|
Yeryüzü şekillerinin oluşumu |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazartesi, 17 Aralık 2007 |
Okunma: 937 kez
Yeryüzü şekillerinin oluşması ve değişmesi hem iç, hem de dış güçlere bağlıdır. Yüzeydeki yükselmelere dünyanın içindeki güçler, yani iç güçler yol açar. Buna karşılık dış güçler, yani su, rüzgar ve buz bu yükseltileri yeniden düzleştirmeye çalışır. Tektonik ve mağmatik olaylar, arazi yapılarının farklılığı ve dış güçlerin farklı etkileri çok çeşitli yeryüzü şekillerinin oluşmasına yol açar.
Güçlerin Etkisi
Dünya’nın
kabuğunun soğumasından bu yana sürekli yinelenen bir süreç söz
konusudur. İç güçler yüzeyde yükseklik farklılıklarına neden olurken,
yani dağlar, kayalar, çukurlar, yanardağlar ya da başka yükseltiler
oluştururken, dış güçler de bunları sürekli biçimde aşındırır, yontar
ve doldurur. Güneş enerjisinin ve iklim etmenlerinin (sıcaklık farkı,
yağış, rüzgar vb.) etkisi altındaki jeolojik süreçler dış güçleri
oluşturur.
Aşınma
Çevre koşulları bir
yüzeyin çeşitli biçimlerde aşınmasına neden olabilir. Bunlar ortaya
çıkış biçimlerine göre fiziksel-mekanik, kimyasal, biyolojik ve
biyokimyasal aşındırmalar olarak sınıflandırılabilir. Aşınmanın
derecesi o çevrenin iklim ve hidroloji koşullarına bağlı olarak değişir.
Fiziksel-mekanik
aşınmaya buharlaşmanın çok, yağışın az olduğu kurak bölgelerle
yağışların genellikle kar biçiminde düştüğü yerlerde rastlanır. Deniz
kıyılarında da bu tür aşınmalar görülebilir. Yağışın bol ve sıcaklığın
yüksek olduğu yerlerde ise kimyasal aşınma söz konusudur. Bu tür
aşınmalar özellikle tropik bölgelerde çok etkilidir.
Günlük ya
da yıllık sıcaklık farklılıkları kayaların yüzeyinde gerilimlere neden
olarak onların kırılarak ufalanmasına yol açar. Ayrıca gene bu nedenle
ortaya çıkan küçük çatlakların arasına giren sular buz, tuzlar da
kristal oluşturarak kayayı parçalar. Rüzgar, su ve buzun da aşındırıcı
etkisi vardır. Bunların taşıdığı katı cisimler kayalara vurarak
ufalanıp parçalanmasına neden olur.
Kimyasal aşınma daha çok suyun
ve ona karışmış olan asitlerin etkisiyle ortaya çıkar. Örneğin, tuz
içeren kayaçlar yalnızca suyun etkisiyle çözülebilir. Buna karşılık
kireçtaşlarının eriyebilmesi için daha güçlü asitler gereklidir.
Ötekilerle
karşılaştırıldığında hayvanlarla bitkilerin yol açtığı biyolojik ve
biyokimyasal aşınmanın önemsiz olduğu görülür. Aşınma genel olarak
toprak oluşumunda da önemli rol oynar.
Sürüklenme ve Taşıma
Kopan
parçaların bulundukları yerden uzaklaştırılmasına sürüklenme denir.
Sürüklenme çoğu kez ışınmayla birlikte ortaya çıkar ve bunun sonucunda
aşınan yüzey yeniden aşındırıcı güçlerin etkisi altına girer.
Sürüklenme kütleçekiminin, suyun akım gücünün, buzun itici gücünün ve
rüzgar hareketinin artık hiçbir şeyi hareket ettiremeyeceği noktada son
bulur. Bu nedenle bazen dağların yakınındaki çukurlarda ya da dağların
eteklerinde sürüklenmiş parçalara rastlanır.
Doğa güçlerinin bu
parçacıkları daha uzaklara götürdükleri de olur, buna taşıma denir.
Özellikle ırmaklar kopardıkları parçaları çok uzaklara götürebilir.
Suyun aşındırıcı gücünün etkisiyle oluşmuş “V” biçiminde vadilere
rastlanabilir. Su gibi buz da kayalardan parçalar koparıp uzaklara
taşıyabilir ve “U” biçiminde vadiler oluşturabilir. Denizin taşıyıcı
etkisi dalgalar, gelgit ve akıntılarla ortaya çıkar. Rüzgar ise
özellikle koruyucu bitkilerin olmadığı kurak bölgelerde büyük zararlar
verebilir ve küçük parçaları binlerce kilometre uzağa taşıyabilir.
Tortullaşma ve Yeniden Oluşum
Taşınan
parçaların bir yerde çökelmesine tortullaşma denir. Büyük parçalar
dağlarla düzlükler arasındaki sınır bölgesinde çökelerek teraslar
oluşturur. Daha küçük parçacıklar ise eğer kara parçası üstünde bir
yerde çökelmemişlerse, denize ulaşır. Irmakların taşıdığı parçalar
kıyılarda deltalar oluşturur. Kıyıya yakın bir yere çökelmeyen parçalar
ise daha uzaklara giderek denizin dibinde birikir. Milyonlarca yıl
süren bu taşıma ve biriktirme bir süre sonra yerkabuğuna baskı yaparak
iç güçleri harekete geçirir, bunlar da yeniden yükseltilerin ortaya
çıkmasına neden olur.
Dünya’mız son 570 milyon yıldan beri üç büyük
orojenez, yani dağoluşumu yaşamıştır. Bunların hepsi de yukarda
anlatılan aşınma ve biriktirme sonucu iç güçlerin hareketiyle ortaya
çıkmıştır. Günümüzden yaklaşık 500-408 milyon yıl önceki Kaledoniyen
dağoluşumu sırasında İskoçya, Norveç’teki dağlar, 387-248 milyon yıl
önceki dağoluşum sürecinde Apalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, 213
milyon yıl önce başlayan son dağoluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık
Dağlar ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Yeryüzü şekillerinin oluşumu
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |