Okunma: 768 kez
Ana kayanın fiziksel parçalanması ile başlayan ayrışma, çeşitli kimyasal çözülme olayları, organik maddenin toprağa karışması ve taşıma olayları ile devam etmekte ve sonuçta çeşitli horizonlardan ibaret bir toprak profili oluşmaktadır. JENNY toprak oluşumunda etkili olan faktörleri; ana kaya, iklim, organizma, topografya ve zaman olarak beş madde altında toplamıştır.
( www.genbilim.com )
1. ANA MATERYAL
Toprakların
oluşması için öncelikle ana materyalin ayrışması ve çözülmesi
gerekmektedir. Ana materyalin çözülmesi ile bir çok mineraller ve
elementler açığa çıkmaktadır ve bunların toprak suyunda eriyik hale
geçmesi ile de bitkiler beslenmekte ve böylece toprakta organik
faaliyetler bunu takibende organizmalar etkili olmaktadır.
Yer
yuvarlağının kara bölgelerini saran kıtasal kabuğun kalınlığı genel
olarak 35-70 km arasında değişmektedir. Bu kıtasal kabuğun bileşiminde
2 000’ i aşkın mineral ve 100’den fazla element bulunmaktadır.
Dünyamızın
kabuğunda en fazla bulunan element, kabuk ağırlığının % 46.5’ ini ve
hacminin % 94’ ünü oluşturan oksijendir. Oksijen, kabukta olduğu gibi,
toprakta bulunan inorganik elementlerin kaynağını teşkil etmektedir.
Oksijenden sonra gelen silisyum kabuk ağırlığının % 28.9’ unu hacminin
ise % 0.88 ‘ini oluşturmaktadır. Silis, magmanın soğuması sırasında
kuvars halinde magmatik kayalara yerleşmiştir. Alüminyum, kabuk
ağırlığının % 8.3’ ünü teşkil eder; toprakta kil minerallerinde
bulunduğu gibi mika ve feldspatlar halinde kayaların bünyesinde
bulunur. Bu üç element, oksijenle birleşerek oksitleri oluşturmaktadır.
Bundan
sonra gelen elementlerden Ca, Na, K, Mg primer olarak volkanik
kayalardaki feldspatlarda bulunmaktadır. Yukarıda bahsi geçen sekiz
element kabuk ağırlığının % 98.6’ sını hacminin ise neredeyse % 100’ e
yakın kısmını oluşturur.
Kayalar pekişmemiş mineral
parçalarından oluşmaktadır. Bunların tam ayrışmamış kısımları toprak
profili boyunca yüzeyden alta doğru azalan miktarda yer yer küçük ve
büyük parçalar halinde görülebilir. Kayaların toprak oluşumu üzerindeki
etkilerini açıkça belirtmek için volkanik, metamorfik ve tortul olmak
üzere üç gruba ayırarak inceleyebiliriz.
1.1. Volkanik Kayalar
Magmanın
yerin derinliklerinde ya da yeryüzüne çıkarak soğumasıyla oluşan
kayalara volkanik ya da magmatik kayalar denir. Eğer magma yerin
derinliklerinde soğuyorsa granit, gabro gibi iri mineralli plütonik
kayaçlar oluşmaktadır. Yeryüzüne çıktıktan sonra soğuyorsa bunlara da
volkanik kayaçlar denir. Örneğin andezit, bazalt... Volkanik kayaçların
ayrışmasıyla oluşan topraklar mineral maddeler bakımından zengin
olmaktadır. Bunun en önemli sebebi bu kayaçlar içindeki feldspatlar ve
mikalardır. Granitin ayrışmasıyla oluşan topraklar hem kaba tekstürlü
hem de besin maddeleri yönünden zengindir. Bazik kayalar üzerinde ise
orta bünyeli besin maddeleri bakımından zengin su tutma kapasitesi
yüksek olan topraklar oluşmaktadır.
1.2. Tortul Kayaçlar
Volkanik
veya metamorfik kütlelerin dış kuvvetlerin etkisiyle aşınıp taşınması
ve yeryüzünün çukur sahalarında (Göl, deniz veya havza tabanları)
birikmesi ve diajenez geçirmesi sonucunda oluşan kayalara tortul
kayalar denir. Bu kayalar kökenlerine göre kırıntılı, organik ve
kimyasal olmak üzere üçe ayrılırlar.
