Ara
17
2007
|
Heyelan |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 17 Aralık 2007 |
Okunma: 713 kez
Kayalardan, döküntü örtüsünden veya topraktan oluşmuş kütlelerin, çekimin etkisi altında yerlerinden koparak yer değiştirmesine Heyelan denir. Bazı heyelanlar büyük bir hızla gerçekleştikleri halde bazı heyelanlar daha yavaş gerçekleşirler. Heyelanlar yer yüzünde çok sık meydana gelen ve çok yaygın bir kütle hareketi çeşididir ve aşınmada önemli rol oynarlar.
( www.genbilim.com )
Büyük heyelanlar aynı zamanda topografyada derin
izler bırakırlar
HEYELANA NEDEN OLAN ETKENLER
1. Kuvvetli Eğim
Eğimlerin
fazla olduğu sahalarda heyelan riski artmaktadır. Bazı sahalarda fay
yamaçları dik eğimlerin oluşmasına neden olarak heyelanları
kolaylaştırırlar. Yine insanlar kanallar ve yollar açarak yada yol ve
maden kazılarından çıkan toprakları denge açısına erişmiş bulunan
yamaçlar üzerine atarak heyelan oluşumuna neden olan koşulları
hazırlarlar. Gevşek unsurların denge açısını her hangi bir nedenle
aştığı durumlarda heyelan oluşur.
2. Su İle Doygunluk
Heyelanlar
yağışlı veya zeminin ıslak olduğu mevsimlerde meydana gelirler.
Şiddetli veya devamlı yağmurlar yahut karların erimesi, kayaların içine
bol miktarda suyun sızmasına olanak verir. Bunun sonucunda plastisite
ve likidite sınırlarına erişilir ve herhangi bir nedenle oluşan
sarsıntı sonucunda heyelan meydana gelir. Su, ayrıca denge açısını
küçülterek, ağırlığı arttırarak ve sürtünmeyi azaltarak heyelanı
kolaylaştırır.
3. Kaya Yapısı
Plastisite,
likidite sınırları malzemenin yapısına sıkı bir şekilde bağlıdır.
Çeşitli kil türlerinde plastisite birbirine yakın ancak likidite
değerleri birbirinden çok farklıdır. Örneğin bu bakımdan en düşük
değeri gösteren kaolin kili, en az su ile likidite sınırına erişen yani
heyelana en uygun olan kil türüdür.
Çeşitli depolarda az yada
çok kil vardır. Bunun oranı ve türü heyelan olayını arttıran yada
azaltan yani heyelanların yayılış alanlarını belirleyen başlıca
faktörlerden birisidir. Bu nedenle killi formasyonların, fliş, marn ve
tüf gibi depoların yaygın olduğu sahalarda heyelan çok fazla görülür.
Buna karşılık kalker ve bazalt gibi kayalarda heyelan seyrek
görülmektedir.
4. Tektonik Yapı
Tektonik
yapı ile heyelan arsında çok sıkı bir ilişki vardır. Tabakaların yamaç
eğimine paralel olarak dalmaları, heyelanları kolaylaştırır. Özellikle
tabakalar arasında killi bir seviyenin varlığı önemli rol oynar. Kar
veya yağmur sularının toprağa sızması sonucunda plastik veya likit hale
geçen kil tabakasının üzerindeki kütleler çekim gücüne uyarak, toptan
aşağıya doğru kayabilirler. Kayaların diyaklazlarla derin ve sık bir
şekilde parçalanmış olması da heyelanı kolaylaştıran koşullar arsında
sayılabilir.
Heyelanlar, yukarıda sayılan nedenlerin birisi veya
birkaçının etkisiyle oluşurlar ve bazen topografyada çok önemli
değişikliklere neden olurlar. Kayan kütlenin koptuğu yerde genellikle
hilale benzer bir kopma yarası oluşmaktadır. Buradan ayrılan maddeler
genellikle akış hareketini andıran şekiller gösteren ve çoğu kez
üzerinde kapalı çanakçıklar bulunan bir yığın halinde aşağıya doğru yer
değiştirirler ve heyelan kütlesinin gövdesini oluştururlar.
Bu
kütle bazen bir akarsuyun yatağını tıkayarak bir Heyelan Setti Gölü
oluşmasına yol açar. Örneğin Tortum Gölü, heyelanla Tortum vadisinin
tıkanması sonucunda meydana gelmiştir. Ayrıca heyelanlar sonucunda,
yamaçlarda taraçalara benzer basamaklar oluşabilir.
HEYELAN ÇEŞİTLERİ
Genel
olarak heyelan terimi ile açıklanan bu hızlı kütle hareketleri asıl
heyelanlar, göçmeler ve toprak kaymaları olmak üzere üç tipe
ayrılabilirler.
