuda Hazar Denizi'ne kadar uzanan ve
Paratetis adı ile bilinen sığ ve kapalı bir deniz haline gelmiştir.
Paratetis birbirinden kara parçaları ile ayrılan, ya da birbirine dar
su yolları ile bağlanan havzalara ayrılmıştır. Bu bağlantılar tektonik
etkilerin yanısıra deniz seviyesindeki değişimlerle, dolayısı ile
iklimle doğrudan ilişkilidir. Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçit
durumunda olan Marmara Denizi, İstanbul boğazı vasıtası ile
Paratetis'e, Çanakkale boğazı vasıtası ile de Akdeniz'e ve dolayısı ile
dünya okyanuslarına bağlanmaktadır. Marmara Denizi jeolojik geçmişte de
Karadeniz vasıtası ile Paratetis ile, Akdeniz vasıtasıyla da dünya
denizleri ile bağlantılı hale gelmiş ve bu iki denizi birbirine
bağlamıştır.
Marmara Denizi çevresindeki çalışmalara göre
gölsel bir havza niteliğinde olan Marmara Çukurluğu’nun kuzey kesimleri
Orta Miyosen sonu-Geç Miyosen (6-10 milyon yıl önce) başında deniz
istilasına uğramıştır (Görür vd., 1997). Bu deniz girdisi, Ege
Denizi’nden Saros Çöküntüsü kanalı ile ilerlemiştir. Bu dönemde,
bugünkü Marmara Denizi’nin güney şelf kesimleri de dahil diğer
kesimleri kara halinde kalmıştır. En üst Miyosen'de Akdeniz ile olan
bağlantı kesilmiş ve Paratetis'in acı suları bugünkü Marmara Denizi'ni
istila etmiştir. Güney şelf bu dönemde de kara halinde kalmıştır.
Pliyosen'de (5 milyon yıl önce) gelecekteki Marmara Denizi içerisinde
Akdeniz ve Paratetis suları birbirine karışmıştır. Orta ve Geç
Pliyosende (2-3 milyon yıl önce) Marmara Denizi büyük ölçüde bugünkü
yapısını kazanmıştır. Tüysüz vd. (1998) ne göre, Kuzey Anadolu fayı
erken Pliyosen'de gelişmeye başlamış, başlangıçta sıkışmalı bir etki
yaratarak bölgeyi yükseltmiş, geç Pleistosen - Kuvaterner'de (1 milyon
yıl önce) ise Saros Körfezi’nin ve Marmara Denizi’nin açılımından
sorumlu olan gerilmeli rejim gelişmiştir. Marmara Denizi’nin
başlangıçta Ege Graben sisteminin etkisi ile açılmaya başladığı, daha
sonra da Kuzey Anadolu Fayı etkisi ile genişlediği kabul edilmektedir.
Kuzey Anadolu Fayı ve Marmara Denizi
Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fayı’nın iki önemli kolu üzerinde
yeralmaktadır. Bunlardan kuzey kol doğuda İzmit Körfezi’nden Marmara
Denizi'ne girer ve batıda Mürefte'de denizden çıkar. İkinci kol ise
İznik Gölü güneyinden geçerek Gemlik Körfezi’ne girer, yaklaşık olarak
Marmara Denizi güney kıyısını takiben Kapıdağ yarımadasına kadar
uzanır, burada denizden çıkarak Biga Yarımadası’nın içerisinden Ege
Denizi'ne doğru devam eder .
Kuzey Anadolu Fayı’nın batı
alanlardaki gerilmeli niteliği Marmara Denizi’nin batimetrisi ile
karşılaştırıldığında Marmara Denizi içerisindeki çukurlukların üç büyük
çek-ayır havzaya karşılık geldiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu
görüşten hareketle Marathon Oil firmasının yapmış olduğu ancak
yayımlanmamış sismik kesitleri de kullanarak Barka ve Kadinsky-Cade
(1988) Marmara Denizi’nin bir çek ayır havzalar dizisi şeklinde
açıldığı görüşünü ileri sürmüşlerdir (Şekil 3). Buna bağlı olarak Kuzey
Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinde çok parçalı bir yapıda
olduğu ileri sürülmüştür.