Deniz, göl ya da havza
tabanlarında biriken kum, mil ve kil boyutundaki malzemelerin pekişmesi
sonucunda oluşan taneli kayaçlara kırıntılı veya klastik tortul
kayaçlar denir. Kum taşı, mil taşı, kil taşı ve konglomera bu sınıfa
örnek olarak verilebilir.
Sularda yaşayan foraminifer, alg,
mercan gibi kireçli; radyolaria, diatome gibi silisli canlıların
öldükten sonra iskeletlerinin yığılmasıyla oluşan kayaçlara organik
tortul kayaçlar denir. Ayrıca bitkilerin oksijensiz ortamda yanmasıyla
oluşan kömür de bu sınıftadır.
Sularda eriyik halde bulunan
kireç, çeşitli tuzlar, silislerin çökelmesiyle oluşan kayaçlara
kimyasal tortul kayaçlar denir. Kalker, jips, dolomit vb. bu
sınıftandır.
1.3. Metamorfik Kayaçlar
Tortul
ya da volkanik kayaların yüksek basınç, sıcaklık ya da gerilmeler
sonucunda başkalaşması ile oluşan kayalara metamorfik kayalar denir.
Mermer, gnays, kuvarsit gibi kayaçlar bu sınıftandır.
Yukarıda
kısaca oluşum ve özellikleri belirtilen çeşitli kayalar, değişik
şekilde fiziksel ve kimyasal yoldan ayrışmaya ve çözülmeye uğrar.
Kayaların çözülmesinde etkili olan faktörler;
Homojenlik durumu;
çok çeşitli minerallerden oluşan kayalar bir yada iki mineralden oluşan
kayalara göre daha çabuk parçalanırlar.
Erimeye karşı olan
direnç durumu; çimentosu silisli veya içerisinde silis miktarı fazla
olan kayalar ayrışmaya karşı dirençli iken, kireçli yada jipsli kayalar
daha kolay ayrışmaktadır.
Pekişme durumu; bir çimento maddesi ile pekişmiş kayalar gevşek tortullara nazaran daha güç ayrışmaktadır.
Kopma
direnci ve kohezyon durumu; kayalardaki malzemelerin birbirine bağlanma
durumu ve kopma direncide ayrışmayı etkilemektedir. İçerisinde fazla
miktarda kil bulunan kayaçlar ayrışmaya daha dirençlidir.
Gözeneklilik
ve geçirgenlik; Kayalarda gözeneklerin fazla olması, suyun kayanın iç
kısımlarına kadar nüfuz etmesine ve çözülmenin şiddetlenmesine yol
açmaktadır.
Ana materyal faktörü; nemli iklimlerden kurak
iklimlere doğru gidildikçe toprak tiplerinin tayin edilmesinde önemli
ölçüde artmaktadır.Yani ana kaya faktörü kurak iklim bölgelerindeki
toprakların oluşumunda daha etkidir. Çünkü bu sahalarda yeteri kadar
yağış görülmemesi ayrışma ve taşınma olaylarının yavaşlamasına yol
açmaktadır. Bunun yanında nemli iklim bölgelerinde çözülme ve çözülen
maddelerin taşınması daha hızlı cereyan ettiğinden, ana kaya faktörünün
etkisi azalmaktadır.
2. ORGANİK FAKTÖRLER
Kayaların çözülmesiyle
açığa çıkan besin maddelerine bağlı olarak saha bitki örtüsü tarafından
yavaş yavaş örtülmeye başlar. Yosun, liken, çalı ve ağaçların sahaya
yerleşmesi ile; bitki kökleri ve bitki artıklarının toprağa karışması
ve humuslaşma ile birlikte oluşan çeşitli organik asitler parçalanma ve
ayrışmayı daha da ilerletir. Böylece bitki örtüsü ve onunla birlikte
gelen toprak canlıları, toprak oluşumunda önemli bir safhayı
başlatırlar.
Güneşten gelen enerjinin % 0.01’i bitkiler
tarafından kullanılmaktadır. Işığın en önemli etkisi, fotosentezi
sağlamasıdır. Bu sayede organik maddenin oluşumu gerçekleşmektedir.