1. Asıl Heyelanlar
Bunların
oluşumunda su, hazırlayıcı bir rol oynar. Fakat asıl heyelan kütlesi,
su ile hamurlaşmış halde değildir. Kuru bir kütle halinde, fakat
kaymaya uygun bir zemin üzerinde yer değiştirmiştir. Bu tip heyelanlar
ülkemizde sık sık oluşurlar. Bu heyelanların en büyük olanları,
genellikle bol yağışlı ve dik eğimli sahalarda, özellikle kuvvetle
yarılmış, nemli ve litoloji bakımından da elverişli olan Kuzey Anadolu
dağlık alanında oluşmuştur.Geyve, Ayancık, Sinop çevresi, Maçka,
Of-Sürmene ve Trabzon-Sera heyelanları bunların başlıcalarındandır.
Sera
Heyelanı, Trabzon şehrinin 10 km kadar batısında Sera Köyü yakınlarında
1950 yılında oluşmuştur. Heyelanın oluşmasından bir hafta kadar önce,
Sera vadisinin dik yamaçlarında derin yarıklar oluşmuş, topografya
küçük ölçüde bazı değişikliklere uğramıştır. Fakat asıl heyelan, birkaç
dakika gibi kısa bir zaman içinde ve şiddetli bir gürültü ile birlikte
oluşmuştur.
Bir kısmı akış şekilleri gösteren, fakat asıl olarak
kayma yüzeyleri boyunca yer değiştiren kütlenin ortalama uzunluğu 650
m. genişliği 350 m., kalınlığı ise 65 m. kadardır. Böylece Sera
heyelanı sonucunda 15 milyon m³ hacminde kaya ve döküntü yer
değiştirmiştir. Bu heyelan kütlesi Sera deresinin vadisini tıkamış ve
burada 4 km. uzunluğunda, ortalama 150 m. genişlikte ve 55 m.
derinliğinde oldukça büyük bir set gölü oluşmuştur.
Araştırmalar,
bu heyelanın oluşumunda normalden daha fazla yağışlı geçen kış mevsimi
ile karların hızla erimesine neden olan Föhn karakterinde güney
rüzgarlarının etkisi olduğunu göstermektedir. Bu yolla zemine çok fazla
oranda su sızmıştır. Zaten bu sahada çözülme çok derinlerde olduğu
gibi, andezitik kayalar ve yastık lavlar derin diyaklazlarla yarılmış,
aralarındaki bağlar gevşektir. Bu durum, su ile doygunlaşan arazinin
kaymasını ayrıca kolaylaştırmıştır. Bundan başka, yamaç eğimlerinin çok
fazla olması ve özellikle Sera deresinin yamacın alt kısmını oyması
heyelanın oluşumunda rol oynamış olmalıdır.
2. Göçmeler
Heyelanın
hareket bakımından farklı bir başka tipini oluştururlar. Bu tip heyelan
bir kaşığa benzeyen konkav kopma yüzeyleri boyunca dönerek yer
değiştiren kısımlardan oluşur. Kayan kısımlardan her biri, geriye doğru
çarpılır. Bunu sonucunda, kayan kütlelerin ilksel eğimleri değişir ve
bunların yüzeyleri kopma yarasının bulunduğu tarafa doğru yeni bir eğim
kazanır. Yamaçların alt kısımlarının akarsular, dalgalar gibi etkenler
tarafından fazla oyulması göçme şeklindeki heyelanların başlıca
sebebidir.
Falezlerin ve yamaçların gerilemesi, menderes
halkalarının büyümesi sırasında alttan oyma sürecine bağlı olarak sık
sık göçmeler oluşur. Göçmüş kütleler veya bloklar büyük oldukları
durumda, bunlar arasında küçük göller veya yamaçlarda taraçalara benzer
sahanlıklar oluşur. Küçük ve Büyük Çekmece göllerinin kenarlarında ve
bu iki göl arasındaki deniz kıyısı boyunca bu tür göçmelerin tipik
örnekleri yaygındır.
3. Toprak Kaymaları
Bunlar
heyelanın, bazı bakımdan çamur akıntılarına benzeyen bir türüdür. Fakat
çok yavaş oluşmaları, belli bir yatağa bağlı olmamaları ve içerdikleri
suyun çok daha az olması gibi farklarla çamur akıntılarından
ayrılırlar. Geriye doğru eğimlenme göstermediklerinden dolayı da,
yukarıda açıklanan göçmelerden farklı oldukları görülür. Toprak
kaymaları, su ile doygun hale gelen ve bu şekilde bütünü ile
kayganlaşan yüzeysel depoların, döküntü örtüsünün veya toprakların yer
aldığı yamaçlarda oluşur.
Bu şekilde bir kopma yarası ve kıvamlı
bir hamur gibi yer değiştiren bir heyelan kütlesi meydana gelir. Bu
açıklamalardan anlaşılacağı üzere, toprak kaymaları asıl heyelandan
daha yüzeyseldir; aslında toprak tabakasını ve onun altındaki döküntü
örtüsünü ilgilendirir. Bu kütle hareketinin en yaygın olduğu sahalar,
litoloji bakımından da uygun olmak koşulu ile nemli iklim bölgeleridir.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Heyelan
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|