Şekil
3: Marmara Denizi çevresinde Kuzey Anadolu Fayı'nın başlıca aktif
kolları ve bu kollar üzerinde gerçekleşmiş tarihi depremler (Barka,
1997) Sarı alanlar 1700-1900 yılları arasında kırılan fay segmentleri
ve etkiledikleri alanları göstermektedir.
Yakın zamanda Le
Pichon vd. (2001) Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisindeki
geometrisini Le Suroit gemisi ile elde edilen veriler ışığında
yorumlamışlardır. Batimetri ve sismik yansıma profillerine dayanan bu
araştırmaya göre Marmara Denizi’nin yapısı, Şekil 4’de gösterilmiştir.

Şekil 4: Marmara Denizi'nin yapısı
Bu haritalara göre Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi’ne İzmit
Körfezi doğusundan giren ana kolu Körfez çıkışında, Çınarcık Çukurluğu
içerisine girmekte ve bu çukurluğu kuzeyden sınırlar bir şekilde,
Adaların güney ve batısına kadar izlenmektedir. Çınarcık Çukurluğu’nun
güneyinde Çınarcık-Yalova arasında uzanan ve bilhassa 17 Ağustos
Depremi’nin artçıları ile açık bir biçimde takip edilebilen fay bu
haritada (sığ sularda çalışılmamış olmasından dolayı) görülememektedir.
Bu fay ile Çınarcık Çukurluğu arasında ise az eğimli bir şelf
bulunmaktadır.
Güney Şelf’in haritada izlenen en önemli
unsurlarından biri de İmralı Adası’nın hemen batısından geçerek
Çınarcık Çukurluğu’nun batısına uzanan ve bugün Marmara Denizi’nin
suları altında kalmış bir nehir yatağıdır. Bu yatak Marmara Denizi’nin
henüz olmadığı dönemlerde güney alanlardan kuzeye, olasılıkla
Karadeniz'e kadar uzanıyordu. Nehir yatağının menderesli yapısı yatak
eğiminin düşük olduğunu işaret etmektedir.
Adaların güneyinden
sonra ana fay kolu dönerek doğu-batı uzanım kazanır. Yeşilköy
açıklarındaki bu dönüş alanı kuzey-güney gidişli bindirme fayları ile
karakterize edilir. Bu durum fayın dönüşünün burada sıkışmalı bir etki
yarattığını işaret etmektedir.
Çınarcık Çukurluğu, batıda Orta
Marmara Yükselimi ile sınırlanır. Bu yükselimin kuzeyinden devam eden
ana fay, Kumburgaz Havzası’ndan geçerek batıdaki Orta Marmara
Havzası'na (ya da çukurluğu) girer. İçerisi tutturulmamış yumuşak ve
suya doygun çökellerle dolu olan bu çukurluk içerisinde fay diğer
kesimlerdeki kadar iyi izlenememekte, çok sayıda küçük faylar şeklinde
izlenmektedir. Le Pichon vd. (2001) nin makalesinde bir kısım yazarlar
burada fayın tek parça olduğunu belirterek fayın saçılmasının havzayı
dolduran çökellerin yapısından kaynaklandığını kabul etmişler, aynı
makalenin yazarlarından bir kısmı ise bu yoruma katılmamışlardır. Bu
yazarlara göre fay burada farklı segmentlerden oluşmaktadır.
Orta
Marmara Havzası’nın batı sınırını oluşturan Batı Marmara Yükselimi’nde
ana fayın izi son derece belirgindir. Burada sırtı keskin bir biçimde
kesen fay batıya doğru Tekirdağ Havzası içerisine girer. Havzanın
güneyinden geçen ana fay daha sonra karaya çıkarak Ganos dağlarının
güneyinden Saros Körfezi’ne devam eder.
Yukarıda tanımlanan
hali ile Marmara Denizi içerisindeki Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu,
17 Ağustos 1999 depremini oluşturan fay ile 9 Ağustos 1912
Şarköy-Mürefte depremini oluşturan fayı birbirine bağlayan tek bir
parça faydan oluşmaktadır. Bu fay üzerinde geçmişte yaşanan büyük
depremler olmuştur. Bilindiği gibi Marmara çevresi 1509, 1766 ve
1894’te büyük depremlerden etkilenmişlerdir. Marmara Denizi içerisi ve
çevresinde yapılan araştırmalar Marmara Denizi içerisindeki bu fayın da
yakın bir zamanda kırılma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.
Prof. Dr. Okan Tüysüz
İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Marmara Denizi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|