Nitekim, yeşil bitkiler, güneş ışınlarından aldığı enerjiyi kullanarak,
yapraklardaki klorofil yardımı ile havanın CO2 ini ve yapraklara kadar
gelen suyun birleşmesi ile organik maddeleri üretirler. Bu olaya
fotosentez denilmektedir.
Topraktaki bitkilerin ayrıştırılması
ile humus ve onunda ayrıştırılması ile humus maddeleri oluşmaktadır.
Her ikisine birden toprağın organik maddeleri denilmektedir. Humus
organizmalar tarafından toprağa karıştırılır. Humusun toprağa
karışmasından sonra ise toprak faunası ve mikro organizmalar, kolay
ayrışabilen şeker, polisakkarid, protein ve yağları alırlar. Bu olaya
mineralizasyon denilmektedir.
2.1. Mikroflora
Topraktaki
mikroflora içerisine giren bakteriler, organik maddeleri parçalama,
azotu tespit etme ve bitki beslenmesi yönünden çok büyük öneme
haizdirler. Toprak içerisinde bazen milyonlarca hatta milyarlarca
bulunurlar. En küçük toprak parçasından daha küçüktürler. Bir gram
toprak içerisindeki bakteri sayısının 1 milyon ile 4 milyar arasında
değiştiği bilinmektedir.
Bakteriler, gerek toprak açısından
gerekse de bitkilerin beslenmesi yönünden çok önemli yer tutan organik
değişmelere sebep olmaktadır. Bundan başka bakteriler, nitrifikasyon,
kükürt oksidasyonu ve nitrojen tespitinde çok büyük rol oynamaktadır.
Bakterilerin faaliyeti bir müddet için duracak olursa, yüksek bitkiler
ve hayvanlar alemi çok geçmeden son bulabilir.
2.2. Mikrofauna
Protozoa,
hayvan hayatının en basit şekli olup, bakterilerden büyük ve tek
hücrelidir. Bunların bir kısmı koloniler meydana getirirler. Bunlar
içinde cillat, flagellat, amip ve cryt’ler sayılabilir. Protozoalar
dünyanın çoğu yerinde bulunmaktadır ve bir hektar topraktaki ağırlığı
170-335 kg civarındadır.
Mikrofauna ve mikrofloralar, bir gram
toprakta milyonlarca sayıda bulunmaktadır ve toprak dahilindeki hızlı
ve hareketli yaşamı gösterir. Bu mikroorganizmaların toprak üzerindeki
önemi, organik kalıntıları elementar bileşimlerine ayırmasını, mineral
iyon değiştirmesini ve bitkilere faydalı nitrojeni sağlamasıdır.
2.3. Mezofauna
Silindirik
kurt ve solucanlar, topraktaki mezofaunayı oluşturmaktadır. Bu canlılar
gözle görülememektedir. Bir dönüm toprakta milyonlarca sayıda
bulunmaktadır ve özellikle çayır alanlarında çok sayıdadırlar (km² de
20 milyon). Çoğu türleri toprak yüzeyine yakın yerlerde yaşamaktadırlar.
Mezofaunanın
çoğu besinlerini ayrışmış organik maddelerden almakta ve fungileri
yemektedir; bazıları faydalı , bazıları ise zararlıdır. Zararlıların
tesiri bitki köklerine olmaktadır. Bunlar esas olarak bitki
döküntülerini yemekte ve bunlara bakteri ve fungilerin yerleşmesine
engel olmaktadır.
2.4. Makrofauna
Bu
gurubu toprak kurtları ve solucan türleri oluşturmaktadır. Bu canlılar
gözle görülebilmektedir. Toprak kurtları en kuru ve en çok asit
topraklar dışında toprak faunasının anasını tekil ederler. Bol miktarda
bitki artıklarını parçalar ve yerler. Bu organik maddeler, kurtların
sindirim sistemlerinde humifiye olmaktadır. Kurtlar toprak faunasının
en büyüğü ve en ağırıdır. Kurtlar kireç bakımından zengin olan
topraklarda çok sayıda bulunmaktadır. Kuru kumlu topraklarda veya
anaerobik şartlar altında, pH derecesinin 4.5’in altında olduğu
topraklarda nadir olarak bulunurlar. Yeni Zelanda da kireç yönünden
zengin eski mera toprağının 1 ha’ ında 8 milyon kurt veya solucan
tespit edilmiş olup, bunların ağırlığı aynı mera üzerinde otlayan
koyunların ağırlığına eşittir.
Darwin’e göre yaklaşık 1 dönüm
arazideki kurt dışkılarının toplamı 10 tona ulaşmaktadır. Ve bu dışkı
miktarı 1 yılda toprak yüzeyini 0.5 cm kadar bir kalınlıkta
kaplamaktadır. Solucanların vücudundan geçen toprak miktarı ortalama
olarak 10 tonu aşmaktadır. Solucanlar, suda durulan ince mil ve kaba
kil boyutundaki nötral humus bakımından toprak yüzeyini
zenginleştirmektedir. Dışkılar toprakta bulunandan daha fazla humus,
hava ve değişebilir bazlar ihtiva etmektedir. Ayrıca yüksek pH
derecesine ve fazla miktarda nitrata sahiptirler. Bu canlıların açmış
oldukları kanallar vasıtasıyla havanın derinlere kadar nüfus etmesi
sağlanır, ayrıca bu kanallar boyunca su ve köklerinde yayılması
kolaylaşır. Böylece toprak kurtları özellikle solucanlar sadece bitki
artıklarının fiziksel ve kimyasal ayrışmasını değil, aynı zamanda diğer
toprak faunasına kıyasla toprağın mekanik yoldan karışmasını da
mükemmel bir biçimde sağlar. Kuşlara gelince bunlar toprak
solucanlarını, kurtlarını, en küçük mezofauna ve ağaç böceklerini
yerler. Bunların dışkıları bitkilere besin sağlamaktadır.
2.5. Makroflora
Toprak
üzerindeki ağaçlar, çalılar vs. gibi boylu yüksek bitkiler,
mikroklimatik bir ortam oluştururlar ve atmosferden aldığı gazları
toprağa verirler ve gazlardan katı olan odunsu maddeler üretirler. Bu
yüksek boylu bitkilerin köklerinin açtığı kanallar boyunca su derinlere
kadar sızar ve ayrıca kökler, kendi başlarına ana materyalin fiziksel
ve kimyasal yönden ayrışmasını, çözmesini sağlarlar. Diğer taraftan
dal, yaprak ve diğer organik artıkların özellikle mikroorganizmalar
tarafından ayrıştırılması ile toprağın ana organik maddesi oluşur.
Toprakta
bulunan organik madde dört ayrı grup halinde değerlendirilebilir.
Bunlar, az ayrışmış organik madde, bitki artıkları, mobil humus ve
organik maddedir.
Topraktaki organik madde gerek toprak üzerine
dökülen bitki artıklarının gerekse köklerin mikroorganizmalar
tarafından ayrıştırılması sonucunda teşekkül etmektedir. Önce organik
maddeler ayrışarak humusu oluşturmakta sonra bunların ayrışması ile
organik maddenin bünyesinde bulunan elementler toprağa karışmakta ve
bitkiler tarafından besin maddesi olarak alınmaktadır. Bu haliyle
organik maddeler bitkilerin ana besin kaynakları arasında yer
almaktadır. Organik maddenin ayrışması ile açığa çıkan çeşitli asitler,
toprağın oluşumunun ilerlemesi ve özellikle mineral maddelerin
ayrışmasını ilerletir, ayrıca toprakta iyon alışverişinin hızlandırır.
Toprağa
organik maddenin karışması ile mikroflora, mikrofauna, mezofaunaya ait
canlılar, toprağın bünyesine yerleşmekte ve bu canlılar toprakta
fiziksel ve kimyasal olayların, gerek toprak oluşumu ve gerekse bitki
beslenmesi yönünden ilerlemesine son derece faydalı olmaktadır. Mesela
solucanların dışkıları toprağı organik madde yönünden zenginleştirmekte
ve ayrıca toprak dahilinde açtığı kanalcıklardan su ve havanın toprağın
derinliklerine kadar nüfus etmesine ve toprağın fiziksel yönden
karışmasına sebep olmaktadır.
Bitki örtüsünün toprağı tutması,
topraktaki ayrışma olaylarını kısmen kontrol etmesi, organik madde
vermesi yanında topraktan alınan çeşitli elementleri organik bileşikler
halinde bünyesine alması ve bunun ayrışması ile tekrar toprağa vermesi
böylece besin maddelerinin dolaşımını sağlaması açısından büyük önemi
haizdir.
Bu açıklamaların ışığı altında organik maddenin toprak üzerindeki çok önemli etkileri şunlardır:
Toprağın koyu renk almasına sebep olur.
Toprakta taneli yapının miktarını arttırır, su tutma kapasitesini yükseltir.
Mineral
koloitlere nazaran 2-30 defa daha yüksek katyon değiştirme kapasitesine
sahip olduğundan ve toprağın absorbsiyon kapasitesini aşırı derecede
arttırdığından, toprağın yüksek katyon değiştirme kapasitesinde
olmasını sağlar.
Minerallerdeki organik elementlerin çıkmasını
N, P ve S ü organik formda tutulmasını ve ayrıca mineralizasyonu ile
toprağa bitkilere yarayışlı besin maddeleri sağlaması ile toprağın
bitkiler için çok faydalı bir hale gelmesine sebep olur.
3. İKLİM FAKTÖRÜ
İklim, yeryüzünde çözülme,
aşınma, taşınma ve birikme olaylarının cereyan etmesinde dolayısıyla
yeryüzünün şekillenmesinde aktif rol oynamaktadır. İklim elemanlarından
başta yağış ve sıcaklık, fiziksel ve kimyasal ayrışma olayları ile
bitkilerin yetişmesi, gelişmesi ve gerek toprakta gerekse canlı örtüsü
üzerinde tutunan çeşitli mikro ve makroflora ve faunanın yetişmesini ve
faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Nitekim fazla yağış ve sıcaklı
şartları altında, ana materyalin çözülmesi, toprağın yıkanması ve
bitkiyle diğer canlıların aktiviteleri hat safhaya ulaşmaktadır. Bunun
yanında soğuk ve nemli iklim bölgelerinde sıcaklık yetersizliği
yüzünden organik maddenin ayrışması yavaş seyretmektedir; kurak ve
sıcak bölgeler ile yılın büyük bir bölümünün donlu geçtiği yüksek
enlemlerde pedojenez çok yavaş cereyan etmekte ve hatta durmaktadır. Bu
alanlardan sıcak çöllerde, sıcaklı yeterli olmasına rağmen su
yetersizliği hem bitkilerin yetişmesini hem de ayrışma olaylarını
sınırlandırmıştır; bu bakımdan bu sahalarda çok sığ olan toprak katı
organik madde yönünden oldukça fakirdir. Soğuk bölgelerde, zeminde su
bulunmasına karşılık ayrışmayı ve bitki yetişmesini sıcaklık
engellemektedir. Gerçekten dünya iklim haritası ile toprak haritası
birbirine çakıştırıldığında, ana iklim bölgelerine göre oluşmuş büyük
gruplar halinde zonal toprakların yer aldığı görülmektedir. Mesela
sıcak ve nemli ekvatoral-tropikal bölgelerde laterit, soğuk ve nemli
bölgelerde podzol, yarı kurak bölgelerde kestane, çernezyom, kahverengi
ve kurak bölgelerde çöl toprağı bulunmaktadır.
Şu halde çeşitli
ayrışma olayları ve toprak profilinin gelişmesinde iklim faktörleri çok
önemlidir ve bu bakımdan toprak oluşumunda başlı başına bir faktör
olarak ele alınır. Bu arada, atmosferde hüküm süren iklim şartları
toprak dahilinde ve yoğun bir bitki örtüsü altında kısmen değişerek
mikroklima şartları oluşur. Örnek olarak ormanlık sahalarda sıcaklık
değişmeleri açık sahalara nazaran azdır.
Toprak oluşumunda etkili olan iklim elemanları; radyasyon, sıcaklık, toprak sıcaklığı, toprağın donması, yağış, rüzgar vs. dir.
Ana
materyalin çözülme derecesi başta sıcaklık ve yağışa bağlıdır. Nitekim
sıcaklığın yüksek ve yağışın fazla olduğu tropikal bölgelerde ana
materyalin çözülmesi birkaç metre derinliğe ulaşmakta hatta bazen yüz
metreyi aşmaktadır, soğuk kurak ve sıcak kurak çöl bölgelerinden
çözülmüş zon genellikle sığdır. Orta kuşağın ılıman bölgelerinde
çözülmüş zonun derinliği orta derecededir.
Bir bütün olarak
iklim elemanları bitki örtüsünün sahaya yerleşmesini, gelişmesini ve
büyümesini doğrudan etkilemektedir. Dolaylı olarak, çözülme ve toprak
oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Şöyle ki organik maddenin toprağa
karışması ve organik maddedeki elementlerin toprak çözeltisine geçmesi,
bir taraftan ayrışma olaylarının ilerlemesine öte yandan da bitkilerin
beslenmesine yardımcı olmaktadır. Soğuk nemli bölgelerde organik
maddenin toprağa karışması güç olduğu halde, sıcak ve nemli bölgelerde
şiddetli mikroorganizma faaliyetleri organik madde çok çabuk olarak
ayrışmaktadır. Böylece iklim organik maddelerin ayrışmasını kontrol
altına almaktadır.
Toprak horizonlaşmasında ve toprak
derinliğinin artmasında yine iklim faktörleri ön plandadır. Kurak ve
yarı kurak bölgelerde yağış yetersizliği, bir yandan ayrışmanın
ilerlemesini engellerken, bir yandan da toprağın yıkanmasının sınırlı
halde kalmasını sağlamaktadır. Ve bu nedenle toprakta bazların birikimi
artmaktadır. Sıcak nemli bölgelerde topraktan Ca, Na, K, Mg ve hatta
SiO2 vs gibi elementler uzaklaşmakta ve toprakta demir ve alüminyum
oksitler birikmektedir (lateritleşme); soğuk ve nemli bölgelerde humus
asitlerinin de etkisine bağlı olarak SiO2 toprağın yüzey horizonlarında
artmakta, diğer element ve bileşikler önemli ölçüde topaktan
uzaklaşmakta ve toprakta H iyon konsantrasyonu artmaktadır
(podzolleşme). Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde, kapilarite ile
suyun ve suyun içerisindeki eriyik haldeki maddelerin yüzeye çıkması ve
suyun buharlaşması ile eriyik haldeki tuzlu ve alkali maddelerin
yüzeyde birikmesi toprağın tuzlulaşma ve alkalileşmesine yol
açmaktadır. Şu halde, topraktaki yıkanma ve birikme şartlarına
özellikle yağış şartları kontrol altına almaktadır.
Toprağın
erozyonlaşmasında da dolaylı olarak yağış ve rüzgar etkili olmaktadır.
Bitki örtüsünden mahrum çıplak ve eğimli alanlarda yağış şiddeti fazla
olduğu takdirde erozyonlaşma meydana gelmektedir; kurak ve yarı kurak
bölgelerde rüzgar şiddetli özellikle mil ve kaba kil gibi malzemeleri
taşımaya müsaitse rüzgar erozyonu oluşmaktadır.
Bütün iklim
elemanları ve iklim elemanlarının oluşturduğu vejetasyon şartları,
belli iklim ve bitki örtüsü şartlarına göre teşekkül etmiş olan zonal
toprak tiplerinin oluşumunu sağlamaktadır. Bu yüzden yeryüzünün büyük
bölümünde iklim şartlarına göre oluşmuş olan toprak tipleri zonal bir
yayılış göstermektedir.
4. JEOMORFOLOJİK FAKTÖRLER
Toprakların
bulundukları yerde oluşması için topografyanın düz, hafif engebeli
olması ve topraktan suyun sızması gereklidir. Saha eğimli olduğu
takdirde çözülen ayrışan ana materyal sürekli süpürüldüğü için normal
profil yapısı gösteren topraklar oluşmamaktadır. Ayrıca aşınan
malzemelerin biriktiği sahalarda da toprak oluşumu sekteye uğramaktadır.
Dağlık
ve engebeli alanlarda yüksekliğin artması, bakı şartları gibi
etkenlerde toprak oluşumu üzerinde etkili olur. Bu yüzden farklı
yükselti ve bakı şartları altında farklı toprak tipleri oluşur.
Özellikle bir dağ yamacı boyunca yükseltiye bağlı olarak farklı
özellikte toprak kuşakları oluşur. Yükselti ve bakı şartlarının sık sık
değiştiği engebeli dağlık alanlarda farklı toprak tipleri yatay ve
dikey mesafelerde bulunurlar. Bu nedenle toprak oluşumunda topografya
(yükselti, eğim, bakı) şartları önemli rol oynar.
Yükselti Faktörü;
Herhangi bir sahada yükseltinin artması ile sıcaklık düşer ve belli bir
yükseltiye kadar yağış artar. Yükseltinin iklime etkilerine bağlı
olarak bir dağ yamacı boyunca farklı toprak kuşakları görülür.
Yükseklere doğru sıcaklığın düşmesi ve kısmen de yağışın artması ile
toprak yüzeyinde organik maddenin biriktiği ve yıkanmanın daha fazla
olduğu asit reaksiyonlu, hatta podzolleşmiş topraklar görülür.
Eğim Faktörü;
Herhangi bir sahada eğimin artması ile çözülen malzemeler, yerçekimi,
donma ve çözülme ile yüzeysel akıma geçen suların etkisi ile devamlı
süpürülmeye uğrarlar. Bu yüzden eğimli alanlarda ancak orman ve sık
çayır örtüsü altında sığ topraklar yer alır. Dolayısıyla buralarda ana
materyalin etkili olduğu intrazonal topraklar yer alır. Dolayısıyla
eğim olgun yani A-B horizonlu toprakların oluşumunu sınırlamaktadır.
Bakı Faktörü;
Bakı faktörü güneşten gelen radyasyonun alınması üzerinde etkili
olduğundan, farklı bakılara sahip yamaçlar arasında ısınma dolayısıyla
da nemlilik şartları değişik olur. Bu ise bitki örtüsünün yerleşme,
çözülme ve buna bağlı olarak toprak oluşumunu etkilemektedir. Ülkemizde
dağların kuzey ve güney yamaçları arasında toprak oluşumu yönünden son
derece önemli farklılıklar bulunmaktadır. Çünkü güneye bakan yamaçlar
güneş ışılarını daha dik aldığı için fazlaca ısınmakta ve nispeten
kurak ortam oluşurken kuzey yamaçlarda ise daha nemli şartlar hüküm
sürmektedir. Buda toprak oluşumu üzerinde etkili olmaktadır. Bakının
bir diğer etkisi yağı üzerinde olup, yağışın geldiği cephelere açık
olan yamaçlar daha fazla yağış aldığı için yıkanma fazla olmakta
dolayısıyla buralardaki topraklar asit reaksiyon göstermektedir. Diğer
yamaçlarda ise yağış ve yıkanma az olduğundan topraklar alkalen
reaksiyon göstermektedir.
5. ZAMAN FAKTÖRÜ
Toprakların
olgun bir profil yapısına ulaşması için ana materyalin çözülmesi,
ayrışan kat üzerinde bitkilerin ve diğer toprak canlılarının
yerleşmesi, organik maddelerin parçalanarak humusa dönüşmesi ve toprağa
katılması ile toprakların horizonlaşması için yüzlerce hatta binlerce
yıllık bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu bakımdan zamana bağlı
olarak toprakların oluşumunda şu devreler ayırt edilir;
5.1. Başlangıç Safhası : Bu safhada ana materyal henüz yeterince ayrışmamıştır.
5.2. Gençlik Safhası : Ayrışma başlamış olmasına rağmen henüz ana materyalde ayrışma yeteri kadar ilerlememiştir.
5.3. Olgunluk Safhası
: Toprak oluşumu ilerlemiş, üst katta yıkama ve alt kata birikmeye
bağlı olarak toprak kütlesinde horizonlaşma başlamıştır. Bu arada
ayrışmadan ötürü kil oluşmuş ve de üst horizondan alt horizona önemli
ölçüde taşınmıştır.
5.4. İhtiyarlık Safhası :
Ayrışma son safhasına ulaşmış, ana materyalden kaynaklanan maddelerin
çoğu topraktan uzaklaşmış, ancak ayrışmaya karı dirençli olan kuvars ve
silisli maddeler toprak bünyesinde kalmıştır, dolayısıyla da toprak
besin maddeleri yönünden fakirleşmiştir.
İşte yukarıda
belirtilen safhaların oluşabilmesi için başta toprağın oluştuğu
sahadaki iklim şartları ve bitki örtüsü özelliklerine göre oldukça uzun
sayılabilecek zamana ihtiyaç vardır. Burada şunu hemen belirtelim ki
belli bir kalınlıkta toprağın belli bir zaman diliminde oluştuğunu
söylemek mümkün değildir. İklim ve bitki örtüsü şartları göre bu zaman
büyük değişme göstermektedir.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Toprağı oluşturan faktörler
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |